Yunanların, Mora'da Türklere yönelik gerçekleştirdiği Tripoliçe Katliamının üzerinden 200 yıl geçti

Güncel
Ayyıldız Huri Kaptan
23 Eylül 2021, 23:46
Ayyıldız Huri Kaptan
23 Eylül 2021, 23:46

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunanların 200 yıl önce Mora yarımadasında on binlerce Türk’e yönelik gerçekleştirdiği Tripoliçe Katliamını andı. Bakanlığın açıklamasında, “Her fırsatta tarihi gerçekleri çarpıtarak başkalarına ders verme gafletine düşenler, kendi işledikleri mezalimin asla unutturulamayacağını bilmeli ve gerçeklerle samimi şekilde yüzleşmelidirler.” ifadeleri yer aldı.

Yunanlar, 23 Eylül 1821 tarihinde Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandıkları Mora İsyanı sırasında ele geçirdikleri Tripoliçe´de Türkleri acımasızca katletti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, bugün Twitter hesabından yayımladığı açıklama ile Yunanların Türkleri yok etmek üzere gerçekleştirdiği Tripoliçe Katliamını andı. Açıklamada, Tripoliçe’de on binlerce Türk’ün acımasız ve vahşi bir şekilde katledilmelerinin üzerinden 200 yıl geçtiği anımsatıldı.

YUNANLILARIN TÜRK KATLİAMLARI

YUNANLARIN İNSANLIK DIŞI TRİPOLİÇE KATLİAMI’NIN ÜZERİNDEN 200 YIL GEÇTİ

Diğer yandan, bakanlığın açıklamasında şu ifadelere dikkat çekildi:

“Mora Yarımadası’nda tek bir Türk’ün dahi canlı kalmamasını hedefleyen bu insanlık dışı katliam tarihe kara bir leke olarak yazılmıştır. Her fırsatta tarihi gerçekleri çarpıtarak başkalarına ders verme gafletine düşenler, kendi işledikleri mezalimin asla unutturulamayacağını bilmeli ve gerçeklerle samimi şekilde yüzleşmelidirler.”

TRİPOLİÇE KATLİAMI’NA GİDEN YOL

AVİM’in derlediği araştırmaya göre, 1821 yılındaki Yunan başkaldırısı tek bir olayın sonucu değildi. Osmanlı dönemi boyunca çok sayıda başarısız isyan meydana gelmiştir. Özellikle 17. yüzyılda Yunanistan’daki Osmanlılara karşı, bilhassa Mora’da, başkaldırı girişimleri olmuştur. İlk kayda değer başkaldırı, 1770 yılında, 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Rus Kraliyet Donanması Komutanı Rus Amiral Alexey Orlov’un desteğiyle başlatılmış olan Orlov isyanıdır. Ancak, bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. İkinci girişim Napoleon Bonaparte’nin hükümdarlığı döneminde Fransızlar tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu gayretler de, Napoleon’un 1815 yılındaki yenilgisiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Buna rağmen, Rus ve Fransız devlet mekanizmalarından gelen her girişim ve destek Yunan başkaldırı arayışlarını pekiştirmiştir. Bu bağlamda, Yunanlıların yurtdışında gizli devrimci ve militan kuruluşlar oluşturduklarını ve bu kuruluşların amaçları doğrultusunda gazeteler ve dergiler yayınladıklarını not etmek gerekmektedir. Bu kuruluşlardan Athena, Fransa’nın desteğiyle Yunan bağımsızlığı yönünde çaba sarf etmiş, Phoenix adında bir diğer kuruluş ise Rusya’nın desteğiyle aynı amaç doğrultusunda çalışmıştır.

