Hak ihlallerinin odağındaki Rusya ve Çin, BM İnsan Hakları Konseyine üye oldu

14 Ekim 2020, 16:47

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu bünyesindeki İnsan Hakları Konseyine 3 yıllığına seçilen ülkeler belirlendi. Konseye üye olarak seçilen 15 ülke arasında Rusya ve Çin’in de yer alması uluslararası camiadan tepki çekti. Diğer yandan, BM İnsan Hakları Konseyine seçilen 15 üye arasında Ukrayna ve Özbekistan da yer aldı.

Birleşmiş Milletlerin 13 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen oturumunda, genel kurul ve konsey üyeliğine 2021-2023 arasında görev alacak olan ülkeler belirlendi. Cenevre merkezli BM İnsan Hakları Konseyine seçilen 15 üye arasında Doğu Türkistan’da ağır insan hakları ihlalleri işleyen Çin, 2014 yılında Kırım’ı işgal eden ve halen Kırım Tatarlarına karşı hak ihlali fiillerine devam eden Rusya’nın da seçilmesi, uluslararası arenada tepkilere neden oldu.

BM GENEL KURULUNA SEÇİLEN ÜLKELER

İnsan Hakları Konseyine seçilen yeni ülkeler, 1 Ocak 2021’den itibaren üç yıl boyunca görev yapacak. Seçilen 15 ülkeden Rusya ve Çin haricindeki ülkeler şu şekilde:

“Fransa, İngiltere, Pakistan, Özbekistan, Nepal, Senegal, Fildişi Sahili, Malawi, Gabon, Ukrayna, Meksika, Bolivya ve Küba”

UKRAYNA BM İNSAN HAKLARI KONSEYİNE SEÇİLDİ

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyine 3 yıllığına seçilen ülkeler arasında Ukrayna da yer aldı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmıtro Kuleba, “Ukrayna BM İnsan Hakları Konseyine yeniden seçildi. Evrensel insan haklarını daha ileriye götürmek için konseye katkı sunacak olan Ukrayna, global barış ve güvenlik ve insan hakları ihlallerinin engellenmesi için çalışacaktır.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba, insan hakları ihlalleri ile ünlenen Rusya Federasyonu’nun da konseye seçilmesinin üzücü bir durum olduğunu vurguladı.

İNSAN HAKLARI İZLEME ÖRGÜTÜNDEN RUSYA, ÇİN VE KÜBA’NIN SEÇİLMESİNE TEPKİ

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), BM Genel Kuruluna Çin, Rusya ve Küba’nın seçilmesini kınadı.

RUS İŞGALİ ALTINDAKİ KIRIM’DA YAŞANAN HAK İHLALLERİ

Hatırlanacağı üzere 26 Şubat 2014 tarihinde, 15 bine yakın Kırım Tatarı, binlerce Ukrain ve Kırım’da yaşayan diğer millet temsilcileri, Kırım Tatar Milli Meclisinin çağrısı üzerine Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde toplanarak Rusya yanlısı hain Kırımlı milletvekillerinin Kırım’ın Ukrayna’dan ayrılmasına ilişkin Anayasaya aykırı kararları kabul etmesini engelledi. 26 Şubat 2014 tarihinde Kırım’ın sivil toplumu, Rusya’nın ve Kırım’daki ajanlarının, güya Kırım’ın gönüllü olarak Rusya’ya “geçişinin” taklidini yapmayı planladığı parlamento toplantısının düzenlenmesini engelleyerek barışçıl şekilde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savundu. Ancak 27 Şubat 2014 sabah saatlerinde Putin, Kırım’ın şiddet kullanılarak işgal edilmesi senaryosunu uygulamaya başladı. Bunun sonucunda yarımadadaki şehirlerin tüm caddeleri ve büyük karayollarını Rus askerler doldurdu. Rus askerler idari binaları işgal etti, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin üslerini kuşattı, deniz limanlarını ve havaalanlarını ele geçirdi.

Kırım Tatar halkının şiddete dayanmayan toplu direnişi maalesef, artık 6 yıldır devam eden Kırım’ın geçici işgalini önleyemedi. Kırım’ın yerli halkı Kırım Tatarları, yüz binlerce Ukrain ve Ukrayna’ya sadık kalan Kırım’da yaşayan diğer milletlerin temsilcileri, Rus işgalcilerin elinde esir kalmaya devam ediyor.
Bilindiği gibi, Kırım’ın işgalci yönetimi Rusya’nın güya “terörle mücadele” mevzuatını Kırım Tatar ve Ukrain aktivistlere baskı uygulamak için kullanıyor. İşgalciler terörizm şüphesi ve aşırıcılıkla mücadele bahanesiyle Kırım Tatarlarının evlerine baskın ve yasa dışı aramalar düzenliyor ve insanları tutukluyor.

İlgili haberler:
Kırımoğlu: Kırım’da uygulanan işkencelerden bizzat Putin sorumlu!

Kırım Tatar Kaynak Merkezinden 2020 yılının ilk 6 ayına ait insan hakları ihlalleri raporu

Taşeva: İşgalin başından beri Kırım’da 45 kişi kayboldu

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor.ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.



Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Ayrıca, Çin hükumeti, her ne kadar dünya kamuoyunda aksini iddia etse de Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı zorla tutuluyor. Burada, Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve zulüm politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve diğer azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya.

Benzer haber:
Doğu Türkistan’da ceza kampında 3 yıl alıkonuldu, gördüklerini anlattı

BM İNSAN HAKLARI KONSEYİNİN GÖREVİ

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, 2006 yılında Cenevre merkezli kuruldu. BM üyesi ülkeler, İnsan Hakları Konseyi üyeliğine, BM Genel Kurulu tarafından 3 yıl boyunca görev yapmak için seçiliyor. Kurul, insan hakları konularını görüşmek üzere mart, haziran ve eylül olmak üzere yılda 3 kez toplanmaktadır.
Konseyin oturumları sırasında kabul edilen karar tasarıları görüşülse ve kabul edilse de tavsiye niteliği taşıyor ve yasal bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. 47 üyesi bulunan Konsey, insan hakları sicili iyi olmayan ülkelerin dönem dönem üye olarak seçilmesi sebebiyle hem BM üyesi ülkeler hem de sivil toplum örgütlerince eleştiriliyor. ABD de İsrail’e karşı “kronik, ön yargılı tutum sergilemesini” gerekçe göstererek, Haziran 2018’de 47 üyeli BM organından ayrılmıştı.

 

BM
Çin
insan hakları
Rusya
Bunlara da bakın: