QHA Özel Ramazan Sohbetlerinde gündem: Doğu Türkistan

Güncel
Ayyıldız Huri Kaptan
06 Mayıs 2021, 21:25
Ayyıldız Huri Kaptan
06 Mayıs 2021, 21:25

Çin’in Doğu Türkistan‘daki toplama kampı mağduru Uygurların yakınları ve aileleri ile uğradıkları zulmü, QHA Özel Ramazan Sohbetleri programında anlattı. Doğu Türkistan’ın gündeme geldiği QHA Özel Ramazan Sohbetleri programında Aydın Taş’ın konukları, toplama kampı mağdur yakınları Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk ve Medine Nazimi, Çin zulmünü anlattı.

Kırım Haber Ajansının hazırlayıp sunduğu Kırım, Türkiye, Ukrayna ve Türk dünyasından konukları ile QHA Özel-Ramazan Sohbetleri programının 5 Mayıs 2021 tarihindeki yayınındagündem; Doğu Türkistan’ın ve baskılara direnişin de sembolü olan 5 Mayıs Doppa Günü dolayısıyla Doğu Türkistan oldu. Gazeteci Aydın Taş’ın konukları Ankara Hacı Bayram-ı Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk ve Çin’in toplama kamplarında esir edilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kardeşinin sesi olmaya çalışan Medine Nazimi oldu. Çin’in toplama kamplarında tutsak edilen ve haber alınamayan mağdurların yakınları, bir kez daha ailelerinin sesini duyurmaya çalıştı. Yayın eş zamanlı olarak Facebook, Twitterve Youtube’dancanlı verildi.

İstanbul’da eğitim gören ve Türkiye vatandaşı olan ancak şu an ise Çin’in toplama kamplarında tutsak edilen kardeşi Mevlüde Hilal’in sesi olmaya çalışan Medine Nazimi, programda kardeşini anlattı. Nazimi, annesinin hastalığı dolayısıyla Doğu Türkistan’a dönen kardeşi Mevlüde Hilal’in, 2017 yılında Çin’in Uygur Türklerine yönelik baskı ve asimilasyon politikası olan toplama kamplarına atıldığını, Mayıs 2019’da serbest bırakıldığını ancak bu kez de 12 Haziran 2019’da Çin yönetimi tarafından Türkiye’de okuduğu için “devleti bölmeye teşebbüs” suçuyla 10 yıl hapse mahkum edildiğini aktardı.

İlgili haber: Skandal iddia: Türk vatandaşı olan Doğu Türkistanlıya Çin yönetimi, 10 yıl hapis cezası verdi

Çin baskısının kendini iyiden iyiye hissettirdiği 2017 yılından itibaren Doğu Türkistan’ın Kaşgar vilayetinde yaşayan ailesinden haber alamayan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk da, Nazmi’nin söylediklerine ek olarak diasporadaki milyonlara yakın Uygurun aynı trajediyi yaşadığını vurguladı.

“İNSANLIĞIN ONUR VE VİCDANINI SORGULUYORUZ, KARŞIMIZDA ORANTISIZ BİR GÜÇ VAR”

Mart 2017 yılından beri Doğu Türkistan’ın “modern çağda” dünya ile iletişiminin kesildiğinin altını çizen Karluk, Çin’in önce bu durumu yalanladığını ardından kabul ettiğini kaydetti. Karluk, konuya ilişkin sözlerini, şöyle sürdürdü:

“Bu modern ve iletişim çağında insanlar temel, hak ve hukukundan mahrum edilmiş vaziyette. Çin Komünist Partisi (ÇKP), modern barbarlığına devam ediyor. Bugün bunun hiçbir izahı yok. Ben ailemden haber alamıyorum, seslerini duyamıyorum. Mütekabiliyet deniliyor, ikili ilişki deniliyor, yüksek düzeyli stratejik düzeyde diplomatik ilişki var deniliyor ama ben bu devletin bir vatandaşı olarak bu hakkımı göremiyorum, bu sadece bize yansımıyor. Tüm belgelere, tanıklıklara rağmen artık insanlığın onur ve vicdanını sorguluyoruz. Karşımızda orantısız bir güç var. Böyle bir çağa denk geldik. Bu orantısız güç (Çin) yalanda da, zulümde de her alanda orantısız bir şekilde karşımızda duruyor.

İlgili haber: Abdürreşit Celil Karluk, Çin Büyükelçiliği Müsteşarının iddialarına cevap verdi

Kamp mağdurlarınınailelerine ulaşmak için İstanbul ve Ankara’da 4 ay boyunca sürdürdüğü aile nöbetinde yaşadıklarını anlatan Nazimi, Çin’in, İstanbul Valiliği aracılığıyla mağdurların dilekçelerini alma sözü verdiğini ancak 5 bin 199 dilekçenin İstanbul Çin Başkonsolosluğundan içeri bile alınmayarak geri çevrildiğini kaydetti.

ÇİN, GERÇEKLERİ BU PROPANGANDALAR İLE GİZLEMEYE ÇALIŞIYOR!

Konuklar, Çin’in propagandaaraçlarını etkin kullanarak Doğu Türkistan’daki zulmü ve gerçekleri nasıl gizlemeye çalıştığını örneklerle açıkladı. Geçmişten bugüne, Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik baskıları örneklerle anlatan Karluk, 1990’lı yıllarda Sovyetlerin çöküşü, Soğuk Savaşın sona ermesiyle 4 cumhuriyetin ortaya çıkmasının ardından, Çin’in 1996 yılında dini baskılarını, yasaklamalarını arttırdığını ve resmiolarak başlattığını kaydetti.

UYGURLARDAN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE, VATANDAŞLARINI KURTARMASI İÇİN ÇAĞRI!

Nazimi, son olarak kendisinin ve haber alamadığı kardeşinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Nazimi, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve hükumetinin, kardeşi ile aynı durumdaki toplama kamplarında akıbeti belirsiz, kendisinden haber alınamayan çok sayıdaki vatandaşına sahip çıkması için yardım çağrısını yineledi.

İlgili haberler:
Türkiye-Çin arasındaki suçluların iadesi anlaşmasına yönelik endişeler günden güne büyüyor!
Uygur Türklerinin aile nöbeti mücadelesi: Toplama kampı mağdurları anlatıyor

Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyelerinden Uygur Türklerinin aile nöbetine destek
Aile nöbeti tutan Uygur Türkü aktivistlerin bulundukları evden çıkmalarına izin verilmedi
Millet nöbeti tutan Uygur Türkleri, hak arayışında Türkiye’den destek bekliyor
Prof. Dr. Karluk: Doğu Türkistanlıların aile nöbeti, millet nöbetine dönüşmüştür
Prof. Dr. Karluk’tan Doğu Türkistan’daki annesi ve kardeşleri hakkında yeni tanıklık
Abdürreşit Celil Karluk, Çin Büyükelçiliği Müsteşarının iddialarına cevap verdi