Hamdi Giraybay: Halkı için kurban olan şair

15 Temmuz 2020, 15:10


Elmaz Kırımer & Zera Kırımlı
QHA Kırım

“Borcun senin halkın için çalışmak” diye yazmıştı şair tam 100 yıl önce “Yaş Tatarğa” isimli şiirinde. O yıllarda daha 19 yaşını yeni dolduran Hamdi Giraybay, çok sevdiği halkının hizmetine ömrünü adama kararı almıştı. Bir yıl sonra 30 Mayıs 1921 yılında bu konuda, ama bu kez sadece bir Tatara değil tüm Tatar gençlerine hitaben “Yaş Tatarlarğa” başlıklı şiirinde şunları yazdı:

” Qattı küçli caş tatarlar, cıyılıñız, aydıñız,
  Demesinler catlar bizge: “Yıqıldıñız, taydıñız”.
  Qoşuldıqmı – añlaşırmız, çalışırmız, çalışır…
  Şayte-şayte bu işlerge alışırmız, alışır.
  Yükselteyik bu caşlıqnı – avelensin, aylansın,
  Bütün tatar, caşı-qartı bir qazıqqa baylansın.
  “Ay, tatarlar! Siz dünyanı cutacaqsız”, desinler,
  Bizler kene bağırayıq: “Aqqımıznı bersinler!”

Bu şiir yazıldıktan 40-50 yıl sonra bu satırlar daha da değer kazandı. 1944 yılında vatanından sürgün edilen halkın Kırım’a dönüşü ve hakları uğrunda sürgün yerlerinde milli hareketi organize eden büyükler, mücadeleye katılmak isteyen aktivistlerin mutlaka bilmesi ve uyması gereken maddelerin yer aldığı özel bir not hazırladılar. Söz konusu notta aktivistlerin, “Yaş Tatarlarğa” ve “Ant Etkenmen” (Kırım Tatar milli marşı) şiirlerini ezbere bilme talebi ayrı bir madde olarak yer alıyordu. Ve 1956-1960 yılları arasında Kırım Tatar Milli Hareketi saflarına katılan herkes gerçekten de bu şiirleri ezbere bilirdi. Halkın milli marşıyla aynı sıraya konulan bu şiirin müellifi, zaten her bir şiiri ayrı bir manifesto niteliği taşıyan eserlerin sahibi ve daha 29 yaşındayken Bolşeviklerce şehit edilen Hamdi Giraybay kimdi?

YAŞ TATARLARĞA!

1921 yılında Romanya’nın Bükreş şehrinde yayımlanan “Yaş Tatarlarğa” kitabının önsözünde yeğeni ve kardeşi Ezel Giraybay’ın oğlu Latif Azim şöyle yazmıştı:

Yaş Tatarlarğa

“Vatanı için şehit olan amcam merhum Hamdi Giraybay’ın ağır gurbet yıllarında annemin yastığı altında saklanan bu demet manzumeleri bastırmak ve candan sevdiği milletine, hususen Kırım ve başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımıza bu şiirleri tanıtmak benim milli ve ailevi borcum bildim. Tatar milleti asırlarca zulüm ve baskı altında yaşayıp, bugün dünyada özgürlük yelleri estiğinde kendi milli kültür benliğini muhafaza etmeye çalışacaktır. Bu emel için Hamdi Giraybay ve diğer büyüklerimiz ant etmiş.”

Hamdi Giraybay’ı çocukluk çağında gören, onun şiirlerini Arap alfabesinden Latin alfabesine dönüştüren Romanya’da yaşayan şair Piraye Kadrizade söz konusu kitaba yazdığı önsözde, Hamdi Giraybay hakkında daha önce hiç bilinmeyen bilgiler vermişti.

Hamdi Giraybay (asıl adı Abdulaf (h)at Lâtif) 2 Şubat 1901 tarihinde günümüzde Karasubazar bölgesine bağlı Yeni Sala köyünde dünyaya geldi. 1910 yılında Karasupazar ilkokulunu başarıyla bitirdi. İlk şiirlerini 12 yaşındayken yazmaya başladı. 1915 yılında onun “Öksüz”, “Yaz”, “Kış”, “Bahar” adlı şiirleri yayımlandı. 1917 yılında Akmescit’te açılan rüşdiye okuluna kabul edildi. Lakin Kırım’daki siyasi olaylar onun okumasına engel oldu. Mutlaka okumak isteyen Hamdi  Giraybay, 1920 yılında Bolşevikler Kırım’a girdikten sonra açılan İşçiler Fakültesine girdi. Genç şair, yeni hükumetin, Bolşeviklerin mazlum milletine mutluluk, medeniyet getireceğine yürekten inanmıştı.

Hamdi Giraybay bu okulu da bitiremedi. 1921-1922 yıllarında Kırım’da meydana gelen korkunç açlık nedeniyle fakülteyi bırakıp, Halk Komiserliğinde çalışmaya başladı. Kırım’ın açlıktan kırılan köylerini ziyaret etti. Şair, gördüklerini “Açlık” şiirinde şöyle ifade etmişti:

Millionlarman, biñlermen aç qoranta,

Tek aç tugul, suvuqta, qar boranda

Can çekişe ğaripler pek horlana,

Körsen, cana cüregin köz torlana…

Açlığından delirgen babaylar bar

Öz balasın aşağan anaylar bar

Qardaş, insan balası soyulurmı,

Şaytip bizim neslimiz coyulurmı” (Aralık 1921)

1922 senesinde Kırım Toprak İstihsal Şirketinde çalıştı. Aynı zamanda Kırım Tatar darülfünun öğrencileri teşkilatını kurarak başkanlığını yürüttü. Şark Fakültesi öğrenciler cemiyetinin başkanı olarak seçildi ve 1923 yılına kadar bu fakültede eğitime devam etti.

İSTANBUL YILLARI

Lakin bu eğitime kanaat etmeyen Giraybay, Kırım Muhtar Cumhuriyeti Başkanı Veli İbraimov’un yardımı neticesinde Cemiyet-i Hayriye’nin maddi desteğiyle Türkiye’ye eğitim için gitti. İstanbul Üniversitesinin Filoloji Fakültesini üç yılda tamamladı. Üniversitede yazdığı “Kırım Tarihi” tezi tüm profesörlerin takdirini kazandı. Bu takdir, onun İstanbul arşivlerinde Kırım tarihine ait vesikalar, İstanbul kütüphanelerinde ise Kırım hakkında eserleri bulması, okuması ve araştırmalarına devam etmesi için güçlü bir etken oldu. Fakat 8 Kasım 1926 yılında Hamdi Giraybay Kırım’a döndü. Onun Kırım’a dönüş kararı hakkında düşüncelerini 1935 yılında çıkan “Kırım Şiirleri” kitabının önsözünde  paylaşan Cafer Seydahmet Kırımer şöyle yazacaktı:

“Bolşevikler bizim faciamızı anladıkça, biz onlara yaklaştıkça bu zulümler bitecek ve kalmayacak, hatta Romanya’daki kardeşlerimizi de Kırım’a gelmelerini temin edecekler derdi. O bu inancında o kadar samimiydi ki, sadece kendisinin değil, hatta benim bile Kırım’a giderek çalışmam gerektiği fikrindeydi.”

KIRIM’A DÖNÜŞ VE EDEBİ ÇALIŞMALARI

Kırım’a döndükten sonra Hamdi Giraybay Arap alfabesinden Latin alfabesine geçiş çalışmaları ile ilgilenen Yeni Alfabe Cemiyetinde çalıştı. Aynı zamanda edebi faaliyetlerine de devam ederek şiir ve piyesler yazdı. Şairin Kırım Tatar edebiyatında önemli yere sahip en güçlü eserlerini 1918-1923 yıllarında yazdığı belirtiliyor. O bu devirde, “Yaş Tatarlarğa”, “Cigitke”, “Tatar Ocasına”, “Tatar İçün”, “Cigit”, “Akyar Yalısında”, “Ant Etkenmen Aytaman”, “Tanda”, “Karasuv”, “Bahçesaray” gibi şiirlerini, “Eski Tatar Mektebi”ve “Öksüzler” piyeslerini yazdı. Yine aynı devre ait “Keçti Endi” ve “İcret” manzum eserlerinde, Kırım’ın 18. yüzyılın sonundaki sosyal ve siyasi olayları yansıtılıyor.  Fakat Hamdi Giraybay’ın öyle bir inanç ve ümitle beklediği Bolşevikler, Kırım’a ilk adımlarını attıkları zaman yarımadayı kana boğarak bu siyasetlerini devam ettirdi. 1928 yılında Kırım Cumhuriyeti Başkanı Veli İbraimov vahşice öldürüldükten sonra ona yakın kişilerin hepsi, bilhassa Milli Fırka faaliyetlerine  katılan milliyetçiler yakalanıp yargılandılar. Milli Fırka, faaliyetleri ile ilgili açılan davanın iddianamesindeki “Milli Fırka’nın Türkiye ile bağlantılı çalışanları” bölümünün başında şu ifadeler yer aldı:

“33. Hamdi Geray Bay (davada bu şekilde yazılmış) 27 yaşında, SSCB vatandaşı, Türkiye’de yüksek eğitim almış, Milli Fırkacı, evli- RSFSC (Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti) Ceza Kanununun 58-11, 16-58-4 maddesine binaen suçlanmakta. Şahitlerin ifadeleri ve kısmen kendi itiraflarına göre: 1. 1922 yılında Veli İbraimov tarafından Cafer Seydamet ile bağlantı kurmak için illegal şekilde Türkiye’ye gönderildi ve SSCB’ye döndükten sonra da onun ile irtibatı Osman Zeki Bey (Mamutov) ve İslâm isimli bir Türk aracılığıyla devam ettirdi… 2. Milli Fırka’nın gençler arasında yapılan çalışmaların yöneticilerinden biri olarak Komsomol’a (Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin gençlik yapılanması) karşı aktif mücadele yürütüyordu.”

KIRIM’IN CESUR ŞAİRİ GİRAYBAY’IN ŞEHİT EDİLİŞİ

Hamdi Giraybay hakkında Aralık 1928 yılında verilen idam hükmü kararında onun “Kırım devrim karşıtı teşkilatında ve onun Sovyet karşıtı faaliyetlerinde aktif yer aldığı, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasıyla bağlantı kurduğu, Türkiye lehine casusluk yaptığı” iddia edildi. Hamdi Giraybay, 13 Eylül 1930 tarihinde Moskova’daki Butırka hapishanesinde hakkında verilen hüküm doğrultusunda 29 yaşında şehit edildi. Bundan tam 60 yıl sonra hakkındaki tüm suçlamaların asılsız olduğu kabul edilip aklandı.

Gençlik çağında Noman Çelebicihan’a ithafen yazdığı “Men de Ant ettim” şiirini Hamdi Giraybay, “Doğduğundan ölünceye kadar milletinin saadeti için çalışan, Millieti için çalışmaktan hiç bıkmayan ve sonra da milletinin saadeti uğruna canını bile feda etmeye razı olan Çelebicihan’a hitaben” sözleriyle başladığı ve sadık kaldığı antlı şiirini şöyle yazdı:

“Men de ant ettim, bu Tatarnıñ yoqunı var etmege

Azırlandım men de senday halq yoluna ketmege

Senday etken bir büyükniñ antına ant qatmağa

Bunun içün men de hazırman apislerge catmağa”

Hamdi Giraybay’ın kardeşi Ezel, ağabeyinin hatırasına yazdığı şiirinde yine şu sözleri yazdı:

“Ant ettiñ sen ant etkenniñ antı içün ölmege,

Qayğırdıñ sen milletiñniñ azatlığın körmege.

Çağırdıñ sen cigitlerni cavnıñ colun bölmege

 Serbestlikke qarşı çıqqan hainlerni kommege”

Sonunda da şu sözlere yer verdi:

“Men eminim, tarih seni ille taqdir etecek,

Men eminim, bu saf nesil işiñ alıp ketecek.

Men eminim, bu zulumlar, bu horluqlar bitecek

Men eminim, Tatar kene maqsadına yetecek.”

Rahmetli şair Piraye Qadrizade de Hamdi Giraybay’ın halkı için yaptığı hızmetlerin unutulmaycağını şu sözlerle tarihe not etti:

“Hamdi Giraybay benim çocuk gözlerimde orta boylu, esmer yüzlü, Tatar simalı çok tertipli bir insan olarak kalmış. İnce sanat ruhuyla başına gelecekleri, acı kaderini önceden hissetmiş, lâkin son dakikalarda bile sözünden, fikirlerinden dönmemiş nadir insanlardan biridir. İşte, hakiki yiğitler, kahramanlar,  fikir kurbanları böyle son dakikalarında idam karşısında  bile fikrinden vazgeçmeyen nadir rastgelen insanlardır. Halkımız onu her zaman saygı, minnettarlık ile anacak.”

ANT ETKENMEN
HAMDİ GİRAYBAY
KIRIM EDEBİYATI
Bunlara da bakın: