Siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev'in eşi: Kocam insanlık dışı koşullarda tutuluyor

Haberler
E. K.
23 Kasım 2020, 15:10
E. K.
23 Kasım 2020, 15:10

Asif Aliyev/ QHA Kıyiv

İnsan hakları savunucularının verilerine göre, yüzden fazla Kırımlı, siyasi nedenlerden ötürü Rusya veya işgal edilen Kırım’daki hapishanelerde alıkonuluyor. Bu siyasi tutsakların büyük bir çoğunluğu ise Kırım Tatarlarından oluşuyor.

İlk bakışta sadece tutsak listelerindeki isimlerden ibaret olan siyasi tutsakların hepsinin ayrı birer hikayesi var. Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor.

Kremlin esiri Tofik Abdulgaziyev, 1986 yılında Özbekistan’da sürgünde dünyaya geldi. Abdulgaziyev, alıkonulmadan önce Kırım Dayanışması grubu aktivistiydi, Kırım Dayanışması görüşmeleri ve “Kırım Çocukluğu” projesinin ses öperatörlüğünü yapıyordu. 4 çocuk babası olan Abdulgaziyev, siyasi tutsaklara yardım ediyordu ve onların çocukları için etkinlik organizasyonunda yardımcı oluyordu.

KIRIM’DA YAPILAN EN BÜYÜK TOPLU BASKIN SARISINDA ALIKONULDU

Kırım’ın işgalinden bu yana Kırım Tatarlarının evlerine en büyük toplu baskınlardan biri 27 Mart 2019’da yapıldı. İşgalci güçler, Tofik Abdulgaziyev’in evine de baskın düzenleyerek onu alıkoydu.

Kırım Tatarı Tofik Abdulgaziyev, Rusya Ceza Kanunu’nun 205.5. maddesinin 2. fıkrasına göre terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütün üyesi olmakla (20 yıla kadar hapis cezasını öngörüyor) ve Rusya Federasyonu Ceza Kanununun 30. maddesinin 1. fıkrası ve 278. maddesine göre şiddet kullanarak iktidarı ele geçirmeye hazırlıkla (10 yıla kadar hapis cezası) suçlanıyor.

QHA’ya konuşan siyasi tutsağın eşi Aliye Kurtametova, evlerine yapılan baskın gününü ve yaşadıklarını, eşinin tutulduğu insanlık dışı koşulları anlattı.

“ONUN KADAR DÜZGÜN BİR İNSANA NADİR RASTLARSINIZ”

Her seven kadın gibi ben de eşim hakkında sonsuz bir şekilde konuşabilirim. O benim desteğim, en yakın ve kıymetli insanım. Bu insanın benimle hayatını paylaştığı için Yüce Rabbime şükürler olsun.

O en iyi arkadaşımdır, anlayışlı, zeki ve kibardır. O benim için, annesi, arkadaşları ve çevresi için güvenilir bir omuz. Onun gibi bu kadar düzgün insana çok nadir rastlarsınız.

1944 SÜRGÜNÜ HİKAYESİ, BU KEZ UYDURMA TERÖR SUÇLAMALARIYLA DEVAM EDİYOR

Bütün halka iftira atılıp hain ilan edildiği ve hayvan vagonlarında Kırım’dan çıkarıldığı 1944 yılını gözyaşlarımızla hatırlıyoruz. Bugün bu hikaye, bir kez daha ama bu kez yeni uydurma terör suçlamalarıyla tekrar ediyor. 27 Mart 2019’u benim ve gelecek neslin hafızalarından asla silinmeyecek. O gün tepeden tırnağa silahlı, kıyafetlerinde “FSB” (Rusya Federal Güvenlik Servisi) yazan maskeli insanlar evimize daldı.

Bu, evimizde yapılan ikinci aramaydı. İlk arama 4 Mayıs 2017 sabahı erken saatlerde gerçekleşti. O zaman FSB görevlileri, bir kişinin kaybolmasıyla bağlantılı olarak bir arama yaptı. Onlar, eşimin o kişinin kaybolması olayıyla bağlantılı olduğuna karar vermişler. O zaman bir yanlışlık olmuş ve evimizi terk ettiler. Görevlilerden biri ayrılırken sırıtarak, “Tofik, bunun sadece küçük bir sinyal olduğunu anlıyor değil mi?” dedi.

“EŞİM YAKLAŞIK 2 YILDIR TUTUKEVİNDE…”

Ne yazık ki Kırım gerçeği, Tofik gibi her zaman ve her konuda ihtiyacı olanlara yardım eden insanların evlerine baskın düzenlendiğini gösterdi. Öyle de oldu. 27 Mart 2019’da ikinci kez evimizde arama yaptılar. Güvenlik güçleri evimize gizlice yasak kitaplar bıraktı, kocamı yasaklı örgüt Hizb-ut Tahrir’e katılmakla suçladı ve tutukladılar.

O günden beri yaklaşık 2 yıldır eşim tutukevinde alıkonuluyor.

Bilindiği gibi, o gün Akmescit (Simferopol) ve Kırım’ın diğer bölgelerinde 27 yurttaşımızın evinde aramalar yapıldı. O zaman 25 kişi tutuklandı. Onlarda biri kayboldu ve nerede olduğu hala bilinmiyor.

FSB o gün herhalde Kırım’da ilk kez bu kadar büyük bir “av” yakaladı. Yönetim halkın tepkisinden korkup alıkonulan 25 kişiyi özel uçakla Rostov bölgesine götürdü. Bir ay yakınlarımızın nerede olduğundan habersizdik. Eşim, 6 ay boyunca Rostov bölgesinin Şahtı şehrindeki 4 No’lu tutukevinde tutulmuş. Bu yarım yıl içinde eşim hakkında doğru düzgün bilgi alamadım, ne telefon ne de mektup. Eşim hakkında bilgiyi avukattan alabiliyordum. Bu süre zarfında tek bir soruşturma faaliyeti bile yürütülmedi. Altı ay sonra, alıkonulanlar 5-6 kişilik gruplar halinde cezaevi nakil araçlarıyla Kırım’a getirildiler. Bu, bir aydan fazla sürdü. O zaman Tofik çok hastalandı, ateşi çok yüksekti. Buna rağmen hiçbir tıbbi yardım sağlanmadı.

Tofik şimdi Akmescit’teki 1 No’lu cezaevinde insanlık dışı koşullarda tutuluyor. Tamamen sağlıksız koşullarda, onlara verilen yemeklere yiyecek bile denemez. Avukatın söylediğine göre, Tofik, çok tehlikeli mahkumların tutulduğu özel bloktaki koğuşta tutuluyor. Rutubetli, havalandırma yok, ısıtma yok, her tarafta lağım fareleri, hamamböcekleri ve tahtakuruları var.

“EŞLERİMİZ, RUSYA İSİMLİ BASKI MEKANİZMASININ KURBANI OLDU”

Doğal olarak, bu tür koşullarda hayatta kalmak kolay değil ve kocamın birçok kronik hastalığı var. Sağlığı her geçen gün kötüleşiyor ve kimse nitelikli tıbbi bakım sağlamıyor. Cesur, samimi adalet savaşçıları olan avukatlarımız sayesinde eşlerimiz hakkında konuşuluyor, yazılıyor, isimleri dünya platformlarında duyuluyor. Eşlerimiz, Rusya isimli baskı mekanizmasının kurbanı oldu.

“EŞİM YANIMDA DEĞİL AMA HALKIMIZIN DESTEĞİNİ HER ZAMAN HİSSEDİYORUM”


Bunca zamandır ailemizin yanında olan, Kırım’daki faaliyetleri destekleyen ve 2014 yılından beri Ukrayna meselesiyle uğraşan herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Şimdi Tofik’im yanımda değil, halkımızın desteğini şimdi ben de hissediyorum. Eşim yanımda değil ama Allah’a şükürler olsun ki her zaman yardıma hazır cemaatimiz yanımda, benimle birlikte. Onun desteğini çok güçlü şekilde hissediyorum

Bütün bu “Hizb-ut Tahrir” davaları siyasi güdümlüdür. Ve bu mesele devlet düzeyinde çözülmelidir. Kocam da benim gibi Ukrayna vatandaşı. Dört çocuk babası ve kesinlikle terörist değildir.

“BU KANUNSUZLUĞA KARŞI BARIŞÇIL MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

Ukrayna ile Rusya arasında takasa (esir değişimi) ümidim var mı? 35’e 35’lik büyük bir takas olduğunda, kocamın bir sonraki takas listesinde olacağına dair umudum vardı, ama zamanla hiçbir sonuç olmadığı için tüm umutlar kayboldu. “Hizb-ut Tahrir” davasında henüz tek bir kişi bile serbest bırakılmadı. Tek umudum Rabbim, bu adaletsizlik son bulur diye. Biz ise bu kanunsuzluğa karşı barışçıl mücadelemize devam edeceğiz.