Kırımoğlu, Rusya'nın Kırım Platformu'na karşı propaganda yaptığını söyledi: Türkiye'yi de tehdit ettiler!

Haberler
E. K.
03 Haziran 2021, 16:06
E. K.
03 Haziran 2021, 16:06

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya’nın, Kırım Platformu girişimine karşı “güçlü propaganda kampanyası” başlattığını ve ülkelere bu uluslararası girişime katılmayı reddetmeleri için şantaj ve tehdit kullanılarak baskı yapıldığını söyledi. Buna örnek olarak, Rusya’nın daha önce Türkiye’ye yönelik tehdidini hatırlatan Kırımoğlu, “Türkiye’nin Kırım’ın Tatarlarının yanında bir pozisyon almaya devam etmesi halinde Rusya’nın Türkiye’deki etnik sorunlara ‘dikkat etmesi’ gerekeceği belirtiliyor” diye konuştu.

Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya’nın, Kırım’ın Rus işgalinden kurtarmak için uluslararası çabaları birleştirmek amacıyla Ukrayna tarafından başlatılan Kırım Platformu girişimine karşı “güçlü propaganda kampanyası” başlattığını ve ülkelere bu uluslararası girişime katılmayı reddetmeleri için baskı yaptığını söyledi. Telegraf sitesine verdiği demeçte Kırımoğlu, “Rusya gerçekten de birçok ülkeye Kırım Platformu’na katılmayı reddetmesi için güçlü bir baskı uyguluyor. Platforma karşı güçlü bir propaganda kampanyası başlattı, şantaj ve tehdit kullanıyor. Platformun çalışmasına katılacak olan herkesi “Rusya’nın toprak bütünlüğüne kasteden” olarak önceden ilan etti.” ifadelerini kullandı.

KIRIMOĞLU: BAZI ÜLKELER ŞANTAJA YENİK DÜŞECEK

Bazı ülkelerin şantaj ve tehditlere yenik düşerek, örneğin koronavirüs salgınını gerekçe göstererek Kırım Platformu Açılış Zirvesine katılmama olasılığının olduğunu kaydeden Kırımoğlu, “Belki ve büyük olasılıkla, bazı ülkeler şantaj ve tehditlere yenik düşecek, bazı ülkeler, örneğin koronavirüs ve benzeri sebepleri gerekçe göstererek gelmeyecektir. Kısa zaman önce Kırım Tatar Milli Meclisinde Baltık ülkelerinin dışişleri ile ilgili meclis komisyonlarının başkanlarıyla, Kırım Platformu’nun çalışmalarına katılım olasılıklarını ve düzeylerini, Rusya’nın şantaj ve tehditlere karşı tutumlarını müzakere ettiğimiz bir toplantı yaptık. Letonya heyeti başkanının ‘Ahlaki pusulamız henüz bozulmadı. Ülkelerimiz en üst düzeyde katılacak’ şeklindeki cevabını çok beğendim. Biz de ‘henüz ahlaki pusulaları bozulmayan’ ülkelere güveniyoruz. Böyle ülkelerin çok olacağını ümit ediyoruz.” şeklinde konuştu.

RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE YÖNELİK TEHDİDİNİ ÖRNEK GÖSTERDİ

“Bu tür tehditlerin belirli örnekleri var mı?” sorusuna Kırımoğlu, işgalci Rusya’nın Türkiye’ye yönelik tehdidini örnek göstererek şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz günlerde Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kırım Tatarlarının sürgün edilmesinin yıl dönümü, 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin sonuçları, Kırım Platformu ve Kırım’ı işgalden kurtarma meseleleri ile ilgili çok sayıda açıklama ve yayın yapılması nedeniyle Türkiye’ye yönelik tehditlerde bulundu. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye’nin böyle bir pozisyon almaya devam etmesi halinde Rusya’nın Türkiye’deki etnik sorunlara ‘dikkat etmesi’ gerekeceği belirtiliyor. Sanki Rusya daha önce Türkiye’deki ayrılıkçı ve terör örgütlerini desteklememiş, PKK terör örgütüne maddi destek sağlamamış, silah ve istihbarat bilgisi vermemiş, bu örgütün Moskova’da merkezini açmamış, Rusya tarafından istenmeyen insanları ortadan kaldırmak için GRU (Rusya askeri istihbarat teşkilatı) katillerini Türkiye’ye göndermemiş gibi, tüm bunları yeni yapmaya başlayacakmış.”

“BM’NİN KIRIM KARARINA KARŞI OY KULLANAN ÜLKELER DE KATILABİLİR”

Ukrayna’nın Kırım Platformu Açılış Zirvesine davet ettiği ülkelere ilişkin soruyu yanıtlayan Kırımoğlu, Zirveye katılma davetinin, sadece 27 Mart 2014’te BM Genel Kurulu’nda, Kırım’da 16 Mart 2014’te yapılan sözde referandumun meşruiyetini tanımayan ve Rus birliklerinin Kırım topraklarından derhal geri çekilmesini talep eden karar için oy kullanan 100 ülkeye değil, aynı zamanda Rusya da dahil olmak üzere herhangi bir nedenle bu kararın kabulü sırasında oylamaya katılmayan veya çekimser kalan ülkelere de gönderildiğini bildirdi. Kırımoğlu, “2014 yılında BM kararına karşı oy kullanan 11 ülkenin de (Kuzey Kore, Rusya, Belarus, Ermenistan, Zimbabve, Suriye, Venezuela, Sudan, Bolivya, Küba ve Nikaragua), gözlemci olarak da olsa, Platform çalışmalarına katılımı reddedilmeyecek.” dedi.

KIRIM PLATFORMU NEDİR?

Kırım Platformu, Ukrayna’nın, Kırım’ın işgaline yönelik uluslararası tepkinin etkinliğini artırmak, artan güvenlik tehditlerine karşı koymak, Rusya’ya uygulanan uluslararası baskıyı artırmak, işgal rejiminin mağdurlarını korumak ve insan haklarının daha fazla ihlal edilmesini önlemek ve Kırım’ın işgalden kurtarılmasını sağlamak amacıyla başlattığı yeni bir danışma ve koordinasyon formatıdır. 

Platformun birkaç seviyede faaliyet göstermesi öngörülüyor; devlet ve hükumet liderleri, dışişleri bakanları, parlamentolar arası işbirliği ve uzmanların işbirliği seviyelerinde. Dmıtro Kuleba, 2 Aralık 2020 tarihinde Ankara’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Kırım Platformunun sivil toplum diplomasisi düzeyinde de faaliyet göstereceğini, Kırım Platformu’nda oluşturulacak yapı içinde dünyadaki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşlarına, bu bağlamda Dünya Kırım Tatar Kongresine de yer verileceğini ifade etmişti. Kırım Platformu’nun, Kıyiv’de 23 Ağustos 2021 tarihinde düzenlenecek açılış zirvesi ile resmi olarak faaliyete başlaması planlanıyor.

RUS İŞGALİNDEKİ KIRIM’DA 7 YILDIR BASKI VE ZULÜM DEVAM EDİYOR

İşgalci Rus askerleri Kırım’a ilk olarak, 20 Şubat 2014 tarihinde girdi. Altı yıl önce bugün, sabahın erken saatlerinde plakaları sökülmüş askeri araçlar ve rütbe işaretleri taşımayan silahlı milisler Kırım’ın stratejik noktalarını ve hükûmet binalarını ele geçirmeye başladı.

Rus propaganda medyalarında “Kırım Özsavunması” oldukları iddia edilen, kamuflaj giymelerinden hareketle “kibar yeşil adamlar” olarak da adlandırılan Rus askerleri ve onların yanında gezen işbirlikçi milisler, yarımadanın kontrolünü yasa dışı olarak ele geçirdi. Rus propaganda mekanizmasınca işgal, sözde “bağlanma” adı altında legalleştirilmeye çalışılsa da dünya kamuoyu bu adımı asla tanımadı.

16 Mart 2014 tarihinde kamuflajlı Rus askerlerinin silahlarının gölgesi altında göstermelik bir referandum düzenlendi. Sözde referandum daha yapılmazken Ukrayna, oy kullanımını yasa dışı ve Anayasaya aykırı olarak kabul etti. 15 Mart 2014 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, sözde referandumu “geçersiz” olarak ilan edilmesini öngören kararı inceledi. Ancak karar, Rusya tarafından bloke edildi. Venedik Komisyonu, Avrupa Birliği ve ABD, yasa dışı yapılan sözde referanduma karşı çıktı, Kırım Tatarları boykot etti.

İşgalciler, sözde referanduma katılım oranının yüzde 84,17 olduğunu ileri sürerken, seçmenlerin yüzde 96,57’sinin “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması için” oy kullandığın, yüzde 2,66’sının ise yarımadanın Ukrayna’ya bağlı özerklik statüsü için oy verdiği iddia edildi.

Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, kendi kaynaklarına atıfla, sözde referanduma gerçek katılım oranının yüzde 30-50 civarında olduğunu, Kırım Tatarlarının yüzde 99’unun oy kullanmadığını bildirmişti.

Ardından, 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım sözde Parlamentosu Başkanı Vladimir Konstantinov, dönemin sözde Kırım Başbakanı Sergey Aksyonov ve sözde Sivastopol Belediye Başkanı Aleksey Çalıy, Kırım ve Sivastopol’ün iki ayrı birim olarak “Rusya’ya bağlanmasına” ilişkin anlaşma imzaladılar.

Rus işgaliyle adeta “açık hava cezaevi”ne dönüşen Kırım yarımadası, bir yandan silahlandırma hamleleriyle dünyayı tehdit eden askeri bir üs haline getirildi. Diğer yandan da işgale direnen Kırımlılar baskı mekanizmasının sürekli hedefi haline geldi. Yarımadada 2014’ten beri Rus işgalini onaylamadıklarını ifade eden ve tutumlarıyla belirten Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı kalmak isteyenler, kaçırılmalarla, düzmece davalarla, keyfi baskın ve sorgularla korkutulmaya çalışılıyor.