Ukrayna Milletvekili Rüstem Umerov: Kırım Tatar halkı içinden liderler yetişmesi çok önemli

17 Temmuz 2020, 20:03

Kırım Tatar Milli Kurultayı delegesi, Ukrayna Parlamentosu Ses (Golos) Partisi Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Rüstem Umerov, Kırım Haber Ajansı Türkçe Yayın Yönetmeni Aydın Taş’ın sorularını yanıtladı.

Rüstem Umerov, 15 Temmuz hain darbe girişimi, Ermenistan’ın Azerbaycan’a yönelik saldırısı, Ukrayna Parlamentosuna sunduğu dikkat çeken yasa teklifi, Türkiye’de ve dünyadaki Kırım Tatar diasporası ile ilişkiler, işgalcilerin Kırım’da gerçekleştirdiği baskınlar ile Kırım’ın işgali ve Kırım Tatar halkının geleceği gibi pek çok konuyu değerlendirdi.

“TÜRKİYE BİZİM DİREĞİMİZDİR”

Ukrayna Parlamentosunun Kırım Tatar milletvekili Rüstem Umerov’un açıklamaları şu şekilde:

-Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yıl dönümünü kaydediyor. Siz bir Kırım Tatarı olarak hem Kırım’dan hem Ukrayna’dan bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye bizim direğimizdir. Burada bir öksürük olursa biz zatürre oluruz. Türkiye, zatürre olursa demek ki biz ölüyüz. Türk ve Müslüman halklar için Türkiye bir arka bahçedir. Dolayısıyla kim Türkiye’ye karşıysa, hem içeriden, hem dışarıdan, o bizi üzer ve düşman kitlesine girer. Dolayısıyla içeriden Türkiye’de böyle yasa dışı eylemler yapılması, darbe yapılması bizi çok üzdü. Biz hep o günlerde Türkiye’nin yanındaydık. Zaten açıklamalarımız da oldu. Telefonlar açtık ve Türkiye devletinin yanında olduğumuzu söyledik.

“DAİMA AZERBAYCAN’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN TARAFINDAYIZ”

-Ermenistan’ın saldırması sonucu Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmalar çıktı. Türkiye bu konuda net şekilde kardeş Azerbaycan’ın yanında duruyor. Ukrayna’dan da Azerbaycan lehinde açıklamalar geldi. Ancak bu Ermenistan’da tepkilere yol açtı ve Ukrayna’nın Erivan Büyükelçiliğine saldırılar düzenlendi. Siz Ukrayna Milletvekili olarak, Ukrayna açısından Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bildiğiniz gibi biz Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz. Karabağ, Azerbaycan’ın bir parçasıdır. Ukrayna’nın iki ülkeyle de diplomatik ilişkileri var. Maalesef Ermenistan bazı konularda çekimser kalıyor, Rusya ile ilişkisi olduğu için Rusya’nın pozisyonunu destekliyor. Azerbaycan toprak bütünlüğü konularında Ukrayna’yı destekledi. Bazen AKPM ve BM’de sorunlarımız oluyor ama biz daima Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü taraftarıyız. Ukrayna’da hem Azerbaycan Türklerinin diasporası hem Ermeni diasporaları yaşıyor, içeride hiç bir problemimiz yok ama diplomaside Ukrayna toprak bütünlüğüne karşı gelen vizyonuna biz dikkatle bakıyoruz. Ermenistan’ın diplomasi tarafında Rusya’nın tarafında kalması bizi üzüyor. Bu konuyla ilgili Ermenistan bizim Erivan Büyükelçimizi çağırdı. Hatta bunun üzerine biz de kendi büyükelçimizi başkente müzakereler için geri çağırdık. Şu anda Kıyiv’de. Ukrayna olarak bizi destekleyenleri biz destekleriz. Son zamanlarda neden böyle bir tepki geldi? Tabii bizim Azerbaycan ile işbirliğimiz çok. Bu da Ermenistan’ın Rusya pozisyonunun yanında rol almasından kaynaklanıyor.

“UKRAYNA, HEM KIRIM TATARLARININ HEM DE KIRIM’IN YANINDA OLDUĞUNUN SİNYALİNİ VERDİ”

– Mayıs ayında Ukrayna Meclisi Verhovna Rada’da sizin imzanızı taşıyan yasa teklifinde bütün dünyaya bir çağrı vardı. Hem 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgününün soykırım olarak tanınması, hem de Kırım’ın Rusya tarafından işgaliyle ilgili maddeler vardı bu teklifte. Bu yasa teklifini bize anlatabilir misiniz? Çünkü bu yasa teklifi çok büyük oy çoğunluyla kabul edildi. Bu yasayla neler hedefleniyor?

18 Mayıs’tan önce bazı Rus medyasında ya da bazı Rus taraftarı medyada böyle haberler geldi ki, Ukrayna Parlamentosu Kırım’ı artık unuttu, Kırım’ı konuşmuyor, tanımıyor, bilmiyor vesaire… Biz de 18 Mayıs sürgün günü için bir çağrıda bulunduk. Çağrıda nedenlerini de anlattık. Bir Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusu vardı. İki, Kırım’ın işgal olduğunu anlattık. Üç, Kırım’ın sürgünlük faciasının bir soykırım olarak kabul edilmesini. Dört, politik ve dini baskıların var olduğunu vurguladık. Bir de bu çağrının bütün uluslararası örgütlere, platformlara ve bizim diplomatik ilişkimiz olan bütün ülkelere yollanmasını kabul ettik. Böylece Ukrayna Parlamentosunun 311 milletvekili bunu kabul edince, bizim cevabımız ‘Biz Kırım’ın yanındayız’ sinyaliydi. Yani (Ukrayna) hem Kırım Tatarlarının, hem de Kırım’ın yanında olduğunun sinyalini verdi.

YERLEŞİM YERLERİNE VERİLEN İSİMLERİN ASLINA, KIRIM TATAR DİLİNE DÖNMESİ

-Yaklaşık bir yıldır milletvekilisiniz, Ukrayna’nın Golos (Ses) partisinden. Halkınızı parlamentoda temsil etmek nasıl bir duygu?

Şimdi bu soruyu bana herkes sorar. Ben de derim ki, ben zaten 2007 yılından itibaren Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın delegesiyim. Delegelik, benim için etnik milletvekilliği demek. Dolayısıyla onu zaten bir onurla götürüyordum. Milletvekili olunca politik, diplomatik ve hukuksal anlamda imkanlarımız milletvekili olarak doğdu. Yeni imkanları da nasıl halkımızı kanunen meşrulaştıralım, kanunları nasıl kabul edelim… Yani yerli halklar kanunu, Kırım Tatarların statüsü kanunu. Ukrayna Anayasasının 10. maddesi, Kırım Özerk Cumhuriyeti kanununu nasıl değiştirelim, yasal normlarına getirelim. Gelecek dönem, bir buçuk ay sonra Toponimi meselesi, yani yerleşim yerlerinin eski isimlerine geri dönmesi kanunu sunmayı düşünüyorum. Bir kaç tane teklif etmek istediğimiz kanunlar da var, onlar üzerinde de çalışıyoruz, sizlere onları da yakında söyleriz. Ama Toponimi meselesi önemli bir mesele. Ayrıca bizim Kırım’da yerli bölgeleşme kanunlarında Kırım’ı da analiz ettik. Orada yeni isimler vermiş gibi olduk, yani geriye döndürdük. Bölgeleri, şehirlerin var olan eski isimleriyle oluşturduk. Mesela Bahçesaray, Karasu Pazar ve başka Kırım Tatar isimleri var olan şehirleri artık belirttik ve bölgeleşmeyi öylece yaptık.

“HALKIMIZIN İÇİNDEN LİDERLER YETİŞMESİ ÇOK ÖNEMLİ”

– Siz milletvekili olmadan önce milli lider Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun yardımcısıydınız ve aynı zaman az önce de belirttiğiniz gibi Kırım Tatar Milli Kurultayının delegesisiniz. Ve şimdi de bir milletvekili olarak Kırım Tatar halkının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Biz şu anda işgal altında olduğumuzdan dolayı güçlü olabilmemiz için soft power (yumuşak güç) kullanmamız lazım. 1944’ten 1991’e kadar bizim örf ve adetlerimize çok saygımız vardı ve bu örf ve adetler bizi korudu. O zaman din baskını vardı, dil baskını vardı ama örf ve adetlerimiz bizi korudu. 1991’den sonra herkes eğitime açıldı ama eğitimli olmak bilgi sahibi olmak olmadı maalesef. 1991’den sonra sosyal politik değişmeler oldu çok değişmeler oldu, yani Kırım’da ve Ukrayna’da, Avrasya coğrafyasında. Dolayısıyla biz güçlü eğitim almaya başladık, tam böyle kıvama geldik diyorduk ama 2014’te yine işgale uğradık. Dolayısıyla şimdi halkımızın örf ve adet, kendi dilinde konuşma, kendi dinine sahip olma, spor, kültür faaliyetlerine odaklanmamız lazım. Bu konuda zaten 3-4 yıl önce çalışmalara başladık. Yani mesela eğitim konusunda nasıl liderler yetiştirelim? Hem Ukrayna’da olsun, hem yurt dışında olsun burslar organize ettik. Bu burslar nasıl bir şekilde çalışıyordu? Amerika’da, Kanada’da, Britanya’da, Türkiye’de okuyan arkadaşlar için, eğer kendileri üniversiteyi kazanırsa ve parasını da ödeyemiyorlarsa biz de imkan bulmaya çalışıyorduk. Bu meseleye hem şahsi, hem kurumsal olarak bakıyorduk. Onları elimizde olan imkanlarla destekledik. Çoğunu kendi imkanlarımızla destekledik.

PROJELER NE AŞAMADA?

– Biraz da projelerden söz edelim. Proje olarak bildiğim kadarıyla 1000 konut, Cami ve Zincirli okul projeleri var. Bu projeler ne aşamada?

Biz halkımızın gelişmesi için bir alt yapı hazırlamayı düşünüyoruz. Altyapı projeleri arasında 1000 konut projesi var, Merkez Camisi projesi var ve aynı zamanda düşündüğümüz ve 3 yıl önce başlattığımız okullar zinciri projesi var ama okullar zinciri projesinde daha bir aşamaya gelmedik. Üç senedir devletimizle konuşuyoruz onu. Yani daha ilan etmedik.

Ukraynalı bilim adamlarını davet etmiştik. Politikacıları davet etmiştik. Bizden de katılanlar oldu. Sivil Toplum Kuruluşu, öğretmen, uzman seviyesinden katılanlar oldu. Dolayısıyla bu çalışma grubunda rol alanlar baya çok kişiydi ama biz her şeyi önce Milli Eğitim Bakanlığına sorarak ilerdik. Milli Eğitim Bakanlığında şu seviyeye geldik. Üç tip okul var. Bir, devlet okulu. İki, özel okullar. Üç, belki Ukrayna şimdi artık charter okullar düşünüyor. Bu charter okulları şu şekilde, mesela siz gidiyorsunuz okulu kuruyorsunuz ama öğretmenin maaşını devlet bordrolu öğretmen olarak ödüyor. Yani yatrımı siz yapıyorsunuz, öğretmenin maaşını devlet veriyor. Ukrayna’nın böyle bir sisteme geçme düşüncesi de var. Bundan dolayı bizim arkadaşlarımız 3-4 senedir Milli Eğitimle müzakere ederek bu yolu gidiyorlar.

Bizim gayemiz normalde ne? Bizim insanımızın yerleşim bölgelerinde okullar açarak, gerekiyorsa maariften, gerekiyorsa Ukrayna devletinden, gücümüz yetmezse Türkiye’den veya başka ülkelerden destek alarak, bu okullara destek vermek istiyoruz. Nedeni de şu, bir Kırım Tatar halkı var ve Ukrayna’da 1,5-2 milyon müslüman kitle yaşıyor. Biz bu okulları Ukrayna Milli Eğitim programıyla yürüteceğiz ama bu okullarda Türkçe, Kırım Tatarca, İngilizce dersleri verilmesini isteyeceğiz.

Bu çalışma grubuna çok fazla karışmıyorum. Çünkü bunun artık netleştirilip önüme gelip, büyüklerimize gösterelim istiyorum. Yani bu fikir, yeni bir fikir değil, 3-4 sene çalışılan bir fikir. Sadece Zincirli adı nereden çıktı? Analiz ederken, Ukrayna’daki en eski eğitim yeri Zincirli medresesi. Biz onu zamanın üniversitesi olarak görüyoruz. Biz de dedik ki madem bu bizim yöremizin ve devletimizin bir parçası olduğundan dolayı Zincirli medresesinin adını kullanalım. Hem Kırım’ın bir parçası olur ve bir mesaj verilir, hem de Ukrayna topraklarında bulunan en eski eğitim yeri. Biz de bundan dolayı dedik ki Zincirli olsun. Ama biz daha bu okulları adlandırmadık, bu projenin ismi şu an.

Bu çalışma grubunun çoğu Ukraynalılardan ibaret. Biz bu projeyi halka açık konuşulmasının sebebi müfredatın çalışmasıydı. İki milli eğitim tarafından kabul olunur mu, olunmaz mı diye. Üç imkanlar çerçevesi, çünkü bu okulları başlatmak için onun finansmanını düşünmemiz lazım. Bu çalışma grubu çerçevesinde bu arkadaşlar buna da çalışıyorlar. Fakat bütün Kırım Tatarlarının arasında önde giden öğretmen, profesör, akademisyen varsa onların da fikrini teker teker alıyorlar.

– Bu okul sadece Kırım Tatarlarına özel bir okul mu olacak, yoksa Ukrain ve yurt dışından da öğrenci almayı planlayacak mı?

Buna Ukrayna Milli Eğitimi karar verecek. Şu anda düşündüğümüz ama kesinlikle böyle bir karar henüz alınmadı, düşüncede özel okul olsun ve herkes katılsın. Biz sadece Kırım Tatarlarına özel burslar çıkartırız ve aynı zamanda diğer işgal bölgelerindeki çocuklara da destek vermeyi düşünüyoruz, yani Donetsk ve Luhansk tarafından. Önce müfredatını görüşmemiz lazım, Ukrayna devletinin onayı olmadan henüz bir yerden destek almak için görüşülmüyor.

– Kırım Tatar Diasporasının en yoğun yaşadığı yer Türkiye. Buranın dışında Litvanya, Polonya, Bulgasitan, ABD gibi ülkelerde diasporalar var. Kırım’da yaşayan halkın diasporayla ilişkileri nasıl, sizin diasporayla ilişkileriniz nasıl?

Ben her Türkiye’ye geldiğimde haber veriyorum. Görüşmek istiyorum. 1993’ten beri geliyorum. Buradaki diasporanın farkını çok fazla hissetmiyorum, buraya geldiğimde yerel gibi.

Ben Ukrayna diasporasıyla, Kırım Tatar diasporası arasındaki farkı analiz etmiştim. 2014 yılında, diyelim ki Kanada’yı ele alalım, Ukraynalıların en çok yaşadığı bölge. O zaman Kırım’ı Ukrayna’nın parçası olarak görmüyorlardı. İşgal olduktan sonra biz daha çok empoze ettik Kırım Tatar Diasporası olarak, Kırım’ın UKrayna’nın bir parçası olduğunu. Çünkü o zamanlarda, Ukrayna Diasporası oraya göç ederken Ukrayna gibi bir devlet yoktu. O zaman Batı Ukrayna Devleti vardı, o zaman Sovyetler Birliği vardı. Dolayısıyla Kırım Rusya İmparatorluğuna bağlıydı. Bundan dolayı onlar “bizden değiller” diye düşünüyorlardı. Fakat 2014’ten 2020’ye kadar çok fazla bir değişim oldu. Yani benimsediler. Politiksel olarak her zaman söylüyorlardı “Kırım Ukrayna’nın parçası” diye ama algılama değişmesi oldu.

Şimdi, 2014 yılında Türkiye’de de böyle bir şey vardı. Derlerdi ki Kırım özerk olsun, bağımsız olsun. Ne Ukrayna, ne Rusya olsun. Biz de o zaman demiştik ki Kırım Hanlığı, Kırım Yarımadasından ibaret değildir. Dedelerimizin toprağının ismi şu anda Ukrayna. 230 yıl önce Kırım Hanlığı idi. Dolayısıyla dedelerimizin, atalarımızın toprağını bırakıp da sadece yarımadaya odaklanmak doğru olmaz. Ağalarımız o zaman anlatmıştı, buralar bizim topraklarımız. Bu Ukrayna bizim devletimiz… Ve bir değişme de oldu, baya büyük bir dğeişme oldu. Anlıyorum, belki diasporada Ukrayna’yı hala eski kültürel, dini, dil farklılığından dolayı kabul etmiyorlar ama o hatırlatmak istiyorum ki o topraklar bizim dedelerimizin, atalarımızın toprakları. Ukrayna bizim ecdadımızın dini mirası var, dil mirasımız var, kabirlerimiz, mezarlarımız, camilerimiz var. Yani o toprağa başkasının toprağı demek bize doğru olmaz. Fakat bunu diasporada anlatmak bazen zor oluyor ama dediğim gibi Kırım Hanlığı veya Kırım tarihi sadece Kırım yarımadasından ibaret değildir.

KIRIM TATARLARI YEREL SEÇİMLERE GİRECEK Mİ?

-Ukrayna’da yerel yönetimlerle ilgili seçim kararı parlamentoda alındı. Ekim ayında gerçekleştirilecek. Ancak işgal bölgelerindeki, Kırım’da ve Donbas bölgesinde olmayacak ve bu ikinci defa gerçekleştirilemiyor. Bu durum Kırım Tatarları için nasıl bir kayıp?

İşgal olmasaydı Kırım Tatarları Kırım’da seçime girebileceklerdi ancak böyle bir durumdan dolayı giremiyorlar… Biz De Facto ve De Jure Kırım Tatar Milli Meclisi ve Kurultayı olarak, Allah razı olsun halkımızla beraberiz. İşgal olan Kırım’da kime sorsanız yine de biriz.

Üzücü bir faktör, Kırım’da ve Sivastopol’da (Akyar) seçimlere giremiyoruz. Ancak şu anda Ukrayna anakarasında yaşayan Kırım Tatarları olarak bölgelerde, batı olsun, güney olsun, doğu ya da merkezde seçimlere girmeyi düşünüyoruz. Belki farklı partiler içerisinde ama yine de herşeyi merkezi olarak istişare ederek. Avrupa Dayanışma Partisi olsun, Ses (Golos) Partisi olsun, başka partilerde, hatta Zelenskıy’ın partisinden de katılmak isteyenler var. Eğer Milli Meclisten, Meclis Başkanımız ve Liderliğimiz haberdarlığımızda bunu kabul ederlerse bir sıkıntı yok. Tabii ki katılmalılar, çünkü tecrübe edinmeliyiz. Bunu bir potansiyel olarak görüyorum. İşgal edilen topraklarda girememiz tabii ki eksi ama geri kalan anakara topraklarda girmeliyiz.

TÜRKİYE MİLLİ SAVUNMA BAKANI AKAR’IN UKRAYNA ZİYARETİ

– Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, kısa süre önce Ukrayna’ya ziyarette bulundu. Bu ziyaret Rusya ve yandaşları tarafından pek olumlu karşılanmadı. Türkiye-Ukrayna açısında, iki stratejik müttefiklik yapan ülke açısından da önemliydi. Ziyaret kapsamında ileriye dönük askeri ve ekonomik konular ele alındı. Siz bu ziyareti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bence biz Rusya’nın ne düşündüğüne bakarsak, biz hiç bir şey yapamayız. Bizim kendi ajandamız var. Biz devleti var olan bir halkız. Onların düşüncesi onlara kalsın. İki ülke olarak hem komşu ülkeyiz, hem de soydaşız, Kırım Tatarları ve Anadolu Türkleri olarak, bir bağımız vardır. Bu iki ülkenin arası ne kadar güçlüyse bizim için o kadar doğru olur. Hulusi bey geldiğinde bizlerle de görüştü. Biz siyasi tutsaklar konusunda Sayın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına aktarılması isteklerimizi bildirdik. 120 siyasi tutsağımız var ve 200 çocuğumuz var yetim kalmış. Belki Ukrayna ile beraber Rusya ile müzakere masasına oturulur ve o siyasi tutsakları geri alabilsek bizim için büyük bir avantaj. Bunu rica ettik ve aynı zamanda 1000 konut projesini ve merkez cami projesini konuştuk.

Bunun dışında kendisi bizim Cumhurbaşkanımız Sayın Zelenskıy ve Savunma Bakanımız ile görüştüler. Çok güzel mesajlar verildi. İki stratejik müttefik ülkenin ilişkilerinin bu seviye çıkması çok önemli.

“RUSYA HUKUKSAL BİR DEVLET DEĞİL”

– Kırım’daki baskılar devam ediyor. Geçen hafta yine Kırım Tatar evlerine baskınlar düzenlendi. İşgalciler tarafından 6 kişi gözaltı alındı, sonra da tutuklama kararı çıkarıldı. Bundan önce de Rusya, anayasasında değişikler yaptı. Bu baskınların hemen bunun arkasından olmasını nasıl yorumlamak gerekir. Ve ayrıca Rusya’nın Anayasasında değiştirdiği maddeleri nasıl değerlendiriyorsunuz, özellikle dil ve din konularında…

Rusya, hukuksal bir devlet değil. 1783 yılından itibaren sistematik şekilde Kırım Tatarlarına baskı uygulayarak, bizim nüfuzumuzu yok etti. Burada durdurulabilecek tek konu, onlar Kırım’dan gidecekler. Doğu Ukrayna’dan çıkmaları lazım. Maalesef bu baskıları durduramayız, onlar bizi yok etmek için, oradan kovmak için her şeyi yapmayı deniyorlar. Bu konuda azami olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Politiksel olarak baskı uygulamaya, yaptırımlar üzerine biraz daha sıkça gitmeye, diplomatik kanalardan siyasi tutsaklarımızı geri almaya deniyoruz. Ana hedef, Rusların Kırım’dan ve Doğu Ukrayna’dan çıkması. – Rusya, işgal ettiği Kırım’da su sorunu, sanki sorumlusu değilmiş gibi son zamanlarda dillendirmeye başladı. Rusya’nın su kaynaklarını bahane ederek Ukrayna’ya saldırması ne kadar olası görüyorsunuz? Cenevre Sözleşmelerine göre, işgalci işgal ettiği topraktan sorumludur. Kırım’da su yok diyorlar. Suyu Dinyeper Nehri’nden almak için bir saldırı düzenleyebilirler. Böyle bir şey yaşanırsa komşularımızdan destek isteyebiliriz. Karadeniz’in güvenliği bölge için önemli. Rusya’nın politikası tek taraflı ve dengesiz olduğundan dolayı daha önce imzalamış olduğu anlaşmaları kendi çıkarına yorumlamaya çalışıyor ve özellikle toprak bütünlüğü ile ilgili anlaşmaları çiğnemeye devam ediyorlar. Böyle bir saldırı olursa, toprak bütünlüğümüzü korumak için her şeyi yapacağız.

KIRIM SAATİ
Rüstem Ümerov
Türkiye-Ukrayna
Bunlara da bakın: