Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Eskişehir'de Doğu Türkistan'daki soykırımı anlattı

Güncel
qha muhabir
05 Mart 2022, 15:23
qha muhabir
05 Mart 2022, 15:23

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Eskişehir Türk Ocağında, ocak üyeleri ve üniversite öğrencileri başta olmak üzere Türk dünyasına gönül veren vatandaşlara, Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımı ve son durumu anlattı. Soykırımın nedenleri ve etkilerini tarihi, sosyolojik ve kültürel açılardan yorumladı. Türk dünyasının Doğu Türkistan’da yaşananlara yönelik tutumunu değerlendirdi.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Eskişehir Türk Ocağında 3 Şubat 2022 tarihi Perşembe günü gerçekleştirilen “Doğu Türkistan Gerçekleri” başlıklı konferansa konuşmacı olarak davet edildi. Karluk, konuşmasında Doğu Türkistan’da yaşanan soykırım politikalarını anlatmakla birlikte onun nedenleri ve etkilerini tarihî ve sosyolojik ve kültürel açılardan yorumladı. Dünya kamuoyunun soykırıma karşı tutumlarını Türk milliyetçiliği ekseninde sorgulayarak değerlendirdi.

“İNSANLIK ÖLÜYOR, TÜRKLÜK KURUTULUYOR, İSLAM SİLİNİYOR”

Doğu Türkistan’daki durumu “İnsanlık ölüyor, Türklük kurutuluyor, İslam siliniyor” sözleriyle özetleyerek konuşmasını başlayan Abdürreşit Celil Karluk şu ifadeleriyle yaşananlar karşısında kamuoyunun sergilediği tutumlarını anımsattı ve Doğu Türkistan’ın Türklük, İslam açısından önemine vurgu yaptı.

Doğu Türkistan’da insanlık ölüyor. Medeni ülkeler buna kanaat getirdiler. Evet çıkarları uğruna kanaat getirdiler. Ötekileri de çıkarları uğruna gözleri gördüğü halde görmüyor, Kulakları işittiği halde duymuyor.

Doğu Türkistan’da Türklük kurutuluyor. Türkiye’deki tarihçilerin üzerinde pek durmadığı Tanrıdağı ve Altay dağlarından akan ırmakların kenarlarında, Kutadgu Bilig ve Divani Lügat-it Türk gibi nice şah eserleriyle Türklüğü yaşatan uygarlıklar ve bunun izleri siliniyor.

Doğu Türkistan’da İslam Siliniyor. Salih bir Müslümana göre Doğu Türkistan İslam’ın Doğu kalesidir, doğu kanadıdır. Satuk Buğrahan’ın İslam ile müşerref kıldığı Kaşgar’da bin yıllık mezarlar, türbeler, camiler yok ediliyor. Mezarlar ve türbeler bir yurdun tapusudur”

DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKİYE’DE YETERİNCE ARAŞTIRILMIYOR

Türkiye’de Türk dünyası ile ilgili pek çok araştırma merkezleri olduğu halde Doğu Türkistan ile ilgili envanter çalışmalar olsun veya bugünkü mevcut durumla ilgili araştırmalar olsun yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Abdürreşit Celil Karluk “Türkiye’de Uygur Türkçesi araştırmalarıyla ekmek kazananlar bile Uygurların durumunu dile getirmiyorlar, sırf Çin’i kızdırmamak için. Öğrencilerinin Doğu Türkistan’da tutuklandığı, kamplarda işkence uğradığı halde yine de ses çıkartmıyorlar. Batılı araştırmacılar bu konuyu çalışıyor, raporlar hazırlıyor, evet çıkarları gereği. Fakat susanlar da …” diyerek durumdan haberi olduğu halde soykırım karşısında sessiz kalan araştırmacıları eleştirdi.

AİLEM, MESLEKDAŞLARIM, ÖĞRENCİLERİMDEN HABER ALAMIYORUM

Doğu Türkistan’ın durumunu anlatırken kendi ailesi ve akrabalarının başına gelen faciaları örnek veren Abdürreşit Celil Karluk “Aile üyelerim ile 2017’den beri doğrudan iletişim kuramıyorum. Çin elçiliğinin de teyit ettiği bilgilere göre kardeşim Cappar Celil toplama kampına alınmış ve işkence sonucu felç edildikten sonra bırakılmış. Bir diğer kardeşim, 11 yıllık kamp cezasına, Bir yeğenim 15 yıllık kamp cezasına çarptırılmış. Diğer kardeşlerim ve yeğenlerim hakkında hiçbir bilgi edinemedim.  90 yaşında annem yapayalnız ve bakıma muhtaç halde, Türkiye’ye getirmek için resmî girişimlerde bulundum, ama hiçbir sonuç alamadım” diyerek kendinin ve yurtdışındaki kendisiyle aynı durumda olan 10 binlerce Uygurun üzüntülerini paylaştı.

Meslektaşları ve öğrencilerinden de haber alamadığını, onların da toplama kampına alınmış olma ihtimalini dile getiren Karluk “Elimdeki şu telefon dünyaya açık, her yere ulaşabiliyorum. Ama anneme, kardeşlerime, meslektaşlarıma ve öğrencilerime ulaşamıyorum” ifadeleriyle Doğu Türkistan’ın dış dünyadan tamamen izole edildiğine vurgu yaptı. Ayrıca Karluk, ailesinin durumuyla ilgili tanıklık videosu yayımladığını ve buna Çin Büyükelçiliğinden gelen saldırıları da hatırlattı. Prof. Dr. Karluk, aynı zamanda tanıklık videosunu ilk yayımlayan Kırım Haber Ajansı’na teşekkür etti.

AYNI DİL, İNANÇ VE KÜLTÜRE SAHİP KİŞİLERİN İLGİLİSİNİ ÇEKEMİYORUZ

Televizyon kanallarının yeterince ilgisini çekmediğine sadece sosyal medya aracılığıyla seslerini duyurmaya çalıştığının altını çizen Karluk, “Türkiye’de sosyal medyada o kadar çok paylaşımlar yapıyoruz. Etkinlikler yapıyoruz. Bizim yaptıklarımızın 10 binde birini Fransa’da bir arkadaş yaptı. Bütün Fransa maviye büründü. Fransa Doğu Türkistan’daki zulümleri Soykırım olarak tanıdı. Ama Türkiye’de aynı dili konuştuğumuz, aynı dine inandığımızı varsaydığımız, ayni kültürü paylaştığımız insanlarda bu tepkiyi göremiyoruz” diyerek Türkiye’nin soykırım karşısındaki duyarsızlığını eleştirdi.

ÇİN DOĞU TÜRKİSTAN’DA SOYKIRIM YAPIYOR?

Çin’de politik sınırlarla çevrelenen bir Politik Çin ile birlikte Çinliliği yansıtan, vurgulayan bir Kültürel Çin’in de olduğu belirten Abdürreşit Celil Karluk, “Kültürel Çin, politik Çin sınırları içindeki tüm halkları kendine benzetmek ister. Bundan dolayı kültürel Çin’e göre özellikle en büyük farklılığa sahip olan Doğu Türkistan bölgesi yutulmalı ve Çinlileştirilmesi gerekir” diyerek Çin’in tarihi boyunca başkasını asimile etmeye yatkın bir kültüre sahip olduğuna vurgu yaptı. Karluk ayrıca Çinlilerin nüfusunun çok olmasının nedenin üreme ve biyolojik kabiliyetlerinden dolayı değil asimile, benzetme ve özümseme kabiliyet ve isteklerinden kaynaklı olduğunu söyledi.

UYGUR KÜLTÜRÜ ÇİN KÜLTÜRÜNE KARŞI DİRENİYOR

Çin diğer milletleri asimile ederken Çin’in tarihinde ilk defa asimile etmekte zorlandığı halkın Uygurlar olduğuna vurgu yapan Abdürreşit Celil Karluk, bunun nedeni olarak Uygurların güçlü bir yerleşik medeniyete sahip olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. Uygurların kimliğinin boy üzerinden değil sabit mekân üzerinden geliştiğini belirten Karluk, “Uygur medeniyeti bin yıldır farklı medeniyetler karışışında yenilmemiş Çin medeniyet ile bire bir, dişe diş gidiyor. Yeme içmesinden, estetiğine kadar, fizyolojisinden biyolojisine kadar bire bir direniyor” ifadeleriyle Çin’in asimile edemediği Uygurları kökünden yok etmek amacıyla fiilen soykırım politikalarını başlattığına işaret etti.

İŞGAL VE ASİMİLASYONDAN SOYKIRIMA

Çin’in 1755’ten itibaren başlattığı Çinlileştirme ve istila etme planını 1955’ten sonra ancak yürürlüğe sokabildiğini belirten Karluk, 1997 yılında Doğu Türkistanlıları dininden vaz geçirme girişiminin başlatıldığı, 2003 yılında dilinden vaz geçirme planının uygulanmaya başladığı, 2016 yılında ise fiilen soykırımın başlatıldığı bilgilerini verdi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Abdürreşit Celil Karluk, Konferansta Doğu Türkistan’da uygulanan soykırım politikalarına örnek olarak şu uygulamaları istatistik veri ve fotoğraflarla anlattı.

Çin, yurtdışındakileri özellikle de Türkiye ve İslam ülkelerinde okuyan öğrencileri, ailelerine yönelik baskı ve tehditler ile dönmeye zorladılar ve hepsini toplama kamplarına aldı.. Toplama kamplarında milyonlarca Doğu Türkistanlı tutuluyor. Onlar, zorla çalıştırılıyor, işkencelere ve tıbbi deneylere tabi tutuluyor. Kamptan kurtulabilen tanıkların anlattığına göre tecavüz sıradan…

Uygurların ad ve soyadlarını değiştirmelerini istedi. Çocuklarının tamamen Çince kültür ekseninde yetiştirmek için topladı. Tüm Doğu Türkistan’ı ablukaya aldı, dijital gözetleme altında tuttu… Evde ve mutfakta kullanılan bıçaklarına da barkot yapıldı ve zincirle bağlandı. Türk, İslam izleri ortadan kaldırıldı. Binlerce yıllık camiler yok edildi. Uygurların DNA bilgileri toplandı…

En iğrenci ise erkekleri toplama kamplarına alınan kızlara musallat olundu. Çinlileri Uygur ailelerine kadar yerleştiren “kardeş aile” projesiyle aile mahremiyeti hiçe sayıldı… Çin’in bu uygulamalarıyla en büyük acı çekenler kadınlar oldu. İkinci olarak da çocuklar. Anne ve babalarından ayrı kalan, asimile merkezlerine götürülen milyona yakın çocuktan bahsediliyor….