İşgal edilen Kırım'ı fotoğraflayan Küstner, yaşadıklarını QHA'ya anlattı

07 Eylül 2020, 18:28

Ozan Barış ERİM/ Canan KEVSER/ QHA Ankara

Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra Yarımada’daki hayata ilişkin belgesel fotoğraf kitabı yayımlandı. The Silence is the Sound of Fear (Sessizlik korkunun sesidir) adlı kitabın fotoğrafçısı Moritz Küstner, işgalden sonra Kırım’daki hayatı anlattığı kitabına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu.

Küstner, Kırım’da bulunduğu süre içerisinde tanıdığı Kırım Tatarları ile ilgili, “Kırım Tatar toplumunu, dayanışmalarını ve inançlarını gördüm. Değişiklik yapabileceklerine inanıyorlardı.” dedi.

İşte The Silence is the Sound of Fear (Sessizlik korkunun sesidir) fotoğrafçısı Moritz Küstner’in QHA’yla gerçekleştirdiği röportaj:

Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz? Moritz Küstner kimdir?

Ben Moritz Küstner. 31 yaşındayım Foto muhabirlik ve belgesel fotoğrafçılığı üzerine eğitim aldım. Eski Sovyet ülkeleriyle ve oradaki değişikliklerle ilgileniyorum.

İşgalden önce Kırım’a gittiniz mi?

Hayır. 2014’ten önce hiç Kırım ya da Ukrayna’da bulunmadım. Bu yüzden, benim için Kırım’a vize almak biraz karmaşıktı. İşgal edilmiş bir bölge olduğunu ve ikamet etmeyenlere izin verilmediğini anlıyorum. Uzun uğraşlar sonucu nihayet gazeteci vizesi alarak girdim.

İşgal sonrası Kırım’daki yaşamı gösteren bir belgesel fotoğraf kitabınız yayımlandı. Bölgeye gidip böyle bir kitap oluşturma fikri nasıl aklınıza geldi?

İlk başta lisans mezuniyet projem için oradaydım. Hannover’de bir fotoğraf sergisi yapmam gerekiyordu. Ondan sonra beni adaya gönderebilecek bir fon bulup, yaptığım çalışmaları Almanya’da gazete ve dergilerde yayımlamak istedim. Çabalarım işe yaradı ve 2016’da oraya tekrar gittim. Halihazırda birkaç işim (çalışmalarım, çekimlerim) vardı ve bunu devam ettirmenin güzel olacağını düşündüm. Bir Alman Enstitüsünden, 2018 ve 2019’da Kırım’ı iki kez daha ziyaret etmemi ve belgesel fotoğraf kitabını yayımlamamı sağlayan bir fon aldım.

“SORUŞTURMALAR NEDENİYLE SINIRI GEÇMEK STRESTLİYDİ”

Yarımada’da fotoğraf çekimleriniz sırasında yaşadığınız en ilginç olay neydi?

Kırım Tatar düğününe katılma fırsatım oldu ve bu benim için ilginçti. Ayrıca Kırım Tatar toplumunu, dayanışmalarını ve inançlarını gördüm. Değişiklik yapabileceklerine inanıyorlardı. Ancak devam eden yıllarda durum daha iç karartıcı oldu. Zaten birçok insan hapisteydi. Bazıları Yarımada’yı terk etti. Bununla birlikte, soruşturmalar nedeniyle sınırı geçmek benim için biraz stresliydi. Rus muhafızlar valizimi, fotoğraflarımı ve en önemlisi telefonumu aradı. Kırımdaki tüm bağlantılarımı (kişi listesini) aldılar. Kişileri paylaşmak istemedim, onlar için herhangi bir sorun çıkarmalarından korkuyordum.

“KIRIM TATARLARININ MİSAFİRPERVERLİĞİ BENİ ÇOK ETKİLEDİ”

Kırım’da sizi en çok etkileyen ne oldu?

Manzaralar, Duvardaki halılar ve Kırım Tatarlarının misafirperverliği bunlar benim için ilginçti. Ayrıca siyasi olarak hapse atılan ve daha sonra serbest bırakılan ilmi Umerov ile tanıştım. Hikayesi benim için oldukça etkileyiciydi.

KİTAPTA GERÇEK İSİMLERİ KULLANMADIM

Kırım’da Kırım Tatar halkının yaşadığı baskıyı gördünüz. İşgalcilerin Kırım Tatarlarına karşı uyguladıkları baskı hakkında düşünceleriniz nedir?

Kırım Tatarları, Kırım ile derinden bağlantılıdır. Kırım’da kalmak isteyenler susturulmaya zorlanıyor. Diğerleri, Ukrayna anakarasına veya diğer ülkelere gitti. Ayrıca benimle herhangi bir bilgi paylaştıklarında veya fotoğraf çektiğimde, her zaman kitabımda neyi kullanıp kullanmayacağımı düşünmek zorunda kaldım. Kimsenin sorun yaşamasını istemezdim. Gerçek isimlerini kullanmaktan kaçınmaya çalıştım.

Çalıştığınız süre içinde Kırım Tatar siyasi tutsakların aileleri ile tanıştınız mı?

Reshat Ametov’un ailesiyle tanıştım. O, kaçırılıp işkence gördükten sonra ve öldürülmüştü. Bunun için Rus yetkililere dava açılmıştı ama Rus baskısı nedeniyle dosya kapandı. Kitaba, Ametov ailesinin bir fotoğrafını ekledim. Çocukları gerçekten buruktu.

“KIRIM TATARLARI ANAVATANLARINA ÇOK BAĞLI”

2015 yılından 2019 yılına kadar Kırım’da çekimler yaptınız. Kırım Tatarlarının hayatları 4 senede nasıl şekillendi?

2015 yılında tanıştığım Kırımların neredeyse yarısı daha sonra Yarımada’yı terk etti. Çoğu genç ve eğitimli insanlardı… Ancak Kırım Tatarları, anavatanlarına gerçekten bağlı oldukları için kaldılar. Ama ne yazık ki baskılarla daha sessiz hale getiriliyorlar. Ayrıca ATR kanalı stüdyosunu ziyaret etmiştim. Rusya’nın işgali altında doğru haberleri almak ve yayınlamanın ne kadar zor olduğunu gördüm.

“RUSYA’NIN TEK AMACI İNSANLARI KORKUTMAK”

Son olarak Kırımın geleceği ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Dürüst olmak gerekirse ne Rusya’nın davranışının değiştireceğine ne de Kırım’ı geri vereceğine dair bir umut olmadığını düşünüyorum. Rusya’nın tek amacı insanları korkutmak ve sindirmek. Bu yüzden insanların daha da sessizleşiyor olması pek de umut verici değil. Son olarak bana yardım eden ve en çok da bana güvenen herkese teşekkür ediyorum. Çünkü onların güveni olmadan hiçbir şey yapamazdım.

işgal
Kırım
Moritz Küsner
The Silence is the Sound of Fear
Bunlara da bakın: