"Nevruz, Türkler güneybatıya indikçe önem kazanmıştır"

24 Mart 2020, 15:13

Ayyıldız Huri Kaptan / QHA Ankara

“Bozkırın İsyanı”, “Türkistan’dan Hindistan’a Uzun Yolculuk” ve “Bozkırın Savaşçısı” kitaplarının yazarı Kutlu Altay Kocaova, başta Türk dünyasında olmak üzere kuzey yarımküre toplumları için yaşayan, önemli bir kültür altyapısına sahip olan Nevruz’un geçmişten bugüne erişen durumunu Kırım Haber Ajansı (QHA) için derledi. 

NEVRÛZ

Bilindiği üzere Nevrûz, Farsça bir sözcüktür ve “yeni gün” anlamına gelir. 21 Mart, bütün dünyâda gece-gündüz süresinin eşit olduğu, kuzey yarımkürede ise kışın bitip bahârın başladığı târihtir. Dolayısıyla kuzey yarımküre toplumları için çok önemlidir.

Her toplum kendi kültürel yapısı içerisinde bu güne ayrı bir değer verir. Meselâ İrânlılar için Nevrûz, düalist İrân inançlarının yansımasıdır. Kış, karanlığı; bahar, aydınlığı temsîl eder. Nevrûz da karanlıktan çıkışın temsilcisidir. Bilindiği gibi İrân inançlarında karanlık, Ehrimen’i, aydınlık da Ahûramazda’yı temsil eder. Bu açıdan Nevrûz, İrânlı toplumlar için çok önemlidir. Hattâ bu kapsamda Fars ‘Kave-i Ahenger’, yâni ‘Demirci Kave’ efsânesi oluşmuştur. Zâlim Dahhâk olarak bilinen hükümdâra Farsların ayaklanmasını konu alır. Burada Dahhâk olarak beliren kral figürü kışın ve karanlığın hâkimiyetini, Kave olarak beliren figür de bahârın ve aydınlığın başkaldırışını sembolize eder.

Ayrıca İrân takvîmi de 21 Mart târihinde başlamaktadır ve bu târih, yılbaşı kabûl edilmektedir. Fars kökenli Ömer Hayyâm’ın hazırladığı ve adını Selçuklu Sultânı Melik Şâh’ın ünvânı olan Celâlü’d Devle’den alan Celâlî takvîmi de 21 Mart târihinde başlamaktadır. Ömer Hayyam ve başında bulunduğu hey’et, tamâmen eski İrân takvîmini esâs almıştır.

“21 MART ÇİN GİBİ ÜLKELER İÇİN BİLE ÖNEMLİDİR”

İrân kültürünün güçlü olduğu Afganistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerde de Nevrûz önemlidir. Ayrıca Çin gibi ülkeler için de… Bu noktada söz konusu ülkelerin ılıman iklim kuşağında olması önemlidir. Çünkü ılıman iklim bölgeleri için kıştan bahâra geçiş, bilindiği üzere mart ayında gerçekleşir ve güneş süresiyle bağlantılıdır. Ancak daha kuzeye gidip, kışın mayısa kadar sürdüğü bölgelerle ya da daha güneye gidip yazın çok uzun sürdüğü bölgeler için çok önem ifâde etmez. Ancak kuzey toplumları için tek önemi, gecenin uzun sürmesinin bitişidir.

“NEVRUZ, TÜRKLER, İRAN COĞRAFYASINA YAKLAŞTIKÇA ÖNEM KAZANMIŞTIR”

Bununla birlikte Nevrûz, Türkler Horasan ve İrân coğrafyasına yaklaştıkça önem kazanmaya başlamıştır. Özellikle İrân çevresinde yerleşen Türkler çok önem vermiştir. Bâzı târihçilerin, Nevrûz’un Hunlardan beri Türkler arasında olduğuna dâir iddiâları da vardır. Kâşgarlı Mahmûd, ünlü eserinde Nayrûz ifâdesini kullanmaktadır ki, bunun Nevrûz olduğu ortadadır. Zîrâ ‘Nayrûz’dan [nevruz] sonra ilkbaharın başlangıcına oglaq ay: oğlak ayı’ diyerek göstermektedir. Yine de Türklerde çok eski çağlardan beri Nevrûz’un ya da bahar bayramını mart ayında kutladıklarını gösteren Hun, Göktürk ya da diğer Türk yönetimlerine dâir bir kayıt bulunmamaktadır. Yine de Göktürklerden itibâren Türkler üzerinde İrân etkisinin artmaya başladığını görebiliyoruz. Bu konuda ünlü Türk târihçisi Prof. Dr. Bahaeddin Ögel şöyle demektedir:

‘Göktürk devletinin içindeki atlı göçebe Türk halklarından bir kısmının ateşperestlik, yani Zerdüşt dinini kabul etmiş olmaları çok muhtemeldi. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Bizans elçisini ateş üzerinden geçirme merasimi yapan kimseler Türk olmasalar bile, Göktürk devletinde Zerdüştlük an’anelerinin yerleşmiş olduğunu bize göstermesi bakımından enteresan bir hadisedir. Orta Asya’da Zerdüşt dinini kabul eden göçebelere ait tapınakların, daha ziyade arabalar üzerindeki çadırlar içinde bulunması çok muhtemeldi. Bununla Orta Asya’da bazı küçük ateşgedeler de ele geçmişti.

Zerdüşt dininin bir mezhebine göre, bir insan ölünce, ölünün etleri kemiklerinden sıyrılır ve kemikler ayrı bir yere konarak gömülürdü. İlim dilinde bu kaba ossuarium denir. Türk hakanlarının Horasan ve Batı Türkistan’a tâyin edilen Göktürk şadları ve yabgularının Zerdüşt dinini kabul ederek bu an’aneleri bizzat kendilerinde de tatbik etmiş olmaları çok muhtemeldi.’

Ögel’in aktardığı bu bilgi, Göktürkler arasında Zerdüştlüğün yer aldığını göstermektedir. Bu durumda Nevrûz’un da kabûllenildiğini de söyleyebiliriz. Zîrâ Zerdüşt inancı açısından Nevrûz’un yeri ayrıdır.

“HUNLAR, MAYIS’TA ‘LUNGCINĞ’ ADLI YERDE BAYRAM YAPARLARDI”

Bununla birlikte elbette Türklerin çeşitli bayramları kutladığı bilinmektedir. Bu konuda Prof. Dr. Sâlim Koca, Hunların beşinci ayda Lungcınğ adı verilen bir yerde topluca bayram yaptıklarını söylemektedir. Bu bayram esnâsında atlar kurbân edilir, yarışlar düzenlenirdi. Koca, Göktürklerde de aynı uygulamanın olduğunu söylemekte ve beşinci ayda ‘ecdat mağarasında’ atalara kurban kesildiğini, eğlencenin düzenlendiğini belirtmektedir.

Burada önemli olan nokta Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı kutladıkları bayramı, beşinci ayda, yâni mayıs ayında kutlamalarıdır. Koca, aynı eserinde Oğuzların X. asırdan sonra bu gelenekleri sürdürdüklerini ve düşmânlarıyla yaptıkları savaşlardan dönüşleri mart ayının sonuna denk getirdiklerini ve bu güne ‘özgür, bağımsız gün’ dediklerini aktarmaktadır. Koca, devamında da Oğuzların bu günde büyük bir ateş yakıp, içine bir parça demir atıp dövdüklerini belirtmektedir. Görüldüğü üzere bu gelenekler, günümüze kadar süren Nevrûz gelenekleri ile oldukça benzerlik taşımaktadır. Bahaeddin Ögel de bu konuda benzeri ifâdelerde bulunmakta ve Göktürklerin atalar mağarası kutlamalarını (Ergenekon) mayıs ayında yaptıklarını, Hunların da Büyük Kurultay’ı mayıs ayında toplayıp, bahar bayramını bu ayda kutladıklarını yazmaktadır.

TÜRKLER, GÜNEYBATI’YA KAYDIKÇA MART AYINA DAHA ÇOK ÖNEM VERDİ

Ancak târihî sürece bakarsak, Türklerin güneybatıya kaydıkça mart ayına daha fazla önem verdiklerini görüyoruz. Bunu da iki sebebe dayandırabiliriz. Birincisi, İrân etkisi. İkincisi ise iklimin güneybatıya indikçe yumuşaması sonucu mart ayının daha fazla önem taşımaya başlaması.

Târîhî kaynaklar bize Selçuklulardan i’tibâren Türkler arasında Nevrûz kutlamalarının iyice yaygınlaştığını gösteriyor. Öyle ki, tamâmen kabûl gördüğü gibi târîhî Türk bayramı gibi bir görünüm almıştır. Bununla birlikte üzerinde durulması gereken bir nokta var ki, Nevrûz, Selçuklulardan i’tibâren Türklerin çoğu arasında yayılsa ve kabûl görse de, en fazla İrân coğrafyasına yakın bölgelerde yayılmıştır. Meselâ Bâbûr Şâh ve Sâfevî Şâh İsma’il Hatâî, bu güne dâir şiirler yazmışlardır.

Bir sıradan beri gelüñ
Nevrûz idüñ şâha yetüñ
Hey ğâzîler secde kıluñ
Ğâzîler diyin şâh menem (Şâh İsma’il)

Yeñi ay yâr yüzi birle körüb il şâd bayramlar
Meñe yüz ve kaşıñdın ayru bayram ayında ğam bar.
Yüzi nevrûz vasl ‘iydini Bâbûr ğanîmet tut
Ki mundin yahşi bolmaz bolsa yüz nevrûz bayramlar (Bâbûr Şâh)

OĞUZ BAYRAMI

Yâni görüldüğü üzere daha ziyâde İrân coğrafyasında ortaya çıkmaya başlayan Nevrûz gelenekleri, zamânla bütün Türkleri de işine alacak şekilde gelişmiştir. Öyle ki, Tebrîzli Türk aydınlardan Siyamek Hüseyinalizade, bu konuda şöyle demektedir:

‘Efşarların (Afşarlar) asli bayramları novruz bayramıdır, Efşarlar bu bayrama navrız bayramı ve Efşar elinin Ecirli tayfası ise “Oğuz beyramı” variantını işledirler.’

“HIDIRELLEZ, TÜRKLERİN HUNLARDAN BU YANA KUTLADIĞI BAYRAMDIR”

Burada bir Afşar oymağının Nevrûz’u Oğuz bayramı adıyla kutlaması da, ne kadar benimsendiğinin kanıtıdır. Bununla birlikte Türkler, mayıs ayında da bahârı kutlamaya devâm etmişlerdir. Yâni günümüzde mayıs ayının başında kutlanılan Hıdrıllez bayramı, Türklerin Hunlardan beri kutlamaya devâm ettiği bayramdır. Günümüzde Türkler arasında bu iki bayramı birlikte kutlanılmaktadır ki, bu da çok güzel bir zenginliktir.

Bu zenginliği yaşayan bütün Türk milletinin Nevrûz’u kutlu olsun. Bana göre Türk edebiyâtının zirvesinde bulunan Safiye Erol Hanımefendi’nin Nevrûz ile ilgili söylediği şu dilekle yazımızı sonlandıralım.

‘Güzelliklerini rastgele yağma ettirmemek için sanki ortadan silinmiş, seçme saf gönüllere sığınıp gizlenmiş atalar yadigarı sözler. Can kulağı ile dinleyen, bu seslerin ötesinde çehreler görebilir. Öyle çehreler ki insan bakımına takat getiremez ve elleriyle yüzünü örter. Çünkü meydanda dalga dalga dolanan işte onlardır, ta kendileri: Horasan erleri, Urumeli serverleri…

Kökleri Orta Asyada dalı budağı Balkanlarda olan ey soyum ağacı Sonsuz bereketle daima yeşer, filizlerini canla kanla sana bağlı ve sadık olan ben çocuğundan sana sevgi selam olsun.’

Kaynakça

Akgür, A. Necati, “Celâlî Takvimi”, Türkiye Diyânet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/celali-takvimi (Erişim târihi:23/03/2020)
Gâzî Zâhireddîn Muhammed Bâbûr Şâh, Bâbûrnâme, s. 316, Kabalcı Yayınları
Kâşgarlı Mahmûd, Divânü Lugâti’t Türk, s.173, Kabalcı Yayınları, Birinci Basım, Mayıs 2005
Koca, Salim, “Eski Türklerde Bayram ve Festivaller”, Türkler Ansiklopedisi, c.3, s.79, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 2002
Ögel, Bahaeddin, İslâmiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Orta Asya Kaynak ve Buluntularına Göre, s.190-191, T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 1984
Ögel, Bahaeddin, Türklerde Devlet Anlayışı (13. Yüzyıl Sonlarına Kadar), Başbakanlık Basımevi, s.76, Birinciöyle Baskı, Ağustos 1982, Ankara
Şah İsmail (haz. Macit, Muhsin), Hatâyî Dîvânı, s.137, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Yayınları, Birinci Baskı, İstanbul 2017.

ERGENEKON
Kutlu Altay Kocaova
Nevruz Bayramı
Bunlara da bakın: