Soykırıma sessiz kalma: 5 Temmuz Ürümçi Katliamı basın açıklaması

Güncel
qha muhabir
28 Haziran 2022, 18:23
qha muhabir
28 Haziran 2022, 18:23

Doğu Türkistan’ın Ürümçi şehrinde 5 Temmuz 2009’da barışçık protestonun kanlı şekilde bastırıldığı Ürümçi Katliamının yıl dönümü münasebetiyle Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması düzenlencek.

Doğu Türkistan’da 5 Temmuz 2009’da gerçekleşen Ürümçi katliamının yıl dönümünde şehitleri anmak ve Çin’in DoğuTürkistan’da uygulamakta olduğu soykırımın durdurulması için çağrıda bulunmak amacıyla, Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği öncülüğünde “Soykırıma Sessiz Kalma” temalı basın açıklaması ve protesto etkinliği düzenlenecek.

Çin’in İstanbul Başkonsolosluğu önünde gerçekleşecek etkinlik 5 Temmuz 2022 (Salı) 11.00’de başlayacak.

5 TEMMUZ 2009 ÜRÜMÇİ KATLİAMI

Doğu Türkistanlılara, Çin Halk Cumhuriyeti ve yönetim organı olan Çin Komünist Partisi tarafından, sistematik baskı ve asimilasyon politikaları çerçevesinde dünden bugüne yaşatılan baskı faaliyetleri, bugün de toplama kampları aracılığıyla devam ediyor. Çin yönetimi, bundan 13 yıl önce sayıları kesin olmamakla beraber, 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Ürümçi şehrinde gerçekleştirdiği katliamla yüzlerce Uygur Türkünü katletmiş ve binlerce Uyguru tutuklayıp kaybettirmişti.

OLAYLARIN ARKA PLANI

O gün gerçekleşen Ürümçi olaylarının arka planında 25 – 26 Haziran 2009’da Çin’in Shaoguan şehrinde yaşanan olaylar vardı. Bölgedeki, bir oyuncak fabrikasında çıkan olaylarda 10’u aşkın Uygur işçi öldürülmüş ve bu görüntüler sosyal medya üzerinden sergilenmişti. Fakat yetkililer bu konuda hiçbir açıklama yapmadı.

BARIŞÇIL PROTESTODAN ÇATIŞMAYA

Doğu Türkistan’da bu olaya tepkiler yükselmeye başladı. 5 Temmuz 2009’da öğrenciler başta olmak üzere binlerce Uygur, yetkililerden olayla ilgili açıklama talep etmek amacıyla barışçıl bir protesto yürüyüşü düzenlediler. Bu protesto yürüyüşüne katılan insanlara Çin Komünist Partisi’nin provokasyonları sonucu sivil kıyafetli askerlerden oluşan Han Çinlileri tarafından saldırıldı. Barışçıl yürüyüş kaosa dönüştü.

YÜZLERCE ÖLÜ, BİNLERCE KAYIP

Olaylardan Uygur protestocuları suçlu bulan yetkililer Çinli kolluk kuvvetlerine ateş emri verdi. Sokaklarda yüzlerce Uygur türkü öldürüldü. Gece yarısı Çinli polis ve askerler Uygur avına çıktı. Binlerce Uygur genç hiçbir gerekçe veya bilgi verilmeden ailelerinden alındı ve o günden bu yana hiç haberi alınmadı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.