Sinop'taki 167 yıllık matem 30 Kasım'da törenle anıldı

Güncel
Ayyıldız Huri Kaptan
01 Aralık 2020, 18:57
Ayyıldız Huri Kaptan
01 Aralık 2020, 18:57

Rusların bundan tam 167 yıl önce gerçekleştirdiği 30 Kasım Sinop Baskınında, 3 bine yakın asker canavarca şehit edildi. Kırım Savaşı’nın hemen öncesinde gerçekleşen Sinop baskını, Avrupa’da da büyük yankı bulmuş, olay basında bir “Rus hunharlığı” olarak işlenmiş ve Ruslara karşı Türkler ile beraber savaşa girilmesi yönünde kamuoyu oluşmuştur. Sinop Limanında 2 bin 800 askerin şehit edilmesiyle sonuçlanan 1853 Rus baskınının 167. yılında Sinop deniz şehitleri, matem töreniyle anıldı.

Sinop 167 yıl önce Ruslar tarafından yakılıp yıkılarak cehenneme döndü. Yaklaşık 3 bin Türk askeri Sinop Limanı’nda acımasızca şehit edildi. Denizdeki yaralı askerlere akıl almaz işkenceler yapıldı, üzerlerine kızgın yağlar döküldü, kancalar ve balyozlarla parçalandı. Şehitlerin daha sonra toplanan kemikleri Deniz Şehitleri anıtında muhafaza edildi. Sinop Limanı’nda 167 yıl önce Rus baskını ile şehit edilen 2 bin 800 asker için 30 Kasım 2020 tarihinde anma töreni düzenlendi. Koronavirüs tedbirleri kapsamında gerçekleştirilen program, sabah 10.30’da 1853 Rus baskınında şehit edilen askerlerin kemiklerinin muhafaza edildiği müze bahçesindeki şehitlikteki törenle başladı. Törende Sinop Valiliği, Sinop Belediye Başkanlığı, Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından şehitliğe çelenk konulmasının ardından askeri tören mangası ile saygı atışı yapıldı.

TEĞMEN EĞİLMEZ: RUS HUNHARLIĞI

Tören kapsamında Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli Teğmen Utku Cihan Eğilmez konuşma yaptı. Yaşanan acımasız katliamı “Rus hunharlığı” olarak nitelendiren Teğmen Eğilmez, şunları konuştu:

“Tarih sadece zaferlerden ve başarılardan ibaret değildir. Tarihimizde ders çıkarılması gereken 1571’de İnebahtı, 1770’de Çeşme, 1827’de Navarin’de donanmalarımızın yakılması gibi yenilgiler de yaşanmıştır. Devlet-i Aliyye 30 Kasım 1853 yılında sisli, soğuk bir kış gününde Sinop’ta aynı acıyı yaşamak durumunda kalmıştı. Bizler bugün burada yaşadığımız şehirde olan Sinop baskınını hatırlamak, şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anmak amacıyla toplandık. Savaş gücü yüksek teknik donanımı fazla olan filosunda muharip sınıf ve gemici sınıfı ile 10 binin üzerinde mürettebatı bulunan Amiral Nahimov komutasındaki Rus filosu, 3 kalyon ve 2 firkateynle daha takviye edilmiş olarak 27 Kasım 1853 günü Sinop açıklarına gelmiş ve saldırı için uygun hava şartlarını beklemeye başlamıştı. Hava yumuşayınca da 167 yıl önce bugün 30 Kasım 1853 sabahı yoğun bir sisle beraber iki koldan Sinop Limanı’na girip Türk filosuna 900 metre mesafede demirledi ve ‘teslim ol’ çağrısı yaptı. Bu esnada gerek sayı, gerekse de kalibre olarak Rus filosunun Türklere göre büyük bir ateş gücü avantajı vardı. Türk filosunun 10 kilogramlık gülle atan toplarına karşılık, Ruslar 30 kiloluk gülle atan toplara sahip olduğu gibi gemilerinde 38 adet ‘paixhans topu’ mevcuttu. O zamana kadar savaş gemilerinde kullanılan geleneksel gülleli topların aksine, bunlar güverteyi delip geminin içinde patlayarak yangınlara yol açan ihtiraklı mermilerdi.

