Kırım’ı geri almak için Rusya’ya askeri baskı uygulanabilir mi? Bir konuda iki görüş

Haberler
Anife Bilal
01 Mart 2019, 14:43
Anife Bilal
01 Mart 2019, 14:43

QHA için hazırlayan Tetyana İvanets

Beş yıldır devam eden Kırım’ın işgali, ne diplomatik baskının ne de yaptırım baskısının Rusya’yı yarımadayı Ukrayna’ya geri verme konusunda ikna ettiğini gösteriyor. Rusya hem Ukrayna, hem de uluslararası toplumunun çağrılarını görmezden gelmeye devam ediyor. Dahası, Rusya işgal ettiği Kırım’daki ve ona yakın bölgelerdeki askeri varlığını arttırmaya devam ediyor. Geçen yıldan itibaren Karadeniz’deki askeri gerginliğe ayrıca Azak Denizi’ndeki askeri gerginlik de eklendi. Sergilediği eylemlerle Rusya kendi isteğiyle yarımadadan çekilmeyeceğini gösteriyor.

Ukrayna toplumunun beş yıl içinde yapılan önemli ancak etkisiz açıklamalardan yorulduğu hissediliyor. Ukrayna ordusunun güçlendirilmesi ve yabancı ortakların, Rusya’ya karşı silahlı caydırıcılığın kullanılması gerektiğini anlamaları, diplomatik baskının yanı sıra Rusya’ya karşı güç kullanılması konusunu gündeme getiriyor.

Bu çerçevede QHA, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Yardımcısı Vasıl Bodnar’a şu soruları sordu: Kırım’ı diplomatik yollarla geri verme konusu bir sonuca ulaşmazsa askeri yöntemin de göz önünde bulundurulduğu yönündeki mesajları Rusya’ya şu an ima etmek gerekli mi? Rusya karşıtı uluslararası bir askeri koalisyonunun oluşturulması konusunda konuşulmalı mı? Ukrayna vatandaşları ve Ukrayna ordusu Kırım için savaşmaya hazır mı?

“RUSYA’YA ŞİMDİDEN KIRIM’I ASKERİ YOLLARLA ALMAYA HAZIR OLDUĞUMUZU GÖSTERMELİYİZ”


Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov

Beş yıl devam eden işgalden sonra Kırım’ın işgalden kurtarılması yönündeki sorulara, işgalin ilk dönemine göre cevap vermek daha da zorlaşıyor. Hem Ukrayna’da, hem de uluslararası platformlarda çok şey yapılıyor; kararlar alınıyor, raporlar hazırlanıyor, görüşmeler, açıklamalar yapılıyor, yaptırımlar uygulanıyor, Rusya heyeti Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinden uzaklaştırılıyor, ancak sonuç yok. Sonuç yoksa demek ki yapılanlar yetersiz kalıyor.

Rusya’yı Donbas ve Kırım’ı geri vermesini zorlayana kadar yaptırımları, diplomatik, siyasi ve ekonomik baskıları arttırmak gerekiyor. Rusya devletinin zarar görmeye başlaması için kişisel yaptırımlardan sistematik yaptırımlara geçmek gerekiyor.

Yaptırımlar yetersiz olursa ve Rusya taviz vermezse, o zaman askeri çözüm mümkün olabilir. Ben bunu göz ardı etmiyorum, çünkü bir şekilde Kırım ve Donbas geri alınmalı.

Tabii ki askeri çözüm mutlaka NATO’nun koruması altında gerçekleştirilmeli. Teke tek olursa, bence sadece Ukrayna ile savaşırsa Rusya kazanır. Ordumuzun şu an güçlenmesine hatta şu ifadeyi kullanayım ordumuzun “yeniden kurulmasına” rağmen Rusya kazanır. Beş yıl önce bizim ordumuz yoktu, tamamen yok edilmişti.

Bana göre ekonomik yaptırımların çerçevesinde şu an askeri çözüm ihtimali de gündeme getirerek bizim bu çözüme başvurup topraklarımızı geri almaya hazır olduğumuz hakkında konuşulmalı.

Rusya yönetimini gelecekte olabilecekler hakkında düşündürecek adımlar atılması gerekiyor. Çünkü şu an hem Ukrayna, hem de Rusya toprak bütünlüğü yeniden sağlanmalı. Başkasının toprağını alarak kendi toprağına eklediğin zaman kendi sınırlarını da yok ediyorsun. Rusya kendi toprak bütünlüğünü geri kazansın ve kanlı ellerini devletimizden çeksin.

“NATO ASKERİ SALDIRGANLIĞININ DEVAM EDİLMESİ DURUMUNDA RUSYA’YA KARŞI KOYMAYA HAZIR OLDUĞUNU AÇIKÇA BELİRTİYOR”

Ukrayna Dışişleri Bakanı Yardımcısı Vasıl Bodnar

Toprak bütünlüğünü koruyan temel unsur tabii ki de ordu. Askeri koalisyonlar ve yaya askeri birliklerin oluşturulması konusu zaman meselesidir. Fakat şimdiden ABD, Birleşik Krallık ve AB ülkeleri, Karadeniz’deki NATO gemilerinin sayısını arttırarak Rusya’nın askeri saldırganlığa devam etmesi halinde NATO’nun karşılık vermeye hazır olduğunu gösteriyor.

Ukrayna kendi örneğiyle, daha büyük bir askeri güce, orduya, nükleer silahlara sahip olan bir ülkeye karşı koymanın mümkün olduğunu gösterdi. Ayrıca bizim sayemizde uluslararası toplum Rusya’yla anlaşmanınzor, hatta bazen imkansız olduğunu anladı. Buna ek olarak dünyada şu an, Baltık ve Karadeniz’deki güvenlik durumu ile orta ve kısa menzilli füzeler anlaşması dahil olmak üzere tüm dünya düzeni yeniden ele alınıyor. Bu demek ki dünya Rusya’dan gelen tehlikenin farkında.

Karadeniz bölgesindeki ülkeler NATO ile ilişkilerini güçlendirerek, silahlarını yenileyerek, deniz kuvvetlerini güçlendirerek askeri güçlerini artırıyor. Örneğin Türkiye’nin Karadeniz’de askeri üs kurma planlarını biliyoruz. Romanya’nın füze savunma sistemi kurduğunu biliyoruz. Bölgedeki NATO varlığının arttığını ve Ukrayna’ya verilen desteğin güçlendiğini görüyoruz.

Bu durumda gayrı resmi olarak, bu uluslararası askeri-politik etkileşimin güçlendirilmesinin Rusya üzerine uygulanan bir baskı unsuru olduğunu söyleyebiliriz. Rusya şu an silah yarışına başlayacak. Silah yarışı ise bütçeye ek bir yük, reytinglerin düşmesi, nüfusun yoksullaşması ve geleneksel olarak kâr unsuru olan petrol ve doğalgazdan gelen kârın kaybı demektir. Akıllı insanlar Rusya’da bunlar üzerinde düşünüyor. Ancak Putin’in kafasında neler dönüyor kimse bilemez.

Aynı anda şu an Ukrayna’daki direniş sayesinde uluslararası toplum Rusya’nın, Putin’in ne olduğunu ve onların mevcut uluslararası düzen ve hukukun sınırları dışına, ne kadar ötesine çıktığını anlamaya başlaması da, dünyanın Rusya’ya karşı koymaya hazır olduğunu gösteriyor. Bundan önce de Rusya tarafından kültür, enformasyon, siyaset ve ekonomi alanlarında saldırılar yürütülüyordu, sadece bu konuşulmuyordu. Şu an ise biz bunlar hakkında açıkça konuşabiliriz, çünkü bizim de gözlerimiz açıldı. Toplum da aynı şekilde Rusya’ya bakmaya başladı.

“Kırım için savaşmak gerekiyor mu?” sorusu bir gelecek meselesidir. Şu an biz açıkça savaşmaya hazır olduğumuzu söylemeye hazır değiliz. Diplomasi, diplomatik baskı ve yaptırımların tüm potansiyelini kullanıyoruz ve şu an bu temel argümanımız.