1821 TRİPOLİÇE KATLİAMI

Yunanistan’a bağımsızlık yolunu açan 1821 isyanı, Mora Yarımadası’nın güneyindeki Manya Burnu’nda yaşayan Yunanlıların Osmanlılara karşı 17 Mart 1821 tarihinde giriştikleri başkaldırı ile başlamıştır. İsyanın ilk hedeflerinden biri Mora’nın merkezinde bulunan ve Osmanlı idaresinin Mora’daki yönetim merkezi olan Tripoliçe şehriydi. Çok sayıda varlıklı Türk ve Yahudi orada ikamet etmekteydi. Birkaç ay süren kuşatmanın ardından, şehir Ekim 1821’in başında isyancıların eline düşmüştür. Şehirde hunharca katledilenlerin sayısı kaynaklara göre değişmektedir. Ancak, tahminlere göre, 10 binile 25 bin arasında Türk-Müslüman katledilmiştir. Katledilmekle kalmamışlar, çoğu kez halka açık şekilde ve farklı yöntemlerle işkenceye uğramışlardır. Bu katliam sırasında neler olduğu, çeşitli İngiliz akademik kaynaklarda ayrıntılı şekilde anlatılmıştır. İngiliz tarihçi Walter Alison Phillips, 1897 yılında yazmış olduğu kitabında, bu korkunç barbarlığı anlatırken aşağıdaki ifadelere yer vermiştir:

“Perişan yerli halk, üç gün boyunca barbar çetesinin şehvet ve zulmüne maruz kalmıştır. Hiçbir cinsiyet veya yaş grubu bağışlanmamıştır. Kadınlar ve çocuklar öldürülmeden önce işkenceye uğramışlardır. Katliam o kadar kötü bir boyuta ulaşmıştır ki, Kolokotrones şehre geldiğinde, kapıdan kaleye kadar, atının nallarının yere hiçbir zaman değmediğini kendisi söylemiştir. Onun zafer yolu cesetlerle kaplanmıştı.”

Bir başka tanınmış İngiliz tarihçi olan William St Clair, 1972 yılında yazdığı kitabında, 1821 isyanında Türklerin yaşadıklarına kapsamlı şekilde atıfta bulunmuştur. 1821’de Yunanistan nüfusunun kayda değer bir bölümünü oluşturan Türklerin, 1821 ilkbaharında ansızın ve tamamen ortadan kaybolduğunu ve dünyanın geri kalanının onların kaybolmasını görmezden geldiğini vurgulamıştır. Bu vahşeti görmezden ve bilmezden gelmeyi eleştirirken, üzüntüsünü anlatmakta ve Türklerin “vicdansızca ve tereddütsüz şekilde bilinçli öldürüldüklerini ve o zaman veya sonrasında pişmanlık hissedilmediğini” belirtmektedir. William St Clair kitabında, Türklere yönelik işkenceleri, açıkça, ürpertici ve korkutucu şekilde tarif etmekten kaçınmamıştır. Kitabın ilgili bölümlerinden bir paragraf şu şekilde:

“On binden fazla Türk katledilmiştir. Paralarını sakladıklarından şüphe duyulan esirler işkenceye uğramışlardır. Kolları ve bacakları kesilmiş, ateş üzerinde yavaşça yakılmışlardır. Hamile kadınların karınları ve kafaları kesilmiş, köpeklerin kafaları bacaklarının aralarına sokulmuştur. Cumadan pazara kadar, Kolokotrones (yazar tarafından eklenmiştir: Konstantinos Kolokotronis, Yunan haydut lideri) son işareti vermeden önce, çığlık sesleri kesilmiyordu. Bir Yunan, kendisinin doksan kişiyi katletmiş olmasıyla övünmüştür. Yahudi kolonisi, sistematik bir şekilde işkenceye maruz kalmıştır. Çoğunlukla kadınlardan ve çocuklardan oluşan yaklaşık iki bin esir soyulup şehrin dışındaki bir vadiye götürülüp katledilmiştir. Bu olaydan haftalar sonra, çaresizce harabelerin etrafında koşuşturan aç Türk çocukları coşkulu Yunanlar tarafından vurulup parçalanmışlardır… Kuyular, atılan cesetler sebebiyle zehirli hale gelmiştir. Kısa süre içinde veba patlak vermiş ve o kadar şiddetli bir biçimde yayılmıştır ki, Moralılar savaşın devamı boyunca bu beladan kurtulamamışlardır.”

Katliam ayrıca günümüz Yunan kaynakları tarafından teyit edilmektedir. Özellikle diaspora kaynakları Tripoliçe katliamını, Türklerin bu durumu hak ettiklerini ileri sürerek, övgüye layık bulmaktadır. Diaspora bugün bile Yunan toplumunda aşırı sağcı düşüncenin yükselişinde önemli bir rol oynamaktadır.