Sovyetlerin kanlı geçmişi: ALJİR ölüm kampındaki Kırım Tatar kadınlar

Haberler
Ömer Kaya
31 Ekim 2021, 13:45
Ömer Kaya
31 Ekim 2021, 13:45

Sayısız zulüm ve baskının merkezi olan Sovyetler Birliğinin toplama kamplarına dair bilgi ve belgeler her geçen yıl gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Kanlı rejimin yarattığı yıkımlar halen hafızalardaki yerini koruyor. 1931 yılında Kazakistan’ın Akmol kasabasında kurulan ALJİR toplama kampı, kelimenin tam manasıyla bir ölüm kampıydı. Bu ölüm kampında, onlarca Kırım Tatar aydının eşi hapse mahkum edilmişti. İnsan hayatının hiçe sayıldığı ALJİR ölüm kampına dair bilinmeyenleri Kırım Tatar gazeteci, araştırmacı Zera Bekirova, Kırım Haber Ajansı için derledi.

Kazakistan’ın başkenti Nursultan’dan 30-35 kilometre uzaklıkta bulunan Akmol kasabasında (önceki adı Malinovka) İçişleri Halk Komiserliği (NKVD) Ağustos 1937 tarihinin 15. Kararnamesi uyarınca Karaganda toplama kampı açıldı. Günümüzde adı bir çok kaynakta Rusça A.L.J.İ.R. (Akmolinskiy Lager Jön İzmennikov Rodinı) olarak geçen ölüm kampında, sözde “vatan haini” kadınlar tutuluyordu. Akmol kampında kurulan 26 numaralı özel yerleşim yerinden 1931 yılında sadece Kırımlı 54 aile sürgün edildi. Ancak konuyla ilgili, tek resmi bilginin bu olduğunu söylemekte fayda var. Bunun dışında daha nice aile sürgüne mahkum edildi.

Zera Bekirova ALJİR Toplama Kampı Müzesi’nde

BU ÖLÜM KAMPINDA KIRIM TATAR KADINLAR DA VARDI…

1930’lu yıllarda Sovyet hükumeti, Kırım’da türlü baskılara imza attı. Devletin ileri gelen insanları, aydınlar, Kurultay delegeleri, Milli Fırka üyeleri, Kırım yönetim kademeleri, yazarlar, şairler ve gazeteciler yakalandı. Bu dönemde acil bir kararla “Üçler”(Troyka) Mahkemesi kuruldu. Bu mahkemede nice devlet adamları hapse mahkum olurken, sayısızca aydın da kurşuna dizildi. Sovyet baskısı devletin ileri gelenlerini kurşuna dizmekle kalmadı. Onların aile bireylerini ve yakınlarını da fişledi. Hatta 8 Haziran 1934 tarihinde “Vatan Hainlerinin Ailesi” adı altında 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası uyguladı. Bir kısmını Sibirya’nın uzak köşelerine kadar sürgüne gönderdi.

Sovyetlerin kanlı geçmişi: ALJİR ölüm kampındaki Kırım Tatar kadınlar

1938 yılının başlarında 26 özel “R-17” kampı açıldı. 10 Ocak 1938 yılında ise ilk mahpuslar kampa yerleştirildi. Bu kamp, kadınlar için açılmış bir kamptı. Toplama kampında tutulan kadınları sayısı sekiz bine yakındı. Zaman geçtikçe kamptaki kadınların sayısı on sekiz bine kadar ulaşmıştı. Kadınlar, kampta çok ağır şartlarda tutuluyordu. Kışın eksi kırk derecede donarken, yazın ise kırk dereceye kadar ulaşan sıcaklarda işkence çekerlerdi. Özellikle kışın çok soğuk oluyordu. Kadınlar, ağaç ve kamıştan yatak hazırlayıp üzerinde yatardı. Ayrıca, kampta 6 kışla bulunuyordu, bir kışlalarda 250-350 kadın tutuklu bulunuyordu.

KADINLAR VE ÇOCUKLAR SOVYETLERİN KANLI YÜZÜYLE KARŞI KARŞIYA KALDI

Kampta tutulan kadınlar tek isim ve tek çatı altında çağırılıyordu. Hepsine “vatan haini ailenin üyesi” adıyla özel numara verilmişti. Dolayısıyla ne isim ne de soy isimleriyle kaydedilmişlerdi. Kampta tutulan kadınların arasında üç yaşındaki çocuklarıyla olanlar da vardı. Çocuklar kampta üç yaşını doldurduğunda özel çocuk kamplarına sevk edilirdi. Ne yazık ki, kamp yerinde kadınlar tecavüze uğruyorlardı. Hamile kadınlar doğuramıyordu. Kışın soğuk günlerinde bebekler ve küçük çocuklar soğuktan donarak ölürdü. Çocukların cesetleri bile mezara gömülemiyordu. Kampta bulunduğu yere gömüyorlardı. Hatta ölü cesetler için çöp kutusu vardı. Bazı yerlere de kuyu kazılırdı ve cesetler, bu kuyuya atılmak zorunda kalıyorlardı. Açlıktan ölenlerin sayısı gün geçtikçe çoğalırken yemek sormak yemek rica etmek katiyen yasaktı.

SOVYETLERİN ALJİR KAMPINA ALDIĞI KIRIM TATAR KADINLAR KİMLERDİ?

ALJİR kampına Kırım’dan getirilen kadınların sayısını belirlemek oldukça güç. Kampta gereksiz yere tutulan kadınların arasında  akademisyenler, profesörler, şairler,  Bekir Çobanzade’nin eşi Rukiye Çobanzade, Kırım Pedagoji Enstititü doçenti, şair Abdulla Lâtif’in hanımı Regina Lâtifzade, “Tercüman” gazetesinin muharriri, yazar, dilci, I. Kurultay başkanı Asan Sabri Ayvazov’un eşi Olga Ayvazova, yazar ve tercüman, Kırım Pedagoji Enstitüsü hocası, alim Osman Akçokraklı’nın eşi Zera Akçokraklı, Kırım Tahsil Nazırlığının 1934-1937 yıllarındaki Bakanı Ramazan Aleksandroviç’in eşi Tenzile Aleksandroviç, Kırım Toprak Bakanı Fevzi Musanifin’in eşi Ediye Halaycı Musanif, Kırım Tahsil Bakanı (1937)  Bilal Çagar’ın eşi Lüdmila Çagar, Kırım Sağlık Bakanı, Kırım Devlet Neşriyatı genel müdürü Bilal Çeşmeci’nin eşi Zera Çeşmeci ve diğer devlet adamlarının eşleri vardı. Bu kamplardaki daha nice önemli insanın eşleriyle ilgili araştırmalar sürüyor.

Adı geçen kadınların hepsinin Eylül-Kasım 1937 yılında yakalanmasına karar verildi. 2 Ağustos 1938 yılında ise tutuklandılar. Bu kadınların eşleri, 1938 yılında kurşuna dizilmişti. Kadınların tek suçu, kocalarının faaliyetleri hakkında NKVD’ye haber vermemekti… Dolayısıyla “Vatan hainlerinin eşi” olarak suçlanıyorlardı.

Kadınların kamptaki ve kamptan sonraki hayatı ile araştırmalarım devam ediyor. Örneğin, 17 Nisan 1938 yılında kurşuna dizilen şair, yazar Abdulla Lâtifzade’nin eşi Regina Zayonts yakalandığında onların sadece 5-6 yaşlarında Yaver adlı oğlu vardı. Yaver’i akrabalarına bırakmak zorunda kalmıştı. Regina Zayonts’un kamp cezası sona erdikten sonra Regina hanım Akmescit’e döner ve orada vefat eder. Oğlu Yaver ise Kazakistan’a gider. Kazakistan’ın Karaganda bölgesine yerleşir. Şimdi Karaganda şehrinde Yaver Lâtifzade’niñ oğlu Oleg Lâtifzade yaşıyor.

1942 yılında ise Kırım’ın Harcibiye köyünde yakalanan 68 yaşındaki Acer Menakova ise “Sovyet hükumetine karşı propaganda” adı altında suçlandı. Yaklaşık 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Akmol kampından 7 Temmuz 1942 yılında Karaganda kampına geçtiler. 17 Ağustos 24 Aralık 1942 yılına kadar  ALJİR kampında hayat sürer. Yaşlı kadın kamptaki ağır şartlara fazla dayanamadı. 24 Aralık 1942 yılında hayatını kaybetti. Ne yazık ki, Acer Menakova’nın nereye defnedildiğine ait bir bilgi yok elimizde.

ALJİR ÖLÜM KAMPININ BULUNDUĞU YERE TOPLAMA KAMPI MÜZESİ AÇILDI

ALJİR kampı, 1953 yılında Stalin’in ölmesiyle kapatıldı. Kampın bulunduğu bölgede yeni bir kasaba kuruldu. Bu toprağın altında sayısızca kemik sızlıyor.. 2007 yılında kampın bulunduğu yere ALJİR anıt kompleksi kuruldu. Anıt işçileri kamptaki ağır şartları olduğu gibi göstermeye çalıştılar. Bu anıt, o dönemdeki dehşetli günleri unutmamak için açılmıştı. Ayrıca, ALJİR kampının bulunduğu bölgede bir de müze yer alıyor. Müzede kamptaki mahpusların hususi eşyaları, kullandığı ev aletleri, el işlemleri ziyaretçilere sergileniyor…