Batı ülkeleri, Uygurları Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası konusunda ABD'yi takip edecek

Güncel
qha muhabir
20 Temmuz 2022, 19:45
qha muhabir
20 Temmuz 2022, 19:45

Amerika Birleşik Devletleri tarafından Uygurları Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nın Haziran ayından yürürlüğe girmesinin ardından, müttefiklerinin de bu konuda ABD’nin liderliğini takip etmeye kararlı olduğu bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) üst düzey bir yetkilisi, 18 Temmuz 2022 tarihinde Reuters’e verdiği demeçte, ABD’nin müttefiklerinin Washington’un, Çin’in Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma yoluyla ürettiği mallarını yasaklama konusundaki liderliğini takip etmeye kararlı olduğunu söyledi ve şirketleri bu konuyu ciddiye almaları konusunda uyardı.

ABD’nin Uygur Zorunlu Çalışmayı Önleme Yasası (UFLPA), Çin tarafından Uygurlara ve diğer Türk halkına karşı soykırım uygulandığı ve onların kamplara kapatıldığı Doğu Türkistan’dan ABD’ye ürün ithalatını kesmek amacıyla geçen ay yürürlüğe girdi. Yasa, Doğu Türkistan’daki zorla çalıştırmayla ilişkili malların ABD’ye ithalatını yasaklıyor. Yasa, ithalatçılardan ürünlerinin, zorla çalıştırılmayla herhangi bir ilişkisi olmadığı yönünde “açık ve ikna edici kanıtlar” sunmalarını talep ediyor.

ŞİRKETLER BU KONUYU CİDDİYE ALMALI

ABD Çalışma Bakanlığının uluslararası ilişkilerden sorumlu müsteşar yardımcısı Thea Lee bir röportajda, Doğu Türkistan’da zorla çalıştırmayla üretilen mallara yönelik kendi kısıtlamalarının nasıl uygulanacağı konusunda, Avrupa Birliği ve Kanada da dahil olmak üzere meslektaşlarıyla görüştüğünü söyledi.

Diğer ülkelerde de Uygurları Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’na benzer yasalar için çalışmaların başlatıldığına işaret eden Thea Lee, “Benim aldığım duyum ilgili çalışmaların başlatıldığı yönünde. Kanada’da hareketlilik var. Avrupa Birliğinde de hareketlilik var. Gerçekten dünya çapında harekete geçildi. Bu yüzden şirketlere mesajım şu: Bunu ciddiye almaya başlamalısınız” ifadelerini kullandı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.