KKTC'de yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışı kim kazanacak?

30 Ocak 2020, 18:13

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) seçim tarihlerinin belli olmasından sonra, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Dr. Ahmet Zeki Bulunç, KKTC’de Berlin konferansı ve seçimlere yansımaları ile ilgili Kırım Haber Ajansı’na (QHA) değerlendirmede bulundu.

Bulunç, KKTC’de halkın seçimler tamamlanana kadar Rum tarafı ile herhangi bir uzlaşma görüşme yapılmasını istemediğini belirterek, “Kıbrıs Türk halkı böyle bir uzlaşmayı istemiyor. Kaldı ki Kıbrıs Türk halkı çok net bir şekilde ortaya koyduğu gibi seçimler kesinleşmedikçe yeni bir görüşmeye taraftar değildir.” diye konuştu.

Kıbrıs Türk halkının uzlaşma görüşmelerinde Rumların amacının anlaşmak olmadığını anladıklarını belirten Bulunç, Kıbrıs Türk halkının haklarının ellerinden alınmaya çalışıldığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Kıbrıs Türk halkı 2017 temmuzuna Crans Montana’da Rum tarafının bütün iyi niyetimize ve cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan Akıncı’nın bütün verdiği ağır tavizlere, kabul edilemez ağır tavizlere rağmen o görüşmelerde en çoğu almak, özellikle ‘garanti ittifak anlaşmalarının kaldırılmasını ve sıfır asker mutlaka olmalıdır’ şeklindeki yaklaşımları nedeniyle kopan görüşmelerden sonra, KKTC halkı şuna kesin olarak karar vermişti; Rumlar bir anlaşma istemiyorlar ve Rumların tek amacı, Kıbrıs Türk halkının Zürih, Londra ve Lefkoşa antlaşmaları ile elde ettikleri hakları, eşit kurucu ortak olma statüsünü, garanti ittifak anlaşmasını ve Türkiye’nin ada üzerindeki hak ve yetkilerini ortadan kaldıracak ve Kıbrıs Türk halkını Rumların tebaası halinde azınlık statüsüne düşürüp adanın bir ‘Helen adası’ yapılmasını istediklerine çok net bir şekilde karar vermiştir.”

“KKTC HALKI İKİ DEVLETLİ UZLAŞI FORMÜLÜ İSTİYOR”

Kıbrıs Türk Kütür Derneği Başkanı Bulunç, Kıbrıs Türk halkının istediği ve Türkiye’nin de desteklediği uzlaşı formülünü ise şöyle açıkladı:

“Kıbrıs Türk halkı, artık Rumlar ile iddia edilen o Birleşmiş Milletler (BM) parametrelerine dayalı bir federasyon çatısı altında birleşip bir uzlaşmaya varılmasını asla kabul etmiyorlar. Kıbrıs’ta bugün Kıbrıs Türk halkının istediği ve Türkiye’nin de desteğini verdiği uzlaşı formülü, iki egemen halkın kendi devletlerinde yaşayacakları ve barış ortamı içinde, iyi komşuluk ilişkilerini sürdürecekleri bir uzlaşmadan yanadırlar. İkincisi, hiçbir şekilde Türkiye’nin herhangi bir sulandırmaya da gidilmeden, mevcut garanti ittifak anlaşmalarının devamını sağlayacak. Değişen koşullara göre, onları daha da güçlendirecek kesin bir garantiler sisteminin devamından yanadır. Bu görüşlerin çerçevesinden başka herhangi bir görüşü Kıbrıs Türk halkı kabul etmemektedir. Böyle bir uzlaşıyı da Rumlar kabul etmemektedirler…

Dolayısı ile Berlin’de ya da başka bir yerde, üçlü görüşmelerle bu meselenin çözülmesi diye iddia ettikleri uzlaşma gerçekleştirilemez. Kıbrıs Türk halkı böyle bir uzlaşmayı istemiyor. Kaldı ki Kıbrıs Türk halkı çok net bir şekilde ortaya koyduğu gibi seçimler kesinleşmedikçe yeni bir görüşmeye taraftar değildir.”

“KKTC’DE DEMOKRASİ KURUMLARINDA GELENEKLEŞMİŞ BİR EĞİTİM VARDIR”

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dört adayın olmasını ülke açısından olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Bulunç, KKTC’nin çok güçlü bir kurumsal yapılanmaya sahip olduğunun altını çizdi. Kıbrıs’ta demokrasi geleneğinin geçmişten bu yana temelinin sağlam olduğunu ifade eden Bulunç, “Dört adayın olması ülkemiz açısından çok olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmemesi gerekir. Çünkü KKTC devlet kurumlarıyla, anayasal kurumlarıyla, hukuk ve benzeri bütün alanlarda son derece güçlü bir kurumsal yapılanmaya sahiptir. Demokratik, çağdaş, laik bir devlettir. Dolayısıyla demokratik seçimlerin olma sürecinde bu gibi adayların olması Kıbrıs Türk halkı açısından bir olumsuzluk teşkil etmemesi gereken durumdur. Çünkü halkımız, demokrasiye, Atatürk ilkelerine, laikliğe ve cumhuriyet değerlerine bağlı. Tarihinden gelen bir güçle yani sadece son dönemlerde değil… Atatürk döneminde ve 1800’lü yıllardan gelen bir yapıyla tarihinden gelen kaynakları da dikkate aldığınızda Kıbrıs Türk halkı, demokrat, çağdaş, uygar bir halktır. Demokrasiye bağlı bir halktır. Dolayısıyla demokrasi kurumlarının iyi çalışması yönünde gelenekleşmiş bir eğilimi ve tutumu vardır. Olayları, adayların fazlalığı açısından böyle değerlendirmek gerekir. Aksi halde partiler iktidara gelmek adına mücadele vermek isterler, belli bir makama ulaşmak isterler… Dolayısıyla her parti kendi adayını ortaya koyacaktır. Bunun demokrasi yarışında bir sakıncası olmadığını değerlendirmek zorundayız.” diye konuştu.

“HALK MİLLİ YAKLAŞIMI DESTEKLEYECEK”

Bulunç, KKTC halkının iki devletli uzlaşı formülünü benimsemeyecek adaylara destek vermeyeceğini belirterek, vatandaşların egemen ve özgür Kıbrıs Türk devletinin kurulmasını isteyecek bir adayı destekleyeceğini savundu. Bunun örneklerinin daha önceki milletvekili seçimlerinde ortaya çıktığını ifade ederek, “Halkın ve kamuoyunun, eğilimlerine baktığımızda az önce size çerçevesini çizmeye çalıştığım “Milli Yaklaşımı”, yani özgür, bağımsız, iki devletli egemen, eşit iki devletin olacağı bir uzlaşıyı gerçek anlamda istemektedir. Bu tür yaklaşımları desteklemektedir. Ayrıca partilerin kendi tabanları vardır, kendi tabanlarının güç oranları vardır ve bunların şuanda izlenen politikalarda yaptıkları uygulamalarda, halkın takdirini, desteğini, olumlu veya olumsuz bakışlarını üzerinde toplayan adaylar söz konusudur. Şuanda bu adaylar arasında şu önde, bu önde diye net bir şekilde konuşmaya gerek yok. Ama şu kesin; Rumlar ile birleşmek isteyenlerin bu seçimlerde hiçbir şansı söz konusu değildir. Bunun altını çizmemiz lazım… Çünkü halkımız çok net bir şekilde, çeşitli seçim süreçlerinde ve özellikle en son milletvekilliği seçimlerinde ortaya koyduğu tavırla, bağımsız, egemen, özgür bir ayrı Kıbrıs Türk devletinin kurulmasında bir tavır koymuştur. Çıkan seçim sonuçlarının toplamına baktığımızda, bu net tavır ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla Kıbrıs’ta, Rumlar ile birleşik bir devlet yapısı içinde bize şu veya bu şekilde haklar verileceğini ileri süren uzlaşı şekillerinin hiçbirine halkımız rağbet etmeyeceklerdir. ” dedi.

Bunlara da bakın: