Rusya, Kırım Platformu’na katılacakları tehdit etmeye devam ediyor

Haberler
E. K.
12 Ağustos 2021, 15:14
E. K.
12 Ağustos 2021, 15:14

Rusya, Kırım’ı Rus işgalinden kurtarmak için uluslararası çabaları birleştirmek amacıyla Ukrayna tarafından başlatılan Kırım Platformu’na katılacaklara yönelik tehditlerine devam ediyor. Putin’in sözde Kırım Temsilcisi Muradov, Kırım Platformu’nun katılımcıları için “acı sonuçlar” doğurabileceğini söyledi.

Ukrayna’ya başlı Kırım Yarımadası’nın 2014 yılından beri işgal altında tutan Rusya Federasyonu yönetimi, Kırım’ı işgalden kurtarmak amacıyla uluslararası çabaları birleştirmek için Ukrayna tarafından başlatılan Kırım Platformu’na katılacak ülkelere yönelik tehdit savurmaya devam ediyor. İşgal altındaki Kırım’ın sözde Başbakan Yardımcısı ve aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözde Kırım Temsilcisi Georgiy Muradov, Kırım Platformu’nun katılımcıları için “acı sonuçlar” doğurabileceğini söyledi.

MURADOV: KATILIMCILARI ACI SONUÇLAR BEKLİYOR

Rus basınına konuşan işgal yetkilisi, “Kırım Platformu sadece bir provokasyon değil. Bu nedenle, yaklaşan zirvenin katılımcılarını ne gibi acı sonuçların bekleyebileceğini açıkça tanımlamamız gerekiyor. Çünkü onlar, Rusya Federasyonu’nun toprak bütünlüğünü sorgulamak, topraklarımıza ve yüzyıllardır Tavrida (işgalcilerin Kırım için kullandığı isim) topraklarında yaşayan vatandaşların hayatlarına kastetmek niyetindeler.” ifadelerini kullandı.

İşgalci yetkili, Platform katılımcılarına uygulanacak kısıtlayıcı tedbirlerin mal varlıklarına el konulması ve Rusya’ya giriş yasağının uygulanması olabileceğini söyledi.

MURADOV, TÜRKİYE’YE GELECEK

Daha önce, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözde Kırım Temsilcisi Georgiy Muradov’un Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceği duyurulmuştu. Türk basınında çıkan haberlere göre, Muradov, Türkiye’de Rusya’nın propagandasını yapmak ve işgali meşrulaştırmak için çabalayan işbirlikçi Ünver Sel ile görüşecek.

KIRIM PLATFORMU NEDİR?

Kırım Platformu, Ukrayna’nın, Kırım’ın işgaline yönelik uluslararası tepkinin etkinliğini artırmak, artan güvenlik tehditlerine karşı koymak, Rusya’ya uygulanan uluslararası baskıyı artırmak, işgal rejiminin mağdurlarını korumak ve insan haklarının daha fazla ihlal edilmesini önlemek ve Kırım’ın işgalden kurtarılmasını sağlamak amacıyla başlattığı yeni bir danışma ve koordinasyon formatıdır. 

Platformun birkaç seviyede faaliyet göstermesi öngörülüyor; devlet ve hükumet liderleri, dışişleri bakanları, parlamentolar arası işbirliği ve uzmanların işbirliği seviyelerinde. Dmıtro Kuleba, 2 Aralık 2020 tarihinde Ankara’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Kırım Platformunun sivil toplum diplomasisi düzeyinde de faaliyet göstereceğini, Kırım Platformu’nda oluşturulacak yapı içinde dünyadaki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşlarına, bu bağlamda Dünya Kırım Tatar Kongresine de yer verileceğini ifade etmişti. Kırım Platformu’nun, Kıyiv’de 23 Ağustos 2021 tarihinde düzenlenecek açılış zirvesi ile resmi olarak faaliyete başlaması planlanıyor.

RUS İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Altı yıl önce bugün, sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.

İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti.

Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.