Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Kırım Saati'nin konuğu oldu

06 Mayıs 2020, 19:49

Kırım Haber Ajansının (QHA) hazırlayıp sunduğu Kırım Saati programının 6 Mayıs 2020 tarihindeki yayınında, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı konuk oldu.

Prof. Dr. Kırımlı, Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkçe Yayın Yönetmeni Aydın Taş’ın Altın Orda Devleti, Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı’nın ilişkileri ve Kırım Tatar göçleri konularındaki sorularını detaylı bir şekilde yanıtladı.

KIRIMLI: ALTIN ORDA, CENGİZHAN İMPARATORLUĞUNUN VARİSİ

Prof. Dr. Kırımlı ilk olarak Altın Orda Devleti Kıpçak-Tatar Türk Devleti mi yoksa Moğol Devleti midir? sorusunu ve Altın Orda Devleti hakkında merak edilenleri şöyle tanımladı:

“O devirdeki devletleri herhangi bir millete olduğu gibi ait kılmak hiçbir devlet için mümkün değil. Çünkü bundan 300-500-1000 sene öncesinin devletleri bugünkü milliyet esasına göre teşekkül etmiş millet devletleri değil. Ancak muhakkak ki tarihteki devletler, bugünkü insanların geçmişini ve onların geçmişe ait referansını teşkil ediyorlar. Aslında söz konusu devletler için, ‘Onları kim kurdu? Dili neydi? Halkı kimlerden müteşekkildi?’ bunlara cevap vermek daha doğru olur. Altın Orda başlı başına bir imparatorluk. Ama ondan çok daha büyük bir imparatorluk olan Cengiz Han’ın kurduğu imparatorluğun varisi.”

Prof. Dr. Kırımlı, Altın Orda İmparatorluğunun en büyük 4 parçasından biri olan Deşt-i Kıpçak’ı şöyle tarif etti:
“Deşt-i Kıpçak dediğimiz alan sınırları kesin olan bir arazi değil. Hemen hemen Karpat Dağlarından bugünkü Moğolistan’a uzanan, muazzam büyük bir arazi. Deşt-i Kıpçak, Kıpçak Stepleri, Kıpçak Bozkırı demek.”

“ALTIN ORDA, CENGİZ HAN İMPARATORLUĞUNDAN BİR PARÇA”

Prof. Dr. Kırımlı, Altın Orda ve Cengiz Han ilişkisini, “Altın Orda, Cengiz Han (Moğol) İmparatorluğunun devrinden bir parça.” şeklinde ifade etti. Prof. Dr. Kırımlı şöyle ekledi:

“Cengiz Han (Temuçin) bir Moğol asilzadesiydi. Moğol ve Türk kabilelerinin bulunduğu bir arazide tarih sahnesine çıktı. Muazzam bir imparatorluğun kurucusu oldu. Devletin Kuruluşunda teşekkülünde idaresinde tabii ki kendi aile ve akrabasından kişiler yer aldı. Ancak tüm devletler için millet esası geçerli olmadığı için önemli olan; imparatorluğun işine yarayacak kişilerin yer almasıydı. Cengiz Han’ın imparatorluğunun kurulduğu yerde nüfus olarak Moğollardan çok Türkler yer alıyordu.”

14. YÜZYILDA ALTIN ORDA HAKİMİYETİNDEKİ EN BÜYÜK İSLAM ŞEHRİ

Prof. Dr. Kırımlı, İbn-i Battuta’ya göre 14. yüzyılda dünyanın en büyük İslam şehri olan Altın Orda hakimiyetindeki bölgenin neresi olduğuna ilişkin şunları aktardı:

“Altın Orda’nın ilk başkenti, Altın Orda idaresi kurucusu olduğu kabul edilen Cengiz Han’ın torunu Batu tarafından kurulan Saray Batu’dur. Hacı Tarhan’ın kuzeyinde harabeleri bulunan, bugün yerleşimi olmayan bir yerdir. Sonrasında 1250-1260’lı yıllarda, Müslüman ilk Altın Orda Hanı olan Berkehan başkenti biraz daha kuzeye taşıdı. Olağanüstü bir şehirdir. Hem de dünyanın en büyük İslam şehirlerinden birisiydi.”

