Refat Çubarov: İşgal devam ettiği müddetçe Kırım’da insan hakları çiğnenmeye devam edecek

Güncel
Mehmet Berk Yaltırık
11 Aralık 2021, 11:31
Mehmet Berk Yaltırık
11 Aralık 2021, 11:31

Ömer Cihad KAYA
QHA Ankara

Kırım Tatar Teşkilatları Platformu tarafından, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla Ankara’da, “İşgal Altındaki Kırım’da İnsan Hakları ve Kırım Tatarları” paneli düzenlendi. Panelde; Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimî Temsilcisi Anton Korıneviç, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Ukrayna Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası İlişkiler Grubu Eş Başkanı Rüstem Umerov, TBMM Eskişehir Milletvekili, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Üyesi Emine Nur Günay ve Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı, Dünya Kırım Tatar Kongresi Başkanı Refat Çubarov konuşmalarını gerçekleştirdi. Çubarov, “Gerçek şu ki işgal devam ettiği müddetçe orada (Kırım’da) insan hakları çiğnenmeye devam edecek. Rus işgalciler orada oldukça Kırım Tatar milletine baskınlar artacak.” diye kaydetti.

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Başkanı Refat Çubarov, 10 Aralık 2021’de Ankara’da gerçekleşen Kırım’daki insan hakları ihlalleri ve Kırım Tatarları konulu panelin son konuşmacısı oldu. Kırım’da Rus işgali devam ettikçe Kırım’da Kırım Tatarlarına ve Ukrainlere yönelik insan hakları ihlallerinin süreceğini ifade eden Refat Çubarov, bu hususta Rusya’ya yönelik yaptırımların arttırılması gerektiğini dile getirdi.

Çubarov Kırım Tatar Teşkilatları Platformu başta olmak üzere panelin düzenlenmesinde katkıları olanlara teşekkür ederek başladığı konuşmasında şu sözleri kaydetti:

ÇUBAROV: “BU MESELE SADECE KIRIM TATARLARININ, UKRAYNA’NIN MESELESİ DEĞİL, DÜNYANIN MESELESİ”

“Bu konferans boyunca değerli arkadaşlarımız çok derin konuşmalar yaptılar, çok derin bilgiler verdiler. Bu sebeple diğer başka düşüncelere dikkatinizi çekerim. Çünkü Kırım’daki durumu siz burada çok iyi biliyorsunuz. 73 yıl önce Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Deklarasyonu’nu kabul etmişti. On yıllar boyunca bu deklarasyonun prensipleri dünyadaki birçok devletin anayasasına girmişti. Ve söylemek mümkün ki yüzlerce milyon kişi demokrasi prensiplerini esas alıp kendi devletleri için prensipleştirdiler. Bu demokratik ülkelerin arasında hem Türkiye, hem Ukrayna var. 18 Mayıs 1944’te Sovyet komünist rejimi tarafından sürgün edilen Kırım Tatar halkının, bu umumi insan hakları deklarasyonunun prensiplerinin fırsatlarının kullanabilmesi 1989’u buldu çünkü o zaman (bu) fırsatlar ortaya çıktı. O zamana kadar milletimiz sürgünlükte vatansız yaşamıştı. 1991 senesinde vatanımıza dönmeye başladığımızda, 1991 Haziran’ında bizler Akmescit’te Milli Kurultayımızı canlandırmıştık. 1917’de gerçekleştirilen Kurultay’dan 73 yıl sonra biz kendi milli organlarımızı kurmuştuk. Ve pek çoğumuz buna iştirak etmiştik. Çok ümitlerimiz vardı o vakit. Çünkü bir-iki aydan sonra Sovyetler Birliği dağıldı ve bağımsız Ukrayna devleti ilan edilmişti. 1991 Aralık’ında Ukrayna’nın bağımsızlığının kabul edildiği referandumda, Kırım Tatarlarından o zamanlar vatanlarına dönmeye başlayanların hepsi Ukrayna bağımsızlığını desteklemişlerdi. Bizim oylarımızıa göre Kırım’da Ukrayna bağımsızlığını kabul eden kişilerin sayısı yüzde 54 çıkmıştı. Eğer Kırım Tatarlarının oyu o zaman olmasaydı, Kırım bölgesi Ukrayna bağımsızlığını kabul etmemiş bölge çıkacaktı. Kırım Tatarları o zamanlar Ukrayna’yı bu yönden de çok desteklemişlerdi.

1991’den 2014’e kadar bu 23 yıllık arada Ukrayna siyasetçileri, kendi prensiplerini Kırım bölgesinde kuvvetlendiremediler. Kırım’da Rus düşüncesi, Moskova’nın parmakları bu 23 senede çok kuvvetliydi. ‘Moskova, Rusya dost devlet’ veya ‘Rus milleti kardeş millet diyerek pek çok Ukrayna siyasetçisi buna bağlanmışlardı. Bu sebeple 2014’te Rus askerleri Kırım’a girdikleri zaman, Ukrayna devletini korumaya vazifeli olan kişiler işgalcilerin tarafına geçtiler. Ne yazık ki böyle oldu. Şimdi bunu söylememin sebebi; yanlışlarımızdan ders almanın gerektiğidir. Önceden başaramadıklarımızı şimdi başarmaya mecburuz. Kırım’da açıktan açığa, Rus işgalciler Kırım’ı yeniden temizlemek istiyor. Kırım yarımadasını Moskova, şimdi askeri bir üsse çeviriyor. Rusya’nın ordusunda olan bütün modern silahlar şimdi Kırım’da. O roket sistemleri Türkiye’nin, Romanya’nın, Bulgaristan’ın ve diğer NATO üyelerinin topraklarını hedeflemiştir.

Şimdi başımıza Büyük Katerina zamanındaki Rusya’nın prensipleri, Rusya’nın yaptıkları geldi; Kırım Tatarsız Kırım. Rusya işgalini desteklemeyen Kırım Tatarları ya da tüm Kırım Tatar milletini, etnik Ukrainleri Kırım’dan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Neden bu baskınlar Kırım Tatarlarına yapılıyor? Ukrayna düşüncesine yakın kişilere, etnik Ukrainlere? Çünkü bu insanlar Rus işgalcileri kabul etmiyorlar. Şimdi arkadaşlar söylediler, Anton Korıneviç ve Rüstem (Umerov) Bey söylemişlerdir nasıl baskınlar oluyor. Bugün, Dünya İnsan Hakları Günü ya da diğer günlerdeki toplantılarımızda hepimiz Rusya’nın hapiste tuttuğu kişileri serbest bırakması gerek diyerek çeşitli çağrılar yapıyoruz. Ama gerçek şu ki işgal devam ettiği müddetçe orada (Kırım’da) insan hakları çiğnenmeye devam edecek. Rus işgalciler orada oldukça Kırım Tatar milletine baskınlar artacak. Bu gerçek. Bütün bu baskınların, cinayetlerini, zulümlerin bütün kaynağı Rus işgalciler. Söylemek mümkün değil ki yedi yıl ya da bir-iki ay sonra Rusya’nın Kırım’ı işgali sekiz yıl olacak. Bu sekiz yıl devamında kimse bir şeyler yapmaya çalışmadı. Dünyada bütün uluslararası teşkilatlar, birçok ülkelerin hükumetleri, başkanları, cumhurbaşkanları, Kırım’daki adaletsizlikleri çok dile getirdiler. Kırım Tatarlarını kurtarmak için çeşitli çağrılar ve müraacatlar yaptılar.