“DONANMA YAKILDI”

Nitekim deniz savaşı teknolojisinde devrim niteliği taşıyan bu topların kullanımı, Sinop muharebesi sonucunda ‘donanma yakıldı’ denmesinin de sebebini teşkil etmektedir. Bu ateş gücü üstünlüğüne rağmen, Türk filosu çağrıya top atışı ile karşılık verdi. İlk etapta, Rus filosunun atış pozisyonuna geçebilmesi için gemilerin yer değiştirmesi gerektiğinden, Türk toplarının düşmanı ateş altına alabilecek zamanı vardı. Ancak kıyı bataryalarının yetersizliği ve Türk filosunun kıyı bataryalarının ateşini engelleyecek şekilde hatalı demirlemesinden dolayı, Rus gemilerine etkili bir şekilde hasar verilemedi. Kıyıdaki topların çoğu ilk birkaç atıştan sonra cephane eksikliğinden saf dışı kalmıştı. Rus filosunun atış pozisyonuna geçmesinden sonra da gerçek anlamda kıyım başladı. Bir buçuk saat sonunda Türk filosunun neredeyse tamamı ya batırıldı ya da yakıldı.

“İNGİLİZ AMİRALİ İSTANBUL’A KARA HABERİ VERDİ”

Sadece, Türk donanmasında misafir olarak bulunan ve ‘Müşavir Paşa’ olarak bilinen İngiliz Amirali Adolphus Slade’in komutasındaki Taif vapuru hızının avantajını kullanarak Rus gemilerinin arasından sıyrılıp kaçmayı başararak, 2 Aralık 1853 tarihinde İstanbul’a kara haberi verecekti. Rus ateşi o kadar yoğundu ki, gemilerin arkasındaki Sinop şehri bile tamamen harap olmuştu. Türk gemilerinden yüzer durumda kalan sadece Nesim fırkateyni idi. Ruslar bunu zaferin simgesi olarak götürmek istediyse de gemi fazla su aldığından batırmak zorunda kaldılar. Bir başkası da, Komutanı Ali Bey tarafından mürettebatı tahliye edildikten sonra bizzat havaya uçuruldu.

“TÜRK FİLOSUNUN YARISINDAN FAZLASI ŞEHİT OLDU”

Ne yazık ki, Ali Bey’in bu kahramanca davranışının aksine, tek atış yapmadan filikalara atlayıp kaçan komutanlar da vardı. Muharebe sonunda Türk filosunun 4 bin 200 mevcudundan 2 bin 800’ü şehit oldu. Filo Komutanı Osman Paşa ise yaralı olarak Ruslar tarafından esir alındı. Rusların muharebenin sonucu belli olmasına rağmen ateşe devam etmeleri ve direnme gücü olmayan gemicilerin, yaralıların savaş suçu işlenerek öldürülmesi hiç şüphe yok ki zaferlerine bir leke sürmüştür. Kırım Savaşı’nın hemen öncesinde gerçekleşen Sinop baskını Avrupa’da da büyük yankı bulmuş, olay basında bir ‘Rus hunharlığı’ olarak işlenmiş ve Ruslara karşı Türkler ile beraber savaşa girilmesi yönünde kamuoyu oluşmuştur. Nitekim Sinop baskını sonrasında gerçekleşecek olan Kırım Savaşı’nda Ruslar yenilgiye uğratılacaktı. Sinop’ta bu baskının acı anısını yaşatan Deniz Şehitleri Anıtı ve Şehitler Çeşmesi inşa edilmiştir.”