Kırım: İşgal şartlarında çocuk olmak

Güncel
E. K.
02 Haziran 2021, 15:54
E. K.
02 Haziran 2021, 15:54

Her yıl 1 Haziran tarihi, dünyanın birçok ülkesinde Dünya Çocuk Günü olarak kutlanıyor. Uluslararası Çocuk Günü fikri; 1925 yılında Cenevre’de yapılan Çocukların Refahı İçin Dünya Konferansı’ndan sonra doğdu. 54 ülkenin katılımıyla yapılan bu konferansta, Çocukların Korunmasına Dair Cenevre Bildirgesi kabul edildi. Pek çok ülke, konferansın ardından çocukların sorunlarına ilişkin kamuoyunun dikkatini çekmek, çocuklara mutluluk getirmek ve çocuk konusunda teşvik etmek üzere bu günü Dünya Çocuk Günü olarak belirledi. Kırım’da ise yüzlerce çocuk, işgalci Rusya’nın baskı ve alıkoyma girişimleri yüzünden bugünü anne ve babasından ayrı olarak geçiriyor.

Milletlerin ve devletlerin geleceği olan çocukların iyi yetişmesi, sağlıklı ve huzurlu olabilmesi, güvence altında yaşamasının önemi tartışılamaz. 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilen kadim Türk yurdu Kırım’da işgali kabul etmeyen Kırım Tatar halkına yapılan baskı ve zulümden en çok etkilenenlerden biri de çocuklar.

Anadilde eğitim alma imkanından bile mahrum bırakılan çocuklar, okullarda bile psikolojik baskıya maruz kalıyorlar. Kırım’ı askeri üsse çeviren Rusya, çocuklara okullarda askeri eğitim veriyor, oyuncaklarıyla ve arkadaşlarıyla oynayacak yaştaki çocukların ellerine silah tutuşturuluyor. Dünya Çocuk Günü’nde uluslararası kuruluşlar çocuklara yönelik bir çok faaliyet hayata geçiriyor. Ancak, Rusya gibi uluslararası kuruluşların kararlarını dikkate almayan ve ağır insan hakları ihlali işleyen ülkelerde, propaganda, baskı ve asimilasyon faaliyetleri neticesinde, çocukların en doğal hakkı elinden alınıyor.

KÜÇÜK YAŞTA İŞGALİN ACI YÜZÜYLE TANIŞAN ÇOCUKLAR

Küçük yaşta işgalin acı yüzüyle tanışan ilk çocuklar, işgalcilerce kaçırılıp öldürülen Kırım Tatar aktivist Reşat Ametov’un çocukları oldu. 2014 yılında işgali protesto etmek için tek kişilik eylem düzenleyen Reşat Ametov kaçırılıp şehit edilmişti. Ametov işgalciler tarafından vahşice katledildiği sırada 3 çocuğundan en küçüğü henüz 3 aylıktı.


Güya “terör örgütünün faaliyetlerini organize etmekle suçlanan” ve Akmescit’teki (Simferopol) tutukevinde tutulan Kırım Tatar aktivist Ruslan Süleymanov’un 3 yaşındaki oğlu Musa Süleymanov’un ölümü ise bütün halkı yasa boğdu. Musa Süleymanov 24 Temmuz 2020 tarihinde kardeşleriyle evinin bahçesinde oyun oynadığı sırada kaybolmuş, Kırım’ın farklı yerlerinden gelen binlerce Kırım Tatarı 2 gün devamında kaybolan çocuğu aramıştı. Ancak 26 Temmuz günü küçük Musa’nın cansız bedeni evlerinin önünde bulunan ve üzeri 8 kg ağırlığında kapakla örtülü olan kanalizasyon çukurunda bulunmuştu. İşgalciler Kırım Tatar siyasi tutsak Ruslan Süleymanov’un oğlunun cenazesine katılmasına bile izin vermedi.

İŞGAL ALTINDAKİ KIRIM’DA 200’E YAKIN ÇOCUK BABASIZ BÜYÜYOR

Günümüzde Kırım’da Kırım Tatarlarına çeşitli bahanelerle uygulanan baskı, açılan düzmece davalar çerçevesinde babalarının alıkonulması sonucu 200’e yakın çocuk babasız büyüyor. Bu çocuklar, zamanını oynayarak değil, babalarını bir an bile olsa görebilmek için mahkeme binalarında bekleyerek geçiriyor. Ancak Rus işgalciler, gece saatlerinde silahlarla evlerine baskın düzenleyerek, çocukların gözleri önünde babalarını kelepçeleyip alıp götürürken çocukların psikolojisini düşünmezken, babalarını görmek için mahkemelere gelen çocukların “psikolojilerini olumsuz etkiler” bahanesiyle duruşmalara katılmalarına izin vermiyor.

Kırım Tatar halkı, işgalcilerin zulmü sonucu hayata eksiyle başlayan bu çocukları yalnız bırakmıyor, elinden gelen desteği vermeye çalışıyor.

“KIRIM TATAR HALKI, SİYASİ TUTSAKLARIN AİLELERİNİ, ÇOCUKLARINI YALNIZ BIRAKMIYOR”

QHA’ya konuşan Kırım Tatar insan hakları savunucusu ve yurttaş gazeteci, Kırım Dayanışması girişiminin koordinatörlerinden Lütfiye Zudiyeva , Kırım’da işgalcilerin baskısı sonucu 188 çocuğun babasız büyüdüğünü bildirerek, “Büyük Kırım Tatar ailemizde en çok zorluğu çeken ve en çok yardıma ihtiyaç duyan kişiler var. Bunlar, siyasi tutsaklarımızın aileleri. Ve onlara tüm halkımız destek oluyor. Yazın 2016’da ‘Bizim Balalar(Bizim Çocuklar)’ isimli sivil toplum inisiyatifi kuruldu. Girişim, alıkonulan Kırım Tatarlarının çocuklarına düzenli yardım sağlamak amacıyla başlatıldı. Şimdi bu çocukların sayısı 188. Girişimin faaliyet gösterdiği süre zarfında özgürlükten mahrum bırakılan Kırım Tatarlarının çocuklarına maddi yardım sağlandı ve sağlanmaya devam ediyor, onlar için çeşitli etkinlikler düzenlendi.” diye anlattı.

Daha sonra, 2017 yılında, siyasi tutsakların aileleri için kurulan Kırım Dayanışması platformu çerçevesinde Kırım Tatar siyasi tutsakların çocuklarına destek ve gelişim projesi olan “Kırım Çocukluğu” hayata geçirildiğini kaydeden Zudiyeva, projenin koordinatörlüğünü Kırım Tatar siyasi tutsak Seyran Saliyev’in eşi Mumine Saliyeva’nın yaptığını ifade etti. Proje çerçevesinde insanların, eğitim ve kültür etkinlikleri, kitap toplama kampanyaları düzenleyerek, eşya ve oyuncak toplayarak, tatil ve psikolojik rehabilitasyon organize ederek çocuklara yardımcı olmaya çalıştığı belirtildi.

Asıl mesleği filolog olan Zudiyeva, Kırım Tatar siyasi tutsaklara ve ailelerine yardım etmeye, işgalcilerin zulmüne uğrayan insanların sesini duyurmak için sevdiği işini bıraktı.

LÜTFİYE ZUDİYEVA: HAYALİMİ VE ARZULARIMI BİR KUTUYA SAKLADIM

En büyük hayalinin çocuklar için eğitim merkezi açmak olan Zudiyeva, Kırım’ın Canköy şehrinde “Elif” isimli çocuk merkezini açtı. Kırım Tatar çocukların anadilde eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak kurumların eksikliği nedeniyle böyle bir yere ihtiyaç duyuluyordu. İlk başta Kırım Tatar çocukları için kurulan merkeze zamanla diğer milliyet ve din mensubu çocuklar da gelmeye başladı. Ancak Kırım’da yapılan baskıları dünyaya duyurma, siyasi tutsaklara ve ailelerine yardım çalışmalarında da aktif rol alan Zudiyeva, 5 yıl çalışan merkezini kapatmak zorunda kaldı. “Hayalimi ve arzularımı bir kutuya koyup sakladım” diyen Zudiyeva, “İnsan hakları savunuculuğu ile sevdiğim iş arasında seçim yapmak zorunda kaldım. Sanki terazinin bir kefesinde benim arzularım, diğerinde ise kendi evlerinde özgürce yaşamak isteyenlerin arzusu vardı. Kendi arzumu geri plana atıp, ikincisini seçtim. Merkezin bütün malzemelerini, kitapları, oyuncakları bir kutuya koyup eve getirdim. Merkezin kapısını kapattım. Bir gün mutlaka sevdiğim işi yeniden yapacağımı ümit ediyorum.” diye konuştu.

“ÇOCUK MERKEZİMİZ BİR GÜN YENİDEN KAPILARINI AÇACAK”

Kırım’da Mart 2019’da, Kırım Dayanışması girişiminin çok sayıda aktivisti ve gazetecisinin “terörizm” suçlamasıyla alıkonulduğu toplu baskınların kendisi için dönüm noktası olduğunu ifade eden Zudiyeva, “Yarım günde mahkemeleri anlatmak, tüm bu adaletsizliği görmek, insan hakları ihlalleri, ailelerin acı ve çaresizliği, sevdiklerinin gözyaşları hakkında yazmak ve sonra çocuklara gelip ders vermek imkansızdı. Kafanız başka şeylerle dolu ve moraliniz bozuk bir şekilde çocuklara gelmemelisiniz, her şeyi hissediyorlar ve üzerine alınıyorlar. Bu da onlara psikolojik olarak zarar verebilir. Tanıdıklarım dahil yüzlerce insan parmaklıklar ardındayken pedagojide verimli olamayacağımı ve profesyonel olarak gelişemeyeceğimi anladım.” dedi.

Bir gün tekrar çocuklara merkezinin kapılarını açacağını ümit ettiğini kaydeden Zudiyeva, “Kırım’da yaşayıp adalet için mücadele etme gücünü nereden alıyorsunuz diye sorarsanız Rabbimizin yardımına inanarak. İnanıyorum ki çevremizde birbirinden tamamen farklı olsalar da ahlaki ve insani değerlere sahip yeterli sayıda insan, haksızlığa karşı mücadelede yan yana durmaya ve birlik olmaya hazır. Birbirimize olan sevginin gücüne inanıyorum. Korkunun insanlığı asla yenemeyeceğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.