Kırım Tatar Milli Hareketinden 10 Aralık İnsan Hakları Günü bildirisi: İnsanlık dışı ve onur kırıcı muamele sona ermeli!

Haberler
Ayyıldız Huri Kaptan
06 Aralık 2021, 18:15
Ayyıldız Huri Kaptan
06 Aralık 2021, 18:15

Kırım Tatar Milli Hareketi, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için bir bildiriye imza attı. Kırım Tatar Milli Hareketinin bildirisinde, “İnsanlık dışı ve onur kırıcı muameleye yer olmamalı” sözlerine yer verildi.

Kırım Tatar Milli Hareketi, Kırım sosyal aktivistleri ve kayıtsız vatandaşlar katılımcılar grubu adına, 10 Aralık Uluslararası İnsan Hakları Günü çerçevesinde işgalci Rusya’nın Kırım’daki hak ihlallerini içeren bir bildiri yayımladı. Kırım Tatar Milli Hareketi’nin bildirisinde, Rus işgali altındaki Kırım’da yok sayılan insan hakları ihlallerine ve kötü muameleye dikkat çekildi.

Kırım Tatar Milli Hareketinin, Uluslararası İnsan Hakları Günü ile ilgili olarak Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı bildiri şöyle:

KIRIM TATAR MİLLİ HAREKETİNDEN KIRIM’DA YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE KARŞI ORTAK TEPKİ

73 yıl önce, Birleşmiş Milletler, 10 Aralık’ta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kabul etti. Bugün için bu, dünya topluluğu tarafından tanınan belki de çağın en önemli, uygarlık ve insani belgesidir.

1948 yılına kadar ve sonrasında sadece temel insan haklarına saygı duyulmayan, aynı zamanda kendi vatandaşlarına karşı benzersiz kitlesel baskı, işkence ve zorbalığa da devam eden SSCB’deki Sovyet rejiminin verdiği desteğin ikiyüzlülüğün üst perdesiydi.

Kırım Tatar halkı, ölçeği ve feci boyutu görülmemiş baskıların kurbanı oldu. Evrensel Beyannamenin kabul edilmesinden ancak 41 yıl sonra, Kırım Tatar halkına karşı yapılan şiddet eylemlerinin onlarca yıldır yasadışı ve suç olduğu söylenmiştir. Bununla birlikte, Kırım Tatar halkının topluluk haklarını-tüzel kişiliğini geri kazandıracak örgütsel ve politik müdahaleler yasal olarak yerine getirilmemiş ve düzenlenmemiştir.

Grup haklarını görmezden gelmek, bireysel haklar alanına da yayıldı. Reklamı yapılmayan kısıtlamalar, her yerde anadilini kullanma hakkı, tarihi toponiminin bu toprakların dili olarak iadesi, zorla reddedilen kökenlere, orijinal kültüre, zihniyete, kimliğe vb. dönüşüyle ilgili insan hayatının bu alanlarına değindi.

Uluslararası yasalara aykırı olarak ortaya çıkan 2014 olayları, bu sorunları daha da gerginleştirdi. Onlara; Kırım Tatar halkı için kutsal olan 18 Mayıs’taki yas mitingi de dahil olmak üzere halka açık etkinliklerin düzenlenmesine ilişkin bir yasak eklendi.

Mahkeme davalarının imalatı yoluyla dini gerekçelerle kaçırılma ve takip gerçekleri, sınır dışı edilmiş kamp sürelerinin uygulanmasına ilişkin cezalar, sadece 1948 BM Evrensel Beyannamesi’ne değil, aynı zamanda Rusya Federasyonu’nun Anayasasına da gerçek bir meydan okumayı arz etmektedir.

Rus hapishanelerinde tutulan vicdan sahibi Kırım mahkumlarının sayısı yüz kişiye yaklaşıyor.
3-4 Eylül 2021’de Kırım’ın güvenlik güçleri milli faaliyet adamı Nariman Celalov’u ve sosyal aktivistleri Asan ve Aziz Ahtemov kardeşleri kaçırdılar. Onlara karşı bir buçuk gün boyunca gizli, avukatların katılımı olmadan, zorla itiraf(!) için soruşturma eylemleri yapıldı.

Uluslararası İnsan Hakları Günü ilan edilişinin 73. yıldönümü arifesinde, biz; Kırım Tatar Milli Hareketi, Kırım sosyal aktivistleri ve sadece kayıtsız insanlar katılımcılar grubu olarak bildiriyoruz:

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin maddeleri, onların harfine ve ruhuna uymaya söz konusu olması gerekirken, Kırım’da sadece güncel ve sorunlu olmakla kalmayıp, aynı zamanda özellikle Kırım Tatar halkının durumunda da, BM’nin bu temel belgesinin esas hükümlerinin içeriğine-gerçeklere ve taleplere bir meydan okuma teşkil etmektedir;

Beyanname’nin görmezden gelinmesi, cinayet, kaybolma, aktivistleri kaçırma (yaşam hakkı) gerçeklerin araştırılmasının yapılmamasında, agresif olmayan özellikli (görüş ve inanç hakkı) dini bir düşünce için sert cezai takip durumlarında, itirafa getiren ve aynı zamanda hoşgürüsüz, suç olan, yasadışı ve insanlık dışı soruşturma yöntemleri uygulamalarında belli oluyor;

Rezonant dini ve sivil davalardan geçen ya da çoktan hapis cezasına çarptırılan Kırım aktivistlerinin hiçbiri topluma genel olarak tehdit oluşturmaz, bunlar siyasi mahkumları, vicdan tutsakları ve bu gerçek statülerine dayanarak, hapis cezasından, cezai takipten serbest bırakılmalı ve rehabilite edilmeliler.