Güney Azerbaycanlı yönetmen Vahid Azer, ırkçı saldırılara tepki gösterdi

14 Şubat 2020, 12:58

Ayyıldız Huri Kaptan / QHA Ankara

İran’da Türkçe çekilen filmlere yönelik ırkçı ve nefret söylemlerine Güney Azerbaycanlı yönetmen Vahid Azer’den tepki geldi. Türkçe çekilen “Kömür” ve “Atabay” filmlerine yapılan ülkedeki ırkçı ve nefret söylemleri, İran’daki Türk kamuoyu arasında da infiale yol açarken, Vahid Azer ise bu duruma tepkisini kendi filmlerini Ankara’da ücretsiz gösterime sunacağını açıklayarak verdi.

Güney Azerbaycanlı yönetmen ve yapımcı Vahid Azer, konuyla ilgili neden tepki verdiğini ve İran adlı sınırlar içerisindeki Türk filmlerini ve geleceğini QHA’ya verdiği mülakatta anlattı.

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Vahid Azer 1984 doğumluyum. Güney Azerbaycan’ın Erdebil şehrinde doğdum. 1995 yılında bölgesel TV kanalında oyuncu olarak çalışmaya başladım. 2000 yılında bir yıllık film yapım kursundan sonra yönetmen olarak film yapmaya başladım. Sanatçılar üzerinde olan baskılardan dolayı 2008’de Türkiye’ye yerleştim ve film yapım faaliyetine devam ettim. 2009 yılında Güney Azerbaycan’ın ilk belgeselini ve 2013 yılında Güney Azerbaycan’ın ilk sinema filmini yaptım. 2013 yılının sonlarına doğru Kanada’ya göç edip Kanada vatandaşı olarak film çekimi faaliyetine devam ettim.

QHA: Filmin/Belgeselin konusu nedir?

Vahid Azer: Belgeselin konusu Güney Azerbaycan’ın neresi olduğu ve oradaki Türk aktivistlerin insan hakları sorunları. İran’da Türk olma ve kadın olmanın zorlukları. Uzun metrajlı filmin konusu ise bir Güney Azerbaycanlı gencin Türkiye’ye göç ederek Avrupa’ya gitme planı. Yaptığı yolculukta bir Güney Azerbaycanlı olarak kendi dünyasını izleyiciye anlatıyor. Bunun yanı sıra da Ankara’da bir aşk hikayesi ile karşı karşıya kalır.

Filminizi neden ücretsiz gösterime sunacaksınız?Hangi olay ile neye karşılık bu tepki?

Vahid Azer: Zaten filmin yapım amacı para kazanmak değil İran’da en ilkel haklarından yoksun bırakılmış ve neredeyse toplumun çoğunluğunu oluşturan Türklerin sorunlarını dile getirmekte ve günümüzde yaşanmış olan bu sorunları gelecekteki nesillerimize taşımak ve belgelemekti. Bu film Güney Azerbaycan ve İran Türk sinemasının ilk filmi olarak bilinmektedir. Son yıllarda İran’da Türk filmlerinin çekimi artmaktadır. Bununla birlikte ırkçılık üzerine kurulu Fars merkezli düşünceye sahip insanların, toplulukların ve kuruluşların da nefret söylemleri üzerine kurulu söylemleri artmaktadır. Son günlerde Kömür ve Atabay adlı filmlere karşı bu nefret üzerine kurulu söylemleri daha açık şekilde gördük. Bir eleştirmen Kömür filmini sırf Azerbaycan bölgesinde çekildiği için faşist ve ırkçı bir film diye adlandırdı ve başka bir gazeteci İran’ın Fajr Film festivalinde Atabay filmini sırf Türkçe olduğu için yasaklanması gerektiğini dile getirdi. Halbuki Türkçe olan bu filmlerin konusu sadece toplumsal hikayelerdir ve herhangi siyasi bir eylem içermemektedir.

Sizi bu kararı almaya yönelten neler oldu?

Vahid Azer: Ben İran’dayken, Türkçe film yapmak ve özellikle Güney Azerbaycan meselesini konu almak yasaktı. Sadece yeraltı klipler yapıyordum. Türkiye’de yani yurtdışında istediğim filmi yapmayı ve istediğim sosyal mesajı vermeyi başardım. Bizim yaptığımız bu eser ve daha önemlisi Güney Azerbaycan harekatının daha da güçlenmesi, Güney Azerbaycan ve İran Türk sineması akımının faydalanmasına sebep oldu. Şimdi bir yönetmen olarak olaylarla ilgili kendi üzerimde bir sorumluluk hissediyorum. Aslında sadece bir yönetmen olarak değil hem de bir insan olarak sorumluluk hissediyorum. Daha güzel bir dünya için her türlü ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı konulmalıdır diye düşünüyorum.

İlk tepkiniz ne oldu? Neden kendi filminiz ile tepkinizi duyurmayı düşündünüz?

Vahid Azer: Bu olaylarla ilgili ilk tepkim sevinmek oldu çünkü ekipçe ve en önemli olarak milletçe verdiğimiz mücadele sonu Türk filmleri çekilmeye başladı ve bu gündem olmayı da başardı. İkinci tepkim üzülmekti çünkü karşımızda gelişmemiş bir toplum ve rejim vardır. Ben Uzaktaki Yakın (Eski Bin Öfke Bir Aşk) filmini zaten İran rejiminin ırkçı, merkeziyetçi siyasetlerine ve Türklere karşı uyguladığı insanlık dışı siyasetlere karşı bir haykırış olarak görüyorum. Şimdi aynı filmin gösterimi ile bir daha ırkçıları uyarmak, onları protesto etmek ve sinema camiasında farkındalık yaratmayı düşünüyorum.

Daha önce bu duruma benzer bir olay oldu mu? Tepkiniz nasıl ve neler ile oldu?

Vahid Azer: Daha önce sadece film yapmakla tepkilerimi ortaya koyuyordum çünkü İran’da Türk filmleri çekilmiyordu. Şimdi artık konuşma zamanı ve sosyal tepki vermenin de zamanı geldi. Neden ben Türkiye’de ve Kanada’da Türkçe film çekip gösterim yapabiliyorum da kendi anavatanım Azerbaycan’da bu yasak? Bunu vurgulamak istiyorum.

Gösterim kararı aldığınız filmin adını neden değiştirmek istediniz?

Vahid Azer: Filmin adı zaten 2015’te Kanada’dayken değişti. Çünkü yeni adın filmin içeriğini daha iyi yansıttığı kanaatindeyim. Hem de bir çok Güney Azerbaycanlı bugün düşüncelerinden dolayı gurbette yaşamaktadır ve yeni adı buna da uygun buldum. Uzaktayız ama yurdumuz gönlümüz kadar bize yakın.

Gösterim ile neyi amaçlıyorsunuz, nasıl dönüşler bekliyorsunuz?

Vahid Azer: Yukarıda da söylediğim gibi farkındalık yaratmak ve İran’daki ayrımcılıkları protesto etmek tek amacım. İran’da çekilen bir sonraki filmlere uygulanacak ırkçılık muamelelerinin önünü almak ve bu sinema akımını desteklemek. İran rejimi Türkçe filmlere engel olmak istese, yasaklamak istese biz yine yurt dışında bu sefer daha güçlü ve yüksek bir sesle çekimleri devam ederiz. Zaten bununla ilgili projelerim vardır.

Bunlara da bakın: