Kırımoğlu: İşgale karşı çıkanlar ya kaçırılıp öldürüldü ya da hapiste

19 Mart 2020, 18:11


Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rus işgali altında bulunan yarımadadaki mevcut durumu Kırım Haber Ajansına değerlendirdi. Kırımoğlu, Rusya’nın yaptırımların yıkıcı etkisiyle, SSCB’nin çöküş senaryosunu yaşayabileceğini vurguladı.

Şu anda işgal altındaki Kırım’da tam bir sessizlik havasının hakim olduğunu söylemek gerekiyor. Kırım’daki “Rus dünyası” destekçileri arasında sessizlik var. Çünkü işgalin gerçeklerinin, “ana liman” masalının tam zıddı olduğu ortaya çıktı. Öte yandan, Kırım’da işgali kabul etmeyenler arasında da sessizlik hakim. İşgali kabul etmeyen Kırım Tatarları ve Ukrainler, Rus zulüm mekanizmasının altında ezilmemek için çoğunlukla gerçek görüşlerini gizlemek zorunda kalıyor. İşgal altındaki Kırım’da yasa dışı ilhakın üzerinden geçen 6 yılın ardından Kırım Tatarlarının milli lideri Kırımoğlu, Kırım’daki durumu tarif ederken tam da bu “sessizlik” kelimesine dikkat çekti.

Altı yıl önce, 18 Mart 2014 tarihinde, Kırım’ın Rusya’ya ilhak edilmesine ilişkin sözde anlaşma imzalandı. Konuyla ilgili, iç ve dış koşulları dikkate alırsak sizce şimdi durum nasıl? Ukrayna yarımada üzerindeki egemenliğinin yeniden sağlanmasına yaklaşıyor mu yoksa uzaklaşıyor mu?

Yaklaşmıyor da uzaklaşmıyor da derim, şimdilik önemli bir değişiklik yok. Dünyada başka bir sürü problem var. Kırım konusu arka plana itilmiyor ama yine de daha az dile getiriliyor. Tabii, 2014 yılında işgalden hemen sonra olduğu gibi dünya basınının manşetlerinde bu konunun olmasını beklemiyoruz. Ama yine de…Diğer bir taraftan bakarsak, Ukrayna’da enformasyon servisi, Kırım konusunun koordinasyonuna ilişkin aylarca hareketsiz kaldı. Ancak, son zamanlarda yine de bir şeyler yapılıyor. Aynı zamanda bazı siyasilerimiz, Kırım’ın işgalden kurtarılması konusuna katkı sağlamayacak bir takım açıklamalarda bulundu.

-Ukrayna yönetimi ile görüşmeler yapılıyor mu?

-Zaman zaman Cumhurbaşkanlığı Ofisinde görüşüyoruz, Kırım konusunu müzakere ediyor ve bir şeyler planlıyoruz. İşgal altındaki bölgelerden sorumlu bakanlık oluşturulduktan sonra bakanla bir araya geldik. Çalışma devam ediyor.

Kırım Tatar Milli Meclisi ile düzenli toplantılar yapma kararına gelince… Kararname henüz imzalanmadı ancak bu konuda daha konuşacağız.

– Birçok kişi, dünyada koronavirüs salgınının daha yeni başladığını söylüyor. Bu, küresel siyasi gündemi nasıl etkiler? Koronavirüs, Kırım konusunu gündemden düşürebilir mi?

– Tabii ki, kısıtlamaların getirilmesi, toplanma ve hareket etmenin imkansız olması, sadece Kırım konusunu değil, aynı zamanda diğer önemli konuları da bir ölçüde etkileyecektir. Elbette koronavirüs ile ilgili meseleler ön planda olacaktır. Diğer sorunlar da unutulmayacak, ancak Kırım ile ilgili bilgi akışı seviyesi muhtemelen azalacaktır.

-Ukrayna ve Avrupa’da koronavirüs nedeniyle karantina uygulandığı göz önüne alındığında, 3 Mayıs’ta Kırım’a yapılması planlanan “Onur Yürüyüşü” isimli barışçıl eylemin organizasyonu ve uygulanmasına herhangi bir düzenleme yapılması planlanıyor mu?

– Henüz böyle bir düzenleme yok. Çünkü Mayıs ayına kadar daha çok zaman var. Ukrayna’da 3 Nisan’a kadar karantina uygulanacak ve bundan sonra bir ayımız daha var. Durumun gidişatına bakalım. Ancak durum düzelmezse ve Ukrayna hükumeti gruplar halinde toplanmayı yasaklama kararı alırsa, o zaman halkın sağlığını da dikkate almalıyız. Kimsenin bu tür kararları ihlal etmeyeceği açıktır.

-Şimdi yürüyüş hazırlıkları ne durumda?

-Şu anda uluslararası kuruluşlar, çeşitli siyasi güçler ve milletvekilleri ile görüşmeler yapıyoruz.

“RUSYA’DA ELİTLERİN DEĞİŞİMİ ÇOK KANLI OLUR”

-Yakın zamanlarda, Rusya Devlet Başkanı Putin, Kırım’ın işgali için uygulanan yaptırımların etkinliği hakkında konuşurken, Rusya’nın bunlaı umursamadığını söyledi. Bu, yaptırımların yeterince güçlü olmadığı ya da Rusya’nın, ekonomik kayıplara rağmen Kırım’ı geri vermeyeceği anlamına mı geliyor?

-Rusların açıklamalarına atıfta bulunmak anlamsız. Onlar, her zaman istediklerini söylerler, gerçek olanı değil. Afganistan’ın işgali için yaptırım uygulandıktan sonra, Sovyetler Birliği de bunu umursamadıklarını söyledi. Fakat bu ‘umursamazlık’ Sovyetler Birliği’nin çökmesine neden oldu.

-Bu yıllar içinde Rusya’da vatandaşların, elitlerin ve muhalefetin Kırım’la ilgili tutumu değişti mi?

-Rusya’nın üst düzey siyasetçileri arasında Kırım hakkında yeni bir açıklama yok. ‘Dojd’ veya ‘Grani.ru’ gibi birkaç site var… Bu bağlamda, onlar sürekli Ukrayna’ya üzülerek ve  toprak bütünlüğünü destekler şekilde yazıyorlar. Diğerleri ise Rus sansürüyle kontrol altında tutuluyor.

-Birçok kişi, Rusya’da elitlerin değişmesinin Kırım’ın kurtarılmasına yardımcı olacağını umuyor. Bu beklenebilir mi?

-Bana göre, Rusya’daki elit değişimi çok kanlı olur. Çünkü Putin, yönetimin değişmesinin önündeki tüm yasal yolları kapattı. Orada demokratik seçim diye bir şey yok, kendisinin (Putin) ömür boyu yönetimde kalmasını sağladı. Bu nedenle, Rusya Federasyonu’nda barışçıl şekilde yönetimin değişeceğini düşünmüyorum.

-Yani, Kırım’la ilgili durumda Rusya Federasyonu anayasasında yapılan bu son değişiklikler, işgali daha da mı sağlamlaştırdı?

-Evet. Putin yönetiminde, bunu (Kırım vermek) istemesi pek olası değil. Tabii, Rusya felaket bir duruma düşerse çevresi onu zorlayabilir. Ama onun etrafında, en azından şimdilik, böyle cesur bir çevre görmüyoruz.

-Bu altı yıl içinde Rusya, Kırım’ı ekonomik ve kültürel alanına bağdaştırdı mı? Yoksa Kırım eskiden olduğu gibi yabancı bir unsur olarak kaldı mı?

-Destekçileri arasında bile 2014 yılındaki ‘Rusya’ya katılma’ coşkusu artık yok. Sessizlik hakim. Ve ‘sonsuza dek Rusya ile’ ya da “‘biz ana vatandayız isterse gökten taş yağsın’ gibi sloganlar da yok artık.

Zaman zaman, Kırım’daki Putin portrelerine boya dökülüyor. Ama aynı zamanda bir direnişte yok. Kırım’da, insanların işgale karşı bir şeyler söyleyeceğini beklemek zor. Kırım Tatarları hariç, bence orada bir sessizlik var. Bir şey söyleyenler ya kaçırılıp öldürüldü ya da hapse atıldı.

Bu arada, Rusya Federasyonu Ceza Kanununa, ‘Kırım Ukrayna’dır’ demenin Rusya’nın toprak bütünlüğüne saldırı olarak nitelendirildiğini belirten bir madde eklendi. Bu nedenle, Kırım’da bu konuda herhangi bir hareketlilik olması beklenemez. Ama aynı zamanda genel pasiflik, insanlarda bir öfke var elbette, ama sessizlik… İnsanlar konuşmaya korkuyorlar, çünkü orada terörist bir devlet yönetimi var… Herkes takip altında, herkes dinleniyor.

“ŞİDDET İÇEREN DİRENİŞLER HER ZAMAN KANLIDIR VE İYİ SONUÇLARA YOL AÇMAZ”

– Kırım Tatarlarının sergilediği barışçıl direnişin dışında işgalin son bulmasını sağlayacak nasıl bir direniş biçimi olabilirdi?

– Şimdi sadece şiddet içermeyen direnişten bahsedebiliriz. Ve genel olarak, şiddet içeren yöntemler her zaman kanlıdır ve iyi sonuçlara yol açmaz. Dahası, şimdiki güç dengesi silahlı yöntemleri konuşmak için elverişli değil.

Ayrıca, Rusya şimdi Kırım’ı güçlü bir askeri üs haline getirdi ve burada her yere FSB personelini dolduruldu. onların Kırım’daki yoğunluğu, ortalama olarak alırsak, Rus bölgelerinden birkaç kat daha yüksek. Onlar (Kırımlılar) orada adeta bir barut fıçısı üzerinde oturuyorlar.

“KİMSE KIRIM’I TERK ETMESİN”

-Şimdi Kırımlılar, Kırım Tatarları ve Kırım’daki Ukrainlere hitap etme fırsatınız olsaydı, onlara ne söylerdiniz?

-Bunu daha önce 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Direniş Günü’nde söyledim. Kırımlıları, işgalcilere karşı duyulan korkuyu, küçümseme duygusu ile değiştirmeye çağırdım, şiddet içermeyen direniş eylemlerine geçme çağrısında bulundum. Bu, bir ölçüde Kırım nüfusunun daha aktif bir parçası olan Kırım Tatarları tarafından gerçekleştirilmekte. Fakat diğerleri de bir şekilde kendilerini gösteriyorlar.

Kırım’da işgalden önce sayıları yaklaşık 500 bin olan etnik Ukrain topluluğu var, oysa Kırım Tatarlarının sayısı sadece üç yüz bin. Fakat bu topluluk hiç organize değil, Kırım Tatar Milli Meclisi gibi bir koordinasyon yapısına sahip değiller. Ne yapabilirlerdi?

Onlar (Ukrain topluluğu) pek organize değil, hatta hiç organize değil. Oysa, örneğin şimdi Kırım’da Ukrain diline, Ukrain kültürüne, eğitimine yapılan baskı, Kırım Tatar kültürü ve eğitimine karşı baskıdan kat kat daha fazladır. Ancak, aktif, vatansever Ukrainler oradan kendileri ayrıldılar. Bizim ise (Kırım Tatarları) bu konuda sloganımız belli: ‘kimse Kırım’ı terk etmesin’.

İşgal Altındaki Kırım
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu
Bunlara da bakın: