ABD'de, Uygurların zorla çalıştırılmasını önlemeyi amaçlayan yasa yürürlüğe girdi

Güncel
qha muhabir
21 Haziran 2022, 12:04
qha muhabir
21 Haziran 2022, 12:04

ABD’de, “Uygurları Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası” yürürlüğe girdi. Yasa, Doğu Türkistan bağlantılı ürünlerin ithalatında, malların, zorla çalıştırılan Uygurların emeğiyle üretilmediğine dair açık ve ikna edici kanıtlar sağlanmasını zorunlu kılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 21 Haziran 2022 tarihinde Uygurları Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası’nı (UFLPA) uygulamaya koydu. Bu yasa, Doğu Türkistan’dan mal ithal eden şirketlerden, ürünlerin hiçbir parçasının zorla çalıştırılan Uygurların emeğiyle üretilmediğine dair “açık ve ikna edici kanıtlar” sağlamasını şart koşuyor.

UFLPA, Aralık 2021’de ABD Kongresindeki iki partinin desteğiyle kabul edildi ve ABD Başkanı Joe Biden tarafından imzalanarak yasalaştırıldı. Altı ay sonra yürürlüğe gireceği bildirilen yasa bugün itibarıyla yürürlükte.

Yasa, Doğu Türkistan ile bağlantısı olan tüm malların, ithalatçı tarafından zorla çalıştırılan Uygurların emeği ile üretim (köle işçilikle) ilişkisi olmadıklarına dair “açık ve ikna edici kanıtlar” sağlamadıkça, zorla çalıştırma ürünü olarak ele alınacağını belirtiyor.

İŞLETMELER BÖLGEDEKİ TEDARİKÇİLERİNİ TERK ETMEK ZORUNDA KALABİLİR

Uzmanlar, tedarik zincirlerinin karmaşıklığı ve Çin’de belirli malların zorla çalıştırmayla yapılmadığını kanıtlayabilecek güvenilir üçüncü taraf denetçilerin bulunmaması nedeniyle birçok ABD işletmesi için yasalara uymanın zor olacağı konusunda uyarıyor. Bazıları bu durumun işletmeleri, bölgedeki tedarikçileri tamamen terk etmeye zorlayacağından endişe ediyor.

YASAYLA İLGİLİ İTHALATÇILAR İÇİN OPERASYONEL REHBER YAYIMLANDI

ABD, ithalatçılara Uygurları Zorunlu Çalıştırmayı Önleme Yasası’nın gerektirdiği kanıtların nasıl sağlanacağı konusunda bazı talimatlar verdi. 13 Haziran’da ABD Gümrük ve Sınır Koruma Servisi (CBP), tüm mallar için genel yönergeler ve Doğu Türkistan’da yaygın olarak üretilen pamuk ve domates gibi mallar için özel yönergeler sağlayan “İthalatçılar için Operasyonel Rehber” adlı 17 sayfalık bir belge yayımladı.

ABD, ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ZULÜMLERİNİ SOYKIRIM OLARAK TANIYOR

Yasa, ABD hükumetinin Çin’in Doğu Türkistan’da soykırım uygulamasına karşı kararlılığını ve tepkisini göstermeyi amaçlıyor. ABD, Çin Komünist Partisinin Doğu Türkistan’da toplu gözetim, toplu hapis, zorla kısırlaştırma, Uygur olmayanlarla zorla evlilik ve diğer yöntemler yoluyla Uygur halkını ve kültürünü yok etmeye çalışmasını kınıyor.

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ SOYKIRIM UYGULAMALARI

Resim


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.