Sayın Yalçın Topçu söyledi, ben de destekliyorum; şimdi dünyada barışı korumak için çeşitli teşkilatlar var. Onlardan birisi Birleşmiş Milletler teşkilatı ve biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) ‘Dünya beşten büyük’ demesine biz de katılıyoruz. Çünkü bütün bu bizim meselelerimiz çözülmeyen güvenlik sahasına geliyor. Çünkü orada Ukrayna ve diğer demokratik ülkeler tarafından gerekli teklifler seslendirildiğinde, ya Rusya, ya Çin veya diğerleri ‘yok’ diyorlar, bitti gitti. Beş tane dünyayı şekillendiren ülke var. Ama diğer teşkilatlar da var; AGİT. Her sene AGİT, çok önemli, çok adaletli, çok gerekli çeşitli kararlar kabul ediyor Kırım’la, Kırım Tatarlarıyla, Ukrayna’yla bağlantılı. Ama bu kararları yerine getirmesi için AGİT’te konsensüs mekanizması (gerekiyor). Eğer ülkelerden, üyelerden biri razı olmasın, o zaman bu kararlar yerine gelmiyor. Orada veto, burada konsensüs. Daha Avrupa Birliği var, Avrupa Konseyi var. Şimdi bu mesele sadece Kırım Tatarlarının, Ukrayna’nın meselesi değil. Bu mesele, dünyanın meselesi. Eğer siz kendi milletinizin başına, kendi milletinizin üstüne Rusya gibi otoriter rejimlerden kaynaklı korkular duyarsanız, kendinizi kurtarmak için Kırım’dan, Kırım Tatarlarından, Ukrayna’dan başlayınız. Çünkü şimi hepsi, birinciden Avrupa ülkeleri, ikinciden bu coğrafyada olan ülkeler, hepsi Rusya ya da Putin rejiminin diyaloga hazır olmayan bir rejim olduğunu hepsini biliyor. Çünkü Putin’in merakları barış değil, ekonomik değil, para kazanması da değil. Putin’in merakı dünyayı kendi kafasındaki düşüncelere göre oynatmak. Bilmiyorum belki hasta mı, belki hasta değil mi onu bir vakit doktorlar açıklarlar. İşte kendisinin dünyayı düşündüğü şekle getirmek için Putin devam ediyor.

ÇUBAROV: “RUS İŞGALİ ORADA SÜRDÜKÇE, KIRIM TATARLARININ NE GELECEĞİ OLACAK, NE DE KORUNACAK HAKLARI OLACAK”

Şimdi uluslararası teşkilatların kabul ettiği yüzlerce kararı yerine getirmemin mümkün olmadığı (bu) zamanda, Birleşmiş Milletler teşkilatının Genel Kurulunda, çok önemli bir kararı kabul edecek Ukrayna için, Kırım Tatarları için, Kırım Tatarlarının hakları için, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin yasaklanmasıyla ilgili (Rusya) kararların iptal edilmesi için, çok önemli bir karar alınacak. Çünkü üçüncü komitede kabul edildi şimdi. Ama bu kararı biz nasıl yerine getireceğiz?” diyerek uluslararası kararların uygulanmasındaki pürüzler halledilmeden Kırım’da Kırım Tatarlarının haklarının korunmasının mümkün olmayacağını vurguladı. Çubarov konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Bizim pozisyonumuz, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin pozisyonu; Rusya’nın diyaloğa çağrılmasının, Putin’in diyaloğa çağrılmasının sekiz yıl devamında bu hareketlerin boş olduğunu zaman gösterdi. Şimdi dünya tarafından da Kırım’da olan bütün zulümlere, cinayetlere sadece üzüldüklerini göstermesinden, bu basamaktan geçilmesi gerek. Çünkü bizim her bir tarafta ricalarımız Rusya’ya karşı arttırılmış yaptırımlar; ekonomik, siyasi ve aynı zamanda askeri hazırlıklar. Biz savaş demiyoruz çünkü savaşın Kırım’a, Kırım Tatar milletine, Ukrayna insanlarına zararı olacağını biliyoruz. Ama çeşitli yaptırımlar yapıldığında, kuvvetli askeri güçler çok önemli. 2014 senesi gösterdi ki kendi askerine dikkat etmeyen devletin başına her vakit böyle belalar gelebilir. Ukrayna bunu gösterdi. Bu kadar keskin konuşmamın sebebi var. Kırım Tatarlarının geleceğini düşünecek olsak, Kırım Tatarlarının geleceğine hizmet edecek olsak, o zaman birbirimizin gözüne bakıp söylüyoruz ki Rus işgali orada sürdükçe Kırım Tatarlarının ne geleceği olacak, ne de korunacak hakları olacak. İşte tarafımızın keskinliği bu sepeple.”

Kırım Tatar Milli Meclisi olarak dünyaya Rusya’ya daha fazla baskı yapılması hususunda çağrılarını sürdürdüklerini ifade eden Çubarov son olarak, “Rusya’nın uluslararası hukukun sınırlarına dönmesi şarttır. Eğer biz bunu yapamazsak, bizim başımıza gelen yarın bir gün başka milletlerin de başına gelebilir diyoruz, bunu hiçbir vakit istemeyiz.” dedi.