Kazan Tatar aydını Gabdulla Tukay’ın Ankara'daki büstü yenilendi

Güncel
qha muhabir
21 Haziran 2022, 23:27
qha muhabir
21 Haziran 2022, 23:27

Kazan Tatarlarının milli şairi Gabdulla Tukay’ın Ankara’daki atıl vaziyette duran büstü, iş insanı Yaşar Duran ve araştırmacı-yazar Roza Kurban’ın girişimleriyle yenilendi. Kazan Tatarı tarihçi, yazar Roza Kurban, harfleri sökülmüş büstün yenilenmesi için Duran’a ulaştığını kaydetti. Büstün tamirine destek olan hayırsever Yaşar Duran ve tarihçi Roza Kurban büstün yenilenmesine ilişkin detayları QHA’ya anlattı.

Ankara Bişkek Caddesi’nde yer alan Kazan Tatar aydını Gabdulla Tukay’ın büstü, Kayserili iş adamı, Emre Taş Madencilik Şirketi sahibi Yaşar Duran tarafından yenilendi. Kazan Tatarlarının milli şairi Gabdulla Tukay’ın 2011 yılında yapılan anıtı hasar görmüş, Kazan Tatarı tarihçi, yazar Roza Kurban o tarihten bu yana büstün tamiri için çağrıda bulunmuştu.

ROZA KURBAN: KAZAN TATARI OLARAK DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKILMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Kırım Haber Ajansı’na (QHA) konu hakkında bilgi veren tarihçi Roza Kurban, tahrip olan büstün yenilenmesine ilişkin değerlendirme yaptı. Kurban, “Geçen seneden bu yana büst, hasar görmüş haldeydi. Kazan Tatarları Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı’na bu durumu ilettim. Sahipsiz kalmasını istemedim, ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni de aradım. Büstün kenarındaki mermerler ve Gabdulla Tukay’ın sökülen harfleri için ihaleye çıkmalarını gerektiğini söylediler. Ancak zamanla yapılmasını bekledik, olmadı. Geçtiğimiz Nisan ayında büstün önünde Gabdulla Tukay’ı anma etkinliği yaptık. Bende Kayserili iş adamı Yaşar Duran’ı arayıp, bilgilendirdim. Sağ olsun büstün hasar gören yerlerini yaptırdı.” dedi.

Büstün eski hali:

Kazan Tatarlarının değerlerine sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Kurban, “Bir Kazan Tatarı olarak bu değerlere sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Yaşar Duran Bey’in Tatarlarla bir bağının olmamasına rağmen yardımcı oldu, kendisi bir Türk sevdalısı. Kendi cebinden harcadı ödemeleri, gönüllü olarak yerine getirdi” açıklamalarında bulundu. Kurban, “Kazan Tatarları olarak kendimizi tanımalıyız. Kazan Tatarı olduğumuzun bilincinde olmamız gerekiyor. Tatar’ım demek yetmiyor, değerlerimizi sahiplenmeliyiz. Daha önce de bir Kazan Tatarı Zakir Kadiri Ugan’ın eşi Saniye İffet Ugan’ın mezar taşı sökülmüştü, onun tamirini yaptırmıştık, bir Kırım Tatarı üstlenmişti. Maalesef Kazan Tatarları bir şey yapmıyor, sahip çıkmıyor” dedi.

YAŞAR DURAN: ÖMRÜM OLDUKÇA TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET İÇİN ÇALIŞACAĞIM

Gabdulla Tukay’ın büstünün tamiratını üstlenen hayırsever Yaşar Duran da QHA’ya bilgi verdi. Tarihçi Roza Kurban’ın aradığını belirten Duran, kısa zamanda büstün taşlarını ve harflerinin tamir edildiğini söyledi. Kazan Tatarlarıyla bir bağı olmadığını ancak Türk sevdalısı olduğunu vurgulayan Duran, “Ben Kayseri’de yaşıyorum, burada kimse bir şey demeden Hocalı Anıtı yaptırdım. Ben Türk’üm; Kazanlı, Türkiyeli, Kırımlı, Kıbrıslı benim için fark etmiyor. Türk kültürüne hizmet eden kim varsa başımın üstünde yeri var.” ifadelerinin kullandı. Dede Korkut Hikayeleri üzerine çalıştığını aktaran Duran, “Ömrüm oldukça Türk kültürüne hizmet için çalışacağım.” dedi.

ABDULLAH (GABDULLA) TUKAY KİMDİR?

Kazan Tatarlarının millî şairi Abdullah (Gabdulla) Tukay, 26 Nisan 1886’da Kazan bölgesi Menger ili Kuşlavıç köyünde (şimdiki Tataristan Cumhuriyeti Arca bölgesinde) doğmuştur. Küçük yaşta yetim kaldığı için evlatlık verildiği aileler ve akrabaları arasında elden ele ve ilden ile dolaşan Tukay’ın çocukluğu Sansa, Üçili, Kırlay Köylerinde geçmiş; ilköğrenimini Kırlay Köyü Medresesi’nde almıştır.

Daha medrese talebesi iken ilk şiir denemelerini yazarak kendini geliştirmeye başlamıştır. Tukay, medrese öğrenimi esnasında Gark-ı Rus, Tercüman gibi gazetelere ilaveten İstanbul ve Arap gazetelerini de takip etmiştir. 1902 yılında Tukay, kendisine ciddi anlamda tesir eden Mutiullah Hoca’nın oğlu Mehmet Kâmil Efendi ve İstanbul’dan gelip medreseye kaydolan Abdülveli adlı bir talebe ile tanışmıştır. Tukay’ın medresede dostluk kurduğu Abdülveli isimli İstanbullu bir talebe burada bir yıl kalmış ve bu süre zarfında Tukay’a İstanbul Türkçesi ile Osmanlı edebiyatını sevdirmiştir.

Tukay, doğduğu ve edebi hayatında önemli yere sahip olan 1905-1907 yılları arasına tekabül eden döneminde yaşadığı Cayık (Uralsk) şehrinden 1907 yılının güzünde Kazan’a dönmüş, o zamanki edebî-medenî muhitin merkezi olan Kazan’da olgunlaşmıştır. A. Kemal ile birlikte Yeşin, Yalt-Yult dergilerini çıkaran Tukay, El Islah gazetesinde sık sık yazmıştır.

ABDULLAH TUKAY’IN ESERLERİ

Abdullah Tukay 27 yıllık kısacık hayatında birçok şiir, fıkra ve siyasi makaleler kaleme almıştır. Fikir, Yuldız, El-İslâh, Kuyaş ve Turmış gazeteleri ile El-Asrü’l-Cedit, Terbiyetü’l-Etfal, Añ, Yeşin, Yalt, Yult ve Mektep gibi dergilerde yayımlanan şiir ve nesirleri, 1907’den 1917 yılına kadar geçen zaman içerisinde risâleler halinde 55 defa basılmıştır. 1906 ile 1913 yılları arasında çıkan söz konusu gazete ve dergilerde 214 şiir ve nesri yer almıştır. Tukay’ın Şiirleri, 1917’den önce risaleler şeklinde yayınlanmış, sonra ise Kırım-Tatar, Kazak, Kırgız, Özbek, Başkurt, Uygur ve Çuvaş Türkçelerine aktarılmıştır. Ancak, Tukay hayatta iken bütün şiir ve nesirlerinin bir arada toplandığı yayınları görememiştir. Şiirlerinden seçmelerinin oluşturduğu ilk eser yayıma hazırlanırken o, hastanede yatmaktadır. 14 Mart 1913’te kaleme aldığı “Uyangaç Birinçi İşim” başlıklı yazısında 400 sayfalık şiir kitabını yayımlatmayı vaadeder. Ancak, bu eser, o öldükten sonra 1914’te basılır. Şiir ve nesirlerinin toplu yayını ise, Latin hafleriyle 1929-1931 yıllarında üç cilt olarak; Kiril harfleriyle 1947-1948’de iki; 1955-1956’da dört; 1976’da dört ve son olarak 1985’de beş cilt halinde yayımlanır.

27 yıllık kısacık hayatına külliyat mesabesinde eserler sığdıran Kazan Tatarları’nın milli şairi Abdullah (Gabdulla) Tukay, 15 Nisan 1913 günü tüberküloz hastalığından vefat etmiştir.