Prof. Dr. Hakan Kırımlı: Putin durdurulmazsa hiçbir yerde durmaz

Güncel
qha muhabir
03 Mart 2022, 03:39
qha muhabir
03 Mart 2022, 03:39

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, 28 Şubat 2022’de “Perspektif” medya servisine röportaj verdi. Rusya ve Sovyet coğrafyası üzerinde çalışan Prof. Dr. Kırımlı, Rusya’nın işgalleri hakkında sorulan sorulara yanıt verdi. Hakan Kırımlı, röportajında Rusya’nın yayılımcı hedefinin olduğunu ve Putin’in stratejilerini anlattı.

Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Perspektif medya servisine röportaj verdi. Kırımlı röportajında, Rusya’nın işgal hedeflerinden ve nedenlerinden bahsetti. Prof. Dr. Kırımlı, Putin idaresindeki Rusya’nın hangi amaçla söz konusu işgalin başlattığını ele aldı. Kırımlı Avrupa’nın ve Türkiye’nin işgali nasıl değerlendirdiğinden de söz etti. Kırımlı, Putin idaresindeki Rusya’nın Ukrayna’ya resmen başlattığı savaşı, “Putin’in 1999 yılından beri niyetlerinde hiçbir değişiklik olmadı. Tam tersine, özellikle Çeçenistan olaylarından sonra, Çeçenistan’ı mahvetmesinden sonra bu tasdiklendi. Adamın gönlünde yatan şu: Eski emperyal Rusya’yı, bütün çirkin baskılarıyla, bütün o mekanizmaları ile birlikte dünyanın süper gücü olarak tekrar kurmak ve Rus olmayanların en ufak bir hakkını tanımadan bunu yapmak. Yekten her zaman bunu bu açıklıkta söylemek mümkün olmadığı için kısmen örtülü şekilde oluyor bu. Çarlık usulü, Sovyet usulü, içeriden çatlak sese izin vermeden bunu yapmak istiyor” nedenleriyle değerlendirdi.

ASIL HEDEF ‘BÜYÜK RUSYA’

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in KGB ajanı olduğunu hatırlatan Kırımlı, çevresini eski KGB ajanlarından kurduğunu söyledi. Putin’in hedeflerinin sorulduğu soruya Kırımlı şu şekilde yanıt verdi:

“Burada ilginç bir şey var. Emperyalist güçlü karakter imajı olması kaydıyla, Putin Rusya tarihinin, aslında birbirinin oksimoron gibi tam tersi olan bütün unsurlarını da kendinde birleştirdi. Putin taraftarları bugün bir elinde Stalin resmi öbür elinde Çar’ın, Lenin’in ikonu ile dolaşıyor. Çar II. Nikolay’ı kim öldürdü? Çarlığın bütün aristokrasisinin ve kadrolarının canına kim okudu? Lenin ve onun Bolşevikleri değil mi? Fakat bu önemli değil Putin’in gözünde. Önemli olan her ikisinin de aynı şeyi temsil etmesi: ‘Büyük Rusya’

Rusya’da bir kelime vardır; “Derjava” diye. Sözlük manası devlettir. Ancak Derjava kelimesinin kapsadığı manalar başka bir dildeki devlet kelimesinden farklıdır. Devletin ötesinde mistik bir kavramdır bu Rusçada. Büyük Rus “Derjava”sının gücünü içeride ve dışarıda eze eze göstermiş olmaları kaydıyla, Korkunç İvan’ı da, Büyük Pyotr’u da, III. Aleksandr’ı da, Lenin’i de, Stalin’i de, benzerleri de hepsi Putin’in hayalindeki panteonda yerlerini alıyor. Saydığım liste içinde halkına nefes aldıran bir kişi bile yok. Bu âdeta dünyanın gelmiş geçmiş en büyük katilleri listesi gibi bir şey. Bunların hepsi Putin’in gözünde yüce insanlar. Yani hem Sovyet Rusyası’nın hem Çarlık Rusyası’nın hayal edilen bütün büyüklükleri sahiplenildi ve bunlar yüceltildi. İster Çarlık ister Sovyet devrinde alt kökenli avam halk nezdinde, “devletin yüceliği”, “Fransa’yı kaçırdıkları”, “Almanya’yı ezdikleri”, “Amerika’yı ürküttükleri” gibi kavramlar hep vurgulanagelmiş, günlük hayatlarında hiç iyi şartlarda yaşamayan insanlar bu şekilde pompalanan gurur duygusu ile yönetilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Rusya coğrafyasında emperyalist özelliklere sahip liderlerden bahseden Kırımlı Putin’in de onlardan ilham aldığını belirtti. Kırımlı, “Saldırıda kaç yüz bin askerin kaybedileceği Stalin’in umurunda değildi, önemli olan hedefin alınmasıydı. Çarlık zamanında da öyleydi. Çar, Stalin’e göre daha insaflıydı tabii. Şimdi de sürekli pompalanan “dünyada kimsenin karşı koyamadığı Süpermen” imajının kabul görmesi karşılığında insan ve para kaybının Putin’in umurunda bile olmayacağına emin olabilirsiniz” dedi.

PROF. DR. HAKAN KIRIMLI: DÜNYA KULAĞININ ÜZERİNE YATTI

Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Avrupa’nın işgal konusundaki yaptırımlarının nasıl değerlendirdiği sorusuna, “Putin’in bir yere girmemesi söz konusu olmaz, ancak girememesi söz konusu olabilir. Hedefindeki bir şeyi şimdiye kadar, daha evvel yapmadıysa o an yapamayacağını gördüğü, düşündüğü içindir. Yoksa asla merhametinden, birilerine zarar vermekten, vicdanî kaideleri ihlâl etmekten kaçındığından değil. Burada şunun altını çizmemiz lazım. Geçmişe bakarak, Gürcistan hatırlanabilir. Daha önemlisi, 2014’te Kırım’ı, Donbas’ı fiilen yutarken dünyanın o zamanki gafleti ve çekingenliği ona çok büyük cesaret verdi. Bu asla kabul edilemeyecek saldırganlık, o zaman Batı tarafından güya yaptırım adı altında, sinek ısırığından daha tesirli olmayacak tedbirlerle geçiştirildi. Dünya kulağının üstüne yattı. Türkiye’de de, dünyada da böyle oldu. Bu ona cesaret verdi” şeklinde yanıt verdi.

UKRAYNA NATO’YA NEDEN GİREMİYOR?

Prof. Dr. Kırımlı Ukrayna’nın NATO’ya girememesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Kırımlı, “Gürcistan ile Ukrayna NATO üyesi olsaydı bugün Rusya oralardan bir saksı büyüklüğünde bile toprak kopartamamış olur, ancak sınırdan el sallayabilirdi. Bu kadar basit. Niye Rusya, Ukrayna ve diğerlerinin AB’ye, NATO’ya girmesini istemiyor? Çünkü bu ülkeler NATO’ya veya AB’ye girdiği takdirde oraları yutmayı unutması gerekir. Halbuki istediği şey kaplumbağaların kabuğunun olmaması, yumuşacık olmalılar her zaman” dedi.

HAKAN KIRIMLI: PUTİN DURDURULAMAZSA HİÇBİR YERDE DURMAZ

Hakan Kırımlı Putin ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü değerlendirmesinde bulundu. Kırımlı değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi.

“Putin durdurulmaz ise hiçbir yerde durmaz. “Hiçbir yer” kelimesini de “her yer” olarak anlayın. Şu anda ne yapılabilir? Baştan yapılması gereken yapılmadı ama onlar ayrı bahis. Putin’in önü boş bırakılırsa Ukrayna’yı da yutar, mümkün olan başka her yeri de yutar. İlk hedef olarak eski Rus/Sovyet imparatorluğunun ihyasını gören bir adamın niyetlerinin hâlâ doğru anlaşılmaması, yüz binlerce masum insanın canına, milyonlarcasının perişanlığına mal oldu ve olmakta.

Aslında son Ukrayna olayında onun niyeti gerilimi maksimum noktaya kadar çıkarıp beladan kaçınmak isteyen Batı’yı, Ukrayna’yı sıkıştırarak kolay yoldan tamamen teslim olmaya zorlatmaktı. Allah korusun, mesela Trump gibileri iktidarda olsa bu çoktan mümkün olurdu. Putin o safhada önce, bir öncesinde işgal edilmiş olan Kırım’ın ve Donbas’ın kesin olarak yutulmasını kabul ve tasdik ettirmeyi, Ukrayna’yı ise her türlü koruma kalkanından ari olarak tutmayı, böylece onu müteakip yutma hamleleri için yumuşacık bir duruma getirmeyi istiyordu. Batı ve dünyanın geri kalanı da Ukrayna’nın ve elbette geri kalan bütün eski Rus/Sovyet nüfuz sahasının Rusya’nın dokunulamaz arka bahçesi olduğunu kabul etmeliydi. Hele başına Yanukoviç veya Lukaşenko gibi kukla birisinin getirileceği Ukrayna piştiğinde (ki hiç de uzun sürmezdi) ağza düşecek armut haline gelirdi. Gerilimin maksimuma ulaştırıldığı noktada az-çok bu şartlarda yapılacak bir “diplomatik çözüm” ile Batı da “Barışı sağladık” diye zafer çığlığı bile atabilirdi.

Böyle olmadı. Ukrayna kurbanlık koyun olmayı kabul etmedi. Bugün de, mevcut şartlar altında “diplomatik çözüm” ile neyin kastedildiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Ukrayna topraklarını tankı, topu, roketleriyle işgali altında tutan Putin’in ne demesini bekliyorsunuz? “Kusura bakmayın, savaş yaptık ama şimdi biz gidelim buradan” mı diyecek, bunu mu bekliyorsunuz? En iyi şartlarda “Ukrayna’nın yarısını verin” diyecek “Çeyreğini verin” diyecek, “İleride Ukrayna’yı korumayacağınıza söz verin” diyecek. Kaldı ki bu da yakın gelecek için asla yeterli olmayacak. Yarın bir gün en ufak bir fırsat çıktığında bu şekilde içi boşaltılmış Ukrayna’yı yutmak için harekete geçecek. Yakın geçmişte Belarus’ta olanlara seyirci kalmanın da ne demek olduğunu aslında bugün olanlar gösteriyor. Dünyanın beklenen gafleti karşısında tezgâh öylesine hazırlanmış ki! Hitler güçlenirken Avrupa gafleti hikâyesinin belki daha da fazlası. O zamanki neşriyatı okuyorum. O zaman bile daha aklı başında adamlar var Hitler’e karşı. Bugün Avrupa, Batı ve daha fazlası ne kadar dik durdu durdu, yoksa işin sonu kötü.”

TÜRKİYE RUSYA İŞGALİNDE NE YAPMALI?

Son yıllarda Türkiye medyasında görülen ve ipin ucunu çoktan kaçırmış anti-Batı ve pro-Çin özellikle de pro-Rus propagandasını kesinlikle sonlandırılması lazımdır. O kadar ki, pek çok insan, Türkiye’nin kendi güvenliğinin en büyük garantisi olarak girmiş olduğu ve öyle de olan NATO’yu bir numaralı düşman olarak, Türkiye’yi bölmek için yapılan hain Batı komplosunun temel aracı olarak görür hale geldi. Bu durum, Rusya’nın eline inanılmaz güç veriyor. Öte yandan, Türkiye’nin enerjiden başlayarak Rusya’ya bağımlılığının minimuma indirilmesi lazım. Bunun çoktan olması gerekirdi.