Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: AB ile ilişkiler Kırım nedeniyle bozuldu

Haberler
E. K.
07 Mayıs 2021, 14:59
E. K.
07 Mayıs 2021, 14:59

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa Birliği ile Rusya arasındaki ilişkilerin “Ukrayna ve Kırım’daki olaylarla bağlantılı olarak” Brüksel tarafından bozulduğunu ileri sürdü. Rusya’nın gayri meşru şekilde saldırgan ilan edildiğini savunan Lavrov, ülkeye uygulanan yaptırımların yanıtsız kalmayacağını söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya Federasyonu’nu kesinlikle gayri meşru şekilde ve inandırıcı hiçbir gerekçe olmaksızın saldırgan ilan ettiğini, ülkesinin de hiçbir yaptırımı yanıtsız bırakmayacağını söyledi. 6 Mayıs 2021’de Ermenistan’ın başkenti Erivan’da resmi temaslarda bulunan Lavrov, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ara Ayvazyan ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

RUSYA’NIN AB İLE İLİŞKİSİNİ BRÜKSEL BOZUYOR

Basın toplantısında konuşan Lavrov, AB-Rusya ilişkilerini Brüksel’in bozduğunu ileri sürerek, “Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerden bahsedecek olursak, zamanında eşi görülmemiş bir şekilde gelişen bu ilişkilerin tüm mimarisi, Batılı meslektaşlarımızın hoşuna gitmeyen Kırım ve Ukrayna’daki olaylarla bağlantılı olarak Brüksel tarafından tahrip edilmiştir.” şeklinde konuştu.

“AB, UKRAYNA’DAKİ ANASAYA KARŞITI DARBEYİ DESTEKLİYOR”

AB’nin, tüm yükümlülüklerine bakmaksızın Ukrayna’daki “anayasa karşıtı darbeyi desteklediğini” ileri süren Lavrov, 2014 yılında Ukrayna’ya bağlı Kırım’ı işgal eden ve Ukrayna’nın doğusuna saldıran Rusya’nın “tamamen gayri meşru şekilde ve inandırıcı hiçbir gerekçe olmadan saldırgan ilan edildiğini” savundu.

Lavrov, Rusya’nın saldırgan eylemleri nedeniyle AB ve Batı ülkeleri tarafından uygulanan yaptırımların yanıtsız kalmayacağını söyledi.

RUS İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Altı yıl önce bugün, sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.

İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti.

Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.