Turgay Düğen: Protestocuların hedefinde doğrudan Nazarbayev vardı

Güncel
Ömer Kaya
17 Ocak 2022, 16:30
Ömer Kaya
17 Ocak 2022, 16:30

Kazakistan’da ocak ayının başından bu yana başlayan siyasi kriz, ülkeyi önemli bir dönemece getirdi. Kazakistan geneline yayılan hükumet karşıtı protestoların bastırılmasının ardından resmi rakamlara göre 225 kişi hayatını kaybetti. Protestoların soğumasının ardından Nazarbayev kültünün yavaş yavaş Kazakistan’da etkisini kaybettiği, Tokayev yönetiminin ülkede otoriteyi ele aldığı bir süreç yaşandı. Bu sürecin en kritik noktası, dünya kamuoyunu da yakından ilgilendiren konu, Rus ordusunun, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün ilgili maddesi uyarınca yıllar sonra yeniden Kazakistan’a girmesi oldu. Kırım Haber Ajansı, Kazakistan’ın jeopolitik öneminden ülkeyi gelecekte ne gibi bir sürecin beklediğine, Kazakistan’daki olaylarda Rusya faktöründen Nazarbayev’in ardından Tokayev yönetiminin Kazakistan’ın dış politikasına etkilerine kadar değişik hususları, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Turgay Düğen’e sordu. Kazakistan üzerine dikkatli ve titiz araştırmalarıyla bilinen Dr. Öğretim Üyesi Düğen, Türk Devletleri Teşkilatı ve Kazakistan çerçevesinde, gelecek sürece ilişkin, “Artık Teşkilat içinde Nazarbayev figürü yok. Bu sebeple Türkiye’nin TDT’nin kurumsallaşma ve gelişim sürecinde daha etkin bir rol alarak bu eksikliği doldurması gerekecektir.” değerlendirmesini yaptı.

Kazakistan, 2022 yılının başından bu yana hükumet karşıtı protestolar ve siyasi krizlere sahne oldu. Kazakistan’ın Mangıstav eyaletinde 2 Ocak 2022 tarihinde akaryakıt fiyatlarındaki artan zam nedeniyle başlayan protestolar ülke geneline hızla yayıldı. Ülkenin en büyük kenti Almata’da da başlayan gösteriler, ülke genelinde hükumet karşıtı protestolara dönüştü. Kazakistan’da 5 Ocak 2022 itibarıyla tüm yurt genelinde OHAL ilan edildi ve Kazakistan kolluk güçlerinin, göstericilere müdahale edeceği bildirildi. Ülkede protestolar hükumetin istifasına rağmen devam ederken, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in yardım istemesi üzere Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü ülkeye asker göndermeye karar verdi. Rus ordusu, KGAÖ kisvesi altında Kazakistan’daki girerken, dünya kamuoyu gelişmeleri endişeyle takip etti. Ülkede yaşanan krizin ardından olaylar durulmuşken, Rusya’nın başını tuttuğu KGAÖ askerleri 19 Ocak’a kadar ülkeyi terk etmesi bekleniyor.

Kazakistan’ın jeopolitik öneminden ülkeyi gelecekte ne gibi bir sürecin beklediğine, Kazakistan‘daki olaylarda Rusya faktöründen Nazarbayev‘in ardından Tokayev yönetiminin Kazakistan’ın dış politikasına etkilerine kadar pek çok konuyu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Avrasya Araştırmaları Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Turgay Düğen, Kırım Haber Ajansına değerlendirdi.

Kazakistan’ın yer altı ve yer üstü kaynakları, jeopolitik konumu göz önüne alınırsa, ülkedeki siyasi kriz, siyasi bunalım bölge jeopolitiğinde kimin işine yaramıştır?

Kazakistan sahip olduğu geniş coğrafya ve özellikle de komşuları Çin ile Rusya arasında yer almasından dolayı jeopolitik konumuyla öne çıkan bir ülke olmuştur. Bunun yanında Kazakistan’daki etno-politik yapı ve bu yapı içindeki etnik Rus nüfusunun varlığı Kazakistan ile ilgili değerlendirmelerde öne çıkan bir diğer başlık olmaktadır. Ancak şu ana kadar yaşanan gelişmelere ve yapılan açıklamalara baktığımızda Kazakistan’daki iç dinamiklerin olaylarda daha etkili olduğunu görüyoruz. Meselenin uluslararası boyutta etkileri olmuş ve olacaktır. Fakat uluslararası zeminde bir değerlendirme yaparken Kazakistan’ın iç dinamiklerini görmezden gelmek hatalı olur.

Yaşanan gelişmelerden bölgesel anlamda kârlı çıkan taraf şüphesiz ki Rusya ve KGAÖ olmuştur. Her ne kadar KGAÖ güvenlik temelli uluslararası bir örgüt olsa da fiili anlamda KGAÖ demek Rusya demektir. KGAÖ Kazakistan’a “Barış Gücü” göndererek işlevselliğini ispatlamıştır. Tacikistan dışında bölgede daha önce bir etkinliği olmayan KGAÖ için Kazakistan’a asker göndermek Örgüt’ün bölgedeki prestijini, devletler nezdinde, olumlu etkileyecektir. Türkistan’daki devletler için güvenlik ve istikrar her zaman en öncelikli mesele olmuştur. Bu sebeple Batılı devletler ile olan ilişkilerde zaman zaman güven bunalımları yaşanabilmektedir. Ancak Rusya ve Çin bölgedeki devletlerin yönetimleriyle alakalı herhangi bir eleştiri ya da öneri de bulunmazlar. Kazakistan’daki olaylarla birlikte Rusya bu yaklaşımı bir adım daha öteye taşıyarak KGAÖ’nün üye ülkelerdeki rejimin ve yönetimin tehlikeye girmesi halinde de yardım edebileceklerini göstermiştir. Bu da bölgede Rusya’nın etkinliğini ve gücünü artıracaktır.

Açıkçası, Kazakistan gibi bir ülkede beklenmeyen olayların yaşandığını gördük. Devlet kurumlarına saldırılar, Nazarbayev’in Güvenlik Konseyi Başkanlığından azledilmesi ve Tokayev’in KGAÖ’den destek istemesi…Şu anda olaylar durulmuş durumda ama sizce Kazakistan’ı gelecek süreçte neler bekliyor?

Bir gün içinde Kazakistan’ın en büyük şehri olan Almatı’da Valilik binası ve kamu kurumları yakıldı, karakollara saldırıldı, Hava limanında kontrol kaybedildi ve şehrin pek çok yerinde mağazalar ve marketler yağmalandı. Bunun iki anlamı olabilir: Ya ülkedeki güvenlik ve istihbarat kurumları ağır bir zafiyet içindedir ve işlevsiz kalmıştır ya da devlet içinde kurumlar arası bir çatışma vardır ve güvenlik zafiyeti bilinçli oluşturulmuştur. Birinci ihtimalin gerçekleşmiş olması ikinci ihtimalden daha korkutucudur. Çünkü bu durum olası bir dış saldırıda ülkenin son derece savunmasız olduğu anlamına gelir. Bu sebeple Kazakistan devletinin güvenlik ve istihbarat açısından bu kadar zayıf olduğunu kabul etmek çok doğru değil. Olaylar sırasında ve sonrasında güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla ilgili alınan kararlar ve yapılan açıklamalar ikinci ihtimali kuvvetlendiriyor. Olaylar sırasında ilk olarak Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Nazarbayev’in yerine Tokayev geldi. Arkasından da ülkede en uzun süre başbakanlık yapmış ve son altı yıldır Milli Güvenlik Komitesi Başkanı olarak görev yapan Karim Masimov görevden alındı ve tutuklandı. Sonrasında ise Masimov’un vatana ihanetle suçlandığı duyuruldu. Tokayev olaylardan sonra Meclis’te yaptığı konuşmada Milli Güvenlik Komitesi’nin yetkili bir kurum olarak bu olaylarla ilgili net bir çalışma yapmadığını veya yapmak istemediğini belirterek durumu ortaya koymuştur. Bununla birlikte Tokayev’in bazı şehirlerde Milli Güvenlik Komitesi başkanlarının yeterli cephaneye sahip olmasına rağmen bulundukları binaları içindeki silahları ve gizli evrakı bırakarak terk etmelerine dikkat çekmesi devlet içinde kurumlar arasında bir çekişmenin göstergesi olarak değerlendirilebilir. Tüm bu verileri ve açıklamaları bir arada değerlendirdiğimizde Kazakistan’daki olaylarda devlet içinde bir iktidar mücadelesi olduğu anlaşılmaktadır.

Özellikle Tokayev’in Meclis konuşmasında iki yıldır devletin başında olan bir cumhurbaşkanının konuşmasından ziyade yönetimi yeni eline almış bir liderin açıklamaları görülmektedir. Özellikle ülkedeki siyasi ve ekonomik elite ve devlet kurumlarının işleyişine yönelik ağır ve ciddi eleştirileri dikkat çekmektedir. Devlete ait enerji şirketi Kazmunaygaz, Demiryolları ve Posta kurumu gibi dev kurumların içerisinde yer aldığı “Samurık Kazına” (Kazakistan’ın Milli Varlık Fonu) ile ilgili yolsuzluk iddiaları, Çin sınırındaki Korgos Serbest Ticaret Bölgesi’ndeki on milyarlarca Tenge değerindeki yolsuzluk ve bunun gibi başka kurum ve şirketlerle ilgili hukuksuzluk ve yolsuzluk iddialarını bizzat Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmesi protestolardaki haklı gerekçeleri de ortaya koymaktadır.

Bu süreçte Tokayev Cumhurbaşkanlığı yetkilerini tam anlamıyla eline almıştır. Daha önce Tokayev cumhurbaşkanı olmasına rağmen devlet içinde tam yetkili bir cumhurbaşkanı olamadığını anlıyoruz. Tokayev yapmak istediği bazı uygulama ve yaptırımları daha önce yapamamış olmasını dile getirmesi de bunun en somut göstergesidir. Nazarbayev ve Nazarbayev döneminin siyasi ve ekonomik elitleri muhtemelen sıkı bir denetim ve soruşturma süreci ile tasfiye edilecektir. Buna rağmen Tokayev şu ana kadar doğrudan Nazarbayev’i hedef alan bir söylemde bulunmamış, Nazarbayev döneminin siyasi ve ekonomik elitlerini hedef almıştır.

Kazakistan için önemli olan bu sürecin yeni bir çatışma sürecine dönüşmeden tamamlanabilmesidir. Burada kastettiğim sadece yeni toplumsal olaylar değil aynı zamanda devlet içinde de bir mücadele süreci olabilir. Ancak Tokayev şu anda daha güçlü duruyor ve halktan da beklediği desteği almış gibi görünüyor. Eğer yolsuzluk ve hukuksuzlukla mücadele sürecini devam ettirir, devlet kurumlarındaki yeniden yapılandırma sürecini başarı ile yönetir ve halkın beklediği ekonomik refah artışını hissedilebilir hale getirirse bu desteği devam ettirebilir.

Resim

Protestocuların hedefinde doğrudan Nazarbayev vardı. Olaylar kontrol altına alındıktan sonra da Tokayev tarafından Nazarbayev dönemine yönelik ağır suçlamalar yapıldı. Muhtemelen Kazakistan’daki yönetim kadrolarındaki değişim Nazarbayev dönemini tamamen bitirecektir.

Dr. Öğretim Üyesi Turgay Düğen

KGAÖ anlaşmasının “üye ülkelerden herhangi birinin askeri saldırıya uğraması halinde o ülkeye asker gönderileceğini kapsar” minvalindeki 4. maddesi gereğince, Tokayev’in ülkeye yabancı askerleri davet etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Rusya’nın Kazakistan krizindeki rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Tokayev tarafından ülkeye davet edilen KGAÖ’nün güçleri bu süreçte olayların bastırılmasında görev almamış, Başkent’teki stratejik yerlerin güvenliğini sağlamıştır. KGAÖ bu süreçte Tokayev yönetimine yönelik doğrudan bir saldırı olmasını engellemiştir. Olayların kontrol altına alınması sonrasında da muhtemelen kısa süre içinde Kazakistan’dan ayrılacaktır.

KGAÖ daha önce 2010 yılında Kırgızistan tarafından geçtiğimiz yıl da Ermenistan tarafından davet edildi. Rusya her iki talebi de reddetti. Kırgızistan’daki olaylara iç mesele müdahale edemeyiz derken Ermenistan’a da Karabağ’ın resmi olarak Azerbaycan toprağı olduğunu ve bundan dolayı müdahale edemeyeceklerini belirtti. Ancak aslında Kırgızistan’da 2010 yılındaki olaylardan sonra Örgüt’ün yaptığı yeni anlaşmalarla iç güvenlikle alakalı tehditlere karşı da “barış gücü” gönderilebilmesinin önü açılmıştır.

Bu durum KGAÖ üyeleri için bugün bir güvenlik şemsiyesi olarak görülebilir ancak gelecekte Rusya’nın KGAÖ üzerinden başka koşullarda da müdahale edebilme imkanını doğurabilir. Kazakistan’daki olaylarda Rusya’nın asker gönderebilmek için bu olayların arkasında olabileceğine yönelik değerlendirmeler de yapıldı. Ancak Rusya için bölgedeki en güvenilir ülke Kazakistan’dır. Rusya’nın böyle bir risk almasını gerektirecek bir durum yok. Rusya için önemli olan Kazakistan ile mevcut çok boyutlu iş birliği ilişkilerini sürdürecek istikrarlı bir yönetimin varlığıdır. Nazarbayev Rusya ile siyasi, ekonomik ve güvenlik alanında iyi bir iş birliği ortaya koymuş ve bu süreçte Kazakistan Avrasya Ekonomik Birliği ve KGAÖ içinde de etkili bir rol almıştır. Bunun yanında Çin ve Batı ile de ilişkiler geliştirilmiştir. Çok vektörlü dış politika olarak adlandırılan bu yaklaşım Tokayev döneminde de devam edecektir diye düşünüyorum.

Rusya, Kazakistan'a hava indirme birliği gönderdi - Siyaset - Haber Marmara
Kazakistan’da Cumhurbaşkanı Tokayev’in Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nü “yardıma” çağırmasının ardından Rus ordusundan ilk birlikler

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Nedir?

Tam adıyla Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ), Rusya Federasyonu’nun başını çektiği Sovyetler Birliği sonrası kurulan bağımsız cumhuriyetlerden oluşuyor. Bunlar: Rusya, Belarus, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev’in tepkilere neden olan yardım isteği sonrasında ülkeye giren askeri güçler (sözde barış gücü) örgüt anlaşmasının 4. maddesi gereğince ülkeye geliyor.

KGAÖ Anlaşması’nın 4. maddesi aynen şöyle:
“Tüm katılımcı devletler, güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmayı kabul etmiş olup devletlerden birine yönelik saldırganlık, tüm KGAÖ üyelerine yönelik saldırganlık olarak görülüyor.”

Kazakistan’ın kuzeyinde etnik Rusların ayaklanması, ayrılıkçı hareketlere girmesi muhtemel midir? Rusya’nın sahada etki kazanmasının ardından Kazakistan’da Kırım ve Donbas’taki gibi bir senaryo yaşanır mı?

Rusya’nın Kırım’ı işgali sonrasında Kazakistan gündeme gelmişti. Çünkü bugün Türkistan’da en fazla etnik Rus nüfusa sahip olan ülke Kazakistan’dır. Kazakistan’da da pek çok yazar ve aydın bu tehlikeye dikkat çektiler. Ancak Kazakistan’ın Ukrayna örneğinden önemli farklılıkları da vardır.

1990’larda Kazakistan’daki etnik Rus nüfusu ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ıydı. Bugün bu oran yüzde 20’nin altına inmiş durumdadır. Kazakistan bu süreçte devleti de Kazaklaştırdı. Bunu Rusya ile yakın müttefiklik ilişkisi kurarak ve karşılıklı güven ilişkisi tesis ederek gerçekleştirdi. Rusya ile ilişkilerini bozacak söylemlerden ve politikalardan uzak durmaya çalıştı.

Kazakistan’daki etnik gruplar arasındaki ilişkiler açısından da bugün en sorunsuz ilişkiler Kazaklar ile Ruslar arasındadır. Kazakistan’daki Ruslar içinde de ayrılıkçı bir hareket yoktur. Bu bugüne kadar Rusya tarafından da istenen bir durum olmamıştır. Çünkü Rusya’nın Kazakistan’ın kuzeyine yönelik tehditkâr bir söylem ve politika ortaya koyması, bir müttefik olarak, Kazakistan’ı tamamen kaybetmesine neden olabilir. Zaman zaman Rusya tarafından karşılıklı ilişkileri geren söylemler olmuşsa da bunlar krize dönüşmeden yumuşatılmıştır.

Türk Devletleri Teşkilatı Sekizinci Zirvesi 121 maddelik sonuç bildirisi

“TÜRKİYE’NİN TDT’NİN GELİŞİM SÜRECİNDE DAHA ETKİN ROL OYNAMASI GEREKECEK”

Sizce Kazakistan’da Nazarbayev kültünün sonuna mı gelindi? Tokayev yönetimindeki bir Kazakistan’ın Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleri ile ilişkilerinde bir eksen kayması oluşacak mı?

Protestocuların hedefinde doğrudan Nazarbayev vardı. Olaylar kontrol altına alındıktan sonra da Tokayev tarafından Nazarbayev dönemine yönelik ağır suçlamalar yapıldı. Muhtemelen Kazakistan’daki yönetim kadrolarındaki değişim Nazarbayev dönemini tamamen bitirecektir. Hatta bu süreçte Başkent Nur-Sultan’ın adı tekrar Astana olarak değiştirebilir. İlginç olan şu ki Nur-Sultan adı da Tokayev döneminde verilmişti. Tokayev şu ana kadar doğrudan Nazarbayev’i hedef almıyor. “Nazarbayev döneminde zenginleşenler” diyerek bir grubu hedef gösteriyor. Eğer böyle devam edilirse Nazarbayev en azından kurucu lider olarak itibarını korumaya devam edebilir. Kazakistan’daki siyasi gelenek ve tarih yazımı Sovyet dönemi liderlerinin de itibarlarının korunduğu bir yaklaşıma sahip ve burada Nazarbayev’e de yer olacaktır diye düşünüyorum.

Türk Devletleri Teşkilatı ile Nazarbayev birlikte anılan isimler olmuştur. 1992 yılında Ankara’daki zirveden Teşkilat’ın son isim değişikliğine kadar her aşamada Nazarbayev’i görmek mümkündür. Bu anlamda Nazarbayev için TDT’nin ayrı bir yeri olmuştur. Hatta son iki yıla kadar Teşkilat için neredeyse hiç kullanılmayan “bütünleşme” tabiri de kullanılmaya başlanmıştır. TDT’ye Özbekistan’ın üye olması, Türkmenistan’ın da üye olması için girişimlerin artması ve bu süreçte “bütünleşme” söylemiyle birlikte Teşkilat’ın isim değişikliği Rusya açısından müspet karşılanacak bir durum değildir. Ancak Kazakistan’daki olayları doğrudan TDT’nin gelişim sürecine bağlamak da olayları açıklamak için yetersiz kalacaktır.

Tokayev’in iktidarını güçlendirirken Rusya’ya olan ihtiyacı artacaktır ama buna rağmen Kazakistan’ın tek taraflı bağımlılığını artıracak bir dış politika yaklaşımı benimsemeyecektir. Kazakistan, Türkiye ve Türk devletleriyle kurduğu ilişkileri devam ettirecektir. Ancak TDT’nin kurumsallaşmasında ve gelişiminde en kritik öneriler genelde Nazarbayev’den gelirdi çünkü Nazarbayev Teşkilat içinde sözü dinlenen “Ak Sakal”dı. Artık Teşkilat içinde böyle bir figür yok. Bu sebeple Türkiye’nin TDT’nin kurumsallaşma ve gelişim sürecinde daha etkin bir rol alarak bu eksikliği doldurması gerekecektir.

SİYASİ KRİZİN YAŞANDIĞI KAZAKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Kazakistan’ın Mangıstav eyaletinde 2 Ocak 2022 tarihinde akaryakıt fiyatlarındaki artan zam nedeniyle başlayan protestolar ülke geneline hızla yayıldı. Almata’da da başlayan gösteriler, ülke genelinde hükumet karşıtı protestolara dönüştü. Ülkede protestolar hükümetin istifasına rağmen devam ederken, göstericiler, kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in dokunulmazlığının kaldırılmasını talep ediyor. Cumhurbaşkanı Tokayev, halkı sabır ve itidale davet ederken, Kazakistan Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekulı da, ülkedeki son durum hakkında bilgi notu paylaştı. Öte yandan, Kazak medyası, Almata’da göstericilerin belediye binasını ele geçirdiğini bildirdi. Kazakistan genelinde protestolar devam ederken, Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev 5 Ocak 2022’de ulusa sesleniş konuşması yaptı. Tokayev, bugünden itibaren Kazakistan Güvenlik Konseyi başkanı olarak göreve başladığını duyurdu. Bu görevi, ülkede Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev yürütüyordu. Ülkede protestocular, Almata ve Aktöbe’deki belediye binalarını ele geçirdi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, başkent Nur Sultan’da 5 Ocak 2022 saat 16:00’dan itibaren olağanüstü hal ilan edilen kararı imzaladı. Sokağa çıkma yasağı başkentte 23:00 – 07:00 saatleri arasında geçerli olacak. Olağanüstü hal 19 Ocak gece yarısına kadar yürürlükte kalacak. Kazakistan’da 5 Ocak 2022 itibarıyla tüm yurtta OHAL ilan edildi. Kazakistan kolluk güçlerinin göstericilere müdahale edeceği bildirildi.

6 Ocak 2022 gece erken saatlerde Almata’da Kazakistan kolluk güçleri, yoğun “terörle mücadele” operasyonuna başladı. Ülkede, göstericilerin çoğu etkisiz hale getirildi. Bununla eş zamanlı olarak, Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, Rusya’nın başını çektiği askeri müdahale gücü yetkisi olan Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nden yardım istedi. Öte yandan, Kazakistan’a Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nü davet ederek, Rus ordusunun Kazakistan’a girmesine izin veren Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, ayaklanmalardan yurt dışında eğitilen bir dizi terörist grupları sorumlu tuttu. Kremlin, Rusya ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü kapsamında Kazakistan’a Rus ordusunu soktu. Bu kapsamda, ülkenin kuzeyindeki etnik Rusların durumu da merak konusu.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 7 Ocak 2022’de Kazakistan’daki son durumu değerlendirmek üzere ulusa sesleniş konuşması yaparak ülkede en yüksek muhalefetin olduğu Almata şehrinde 20 bin “terörist” bulunduğu dile getirdi ve orduya “vur emri” verdiğini kaydetti. Yine 7 Ocak’ta Kazakistan’daki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü silahlı güçleri başına Rus Korgeneral Andrey Serdyukov’un getirildiği öğrenildi. Serdyukov, Rusya’nın Şubat 2014’te başlattığı Kırım’ı işgal etme operasyonunu yönetmesi ve 2019 yılında da Suriye’deki Rus birliklerinin komutanlığını yapmasıyla tanınıyor. Serdyukov’un Kırım ve Suriye dışında daha önceki dönemlerde Yugoslavya ve Çeçenistan’daki çeşitli bölgelerdeki operasyonlarda tecrübeli olduğu biliniyor. 8 Ocak 2022 itibarıyla, Kazakistan’ın eski devlet başkanı Nursultan Nazarbayev’in iddiaların aksine ülkeyi terk etmediği, başkent Nursultan’da bulunduğu Nazarbayev’in sözcüsü Aydos Ukibay tarafından duyurulurken, yine aynı tarihte Belarus tarafından, Nazarbayev’in Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile telefonda görüştüğü kaydedildi. Yine 8 Ocak 2022’de Kazakistan Ulusal Güvenlik Komitesi’nin daha önce 6 Ocak 2022’de Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı görevinden alınan Karim Masimov hakkında, Kazakistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun devlete ihanet maddesine dayanılarak soruşturma başlattığı duyuruldu.
Kazakistan Ulusal Güvenlik Komitesi tarafından 8 Ocak 2022’de yayımlanan açıklamada, söz konusu suçu işlediği şüphesiyle Masimov’un gözaltına alındığı, Masimov’un ve yine soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan başka kişilerin, hep birlikte geçici tutuklama merkezine yerleştirildiği açıklandı. Yine 8 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Berik Uali, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in bazı bölgelerdeki trajik ölümlerle bağlantılı olarak 10 Ocak 2022’yi ulusal yas günü ilan etmeye karar verdiğini duyurdu. Son resmi rakamlara göre yaşanan olaylarda 18’i güvenlik güçleri mensubu olmak üzere 44 kişinin hayatını kaybettiği, resmi olmayan verilere göre ölü sayısının çok daha fazla olabileceği ifade ediliyor. Olaylarda 4 bin 400’ü aşkın kişi gözaltına alındı.

Kazakistan Cumhurbaşkanının davet ettiği ve 6 Ocak’ta ülkeye konuşlandırılan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÇ) Barış Gücü askerlerinin ülkeden çekilmesi sürüyor.
Almatı Havalimanı’ndan dün Rus askerleri, bugün ise Kırgızistan, Belarus, Tacikistan ve Ermenistan askerlerini taşıyan 10’u aşkın uçağın ülkelerine hareket ettiği bildirildi.
Ülkede uzun zamandır benzeri görülmemiş olayların ardından hayat normale dönerken, çalışmaları askıya alınan ikinci kademe bankalar ile döviz büroları hizmet vermeye başladı. Kazakistan’daki internet erişimi kısıtlamaları tamamen kaldırıldı. Almatı Havalimanı’nda iç hat uçuşlarına başlandı.

Çimkent şehri ile Türkistan, Karagandı, Doğu Kazakistan, Batı Kazakistan, Pavlodar ve Kuzey Kazakistan eyaletlerinde OHAL’e son verildi.