Orbán, Le Pen, Salvini ve Kaczyński, AB'nin geleceğini etkilemek için güçlerini birleştirdi

Haberler
Mehmet Berk Yaltırık
03 Temmuz 2021, 13:23
Mehmet Berk Yaltırık
03 Temmuz 2021, 13:23

Aralarında Frances’ Rassemblement National (Ulusal Cephe), Polonya’dan PiS (Prawo i Sprawiedliwość-Hukuk ve Adalet), Macaristan’dan Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) ve İtalya’dan Lega’nın (Kuzey Ligi) bulunduğu, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden 16 aşırı sağ parti, “Avrupa’nın geleceği” tartışmaları bağlamında seslerini duyurmak amacıyla birleşti.

Avrupa Birliği’nin (AB) farklı ülkelerinden, aşırı sağ görüşlü 16 partinin lideri, 2 Temmuz 2021’de Avrupa’nın geleceği için bir araya geldiklerini ifade eden bir basın açıklaması yayımladı. Basın açıklamasına göre aşırı sağ partilerin liderleri, “birçok Avrupa başkentinde aynı zamanda AB’de köklü reform yapılması çağrısında bulunan bir belgeyi imzaladılar. Açıklamada, AB’nin Avrupa’yı ve mirasını korumak yerine,bir sorun ve endişe kaynağı haline geldiği ifade edildi.

O BİLDİRİDE KİMLERİN İMZASI VAR?

Euractiv’den Georgi Gotev, belgeyi imzalayan isimlerin;  Jarosław  Kaczyński  (PiS-Prawo i Sprawiedliwość-Hukuk ve Adalet, Polonya),  Giorgia  Meloni (Brothers  of  Italy-Fratelli d’Italia-İtalya’nın Kardeşleri, İtalya),  Santiago  Abascal  (VOX-Ses, İspanya),  Viktor  Orbán  (Fidesz-Macar Yurttaş Birliği, Macaristan), Matteo Salvini (Lega-Kuzey Ligi, İtalya), Marine le Pen (Frances’ Rassemblement National-Ulusal Cephe, Fransa) ve Bulgaristan’dan VMRO (İç Makedon Devrimci Örgütü), Avusturya’dan FPÖ (Freiheitliche Partei Österreichs-Avusturya Özgürlük Partisi), Belçika’dan Vlaams Belang (Flemish Importance-Flaman Önemi), Danimarka’dan Dansk Folkeparti (Danimarka Halk Partisi), Estonya’dan EKRE (Estonya Muhafazakar Halk Partisi), Finlandiya’dan Perussuomalaiset (Gerçek Finler), Yunanistan’dan Ellinikí Lýsi (Helen Çözümü), Hollanda’dan Ja21 (Doğru Cevap2021 veya Sağ Cevap2021 anlamında), Litvanya’dan Lietuvos lenkų rinkimų akcija (Electoral Action of Poles in Lithuania (Litvanya’da Polonyalıların Seçim Eylemi) ve Romanya’dan Partidul Național Țărănesc Creștin Democrat (Hıristiyan Demokratik Ulusal Köylü Partisi) gibi diğer bazı sağ partilerin olduğunu aktardı.

BİLDİRİNİN SEBEBİ: AVRUPA’NIN GELECEĞİNE İLİŞKİN TARTIŞMALARA BİR YANIT

İmzacılar ortak bildiride, “Avrupa uluslarının işbirliği, geleneklere, Avrupa devletlerinin kültür ve tarihine saygıya, Avrupa’nın Yahudi-Hıristiyan mirasına ve milletlerimizi birleştiren ortak değerlere saygıya dayanmalı, onların yok edilmesine değil.” açıklamasında bulunarak, söz konusu belgenin Avrupa’nın geleceğine ilişkin tartışmaların başlamasına bir yanıt olduğunu vurguladı.

Bir Avrupa süper devleti ve yeni sosyal yapılar yaratmak için siyasi yapıların ve hukukun kullanılmasını tehlikeli ve istilacı toplum mühendisliğinin bir tezahürü olduğunu ifade eden imzacılar, bu duruma karşı meşru bir direnişin başlaması gerektiğini öne sürdü. AB kurumlarında son yıllarda görülen ahlaki aşırı hareketliliğin, ideolojik bir tekel dayatma yönünde tehlikeli bir eğilime yol açtığı vurgulayan imzacılar, yargıyı boyunduruk altına almaktan LGBT topluluğunu damgalamaya kadar çeşitli konularda Polonya ve Macaristan’a baskı uygulayan Komisyon (Avrupa Komisyonu) veya Avrupa Adalet Divanı gibi AB kurumlarını hedefledi.

Nitekim metinde, “Bu eğilimi durdurmak ve tersine çevirmek için, mevcut yetki devri ilkesine ek olarak, Avrupa Birliği’nin üye devletlerin bir dizi ihlal edilemez yetkileri ve ulusal anayasa mahkemelerinin katılımıyla bunların korunması için uygun bir mekanizma veya eşdeğer organlar oluşturmak gerekir. Avrupa kurumlarını ulusal anayasal kurumlardan önce gelen organları dönüştürmeye yönelik tüm girişimler, kaos yaratır, anlaşmaların anlamını zayıflatır, üye devletlerin anayasalarının temel rolünü sorgular ve sonuçta ortaya çıkan yetkiler konusundaki anlaşmazlıklar, politik olarak daha güçlü varlıkların daha zayıf olanlar üzerindeki iradesi, gerçekte Avrupa’nın acımasız dayatmasıyla çözülür.” ifadelerine yer verildi. Bu durumun Avrupa topluluğunun özgür uluslar topluluğu olarak işleyişinin temelini yok edeceği söylenen metinde imza sahipleri, olumsuz demografik eğilimleri engellemeye çözüm olarak aile değerlerinin öne çıkarılması gerektiğini belirtti.

Mektubu imzalayanlar arasında Eylül ayında Varşova’da bir konferans düzenlenmesi planlanıyor.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NDAN TEPKİLER

Avrupa Parlamentosunun sosyal demokrat grubu, bildiriye tepki göstererek aşırı sağın II. Dünya Savaşı’na yol açtığını hatırlattı. Grup lideri Iratxe García Pérez, “aşırı sağın çarpık bir vatanseverlik vizyonuna sahip olduğunu” ifade ederek, “Onlar gibi düşünmeyen herkesi dışlıyorlar ve bu Avrupa için açık bir tehdit. Avrupa Birliği sadece barış getirmekle kalmadı, aynı zamanda sorunlarla birlikte yüzleşmemizi de sağlıyor: krizi aşmak için toparlanma planı, tüm Avrupalıları aşılamak için bir strateji, serbest dolaşım ve dünyada söz sahibi olmak” dedi.

Pérez, kendi ifadesiyle bu aşırı sağ, popülist ve milliyetçi ittifakın çok uzun sürmeyeceğini söyleyerek, “İşbirliği yapamayanlar, daha önce Avrupa Parlamentosu’ndaki bu tür deneyimlerde gördüğümüz gibi, birbirleriyle savaşırlar.” diye kaydetti.

Gelişmeler hakkında yorum yapması istenen Slovenya Başbakanı Janez Janša, partisinin de merkez sağ siyasi aileden ayrılabileceğini öne sürdü. Janša, geçen Mart ayında merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nden (EPP) kovulmamak için ayrılan Viktor Orban’ın hayranı olarak tanımlanıyor.

“AVRUPA’DA PUTİN YANLISI GÜÇLER BİRLEŞİYOR”

“Gulag”, “Iron Curtain (Demir Perde)”, “Red Famine: Stalin’s War on Ukraine (Kızıl Kıtlık: Stalin’in Ukrayna’daki Savaşı)” ve “Twilight of Democracy” (Demokrasinin Alacakaranlığı) kitaplarının yazarı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli dergi The Atlantic’in yazarı Anne Applebaum, sosyal medya üzerinden bu gelişmeyi şu sözlerle yorumladı:

“Avrupa’da Putin yanlısı, antidemokratik, hukuk devleti karşıtı güçler birleşiyor. ve evet, Kaczynski onlardan biri. Bir sürü Rus karşıtı gizliyor ama aslında onların Avrupa karşıtı, anti-demokratik ideolojisine bağlı ve yıllardır da öyle. Medyaya yönelik PiS saldırısı, tam olarak Rus modelini takip ediyor. ‘Avrupa’dan hoşlanmamalarının, otoriterlikleriyle ilgili olduğuna dikkat edin. Kaczynski ve Orban, AB’den para almaktan memnunlar ama aynı zamanda yargılarını, medyalarını, üniversitelerini ve kamu hizmetlerini itirazsız olarak kontrol etmek/yok etmek istiyorlar. Başkaları da yapabiliyorsa aynısını yapacaklardır.”