Kıbrıs'ta çözümün anahtarı: Siyasi eşitlik

Haberler
Oğuzhan Batur
01 Nisan 2019, 17:12
Oğuzhan Batur
01 Nisan 2019, 17:12

Kıbrıs’ta çözüm için alternatif modellerin ele alındığı Yakın Doğu Üniversitesi tarafından Lefkoşa’da düzenlenen “Kıbrıs Konusu: Kıbrıs’ın Dünü, Bugünü ve Geleceğe İlişkin Vizyonu” konferansının ilk oturumu yapıldı. Konferansta, siyasi eşitlik tartışmasının çözüm yolunda kilit bir önem taşıdığı belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık Hudut Genel Müdür Vekili Büyükelçi Çağatay Erciyes, burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs’ta Türk ve Rum tarafları arasında 1968’den beri gerçekleştirilen bütün müzakere süreçlerinin son olarak 2017’de Crans-Montana’da olmak üzere başarısızlıkla sonuçlandığını belirterek, Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin yapıcı tutumuna karşın Kıbrıslı Rumların ısrarla uzlaşmadan uzak durduğunun altını çizdi.

Erciyes, “Ada’da iki tarafın çözümden beklentileri farklı olduğu için bu sonuç kaçınılmazdı. Taraflar aslında aynı şeyi müzakere etmiyordu.” ifadelerini kullandı.

Son müzakere sürecinin de Kıbrıslı Rumların, Türklerle siyasi eşitliğe yanaşmadığının bir göstergesi olduğunu kaydeden Erciyes, “Bu aynı zamanda 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yalnızca 3 yıl içinde sona ermesi ve Annan Planı’nın 2004’te Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesine neden olan zihniyetti.” diye konuştu.

Erciyes, Rum tarafının hala Ada’daki Türklerin siyasi eşitlik hakkını tanımayı reddettiğini belirterek, Rum lider Nikos Anastasiadis’in hala kendini tek bir devletin lideri gibi gördüğünü ve Kıbrıslı Türklere azınlıklarmış gibi yaklaştığını dile getirdi. Büyükelçi Erciyes, son zamanlarda Anastasiadis’in “gevşek federasyon”, “adem-i merkeziyet” gibi önerilerle ortaya koyduğu düşünceler kapsamında bile somut bir adım atmadığını söyledi.

“ZİHNİYET DEĞİŞMEZSE, ÇÖZÜM GELMEZ”

“Bu zihniyette bir değişim olmadığı sürece, müzakereler hiçbir zaman her iki taraf için de kazanç getirecek bir sonuç üretemeyecek.” diyen Erciyes, bu nedenle Türkiye’nin de artık parametreleri belli olmayan ve sonuç odaklı olmayan bir müzakere yürütmenin mümkün olmayacağını savunduğunu hatırlattı.

Erciyes, “Yarım asırdan fazla bir süredir federasyon temelli bir çözüm için mücadele ediyoruz. Herhangi bir sonuç elde edemedik. Bu durumda hedeflerimizi tekrar gözden geçirmeyi düşünmeliyiz. Mevcut şartlarda, ne federasyon modelini dışlıyor, ne de belli bir model üzerinde ısrar ediyoruz. BM Genel Sekreteri (Antonio) Guterres de son raporunda Kıbrıs meselesinin çözümü için ‘yeni fikirler’e işaret etmişti. Bu kapsamda biz de Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlik hakkı ve güvenlik ihtiyaçları sağlandığı sürece her türlü yeni fikre açığız.” ifadelerini kullandı.

Siyasi eşitlik noktasında Büyükelçi Erciyes, müzakerelerden kapsamlı bir sonuç elde edebilmek için sağlıklı bir diyalog sürecinin olası gerektiğine işaret etti. Bu kapsamda resmi olmayan görüşmelere devam ettiklerini belirten Erciyes, BM Genel Sekreteri Guterres’in Kıbrıs Danışmanı Jane Holl Lute ile de Türkiye ve Türk tarafının vizyonunu paylaştıklarını anlattı.

Sağlam bir ortak zemin olmadan müzakerelerde ilerlenemeyeceğinin altını çizen Erciyes, şöyle devam etti: “Yeni bir sürece başlamadan önce, sürecin hangi ilkeler üzerine inşa edileceğine karar vermeliyiz. Bir başka deyişle, tam olarak neyi, nasıl müzakere edeceğimiz konusunda anlaşmalıyız. Bu nedenle yeni müzakere süreci öncesinden çok iyi hazırlanmış olmalı. Müzakerelere sırf müzakere etmek için başlamak istemiyoruz. Biliyoruz ki BM Genel Sekreteri de aynı görüşe sahip. Hiçbirimiz bir başka başarısızlığa tahammül edemeyiz.”


RUMLARIN, HİDROKARBON KAYNAKLAR KONUSUNDAKİ TAHRİKLERİ

Büyükelçi Erciyes, Kıbrıs etrafındaki hidrokarbon rezervleri konusunda Rum tarafının tek taraflı faaliyetlerde bulunduğunu hatırlatarak, “Hidrokarbon meselesi Kıbrıslı Rumların, son 50 yıldır müzakerelerde ortaya koydukları dar görüşlü yaklaşımın bir başka örneği.” dedi.

Kıbrıslı Rumların “sorumsuz faaliyetleri” nedeniyle bölgenin daha da istikrarsızlığa sürüklendiğinin altını çizen Erciyes, “Aslında hidrokarbon rezervleri kolaylıkla bölgede bir istikrar aracı olarak kullanılabilir. Bu kapsamda, Türkiye, Kıbrıslı Rumları en başından Ada’nın doğal kaynaklarının eşit paylaşılması konusunda uyarmıştı. Ancak Kıbrıslı Rumlar tek taraflı faaliyetlerde bulunmayı tercih etti.” diye konuştu.

Erciyes, hidrokarbon konusunda da atılacak adımlarda Kıbrıslı Türklerin siyasi karar alma mekanizmalarında eşit yer almaları gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kıta sahanlığı konusundaki kendi çıkar ve haklarını koruyacağını vurgulayan Erciyes, Türkiye’nin her koşulda Kıbrıslı Türklere destek vermeye devam edeceğinin altını çizdi. Erciyes, Doğu Akdeniz’de yükselen tansiyonun Kıbrıs’ta siyasi çözüm gerekliliğinin bir göstergesi olduğuna işaret ettiğini sözlerine ekledi.