QHA, "Bozkır Hikayeleri"nin yazarı Emrah Ece ile konuştu

06 Ocak 2020, 21:51

Kırım Haber Ajansı (QHA), Yazar Emrah Ece ile Anadolu ve Türk dünyası bozkırlarında geçen halk hikayelerini derlediği yeni çıkan kitabı “Bozkır Hikayeleri” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi.

QHA: Yeni çıkan kitabınız Bozkır Hikayeleri’nin içeriğinden bahsedecek olursak kitap ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Emrah Ece: Hikayeler Türk dünyasının farklı yerlerinden derlenmiş akademik makalelerdeki halk hikayeleri ancak ben bunları okuyup, derleyip edebi bir şekilde yeniden yazıyorum. Arzsız kalmış bir kültürü yeniden dolaşıma,kullanıma sokmak gibi bir şey bu.

QHA: Kitabınızı yazmanızda ki ilham kaynağınız ne oldu? Nelerden esinlendiniz?

Emrah Ece: Türk Mitolojisi, Türk Kültürü ve daha ziyade hikaye sevmemin, rahmetli babaannemden bana kalan bir miras olduğunu söylemek istiyorum. İlgim küçük yaşlardan itibaren onun dizinin dibinde hikayelerini dinleyerek gelişti. Türk Mitolojisini, Türk Halk hikayelerini öğrendikçe okudukça sevdim, yazdım.

QHA: Hikayeler nasıl tepkiler aldı?

Güzel… Ben bu tepkileri çoğunlukla sosyal medyadan da sık sık paylaşıyorum, genel olarak aldığım tepkiler şöyle oluyor: Örneğin bir Altay hikayesi anlatıyorum, Tatar hikayesi anlatıyorum, Rize’den birisi bu hikaye bizim köyde de var, Çorum’dan, Yozgat’tan, İzmir’den birileri bizde de var bu hikayeden babaannelerimiz, dedelerimiz anlatıyordu diyebiliyorlar.
Altaylardaki, Kazakistan’daki, Kırgızistan’daki hikayenin çok benzerini Anadolu’da da bulabiliyoruz. Bu sözlü kültürü buraya getirişimiz unutmayışımız ile insanlar karşılaşınca arada bir köprü oluşuyor. Anadolu’daki ve Türk dünyasının diğer bölgelerindeki kültürümüzle aynı olduğunu insanlar görüyor ve ister istemez bir gönül köprüsü oluşuyor. Bence bu işin en tatlı en güzel yanı da bu.

QHA: Son olarak okurlarınıza neler söylemek istersiniz? Okurları bundan sonra neler bekliyor?

Emrah Ece: Okurlar hikayeleri sevsinler, sahip çıksınlar, gelecek kuşaklara aktarmaya çalışsınlar çünkü bu kültürün aktarımı böylelikle mümkün olabilir. Eğer kültüre sahip çıkılmazsa yerine başkası geçiyor, onlar ediniliyor ve başkalarınca bizim olmayanlar bizim olarak kabul ettirilmeye çalışılıyor. Aslını bilmek, orjinalini bilmek, ne olduğunu bilmek anneanne babaannelerimizden, dedelerimizden gördüğümüz şeyi devam ettirebilmek daha mühim diye düşünüyorum. Okuyucuları yeni çalışmalar bekliyor, mitoloji ile ilgili yine hikayelerle ilgili ikinci kitap olabilir. Hikayelerin mitolojik altyapısı ile ilgili ya da onlardaki sembollerle ilgili. Bunun haricinde yarım roman çalışması var. Şimdilik okuyucuları bu çalışmalar bekliyor.

Bunlara da bakın: