İşgali meşrulaştırmaktan dezenformasyona: Rus propagandasıyla nasıl mücadele edilmeli?

Güncel
Mehmet Berk Yaltırık
04 Mart 2019, 17:05
Mehmet Berk Yaltırık
04 Mart 2019, 17:05

Kırım’ın işgalinden beri Rus propaganda mekanizmasının ülkeleri ve toplumları hedef alarak işgali meşrulaştırma ve hak ihlallerini örtbas etme çabası biliniyor. Sosyal medyayı ve toplumsal eğilimleri iyi analiz eden bu mekanizma, çoğu zaman dikkatleri Rusya üzerinden uzaklaştırmayı yahut Rusya’nın çıkarlarına uygun eğilim ve isimleri öne çıkarmayı hedefliyor.

Bu çerçevede Rus propagandası ve dezenformasyon hamleleriyle mücadelede kurumlar ve kuruluşlar kadar bireylerin de devreye girdiği görülüyor. Yalan haber ve çarpıtılmış bilgi sağanağına hazırlıklı olmak kadar bu propaganda mekanizmasından haberdar olmayanları, Kırım’daki işgal sürecini ve insan hakları ihlallerini bilmeyenleri, sürekli değişen bir gündem içerisinde sık sık dikkati dağılan kimseleri de bilgilendirmeleri gerektiği fark ediliyor.

Özellikle bu dönem “Türk-Rus Kültür Yılı” çerçevesinde Rusya’nın çeşitli etkinliklerle Türkiye’de işgali meşrulaştırma adına yoğun bir kampanya gerçekleştireceği biliniyor. Konuyla ilgili olarak Dünya Kırım Tatar Kongresi Genel Sekreteri, Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Avukat Namık Kemal Bayar kaleme aldığı yazıda, dezenformasyona ve çarpıtmaya karşı neler yapılabileceğini anlattı.

NAMIK KEMAL BAYAR’IN KALEME ALDIĞI YAZI

2019 yılı “Türk-Rus Kültür Yılı” olarak her iki ülke tarafından ilan edildi. Bu yıl, bu kapsamda Türkiye’de Rusya Federasyonu tarafından çok sayıda etkinlik gerçekleştirilecek. Bu bağlamda, Kızılordu Korosunu da pek çok Rus kültür ve sanat topluluğunu da Türkiye’de çeşitli etkinliklerde göreceğiz.

Şurası kesin ki Ruslar bu etkinliklere esir ettiği halkların temsilcilerini, sanatçılarını da dahil edecek.

Elbette bunu protesto edebiliriz, karşı çıkabiliriz ve tepki gösterebiliriz. Bunun en basit yolu da çevremizdeki insanlara bu etkinliklere katılmamayı tavsiye etmektir ki bu etkinliklere katılmayı düşünenler varsa şimdiden “gitmeyiniz” çağrısında bulunuyorum.

Ancak, iki devlet arasında anlaşma gereği yapılacak bu etkinliklere bizim verebileceğimiz en doğru karşılık daha aktif, etkin ve güzel etkinlikler düzenleyerek insanlara “Kırım’ın durumunu, işgal altındaki Kırım’da işlenen insanlık suçlarını, Büyük Sürgünün 75.yılını, Rusya Federasyonu’nda yaşayan esir milletlere yapılan baskıları, Türk soyundan gelen bu kardeşlerimize karşı yürütülen asimilasyon politikalarını anlatmak; kendi millî kültürümüzü, sanatımızı ve varlığımızı sergilemek ve tanıtmak” olmalıdır.

Bu konuda, Türkiye’de kurulu Kırım Tatar derneklerine ve vakıflarına çok önemli bir vazife düşmektedir. Her dernek ve vakıf kurulmuş oldukları şehirlerde bu yıl boyunca durup dinlenmeden etkinlikler düzenlemeli, Rusların fırsattan istifade yapacağı propagandayı boşa çıkarmalıdır.
Bireysel olarak ne mi yapabiliriz? Cevabı kolay: “Anlatabiliriz”