BUGÜNKÜ VİRÜS SALGININA BENZER VEBA, ALTIN ORDA’NIN YIKILIŞ NEDENLERİ ARASINDA

Prof. Dr. Kırımlı, Altın Orda’nın yıkılış sürecini şu nedenlerle özetledi:

“Altın Orda’nın yıkılışın birçok nedeni var ancak 14. asrın başlarında bugünkü virüs gibi bir salgınla mücadele var. 14. asrın ortasında böyle bir virüsle uğraşmak çok daha güç. Bu 1347’nin vebasında 70 milyon insan öldü. Avrupa’nın yarısı silindi. Ondan sonra ülkenin iç savaşları baş gösterdi. Bunun ardından bir de Timur istilası eklenince, Altın Orda kendini toparlayamadı.”

“KIRIM HANLIĞI ALTIN ORDA’DAN AYRILDI DEMEK DOĞRU DEĞİL”

Kırım Hanlığı’nın Altın Orda’dan ayrıldı demenin doğru olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Kırımlı, “Altın Orda 15. asrın ilk yarısında parçalanma süresine gittiğinde ortaya çıkan parçaların hepsi şunu söylüyordu: ‘Altın Orda’nın gerçek sahibi benim!’ Dolayısıyla Altın Orda’nın veraseti için savaşıldı. Bu savaşlar 50-100 sene sürdü. Aslında Kırım Hanlığı kendisine Kırım Hanlığı ismini vermiyor. Kırım Hanlığının ismi 18. asra kadar Uluğ Orda, Uluğ Yurt.” diye aktardı.

“ALTIN ORDA İLE TİMUR ARASINDAKİ MESELE: GÜÇ, İKTİDAR, PRESTİJ ÇATIŞMASI”

Prof. Dr. Kırımlı, Altın Orda’nın yıkılmasında Timur’un etkisini şöyle anlattı:

“Timur, Altın Orda’nın Toktamış Han zamanı gibi toparlanmış olduğu bir zamanda iki defa Altın Orda’yı istila etti. Timur elbette Altın Orda’nın yıkılışında önemli bir rol oynadı. Ancak tarihe bugünkü anlayıştan bakmak mümkün değil. ‘Timur Altın Ordayı yıktı, Ruslar yükseldi, Türklüğü parçaladı’ gibi ifadeler tamamen bugüne ait, tarihle alakalı olmayan anakronik yorumlar. O zamanlarda kesinlikle Rusya diye bir kavram yok. Rus Prenslikleri var ve bunlar da bugünkü Moskova değil. Bugünkü Belarus ve Ukrayna’yı teşkil eden aslında da birbiriyle dost olmayan prenslikler. Bunları Altın Orda’nın ve Timur’un kaale bile alması söz konusu değil. Emir Timur ile Toktamış Han arasındaki mücadeleyi başlatan güç, iktidar, prestij çatışması bunu getirdi. Ama elbette ki Timur ile olan savaşlar çöküşteki dönüm noktalarındandır.”

KIRIMLI: KIPÇAK KELİMESİYLE TATAR KELİMESİ YER DEĞİŞTİ

Kıpçak kelimesi Tatar ile değişti diyebiliriz diyen Prof. Dr. Kırımlı, Tatar adının anlamını şu şekilde açıkladı:
“Tatar dediğimiz kabile kadim Moğolistan ya da eski Türklerin yaşadığı halklardan birisi. Hangi dili konuştuğu bugün bile açık değil. Bu kabile Cengiz Han tarafından hışma uğrayıp, kökü kazınan büyük kabilelerden biri. Cengiz Han’ın bir adeti vardı. Düşmanını yendikten sonra kim olursa olsun, düşmanın kökü kurutulsa bile o kökten işe yarar olanları kendi ordusuna da entegre ederdi. Bunu herkese yapardı. O zamanın Tatar adını taşıyanlarla Orhun Abideleri’nde geçen Tatarların hiçbir alakası yok.

Bugün bilemediğimiz, çok tartışılan bir konudan dolayı, Cengiz Han’la birlikte gelen tüm halklara Türk olsun Moğol olsun hepsine; Araplar ve çoğunlukla Batılılar Tatar ismini verdiler. Bu kaybolmuş kadim kabileye atıfla, Kıpçaklar’ın adı Tatar adıyla değişti diyebiliriz. 50 sene önce Kıpçak denilen kesime 50 sene sonra Tatar denilmeye başlandı. Bu bugüne kadar böyle geldi ama dünyanın birçok yerinde bu durum böyledir.”

“KIRIM HİÇBİR ZAMAN OSMANLI’NIN SIRADAN BİR VİLAYETİ OLMADI”

Prof. Dr. Kırımlı, Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti ilişkileri ile Kırım Hanlığının Osmanlı nezdindeki statüsünü şöyle aktardı:

“Kırım Hanlığının Osmanlı’ya tabiiyet hale gelmesi bir anda olan birşey değil. Belki bir asırlık bir süreç. Kırım Hanlığı hiçbir zaman Osmanlı Devleti’nin sıradan bir vilayeti olmadı. Kırım Hanlığı bir devletti. Bir beylik değildi. Kırım Hanlığı en zor zamanlarında dahi kendisini Altın Orda’nın varisi ve Uluğ Orda olarak tanımlardı. Kırım Hanlığında Osmanlı parası geçmezdi. Kendi adına sikkesi vardı. Tüm ülkelerle bağımsız diplomatik ilişkileri vardı. Ancak ittifak ve tabiyet ilişkileri neticesi 16. asrın ortalarından itibaren Kırım Hanlığında Osmanlı nüfusu çok arttı. Osmanlının savaşlarında Kırım Hanlığının bulunması kesin hale geldi.”

Prof. Dr. Kırımlı, ayrıca “Osmanlı’da diplomatik olarak protokolde Kırım Hanlığının yeri çok çok ayrıcalıklı ve yüksekti.” dedi.

“2. VİYANA KUŞATMASI’NA İLİŞKİN YANLIŞ ANLATILAR GERÇEK DEĞİL, İDEOLOJİK”

Prof. Dr. Kırımlı, 2. Viyana Kuşatması’na dair sık tekrar edilen yanlışların 1960’lı ve 1970’li yıllarına ait Türkiye’nin sosyolojik ve siyasi bir meselesi olduğuna dikkat çekerek tarihi yönlerini detaylandırdı.

Osmanlı Kuşatmasının gereğinden fazla uzayarak Osmanlı’nın bozguna uğradığını kaydeden Prof. Dr. Kırımlı, meselenin askeri-stratejik olarak geliştiğini kaydetti. Kırımlı konuya ilişkin şu önemli gelişmeleri aktardı:

“TARİHE BUGÜNÜN İDEOLOJİK UNSURLARIYLA YAKLAŞMAK PSİKİYATRİK BİR HASTALIKTIR”

“Bugünün 2. Viyana Kuşatması adı altında ideolojik masallarını anlatanların tarihi gerçekliklere dayalı bilmediği çok şey vardır. Hatta en önemli şeylerden biri de; sonradan tahta geçecek olan Hacı Geray Sultan’ın, Almanların durdurulmasında çok önemli rol oynayan muharebeleridir. 1789 yılında ise en önemlisi, 1. Selim Geray Han Alman ordusunu Kosova’da durdurur. Bu hayati bir zaferdir. Aynı yıl Kırım’a saldıran Moskova ordusunu bozguna uğratır. Tarihin seyrine bugünün ideolojik unsurları ile bakmak son derece sakat, psikiyatrik hastalıklı bir davranıştır. 16. asırdan itibaren Osmanlı kültürünün Kırım’a geldiği, bugünkü Kırım Tatar kültürü adeta iç içedir desek yanlış olmaz.”

“İŞGALCİ RUSYA İÇİN KIRIM, İSTANBUL’UN DA KAFKASYA’NIN DA KAPISI İDİ”

Rus İmparatorluğunun Kırım’ı işgal etmesinin asıl nedeninin 4-5 ana nedende açıklanabileceğini belirten Kırımlı, “Birincisi tarihi tersine çevirmek ve rövanşının alınmasının hedeflenmesi” diyerek şöyle ekledi:

“Kimse hatırlamak istemiyor ancak Rus Prenslikleri 200 yıl Müslüman Osmanlı Türk hakimiyeti altında yaşadı. Alman işgali altında gibi basit birşey olarak gösterilmeye çalışılıyor. En önemli nedenlerden biri de Moskova’nın denizlere inmek ve yayılmak istemesi. Herşeyden önce de Konstantinapol’un (İstanbul) hedeflenmesi. Bunun yolu da Kırım’dan geçiyordu. Kırım İstanbul’a giden yol olarak görülüyordu. Kırım İstanbul’a giden yolda olmazsa olmaz idi. Kırım Kafkasya’nın da İstanbul’un da kapısıydı. Kırım olağanüstü güzel bir yer. Rusya’dan gelenler buranın kıymetini çok iyi görür. Bu da nedenlerden bir başkası.”

“GASPIRALI, GÖÇLER İLE BAŞLAYAN KÜLTÜREL ÇÜRÜMENİN ÖNÜNE GEÇTİ”

1783-1883 yıllarına “Kara Yüzyıl” ismini verdiğini belirten Kırımlı, 19. asırda Kırım Hanlığının yıkılmasından sonra Osmanlının geri çekilişi, Rus işgali ile hızla başlayan Kırım Tatar göçleri ve kültürünün ayakta tutulması hakkında şu ifadeleri kaydetti:

“Göçler, dibi delinmiş su torbası gibi akıyordu. Kırım’da kalan insanlar adeta sırasını bekliyor gibi. Sırası gelen Türkiye’ye eninde sonunda göçmeyi bekliyordu. Kırım’da Rus ve her türlü kolonizasyon hız kazanıyor. Kırım’ın sosyal-kültürel topoğrafyası değişmeye başlıyor. Fakat burada kültürü koruyabilecek modern anlamda hiçbir müessese yoktu. Milli kültürü, milli dini bilinçli bir şekilde koruyabilecek hiçbir cemiyet, kurum yoktu. Yani toplum bu atmosferde çürüyordu. Ta ki Gaspıralı’ya kadar… Gaspıralı tam anlamıyla her şeyi tersine çeviren insan oldu. Sadece Kırım ölçeğinde değil, Rusya’da da aynı şekilde idi. Gaspıralı öncesi ve sonrası Kırım Tatarları için milattan öncesi ve milattan sonrası gibi. Gaspıralı, Kırım Tatarlarını üçüncü sınıf bir vatandaş olarak yaşamaktan kurtardı.

Prof. Dr. Hakan Kırımlı – Kırım Saati

Kırım Saati programında bugün saat 22.30'da Aydın Taş'ın konuğu Prof. Dr. Hakan Kırımlı olacak… Altın Orda, Kırım Hanlığı tarihi ve Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığının ilişkilerini ve Kırım Tatar göçlerini konuşacağız…

Опубліковано Kırım Haber Ajansı – QHA Середа, 6 травня 2020 р.


Altın Orda devleti
KIRIM SAATİ
Prof. Dr. Hakan Kırımlı
Bunlara da bakın: