Siyasi tutsak Şaban Ümerov’un eşi: Sadece Allah’a güveniyoruz

09 Temmuz 2020, 14:14

Asif Aliyev/ Kırım Haber Ajansı-Kıyiv

İnsan hakları savunucularının verilerine göre yüze yakın Kırımlı, siyasi nedenlerden ötürü Rusya veya işgal edilen Kırım’daki hapishanelerde alıkonuluyor. Söz konusu siyasi tutsakların büyük çoğunluğu Kırım Tatarı. 

Kırım Haber Ajansı (QHA), siyasi tutsakların ailelerinin durumunu ve yaşantısını anlatan yazı dizisine devam ediyor. 

İlk görünüşte sadece tutsak listelerinde belirtilen bir isim olarak algılansalar da, siyasi tutsakların her birinin ayrı birer hikayesi var ve onları anlatmak çok önemli.


EŞİ ŞABAN ÜMEROV’U QHA’YA ANLATTI

Sürgün yerlerinde doğan Kremlin esiri, 51 yaşındaki Şaban Ümerov, düzmece suçlamalar çerçevesine 27 Mart 2019 tarihinde işgal edilen Kırım’da düzenlenen toplu baskınlar sonucunda alıkonuldu.

Ümerov’un eşi, çocukları ve torunları var. Alıkonulmadan önce Şaban Ümerov mahkeme duruşmalarını ziyaret edip Kırım Tatar siyasi tutsaklara yardım ediyordu. 

İşgalciler, Ümerov’u Rusya Ceza Kanununun 205.5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Rusya’da terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütü organize etmekle ve Rusya Ceza Kanunu 278. ile 30. maddesi uyarınca şiddet kullanarak iktidarı ele geçirme hazırlıkları yapmakla suçluyor.

Siyasi tutsağın durumunu, yaşadığı sağlık sorunlarını ve ailesinin onu ne kadar çok beklediğini Kırım Haber Ajansına (QHA) Şaban Ümerov’un eşi Zarema Ümerova anlattı.  


“27 MART HAYATIMIZIN EN KORKUNÇ VE ÜZÜCÜ GÜNÜYDÜ”

Şaban ciddi, sorumluluk sahibi bir kişidir. Yardıma ihtiyacı olan herkese yardım ederdi. Eşim çocuklarını ve torunlarını çok sever. Onlarla spor yapmayı severdi. Okul yıllarında daha Özbekistan’dayken eşim basketbola düşkündü, hatta yarışmalara katılırdı. Alıkonulmadan önce Şaban inşaat alanında çalışıyordu. 

27 Mart 2019, hayatımızın en korkunç ve üzücü bir günüydü. O sabah, tüm Müslümanlar için olması gerektiği gibi, sabah namazına kalktık.  Namazımı kıldıktan sonra evin ikinci katındaki pencereden dışarı baktım ve eve yaklaşan arabaları gördüm. Ben aşağı inene kadar, FSB (Rus istihbaratı-Federal Güvenlik Servisi) mensupları bahçemizdeydi ve kapıyı çaldılar. 

“MOSKOVA’YA GÖNDERİLMESİNİ Mİ İSTİYORSUNUZ?”

Kapıyı Şaban açtı. Onlar kirli ayakkabılarıyla içeri girdiler, evimizde ise küçük torunumuz vardı. Ayakkabılarını çıkarmalarını istedik, ancak onlar duymamazlıktan geldiler. Eşime mahkeme emrini verip, aramaya başladılar. Arama sırasında fotoğraf ve video çektiler.  

Beni, eşimi, kızımızı, oğlumuzu, torunumuzu ve gelinimizi koltuğa oturttular, önümüze de silahlı bir adamı diktiler. O, hareket etmememizi ve birbirimizle konuşmamamızı emretti. Dokunmadıkları şey kalmadı. Her şey darma dağındı. Kızımızın bilgisayarına el koydular. O bilgisayarda torunumuz  ders çalışıyordu sadece. Onlara bilgisayarda hiçbir şey olmadığını defalarca söyledim, bir ay sonra geri vereceğiz dediler. Bir yıldan fazla geçti, ama bilgisayar hala yok. Tablet, kocamın tuşlu telefonunu ve benim telefonumu aldılar. Oğlumuz, kızımız ve gelinimizin telefonlarını kontrol edip, almadılar. 

Arama yapıldıktan sonra, eşime yedek giysi ve yemek verecektim ama FSB mensupları beni bırakmadılar. Eşimi Akmescit’e mi götüreceksiniz diye sorduğumda, “Moskova’ya gönderilmesini mi istiyorsunuz?” diye cevap verdiler. 

“ALIKONULMA ŞARTLARINDA SAĞLIK DURUMU İYİLEŞMİYOR”

Vedalaştık ve Şaban’ı götürdüler. Akrabalarımız, evimize gelen herkes “Şaban bir şey mi patlattı, bir şey mi yaptı?” diye şaşırıyorlardı.

Onu, o gün alıkonulan herkes gibi Rostov’a gönderdiler. İlk başta onların nerede olduklarını bilmiyorduk, sonra bilgilendirildik. 26 Ekim 2019’da eşimi Kırım’a getirdiler, şimdi o Akmescit tutukevinde alıkonuluyor. 

Şimdiye kadar onunla hiç görüşmedik. Onu sadece duruşmalar sırasında gördüm. Bazen duruşmalara birçok akrabamız geliyordu, ama içeri sadece beni alıyorlardı. Şaban, elbette herkesi görmek istiyordu.

Duruşma sırasında Şaban fenalaştı, tansiyonu yükseldi, ambulans çağırdılar. Sağlık problemleri hala devam ediyor. Sık sık kalp ağrısından şikayet ediyor, tansiyonu yükseliyor. Sürekli ona ilaç göndermemizi istiyor. Diş problemleri var. Böyle alıkonulma koşullarında sağlık durumu iyileşmiyor tabii ki. 

Oğlu Abdulaziz Ümerov ve kızı Madina Ümerova

“BÜYÜKBABAMIZ NEREDE?”

Altı torunumuz var. Oğlumuzun çocukları daha küçük. Büyüğü iki yaşında, küçük kızı 7 Temmuz’da bir ayını doldurdu. Şaban onu henüz görmedi. Erkek torunumuz da dedesini sadece fotoğraflardan görüyor, onları öpüyor, belki de bir şeyler hatırlıyordur. Dedesi sık sık onunla oynuyordu… 

Kızımızın dört çocuğu var. Onlar artık büyüdü. Sürekli  “Qartbabamız (büyükbabamız) nerede?” diyip duruyorlar. 

Esir değişimi konusunda ise diyeceğim şu ki, sadece Allah’a güveniyoruz. Onların değişim listelerine girip girmeyeceklerini bir tek Allah biliyor. Biz ona dua ediyoruz. Umarım, adalet yerini bulur. Çünkü onların hiçbir suçu yok…

Bunlara da bakın: