Rus işgalindeki Kırım hakkında skandal sözleri tepki çeken Alman Koramiral istifa etti!

Güvenlik
_QHA Ankara
24 Ocak 2022, 16:46
_QHA Ankara
24 Ocak 2022, 16:46

Alman Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Kay-Achim Schönbach, Hindistan’da bir toplantıda Rusya ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ilgili açıklamalarda bulunarak Putin’e anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtmişti. Aynı zamanda Rusya ile Ukrayna arasındaki ihtilafla ilgili de Schönbach, “Kırım Yarımadası gitti, geri gelmeyecek.” ifadelerini kullanmış, Rusya’nın Ukrayna topraklarına el koymak istemesini “saçmalık” olarak nitelendirmişti.

Alman Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Kai-Achim Schönbach istifa etti. Alman Deniz Kuvvetleri Basın Servisi, 22 Ocak 2022 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Kay-Achim Schönbach’ın, “Putin’e anlayış gösterilmesi gerektiği” ile ilgili sözleri nedeniyle görevinden istifa edildiği duyuruldu.

ALMAN BAŞKOMUTANI İSTİFASINI DOĞRULADI

Almanya Deniz Kuvvetleri (Donanma) Başkomutanı Koramiral Kai-Achim Schönbach, Alman Savunma Bakanlığı başkanı Christina Lambrecht’ten istifasını istediğini doğruladı. Schönbach’ın açıklaması Bundeswehr’in resmi internet sitesinde yayımlandı. Schönbach yaptığı açıklamada, “Federal Savunma Bakanından beni Deniz Kuvvetleri Başkomutanlığı görevimden derhal serbest bırakmasını istedim” dedi.

ALMAN DENİZ KUVVETLERİNİN YENİ KOMUTANI: JAN CHRİSTYAN KAAK

Rus işgali altındaki Kırım hakkındaki açıklamalarıyla bağlantılı istifa eden Schönbach’ın görevini Alman Donanması Komutan Yardımcısı Tuğamiral Jan Christian Kaak’ın üstleneceğini belirtildi.

KIRIM’IN İŞGALİ: YARIMADADA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.

SİLAHLARIN GÖLGESİNDE SÖZDE REFERANDUM

Rus işgalinin akabinde 2014 yılının Mart ayında düzenlenen sözde referandumda Kırım sakinlerinin yarımadanın Rusya’ya bağlanması konusunda iradesini “özgürce” tecelli ettiği ileri sürüldü. Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve dünyanın birçok ülkesi, Kırım’da yapılan sözde “kendi kaderini belirleme referandumunun” sonuçlarını kabul etmeyi reddetti. Ukrayna, Kırım’ı geçici olarak işgal edilen bölgesi olarak kabul ediyor.
Ukrayna Parlamentosu resmi düzeyde, 20 Şubat 2014 tarihini Kırım ve Sivastopol’ün (Akyar) Rusya tarafından işgalinin başlangıç tarihi olarak kabul etti. Dönemin Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, ilgili yasayı 7 Ekim 2015 tarihinde imzaladı.
Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesi ve Ukrayna’ya yönelik politikası dolayısıyla Rusya Federasyonu’na karşı yaptırımlar uyguladı. Kırım’ın işgalinden sonra Ukrayna’nın Donbas bölgesinde Rusya tarafından desteklenen teröristler ile Ukrayna askerleri arasında çatışmalar başladı.

SOVYETLER DÖNEMİNDEKİ CEZA YÖNTEMLERİ TEKRAR EDİYOR

Sözde Hizb-ut Tahrir davası bahanesiyle Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), işgal edilen Kırım’da, işgali kabul etmeyen Kırım Tatarları ve Müslümanlara karşı baskı uyguluyor. Terörizm şüphesi ve aşırıcılıkla mücadele bahanesiyle işgalci kolluk kuvvetleri, evlere baskınlar, yasa dışı aramalar düzenliyor ve insanları tutukluyor. Sovyet döneminde, uygulanan cezalandırıcı yöntemler aynen kullanılmaya devam ediyor.