İsa Akayev: Kırım'dan bin kere sürülsek bin kere geri döneriz

08 Şubat 2020, 11:01

Kırım Tatar iş adamı İsa Akayev yarımada işgal edilmeden önce Akmescit’te (Simferopol) kendi işini yürütüyordu. Akayev, 2014 yılında Ukrayna’nın ana kısmına taşındı ve kısa zaman sonra Donbas’taki savaşa katıldı. 2015’te Donbas’taki birliğinden ayrılan Akayev ailesiyle birlikte Vinnıtsya bölgesinde bir köydeki terk edilmiş lojmana yerleşti. Bugün Akayev Gazi İşleri Bakanlığına bağlı Gaziler Konseyinin Kırım Özerk Cumhuriyetini temsil eden üyesi.

Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan İsa Akayev savaşı, Kırım taburunu oluşturmaya nasıl yardım ettiğini, iç sığınmacıların hayatını ve devletten neleri beklediklerini anlattı.

KIYİV, KIRIM, HAYSİYET DEVRİMİ

-Haysiyet Devrimi (Euromeydan Olayları) sırasında siz Kırım’daydınız. Oradan Kıyiv’de Bağımsızlık Meydanında yaşanan olaylar nasıl görünüyordu?

-Haysiyet Devrimi (Euromeydan Olayları) başladığı zaman ben arkadaşlarımla birlikte olayları takip ediyordum. Haftada bir-iki kez biz Kıyiv’e Bağımsızlık Meydanına gidip geliyorduk, insanlarla konuşuyorduk. Maydan’daki protestolara katılan insanlarla dayanışma içindeydik ve Kırım’dan onlara destek veriyorduk.

Ülkemizdeki durumun iyi yönde değişmesini istiyorduk, insan haklarının yerine getirildiği bir ülkede yaşamak istiyorduk. Arkadaşlarımla sık sık bu konuları konuşuyorduk. Tabii ki bizi Kırım, Kırım Tatarlarının ve Ukrayna’da yaşayan Müslümanların kaderi çok endişelendiriyordu.

Fakat şubat ayında en yoğun olaylar yaşandığı sırada Kıyiv’de değildik çünkü Kırım’daki olaylar da hızla gelişmeye başlamıştı.

-Rus askerleri Kırım’a mı girmeye başlamıştı?

-Evet, Rus birlikleri Kırım’a girdiği zaman biz işgalcilere direnmek istedik. Akmescit’in farklı yerlerinde toplanarak ne yapabileceğimizi tartışıyorduk. Örneğin halkımızı koruyacak kendi savunma güçlerimizi oluşturmayı düşünüyorduk. Rus askerlerinin sayısı arttıkça ailelerimizi Ukrayna’nın ana kısmına taşımaya kendimiz ise Kırım’a geri dönerek gizli direniş organize etmeye karar vermiştik.

Ailenizi Kırım’dan çıkardıktan sonra Kırım’a döndünüz mü?

-Maalesef Kırım’a dönemedim çünkü Kıyiv’e 26 Şubat olaylarından sonra geldim. Kırım’dayken Rus yönetimi bizim faaliyetlerimizi fark etti ve bizi takip etmeye başladı dolayısıyla Kırım’a dönmek benim için güvenli değildi.

DONBAS

-Kıyiv’e yerleştikten sonra ne yapmaya karar verdiniz?

-Savaşa katılan gönüllülere eğitim veren bir örgütün eğitmeni olan Andrey Klim ile tanıştım. Sekiz Kırım Tatarı olarak biz ilk oluşturulan gönüllü birliklere katılarak Kıyiv yakınlarında temel askeri eğitim almıştık.

Eğitimden sonra bize kimse silah vermek ve savaşa göndermek istemiyordu bizi fazla aşırıcı olarak görüyorlardı. O dönemde silahlı güçlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı Vitaliy Yarema ile görüşmek istemiştim ancak o benimle görüşmek istemedi.

Ukraynalı askeri uzman Oleksiy Arestoviç’i tanıyordum, o da bana (bünyesinde) kendi âdetlerimizi, ibadetimizi yerine getirebileceğimiz bir Kırım Tatar birliği kurma konusunda yardım etmeye söz vermişti. O ve başka insanlar bu konuda bize yardımcı olmuştu. Mariupol’e gidip birkaç operasyona katıldık. Bundan sonra insanlar bizi dinlemeye ve Kırım Tatar taburu oluşturma konusunda yardım etmeye başladı. 

Tümgeneral İgor Gordiyçuk bize çok destek olmuştu. O dönemde Gordiyçuk, Donbas’ta yürütülen Terörle Mücadele Operasyonu İstihbarat Birimi Komutanıydı. Ben ona “Kırım” taburunun konseptini anlattığımda o bu fikri çok sevmişti. Gordiyçuk, ABD’de staj yapmıştı ve özellikle etnik veya dini yakınlığa dayalı birimler oluşturma konusundaki deneyimlerinden etkilenmişti. Ona göre bu birimler çok etkiliydi.

Ben de ortak bir nokta ile birleşen insanların omuz omuza savaşmasının daha kolay olduğunu düşünüyorum.

-Kırım taburu ne zaman kurulmuştu?

-2014 yılının Mayıs sonu Haziran başı diyebiliriz. Taburumuzda Kırım Tatarları dışında Kafkasyalılar ve Ukraynalılar da vardı. Herkes çok iyi anlaşıyordu. Taburumuzda kimse içki içmiyor, küfür etmiyor, kimse kimseyi ezmiyordu. Her zaman düzenli ve temizdik. Aramızdaki ilişkiler çok dostane idi.

-Komutanı olduğunuz Kırım taburu ilk nerede savaşmıştı?

Bizi Kramatorsk’e göndererek keşif ve sabotaj faaliyetleri için hazırlamışlardı. İlk kez Saur-Mogıla için gerçekleşen çatışmada savaşmıştık. Oraya saldırdık ve ele geçirdik. Saur-Mogila’da çok birlik savaşmıştı ancak daha sonra Rus işgalciler onu ele geri geçirmişti. Elimizde tanklar, ağır silahlar yoktu sadece makineli tüfekler vardı. Ukrayna güçlerinin bir kısmı Saur-Mogıla’da esir alınmıştı.

Taburumuz başka sıcak noktalara da gönderilmişti. İstihbarat operasyonları yürütüyor, düşmanın pozisyonlarının ve ağır silahlarının nerede bulunduğu hakkında bilgi sağlıyorduk.

SAVAŞTAN SONRA HAYAT

İgor Godiyçuk bir çatışmada ağır yaralandıktan sonra taburumuzla kimse ilgilenmedi. Bizi ayrı bir birlik olarak Ukrayna Silahlı Kuvvetleri veya Ulusal Muhafızları kapsamına dahil etmek istemediler, sadece farklı birliklere dağıtmak istediler.

Bundan sonra 2015 ilk baharında ben savaşı bıraktım ve sivil hayatıma geri döndüm. Benimle birlikte savaşanlar Vinnıtsya kentinden 50 kilometre uzaklıkta bulunan Novaya Greblya köyündeki terk edilmiş bir lojmana yerleşti.

-Savaşı bıraktıktan sonra ne yaptınız?

-Donbas’ta gönüllü olarak savaşan insanların yasal olarak gazi olarak tanınması, onlara konutların sağlanması ve yaralanan gönüllülerin tedavisi konuları üzerinde çalıştım. Arkadaşlarımın bazıları iş buldu, bazıları ise sözleşmeli askerlik yapmaya başladı. Mesleğim inşaat mühendisliği, işgalden önce Kırım’da çatı montajı yapıyordum. Ayrıca Kırım’da metal kiremit üreten küçük işletmeler için metal sağlıyorduk.

-Devlet size destek ediyor mu?

-Engel olmasın o da iyidir.

-size ve arkadaşlarınıza yaşamak için lojman verilmiş?

-Devlet bize onu vermedi. Biz kendimiz vermeye zorladık. Vinnıtsa Valiliğine başvurarak köydeki terk edilmiş lojmanı bize vermezlerse Valilik önünde çadırlar kurup orada yaşayacağımızı söyledim. İlk önce şaka yaptığımı düşündüler ama sonra ciddi olduğumu anladılar.

-Bu lojman kime ait o zaman?

-Eskiden burada bir tarım işletmesi vardı. Daha sonra işletme kapatıldı lojman da terk edildi. Kimseyi buradan kovmadık. Kendimiz tamiratını yaptık, şimdi de yaşıyoruz.

SAVAŞ SONRASI SENDROMU

-Savaş geçiren birçok insan sivil hayata çok zor adapte olabiliyor. Vinnıtsa’ya taşındıktan sonra savaş sonrası sendromu yaşadınız mı? 

-Benim için böyle bir sorun olmadı. Beni rahatsız eden tek şey yönetimin vatanını savunmaya giden insanlara olan davranışı. Sadece bu olay beni kızdırıyor. Bence neden savaştığını anlamayan insanlar daha sonra sorun yaşıyor. Ben ise net olarak adaletin tarafında savaştığımı biliyordum bu yüzden hiçbir sorun yaşamadım. Bir insan neden savaştığını anlamalı. Anlıyorsa hiçbir sendrom yaşamaz. Ben kendi ulusum ve değer verdiğim; ailem, çocuklarım için savaşıyordum.

-Geçen sene siz Gazi İşleri Bakanlığına bağlı Gaziler Konseyinin Kırım Özerk Cumhuriyetini temsil eden üyesi seçildiniz. Bu kurum Donbas’taki savaşta savaşan insanların sorunlarını çözmekte ne şekilde yardım ediyor?

-Bildiğim kadarıyla ilgili bakanlık yakın zamanda dağıtılacak. Aslında ben onun en baştan gereksiz olduğunu düşünüyordum. Konseyimiz sadece istişari işlevler yürütmekteydi ve biz bakanlık üzerinde herhangi bir etkide bulunamıyorduk ancak yine de insanlara yardım etmeye çalışıyorduk. Gazilerin en büyük sorunu yaşayacak yerlerinin olmaması. Örneğin işgalden sonra Ukrayna’ya sadık kalan ve daha sonra Donbas’ta savaşan Kırımlı askerler; onların evleri yok. Bu insanların bir kısmı Ukrayna’nın ana kısmında doğdu fakat Kırım’da doğup büyüyenler de var ve onlar isteseler bile artık yarımadaya dönemiyorlar. Onlar sözleşmeli askerliği uzatma fırsatı buluyorlarsa askerlik yapmaya devam ediyorlar. Ancak herkese böyle bir fırsat verilmiyor. İşgalden sonra binlerce insan evsiz kaldı.

-Siz sözleşmeli askerlik yapmayı düşünmediniz mi?

-Hayır, ciddi bir savaş başlarsa savaşmaya yine giderim ama sadece siperde oturmakta bir fayda görmüyorum.

12 ÇOCUK BABASI

-Çok çocuklu baba olduğunuz doğru mu? Biraz ailenizden bahseder misiniz?

-Evet doğrudur. İlk evliliğimden iki kızım var. Onlar artık büyüdü ve Kırım’da yaşıyorlar. İkinci evliliğimden de 10 çocuğum var; yedi oğlum ve üç kızım. Onlar tam lojmanımızın karşısında bulunan okulda okuyorlar.

-Büyük aileye bakmak zordur…

-Hiç de zor değil. Allah insana kaldırabileceği yük veriyor. Allah’a şükür bir eksiğimiz yok. Devletimizin bize engel olmaması çok önemli. Ukrayna’daki halk girişimcidir; kendisi aç kalmaz başkasını da doyurur.

-Aileniz lojmanda ne şartlarda yaşıyor?

-Size bizden daha kötü şartlarda yaşayan insanların olduğunu söyleyebilirim. Çok lüks hayatımız yok ama Allah’a şükür bu bize yetiyor. Donbas’ta omuz omuza savaştığım Kırım Tatarları da şimdi hepsi benim komşum. 

-Konuşmamızı Ukraynalı yönetmen Oleg Sentsov’un sözleriyle bitirmek isterdim: “Kırım’a döneceksek, tanklarla dönelim”. Sizce böyle bir şey yapabilir miyiz?

-Gücümüzü soğukkanlılıkla değerlendirmeliyiz. Bugün Rusya’nın durumu zayıf olmasına rağmen biz yine de ona karşı savaşı kazanamayacağız. NATO’ya karşı savaşamaz ancak bize karşı savaşmaya gücü yeter. Ukrayna’yı büyük ihtimal elinde tutamaz ama büyük yıkıma neden olabilir. Rusya’nın ne kadar ileri gidebileceği bize ve bizim direnişimize bağlıdır. Gücümüzü korumalıyız o zaman Kırım’ı geri kazanabiliriz. Orası bizim toprağımız. Er yada geç onu geri alacağız. Özbekistan’da yaşarken büyük annem benden mutlaka Kırım’a dönmemi istiyordu. Allah’ın yardımıyla oraya geri dönmüştüm. Çocuklar ile torunlarım da oraya geri dönecek. Bin kere bizi oradan sürseler bile bin kere geri döneceğiz.

Kırım Haber Ajansı (QHA) için hazırlayan Asif Aliyev

Donbas
İsa Akayev
Kırım
Kırım Tatarları
Kırım'ın işgali
Ukrayna
Bunlara da bakın: