Psikologtan öneriler: Korkmayın, motivasyonunuzu yüksek tutun!

24 Mart 2020, 19:00

Ozan Barış Erim/ QHA Ankara

Koronavirüsün her geçen gün dünya çapında yayılmaya devam ediyor. Şuana kadar herhangi bir aşısı bulunamayan bu pandemi türü insanlarda her geçen gün artan bir korkuya neden oluyor.

Uzm. Psikolog Gülüm Bacanak, korkunun paniğe dönüşmediği sürece hastalıktan korkmanın doğal olduğuna dikkat çekiyor. Bacanak, korku duyulan bu salgın için, “Korku, aslında son derece normal bir duygudur ve bir miktar korku hissetmek sağlıklıdır. Çünkü bizi tehlikelerden korur ve önlem almamızı sağlar.” dedi.

Uzm. Psikolog Gülüm Bacanak, son dönemde hayatımızı oldukça meşgul eden koronavirüsün insan psikolojisi üzerine oluşturduğu etkiler hakkında Kırım Haber Ajansı’na (QHA) açıklamalarda bulundu.

İşte o röportajın tamamı…

Ülkemizde hızla yayılan bir pandemi olan koronavirüs haberlerinin yaratacağı olumsuz hava, insanlar üzerinde ne gibi sorunlara yol açabilir? Hastalıktan korkmak bu durumda normal karşılanır mı?

Son günlerde tüm dünyayı etkileyen ve hepimiz için yeni ve kaygı verici bir durumla karşı karşıyayız. Tabi ki bu durum herkeste korku ve kaygı yaratıyor, çünkü belirsizlik var ve hepimiz kendimiz ve sevdiklerimiz için endişeleniyoruz. Korku, aslında son derece normal bir duygudur ve bir miktar korku hissetmek sağlıklıdır. Çünkü bizi tehlikelerden korur ve önlem almamızı sağlar. Paniğe dönüşmediği sürece, şu an hastalıktan korkmak son derece normaldir, korku hissedeceğiz ki, hem kendimizi hem de sevdiklerimizi tehlikelerden koruyabilelim. Ancak bazı kişilerde şu anki gündemdeki olumsuz haberler daha fazla korku ve kaygı yaratıp zaten altta var olan anksiyete, panik, fobiler, hastalanma korkusu ya da obsesif kompulsif bozukluk ve benzeri hastalıkları tetikleyebilir. Bunun farkına varmak ve gerektiğinde psikolojik destek almak önemlidir.

Salgını yavaşlatmak ve yayılma oranını azaltmak adına başlatılan #Evdekal kampanyasının insanlar üzerinde ne gibi etkileri olabilir? Olumsuzluklara yol açabilecek boyutta bir psikolojik çöküntü oluşturabilir mi?

Son günlerde tüm dünyayı tehdit eden ve hızla yayılan koronavirüs hepimizin hayatında şu an için bir takım değişiklikler yapmamıza neden oldu. Rutinlerimiz değişti, önceden kolaylıkla yaptığımız dışarı çıkıp bir kahve içmek, alışverişe gitmek ya da arkadaşlarımızla görüşmek vb. bizi mutlu eden eylemleri yapamaz olduk. Bunlar tabi ki herkeste bir moral bozukluğuna yol açıyor. Ancak son dönemde zaten sosyal medyada çok vakit geçiriyorduk ve çoğumuz sosyal ilişkilerimizi de yine bu yolla sürdürür duruma gelmiştik. Bu yüzden #Evdekal kampanyasının insanlar üzerinde psikolojik çöküntü oluşturacağını düşünmüyorum. Bunun geçici bir durum olduğunu, kendimizin ve başkalarının sağlığı için evde kalmamız gerektiğini ve eğer şu an uzmanların tavsiyelerine uyarsak, gerekli önlemleri sıkı bir şekilde alırsak bu durumun çok uzun sürmeyeceğini bilmek bence insanların olumsuz düşünmelerini ve mutsuz olmalarını engelleyebilir. 

Yaşlı vatandaşlarımızın yasak olmasına rağmen sıkça dışarı çıktığını görüyoruz. Yaşlılarımıza evde kalmaları gerektiğini en doğru şekilde nasıl anlatabiliriz?

Bizim günlük rutinlerimiz gibi yaşlı vatandaşlarımızın da belli rutinleri var ve onlardan bunları değiştirmelerini istediğimizde, onlar da bizim zorlandığımız gibi zorlanıyorlar.  Bu önlemler onların sağlığı için gerekli, ancak bunu onlara doğru ve rencide edici olmayan bir şekilde anlatmak çok önemli. Çoğu yaşlımız internet kullanmıyor, sosyal medya kullanmıyor, gazete okumuyor. Bu nedenle belki durumun ciddiyetinden bu kadar net haberdar olamıyor. Kimsesi olmayan ve zaruri ihtiyaçları olan yaşlılarımız da var, bu da bir şekilde düzene girecek ve yaşlılarımız da bu duruma alışacaklar diye düşünüyorum. Yine bu durumun geçici olduğunu onlara anlatmak gerekiyor ve mümkün olduğu kadar onlarla ilgilenmek,  yüz yüze olmasa bile yalnız olmadıklarını hissettirmek gerekiyor.

Son olarak, bu olumsuz havada ve isteğe bağlı karantina (#Evdekal) durumunda motivasyonumuzu nasıl yüksek tutarız?

İnsanı umutsuzluğa sürükleyen şey belirsizliktir. Şu an en önemli şey öncelikle herkesin bireysel olarak üzerine düşeni yapması ve doğru kaynaklardan da güvenilir bilgi edinmesidir. Bence en önemli konu bu durumun geçici olacağını ve biz elimizden geleni yaparsak bu durumdan sağlıklı bir şekilde çıkacağımızı düşünmemiz. Tabi ki moralimizin bozulduğu, sıkıldığımız, umutsuzluğa kapıldığımız zamanlar olacaktır. Ancak öncelikle bireysel olarak kendi motivasyonumuzu yükseltmeliyiz. Aslında evde kalmak bir zorunluluk gibi görünse de, şu anda aynı zamanda bir lüks, çünkü mesleği gereği evde kalamayan birçok kişi de var. O yüzden evde kalmayı kötü bir şey olarak değil, şu an kendimiz ve sevdiklerimiz için yerine getirdiğimiz bir sorumluluk olarak görmeli ve olumlu düşünmeliyiz. Hayat çok hızlı ve şu an bu dönemi hayatı biraz yavaşlatıp kendimize döndüğümüz, daha sakinleştiğimiz ve uzun zamandır evde yapmayı ertelediğimiz bir çok şeyi yapabileceğimiz bir dönem olarak da düşünebiliriz. Yapmak isteyip, ertelediğimiz şeylerin bir listesini yapıp kendimize hedef koyabiliriz, günlük bazı rutinler oluşturabiliriz; kahve saati, sinema saati vb… Sevdiğimiz arkadaşlarımızla ya da uzaktaki aile bireylerimizle internet üzerinden görüntülü konuşabiliriz, kitap okuyabiliriz, sevdiğimiz hobilerle ilgilenebiliriz, aslında evde yapabileceğimiz bir çok şey olduğunun farkına varmak ve yalnız olmadığımızı bilmek rahatlatıcı olacaktır. 

evdekal
KORONAVİRÜS
Türkiye
Bunlara da bakın: