Moskova, Lukaşenko'nun rejimini ve özellikle Lukaşenko'yu kurtarmaktan kaçınmayı umuyor

22 Ağustos 2020, 14:46

Belarus’a yönelik olası Rus müdahalesi konusu ve Putin’in yakın çevresinde bu olasılıklara nasıl yaklaşıldığı dikkat çekiyor.

Balkan Insight’ta (BIRN, Balkan Investigative Reporting Network–Balkan Araştırma Raporlama Ağı), Dr. Mark Galeotti ‘nin kaleme aldığı “Moscow hopes to avoid having to save Lukashenko’s regime – and especially Lukasheko” (Moskova, Lukaşenko’nun rejimini ve özellikle Lukaşenko’yu kurtarmaktan kaçınmayı umuyor) başlıklı analizde, Kremlin’deki çevrelerin ülkenin geleceğine yönelik yaklaşımları masaya yatırılıyor.

Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde uzman araştırmacı olan ve burada Avrupa Güvenlik Merkezi’nin başkanı bulunan Dr. Galeotti, uluslararası suçlar ve Rus güvenlik meseleleri üzerine yazılarıyla tanınıyor. Aynı zamanda Rusya’yla alakalı güvenlik konuları başta olmak üzere uluslararası suç, savaş, politika ve tarihle ilgili araştırmalar yürüten Mayak İstihbarat danışmanlık şirketinin de direktörü olan Galeotti, yazısında Kremlin’in Lukaşenko’yla devam edip etmeyeceğini ele alıyor.

Analizin tam metninin çevirisi şöyle:

“BELARUS’A MÜDAHALE ETMEKTEN DAHA KÖTÜ OLAN TEK SEÇENEK…”

“Moskova’nın bakış açısına göre, Belarus’a müdahale etmekten daha kötü olan tek seçenek, onu Batı’ya “kaybetmek” olabilir. Kuşatılmış diktatör Aleksandr Lukaşenko’nun bakış açısına göre, onu kendi halkından kurtaracak tek şey bu olabilir – ama o liderini değil rejimini korumak için müdahale eden, istekli bir Kremlin’i bulabilir.

Sonuçta Vladimir Putin hayranı değil. Yıllarca Lukaşenko, Rusya’yı Batı’ya karşı oynadı ve Moskova’nın Belarus’un bağlı olduğu ithal enerjiyi sübvanse etmesini sağlaması, (Lukaşenko’nun) AB’nin (Avrupa Birliği) daha önceki bir seçim sonrası baskıdan sonra uygulanan yaptırımları kısmen kaldırması için Avrupa’ya yönelme olasılığını artırdı.

9 Ağustos’taki son cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce Lukaşenko, Moskova’yı Belarus siyasetine karışmaya çalışmakla, hatta bir Afrika savaş bölgesine giderken 33 Rus paralı askerini tutuklamakla ve bunların bir istikrarsızlaştırma kampanyasının başlangıcı olduğunu iddia etmekle suçladı. 

Şimdi Lukaşenko, NATO kuvvetlerinin sınırlarında yığınak yaptığını ve muhalefetin Polonya, Birleşik Krallık ve Çekya’dan yönlendirildiğini iddia ediyor.”

MÜDAHALE İÇİN İSTEK YOK

Putin, Rusya’nın Belarus’u dış saldırganlığa karşı destekleme yükümlülüklerini yerine getireceğine dair geçici bir güvence yayınlasa da, resmi çizgi hala Belarus’ta olanların bir iç mesele olduğu (yönünde). Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, herhangi bir müdahaleye “ihtiyacın mevcut olmadığını” söyledi.

Ne de olsa, şimdiye kadar Belarus’taki muhalefet, Lukaşenko’yu devirmek ve yeni, adil seçimler düzenlemekten başka bir şey yapmamak için titiz davrandı. Bu sadece Belarus’un Rusya ile, kuşkusuz biraz daha ihtişam hayalleri içeren bir gümrük birliği olan “Birlik Devleti”yle bağlantılı değil. Aynı zamanda Ruslar ve Belarusluların gerçekten büyük bir ortak mirası ve karşılıklı takdiri paylaşmalarıdır. Dahası, Belarus ekonomisi, ezici bir çoğunlukla ihracatının üçte birinden fazlasını alan ve önemli miktarının yarısından fazlasını sağlayan Rusya’ya yöneliktir.

Bu şartlar altında, sakin ve kendine güvenen bir Rus liderliği, kendini beğenmiş ve çıkarcı Lukaşenko’nun bir dereceye kadar sakinlikle ayrılışını görebilirdi. Rus gaz şirketi Gazprom’a bağlı Viktor Babariko gibi muhalefet liderlerinin çoğunun zaten Rus bağlantıları vardı ve geri kalanı Moskova’ya meydan okumamaya istekli görünmüyordu.

En iyi model, 2013-14 devriminin (Euromeydan Olayları) merkezinde Rusya karşıtlığı ve AB’ye dönme arzusunun olduğu Ukrayna değil, Ermenistan gibi görünüyor. 2018’de yükselen popüler, reformist bir lider Nikol Paşinyan, ilk başta Kremlin’i dehşete düşürdü. Ancak, ülkesinin Moskova’ya olan geleneksel bağımlılığını değiştirmeden, ülkesinde demokratikleşmeye odaklanmaya istekli olduğu anlaşıldıkça, ilişkileri kısa sürede ısındı.

Elbette Belarus, Ermenistan değildir, ancak yine de kanıtlara göre Moskova, kendi etki alanı içinde gördüğü ülkelerde benimsediği hükumet biçimiyle politikalarından daha az ilgilenmektedir.

Üstelik Belarus, Kırım da değil. “Küçük yeşil adamlar” 2014’te Ukrayna’dan Kırım’ı aldığında, ilhak edilmekten büyük ölçüde mutlu olan Rus nüfusu ile morali bozuk ve ağır şekilde yıkılmış savunucular karşısında, her Rus’un kendilerine ait olduğunu düşündüğü (bir) toprağı alıyorlardı. Rus halkının Belarus’un ele geçirilmesine özel bir ilgisi yok. Nitekim, bölgelerin gittikçe huzursuz olduğu bir zamanda, Moskova’nın sadece vergilendirme zamanı geldiğinde onlara dikkat ettiğini hissetmek, Rusya’nın yarısı başına düşen GSYİH (gayri safi yurt içi hasıla) ile 9,5 milyon insandan sorumlu olmak hiç de çekici değil.

Dahası, Belarus’un güvenlik güçleri Rus ajanları ve sempatizanlarıyla ne kargaşa içinde ne de muammalı bir durumda. Lukaşenko’nun KGB’si – eski Sovyet gizli polisinin adını koruduğunu söylüyordu – acımasızca yetkin ve ordusu Rus meslektaşlarıyla birlikte eğitime alışıkken, anavatanlarını savunmayacaklarına inanmamak için hiçbir neden yok.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Beyaz Rusya Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko , Rusya’nın Soçi kentindeki (Bocharov Ruchey) konutunda bir toplantı sırasında, 07 Aralık 2019.

ÜZÜCÜ BİR GEREKLİLİK Mİ?

Müdahale seçenekleri bu nedenle tatsız görünmektedir. Sadece Lukaşenko’nun savunucularını desteklemek için çevik kuvvet polisi göndermenin sahada bir fark yaratması pek olası değildir ve bu, gelecek nesiller için halkın Rusya’ya yönelik tutumunu zehirleyecektir.Tam ölçekli bir istila mümkündür – Belarus’un sadece 45 bin askeri var, Rusya’ya komşu (olduğu) Batı Askeri Bölgesinden daha küçük – ama kanlı, pahalı, yurt dışında kınanacak ve ülke içinde popüler olmayacak (bir istila).

Bütün bunlara rağmen, Putin’in çevresinden bazılarının artık bunun üzücü bir gereklilik olduğunu hissedebileceğine dair endişe verici işaretler var. İlk başta, Kremlin’in çizgisine işaret etme eğiliminde olan medya kuruluşlarında ve yorumcularda çarpıcı bir fikir birliği eksikliği vardı: herkes gibi onlar da protesto tepkisinin hızı ve ölçeği karşısında hazırlıksız yakalanmışlardı. Artan bir şekilde, Lukaşenko’ya ve taktiklerine duyulan hoşnutsuzluk haberlerde görünmeye başladı.

Bu hala devam ediyor, ancak şu anda, Batı’nın – özellikle AB’nin – Belarus üzerinde nüfuz kazanmak için durumdan yararlanmasıyla ilgili önemli bir endişe kaynağı da var. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, hileli Belarus seçimlerinin “ideal olmadığını” belirterek, “jeopolitik, Sovyet sonrası alan için bir mücadele” dediği, ülkeye müdahale (amaçlı) yabancı girişimleri eleştirdi.

Şimdiye kadar, Moskova’nın hala beklemeye ve görmeye istekli olduğu görülüyor. Lukaşenko dayanabilirse, Batı için bir parya olarak zayıflayacak ve böylece Rusya’ya daha fazla bağımlı hale gelecektir.  Düşerse, bir umut siyasi pragmatizmin ve ekonomik gerçekliklerin, reformist yeni bir hükumetin bile Rusya’nın yörüngesindeki yerini kabul edeceğinden emin olmasıdır.

Ancak müdahale kararı verilirse, sonuç yine Lukaşenko’nun hoşuna gitmeyebilir. Model, kötü yıldızlı Sovyetlerin 1979’da Afganistan’ı işgali olabilir: Kararsız ve popüler olmayan bir lideri zorla uzaklaştırmak ve Moskova’nın beğenisine göre yeni bir lider daha yerleştirmek, ardından her türlü direnişi caydırmak için güç gösterisinde bulunmak. Öyle ya da böyle Lukaşenko’nun günleri sayılı olabilir.

Tabii ki, Afganistan operasyonu tam olarak beklendiği gibi gitmedi. Sovyetler orada altı aydan fazla bulunmayacaktı ve arkalarında korkmuş ve istikrarlı bir ülke bırakacaklardı, ancak sonunda kazanamadıkları acımasız bir gerilla savaşıyla 10 yıl geçirdiler. Belarus, Afganistan da değil, ancak tehlike yine Rus planlarının gerçeklikle son teması olmamasıdır.

Aleksandr Lukaşenko
Belarus
Rus müdahalesi
Rusya
Bunlara da bakın: