Yeni tip Türk denizaltısı Pirireis törenle havuza indirildi

22 Aralık 2019, 19:05

Gölcük Tersane Komutanlığında Yeni Tip Denizaltı Projesi 1’inci Gemisi Pirireis’in Havuza Çekme ve 5’inci Gemisi Seydialireis’in İlk Kaynak Töreni Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Akyüz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal, Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve milletvekillerinin de katılımıyla gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, havuza çekilecek Pirireis denizaltısının inşasının yaklaşık 4 yıl önce başladığını, 2022 yılında Pirireis denizaltısının hizmete gireceğini belirtti.

Pirireis’in ardından Hızırreis, Muratreis ve Aydınreis denizaltılarının ilk kaynak törenlerinin yapıldığını ve inşa sürecine geçildiğini hatırlatan Erdoğan, bugün Yeni Denizaltı Projesi’nin 5’incisi olan Seyidialireis’in ilk kaynak töreninin de gerçekleştirileceğini belirtti.

HER YIL BİR DENİZALTI HİZMETE GİRECEK

Gelecek yıl bitmeden serinin son gemisi olan Selmanreis’in inşasına da başlanacağını anlatan Erdoğan, 2022 yılından itibaren her yıl bir denizaltının daha hizmete gireceğini, böylece 2027 yılında 6 denizaltının tamamının da Deniz Kuvvetleri’nin emrinde hizmet vermeye başlayacağını bildirdi.

“TÜM İNSANLIK İÇİN GECİKMİŞ BİR HAK TEMSİLİ MÜCAELESİNDEYİZ”

Erdoğan, Türkiye’nin izlediği politikanın, boyundan büyük işlere kalkışarak başını belaya sokma veya hakkı olmayan yerle müdahalede bulunma olmadığını belirterek, “Tam tersine, hem kendimiz hem dostlarımız hem de tüm insanlık için gecikmiş bir hak temsili mücadelesi içindeyiz. Suriye’de yürüttüğümüz harekatların amacı budur. Doğu Akdeniz’de izlediğimiz politikanın gayesi de budur. Son olarak meşru Libya yönetimiyle yürüttüğümüz çalışmalar da bu çerçevededir.” diye konuştu.

“KİMİLERİ TÜRKİYE’Yİ DENİZE ADIM ATAMAZ HALE GETİRMENİN HAZIRLIKLARINDAYDI”

Erdoğan, Türkiye’nin, Doğu Akdeniz ve Libya meselesiyle ilgili politikalarına da değinerek şöyle devam etti:

“Yunanistan ve onu destekleyen kimi ülkeler, uzunca bir süredir Türkiye’yi adeta denize adım atamaz hale getirmenin hazırlıkları içindeydi. Akdeniz’e komşu kimi Arap ülkeleri ile İsrail’in de benzer çabalar içinde olduğunu biliyoruz. Bizim, durduk yere kimseyle maraza çıkarmak, kimsenin hakkını, hukukunu gasp etmek gibi bir niyetimiz yoktur. Bıçak gırtlağa dayanana kadar da sükunetimizden asla taviz vermedik ancak geldiğimiz noktada artık bu suskun ve çekingen politikayı sürdürme lüksümüz yoktur.

Şayet KKTC ve Libya ile başlattığımız süreçlerden vazgeçersek bırakınız ekonomik faaliyetleri, bize denize girecek kıyı, olta atacak sahil bile bırakmayacaklar. Karşımızdakilerin hak, hukuk, adalet, ahlak, insaf diye bir dertleri kesinlikle bulunmuyor. Türkiye’ye ve Türk milletine karşı öyle bir kinleri var ki ellerinden gelse bizi sadece Anadolu’dan söküp atmakla kalmayacak, dünyadan kökümüzü kazıyacaklar. Hamdolsun ülkemiz artık bu tür niyetlere, bu tür sinsi veya açık saldırılara karşı kendi hakkını, hukukunu, çıkarlarını koruyabilecek güce, iradeye, imkana sahiptir. Ülkemizin KKTC ve Libya ile yaptığı anlaşmalar, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler sözleşmelerine ve diğer yerlerdeki benzer örneklere tamamen uygundur.”

“TÜRKİYE’NİN HAKLARINA GÖZ DİKENLER MEYDANIN BOŞ OLMADIĞINI BİLMELİDİR”

Erdoğan ayrıca, “Ege’deki egemenliği, kendilerine ait olmayan ada adacık ve kaya parçaları üzerinden hazırladıkları proje ile Türkiye’nin haklarına göz dikenler, meydanın boş olmadığını bilmelidir. Masa başında çizilen haritalarla, çevre hassasiyeti veya bilimsel faaliyet kisvesi altında ülkemize emrivaki yapılmasına izin veremeyiz. Bizim gerek kıta sahanlığı gerek münhasır ekonomik bölge ve deniz yetki alanları meselesinde yerleşik uygulamalara aykırı hiçbir adımımız yoktur.” dedi.

Libya ile yapılandeniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırasının Türkiye hukuku ve uluslararası hukukla çelişen yönünün bulunmadığını dile getiren Erdoğan, bu konudaki çalışmaların da bir anda ortaya çıkmadığını, Türkiye olarak deniz yetki alanları konusunda Libya ile 10 yıl önce ilk adımları attıklarını vurguladı.

“BM, MEŞRU HÜKÛMET YERİNE SAVAŞ BARONU, İLLEGAL BİR ŞAHSA SAHİP ÇIKTI”

Erdoğan, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı meşru hükûmet yerine “belli güçlerin piyonu olan bir savaş baronuna, illegal bir şahsa” sahip çıkıldığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Halbuki Türkiye ile Libya denizden komşudur. Deniz yetki alanlarımızın çakıştığı nokta itibarıyla biz Libya ile Akdeniz’de her türlü işbirliğine, her türlü ortak çalışma yürütmeye hak sahibiyiz. Aynı şekilde Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in Libya’da verdiği mücadeleyi de unutmamalıyız. Madem Libya’nın bizimle ilgisi yok öyleyse Gazi Mustafa Kemal orada ne arıyordu? Canını tehlikeye atma pahasına hangi mücadeleyi veriyordu? Demek ki Libya bizim için gerekirse canımız pahasına yanında yer almamız gereken bir yerdir.

“TÜRKİYE ATTIĞI ADIMLARDAN KESİNLİKLE GERİ DÖNMEYECEKTİR”

Netice itibarıyla Türkiye ne Suriye’de attığı adımlardan ne de Libya ile vardığı mutabakattan kesinlikle geri dönmeyecektir. Meşru Libya hükûmetini yıkmaya yönelik çabaların yoğunlaşmasının sebebini gayet iyi biliyoruz. Son dönemde meşru Libya yönetimine çok ciddi desteklerimiz oldu. Gerekirse bu desteklerin askeri boyutunu arttıracak karada, denizde ve havada her türlü imkanı değerlendireceğiz.”

denizaltı
Pirireis
Seydialireis
Türk Deniz Kuvvetleri
Türkiye
Bunlara da bakın: