Çin esareti gölgesindeki Uygurların ana vatanında bayram... Eskiden Doğu Türkistan'da Ramazan Bayramı nasıl kutlanırdı?

Güncel
qha muhabir
03 Mayıs 2022, 18:34
qha muhabir
03 Mayıs 2022, 18:34

Çin işgali ve zulmü altındaki Doğu Türkistan’da eskiden bayramlar; akraba ve komşu ziyaretleri, Sema ve başka birçok eğlence eşliğinde coşku içinde gerçek bir bayram havasında kutlanırdı.

Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’da geleneksel bayramları olarak Nevruz, Ramazan ve Kurban Bayramlarını kutlarlar. Ramazan ve Kurban Bayramları, Uygurların İslamiyet’i kabul etmesiyle kutlanmaya başlamış dini bayramlar olsa da Uygurların kendi kültürleriyle yoğrulup geleneksel bir yapıya dönüşmüş, tarihsel gelişim sürecinde Uygur milli kültürünün bir parçası haline gelmiştir.

Şu an Çin zulmü altındaki Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurlar bundan 6 yıl öncesine kadar adı geçen bayramları coşku içinde kutluyordu. Bu günlerde tüm Doğu Türkistan coğrafyası bayram havasına bürünürdü. Fakat son yıllarda Çin’in sistematik zulüm ve asimilasyon politikalarına birçok soykırım uygulamalarını ekleyerek Doğu Türkistan’ı üstü açık bir hapishaneye çevirmesiyle bayramlar kutlanmaz, insanlar huzur içinde yaşayamaz oldu. Bütün bunların yerini vahim olaylar, hasret ve üzüntü aldı.

Doğu Türkistan’da 6 yıl öncesi Ramazan Bayramı şöyle kutlanırdı:

AKRABA ZİYARETLERİ

Doğu Türkistan’da Ramazan Bayramı genel olarak 3 gün, Kurban Bayramı ise 4-5 gün boyunca devam eder. Akrabaları çok olan geniş ailelerde durumlarına göre bu süre 1 haftaya hatta 10 güne kadar uzayabilir. Bayram süresince herkes birbiri ile bayramlaşır. Genellikle tüm akrabaların evlerine ziyarete gidilir. Sene içinde hiç görüşme fırsatı olmayan akrabalar bu bayramlar vesilesiyle bir araya gelir.

RAMAZANA ÖZEL YİYECEKLER HAZILANIR

Doğu Türkistan’da da evlerde bayrama özel temizlik yapılır. Bayramlara özgü olan sanza, boğursak, katlama, kat-kat vs. gibi yiyecekler bol miktarda hazırlanır. Komşular imece usulüyle çeşitli ekmekler, çörekler ve tatlılar pişirir. Çerez, şeker ve bisküvi çeşitleri satın alınır. İmkanları olan herkes kıyafetlerini yeniler. Kısacası güzel bir bayram geçirmek için gerekli tüm hazırlıklar yapılır. Sofralarda daha çok çocukların beğeneceği yemeklere yer verilir.

BAYRAMLAR MEZAR ZİYARETİ VE SEMA OYUNLARIYLA BAŞLAR

Bayramın ilk günü, (Çin anayasasında inanç özgürlüğüne izin verilen bir kısım) erkekler camide bayram namazı kılar. Cami çıkışında bekleyen çocuklarıyla birlikte ailecek mezarlık ziyaretine gidilir. İnsanlar, vefat eden atalarının ve akrabalarının kabirlerinde dua eder.

Kaşgar Heytgah Camisi ve 3 yıl önce yıkılan 800 yıllık tarihe sahip Keriye Heytgah Camisi başta olmak üzere bazı büyük camilerin önünde bayram namazından sonra davul, zurna çalınarak Sema oynanır. Bayram yeri anlamına gelen Heytgah adındaki camiler, Doğu Türkistan’ın her yerinde bulunur. Genellikle bayramlar, bu camilerin önünde Sema ve başka eğlencelerle başlar.

Bayram günü cambazlık, oğlak kapmaca ve at yarışı, güreş gibi çeşitli eğlenceler düzenlenir. Çocuklar için salıncak ve çark-ı felek hazırlanır.

KOMŞULAR ZİYARET EDİLİR, GİRİLMEYEN EV KALMAZ

Komşular arasında ise daha çok cemaat ve grup halinde bayram ziyareti yapılır. Genellikle bayramın 2. ve 3. günleri sabah namazı sonrası cemaat, ev ev ziyarete başlar. Onlara çocuklar ve camiye gitmeyen diğer kişiler de katılır, kalabalık gittikçe büyür. Evlerde uzun kalınmaz ama girilmeyen hiçbir ev de kalmaz. Ailelerin durumuna göre kimi ailelerden yardım toplanırken, kimi ailelere yardımlar yapılır. Ziyaret grupları, her ailede acıları olanlara sabır, hastalığı olanlar için şifalar dileyerek dua ederler. Öğlene kadar dağılırlar.

BAYRAMIN İLK GÜNLERİNDE DÜNÜR ZİYARETLERİ

Bayramın ilk günü, genellikle dünürlere ziyaret için ayırılır. Evlenmiş olan evlatlar, anne ve babasının (genellikle kız tarafının) evine gelir. Dünürler misafir edilmek için hazırlıklar yapılır. Öğleden sonra da dünürler ziyarete gelir.

ÇOCUKLARA HARÇLIK DAĞITILIR

Belirli gelire sahip herkes, akraba ve komşu çocuklarına harçlık dağıtır. Bayramlar, çocukların en çok harçlık aldığı dönemler olur. Çocuklar için eğlence fırsatları da en çok olur ve harçlıklarını onun için harcarlar. Kimi çocuklar bayram harçlıklarını yıllarca hayalini kurduğu şeyler veya işler için kullanır.

Bayramın kutlanış biçiminde; Doğu Türkistan’ın farklı şehirlerinde yaşayanlar arasında birbirinden ve yukarıda anlatılanlardan yer yer bazı özelliklerde farklılıklar görülebilir.

2022 YILINDA DOĞU TÜRKİSTAN’DA BAYRAMDAN SÖZ ETMEK MÜMKÜN MÜ?

Fakat artık Doğu Türkistan’da bayram namazları dahil tüm dini ve milli faaliyetler yasaklandığı için Uygurlar, Sema yerine Çin geleneksel oyunları oynamaya zorlanır. Uygur evlerinde akraba ve komşular değil Çin yönetimi tarafından atanan Uygurları ispiyonlamayla görevli Çinli sözde “akrabalar” ziyarette bulunur. Zaten her Uygur ailede en az bir kişi Çin’in hapishane veya toplama kamplarında suçsuz yere işkence görmekteyken her ailede bayramlarda kimsenin yüzü gülmez.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.