Izet Bajrambasic: Hırvatistan'ın köprü inşasına karşı tüm uluslararası kurumlara başvuracağız

Güncel
Ömer Kaya
27 Ocak 2021, 22:20
Ömer Kaya
27 Ocak 2021, 22:20

Ömer Cihad KAYA
QHA Ankara

Hırvatistan’ın Bosna Hersek’in egemenlik haklarını ihlal eden faaliyetleri, Adriyatik Denizi’nde yeni bir krize kapı aralıyor. Hırvatistan’ın güneydeki ve kuzeydeki topraklarını birbirine bağlamak amacıyla yapılan Peljesac Köprüsü, 2018’de yapılmaya başladı. Köprü, projesi 300 günlük bir sürecin ardından tamamlanacak. Bosna Hersek’in açık denize çıkışını kapatan köprüyle ilgili, Bosna Hersek Denizcilik Birliği Derneği Başkanı Izet Bajrambasic, sosyal medya üzerinden Türkiye’ye destek çağrısı yaptı. Konunun Türkiye kamuoyunda ve Türk devleti nezdinde kabul görmesi için çaba gösteren Bajrambasic, Kırım Haber Ajansına özel açıklamalarda bulundu.

Bosna Hersek’e Dayton Anlaşmasıyla bırakılan tek deniz çıkışı olan Neum, Bosna Hersek’in efsane lideri Aliya İzzetbegoviç’in ısrarlı çabaları sonucu Bosna Hersek sınırları içerisinde kalmıştı. Stratejik Neum bölgesi, 24 kilometrelik kıyısıyla Bosna Hersek için büyük önem taşıyor. Hırvatistan’ın 2018 yılında inşasına başladığı Peljesac Köprüsü, Bosna Hersek’in deniz yetki alanlarındaki egemenliğini tehdit ediyor. Yapımı en geç 2022’de tamamlanacak olan köprü projesine karşı Türkiye’den destek isteyen Bosna Hersek Denizcilik Birliği Derneği Başkanı Izet Bajrambasic süreç hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.

Bajrambasic, Türk hükumetinin, Saraybosna’daki büyükelçilik aracılığıyla bu konunun PIC (Barışı Uygulama Konseyi) toplantısında müzakere edilmesi için öncülük etmesinin yararlı olacağını vurguladı. Bajrambasic, QHA’nın Bosna Hersek’in denizlerdeki egemenliği ve Hırvatistan’ın uluslararası hukuk ihlalleriyle ilgili sorularını cevapladı.

Bosna Hersek Denizcilik Birliği Derneği Başkanı Izet Bajrambasic

Bosna Hersek’e Dayton Anlaşması’yla ayrılan kıyı şeridi ne kadardır? Bosna Hersek’e Adriyatik Denizi’nde ayrılan deniz yetki alanları hakkındaki durumu anlatır mısınız?

Bosna Hersek’in kıyı bölgesi 24,71 km uzunluğunda ve deniz yetki alanı 14 km²’den fazladır. Hırvatistan’ın 2004 Denizcilik Kanunu’na göre (öncesinde 1994 tarihli Denizcilik Kanunu), Hırvatistan’ın karasuları ve iç suları belirlenirken; sanki bir kıyı ülkesi değilmiş gibi ve Adriyatik Denizi’nde Hırvatistan ile tarihi bir sınırı yokmuş gibi Bosna Hersek’in deniz yetki alanları yoksayılarak ilgili kanun yorumlanmıştır.

Hırvatistan, karasuları ve iç deniz sularının ana hatlarını; tek taraflı olarak düzenlenen ve Bosna Hersek’in deniz sularına etki ederken egemenliği kendi yararına genişleten Hırvatistan Deniz Kanunu’na göre belirlemiştir. Hırvatistan, adı geçen kanunu kabul ederek Bosna Hersek’in karasularında kendi egemenliğini ilan etmiştir.

“KÖPRÜ İNŞASIYLA HIRVATİSTAN, BOSNA HERSEK’İN AÇIK DENİZLERE ERİŞİMİNİ ENGELLEMİŞ OLACAK”

Hırvatistan’ın bu köprü projesi ile bağımsız bir ülke olan Bosna Hersek’in deniz yetki alanını by-pass etmek istemesi, bir uluslararası hukuk ihlalidir. Bu konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi verir misiniz? Konunun uluslararası hukuk ihlali boyutunu anlatır mısınız?

Avrupa Komisyonu’nun Uyum Politikası fonlarından sağlanan 357 milyon Euro tutarındaki hibe ile yapılan Pelješac köprüsü; her ikisi de eski Yugoslavya’nın devamı olan Bosna ve Hersek’in iç sularını doğrudan ilgilendirmektedir. Söz konusu inşaat sahası, Hırvatistan’ın tanımadığı ve Denizcilik Yasası ile de tamamen reddettiği, iki ülke arasındaki tarihi deniz sınırına çok yakın.

Köprünün işlevi için büyük önem arz eden karayolu bağlantısının ana finansörü olarak Avrupa Yatırım Bankası (AYB), Avrupa Komisyonu ile olağan işbirliği içinde bu projeyi çok yoğun bir şekilde desteklemiştir. Güney Dalmaçya’ya olan yol bağlantısı için 23 Nisan 2020’de onaylanan hibe 63 milyon Euro tutarındadır.

Sonuç olarak, eğer köprü inşa edilirse, Hırvatistan’ın önceden tanımlanmış şekli ile denizcilik etki alanlarını temsil edecektir. Bu durumda, köprünün tamamlanmasıyla Hırvatistan’ın elde edeceği yeni haklar, eski Yugoslavya’nın halefi ve BMDHS (Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) üyesi olarak Bosna Hersek’in halihazırda sahip olduğu uluslararası haklar ile yasal bir çelişki oluşturacaktır.

Bu şekilde Hırvatistan, Bosna Hersek’in tam egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve açık denizlere serbest erişimi dahil olmak üzere uluslararası haklarına erişimini kalıcı olarak engellemiş olacaktır.

2004 Denizcilik Kanunu ve Pelješac köprüsünün inşası; Bosna Hersek’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü, Uluslararası kamu hukukunu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (mayıs 1995’ten beri üye) ile Bölgesel Deniz ve Bitişik Bölge Sözleşmesi’ni (Ağustos 1992’den beri üye), Avrupa Birliği’nin demokratik ve güvenlik ilkelerini, Uluslararası İnsan Hakları Normlarını, Dayton Barış Anlaşması (1995) ve Hırvatistan Cumhuriyeti ile Bosna Hersek Arasındaki Devlet Sınırı Anlaşmasını (1999) ihlal etmektedir.

Neum’un konumu

“BOSNA HERSEK DENİZCİLİK BİRLİĞİ OLARAK TÜM ULUSLARARASI KURUMLARI BİLGİLENDİRECEĞİZ”

Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi’ndeki köprü projesinin uluslararası hukuk ihlali olduğu çok açık. Bu şüphesiz, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni de ihlal ediyor. Sizin Bosna Hersek Denizcilik Birliği başkanı olarak veya Bosna Hersek devletinin bu konuda bir uluslararası kurumlara bir başvurusu olacak mı?

Bosna Hersek Denizcilik Birliği olarak Hırvatistan, Bosna Hersek, Avrupa birliği, Birleşmiş Milletler vb. dahil olmak üzere tüm uluslararası kurum ve kuruluşları bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Egemenliği, toprak bütünlüğünü ve açık denizlere serbest erişim dahil tüm uluslararası hakları korumak istiyoruz. Bu amaca ulaşmak için her yolu kullanırız. İlk olarak Bosna Hersek kurumları ve Barışı Uygulama Konseyi (PIC – Aralık 1995’te Londra’da kuruldu) de dahil olmak üzere Yüksek Temsilciler Ofisi‘ne (OHR – Bosna Hersek için Dayton Barış Anlaşmasını uygulamakla görevli uluslararası bir organ) başvuracağız.

“TÜRK HÜKUMETİNE VE TÜRK TOPLUMUNA MİNNETTARIZ”

Son olarak, Türkiye’ye ve Türk kamuoyuna bu önemli meseleye ilişkin neler söylemek istersiniz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Türk hükumetine ve Türk toplumuna minnettarız, ve her türlü somut yardımı memnuniyetle karşılayacağız. Eğer Türk hükumeti örneğin Saraybosna’daki büyükelçilik aracılığıyla bu konunun PIC (Barışı Uygulama Konseyi) toplantısında müzakere edilmesi için öncülük ederse, konsey üyesi 50’den fazla ülkenin ve çeşitli uluslararası kuruluşların tartışması son derece yararlı olacaktır.
Konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Özellikle Avrupa’da ve hatta AB üyesi bir ülkenin, dünyada daha önce benzeri görülmemiş bu tür bir olaya yol açması şaşırtıcı.