"Her milletin ruhunu koruyan kadındır!"

07 Mart 2020, 21:43

Ayyıldız Huri Kaptan / QHA Ankara

Ankara’da, Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfında 7 Mart 2020 tarihinde “Tarihte Türk Kadını” konferansı düzenlendi.

Türk dünyasından Türkiye’deki Türk kadınlarına, Kırım’dan Kazan’a tarihte Türk kadınının konuşulduğu etkinlik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle gerçekleştirildi.

HANGİ KONULAR KONUŞULDU?

Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfı Başkanı Tülay Duran tarafından “Millî Mücadelede Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti – Sivas”, Türk Tarih Kurumu (TTK) Kütüphane Müdürü Neşecan Uysal tarafından “Kitaba Adanan Bir Ömür: Mihin Lugal”, Kırım Derneği Şefika Gaspralı Kadın İnisiyatifi adına Safiye Olgun “Kırım Tatarlarında Kadın” ve araştırmacı yazar-çevirmen Roza Kurban tarafından “Kazan Tatar Edebiyatında Fedakâr Tatar Kadını” başlıkları altında konuşmalar yapıldı.

DURAN: ANADOLU’DA İKİ AYRI KADIN HAREKETİ VARDIR VE ÇOK ÖNEMLİDİR

Roza Kurban’ın, 8 Mart’ın kısaca tarihçesine değinerek yaptığı bilgilendirme ile başlayan anma konferansının ilk konuşmacısı “Millî Mücadelede Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti – Sivas”, başlığıyla Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfı Başkanı Tülay Duran oldu.

Tülay Duran, “Anadolu’da iki ayrı kadın hareketi vardır ve çok önemlidir. Birincisi Selçuklular döneminde Bacıyan-ı Rum olarak kurulan yaşanılan savaşlarda güç birliği olarak kurulan dernek oluşumudur ve çok katkılar sağlanmıştır.” diyerek konuşmasına başladı.

Duran, ikinci önemli hareketin ise Anadolu’nun işgali sırasında devlet ve millet olarak vatanseverlerin bu işgallere karşı birleşmeye başladıklarında kadınların da içten hisleriyle güç birliği yaparak bir dernek kurma çabaları sonucu ortaya çıkan Anadolu Kadınları Müdafaa-yı Vatan Cemiyeti olduğunu söyledi.

Dönemin kadın hareketiyle ve sadece İstanbul’daki 7 büyük mitingin etkisinden, dönemin Yunan ve İngiliz işgallerine nasıl yüksek dirençle karşı koyulduğu vurgulandı.

Tülay Duran, 1935 yılında seçme seçilme hakkına sahip olan Türk kadınının Medeni Kanunu aldığı İsviçre’den ve Amerika gibi ülkelerden çok önce kadının hak ettiği değerlere kavuşturulduğunu belirtti.

Tülay Duran, radyo yayınlarıyla dünya kadınlarına haklarını elde etme başarılarıyla örnek ve ilham olan Türk kadınlarının, Türklük adına bunu görevlendirilmeden kendi kendilerine başardıklarının önemini anlatarak konuşmasını tamamladı.

ATATÜRK’ÜN “DÜNYA ÜZERİNDE GÖRDÜĞÜMÜZ HER ŞEY KADININ ESERİDİR” SÖZÜNE ATIF

Kırım Derneği Şefika Gaspıralı İnisiyatifi adına “Kırım Tatarlarında Kadın” başlığıyla Safiye Olgun, Şefika Gaspıralı’dan bahsederek başladı.

Türk dünyasında kadının temel taşı olması ile önemine vurgu yapan Olgun, Kırım Tatarlarındaki kadınların karşılaştığı sorunlarla dibe çekildiğine ve İsmail Gaspıralı Bey ve ailesinin öncülüğünde kadınların hak ettiği değer, hak ve kazanımlara nasıl kavuştuğuna değindi.

Rusya’daki Müslüman topluluklar içindeki kadın haklarının Mayıs 1917’de konuşulmaya başlandığını söyleyen Olgun, kadınların politik hayatta Kırım Tatar Milli Meclisi ve Kırım Ahali Cumhuriyeti Anayasası ile yer bulduğu sürecin önemine dikkat çekti.

Olgun 1918’de sekteye uğrasa da dünyada ilk Müslüman Türk kadınlarının seçme ve seçilme hakkının Kırım Ahali Cumhuriyeti’nde gerçekleştiğini aktardı ve bütün dünyaya Kırım Tatarlarına yapılan sürgün ve haksızlıkların, anavatana dönme için hak arayışları sürecinde yapılan mitinglerde kadınların başı çektiğini kaydetti.

Kırım’daki erkeklerin türlü bahanelerle hapislere atıldığı süreçte kadınların çocuklarını yetiştirme yükünün birçok sorunla birlikte daha güç bir halde olduğuna değinen Olgun sözlerini Atatürk’ün, “Şuna inanmak lazımdır ki dünyada üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir. Toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan ilgisizlikten ileri gelir, toplumun bir organı faaliyette iken diğeri işlemezse toplum felç olur.” sözü ile tamamladı.

Türk Tarih Kurumu (TTK) Müdürü Neşecan Uysal “Kitaba Adanan Bir Ömür: Mihin Lugal” başlığında 63 yıl kütüphanecilik görevi ifa eden eski TTK Kütüphanesi müdürlerinden Mihin Lugal’in Türkiye’ye katkılarını ve uluslararası anlamda hizmetlerini anlattı.

FEDAKARLIKLARIYLA TÜRK KADINI

Roza Kurban ise şimdiye kadar gerçek hayatta gerçekleşen kadın hareketinden bahsedildiğini belirterek, “Kazan Tatar Edebiyatında Fedakar Türk Kadını” başlığıyla edebiyata yansımalarını aktardı.

Kazan Tatar Edebiyatında kadın deyince çok sayıda eserin akla geldiğini belirten Roza Kurban,
Ayaz Tahir Türkistan İdil Ural Vakfı kurucusunun babası İshaki’nin “Ostazbike” hikayesi ve Kazan Tatar yazarı Mehmüt Galeü’nün “Muhacirler” romanı özelinde Türk kadınlarının fedakarlık ve katkılarını örneklerle anlattı.

Kurban, “Toplumun en küçük birimi olan ailede kadınlar anadilin temel koruyucusur. Tarih kadınların üzerine önemli sorumluluklar yüklemiştir. İbret ve acılarla dolu Tatar tarihinde, Tatar kadının kaderi Tatar milletinin kaderidir. “ dedi.

Ayaz İshaki’nin, “Her milletin yarısı kadındır, her milletin ruhunu koruyan kadındır. Her milletin dilini, telaffuzunu, şivesini koruyan kadındır. Yarın anne olacak kadınlar, baba olacak erkekleri de koruyacak kadındır.” sözlerine de atıfta bulundu.

Ankara
Tarihte Türk Kadını
Türk kadını