Türk dünyasında dil birliği için mücadeleyle geçen bir ömür: Bekir Sıtkı Çobanzade

Güncel
Ömer Kaya
25 Aralık 2021, 23:43
Ömer Kaya
25 Aralık 2021, 23:43

Ünlü Kırım Tatar dilbilimci, şair ve yazar Bekir Sıtkı Çobanzade, başta Kırım Tatar halkı olmak üzere Türk dünyasının kalbinde yaşıyor. 13 Ekim 1937’de Sovyet yönetimince Azerbaycan’da kurşuna dizilmek suretiyle şehit edilen Çobanzade, eserleri, çalışmaları ve fikirleriyle unutulmuyor.

Kırımlı ünlü dilbilimci, şair ve yazar Bekir Sıtkı Çobanzade, 128 yıl önce bugün dünyaya geldi. Sovyetler Birliği yönetimince 1937’de Azerbaycan’da kurşuna dizilerek şehadete yürüyen Çobanzade, tıpkı Türkoloji alanında çalışan, araştırmalar yazan tanınmış isimler gibi Stalin dönemi devlet terörünün kurbanlarından biri oldu.

KIPÇAK LEHÇESİNİN KÖKLERİNE İNİŞ: CODEX CUMANICUS’U İNCELEDİ

1893’te 15 Mayıs tarihinde doğan Çobanzade, ilk ve orta tahsilini Kırım’da Karasupazar’da yaptı. 1909 yılında liseyi okumak için İstanbul’a giderek Arapça ve Fransızca öğrendi. 1915’te Odesa’ya giderek Slav dillerini öğrendi. 1916 ise Budapeşte Üniversitesi’ne gitti. Burada Kıpçak lehçesinin en önemli yazılı kaynağı olan Codeks Cumanicus’u (Kuman Kitabı veya Kıpçak Kitabı) inceledi. 1920’de bu üniversitede doktor ünvanını aldı. 1920’de ise Kırım’a döndü.

Kırım’a dönen ilim adamı burada öğretim üyesi ve rektör olarak çalışırken, siyasi ve kültürel sahalarda da faaliyet göstermiş; gazete ve dergilerde makaleler yayımlamıştır. Değişik okullarda Kırım Türkçesi ve edebiyatı dersleriyle Türkçe’nin Mukayeseli Grameri konusunda dersler vermişti.

EDEBİYAT VE DİL ÇALIŞMALARIYLA GEÇEN BİR ÖMÜR

Bu dönemde “Yanı Çolban”, “İleri” ve “Okuv İşleri” dergilerinde bilimsel makaleler yazan Çobanzade, değişik üniversitelerde profesör, dekan ve rektör olarak çalışmıştır.

1926 yılında Baku’da toplanan I. Türkoloji Kongresi’nde “Türk Lehçeleri Arasında Karşılıklı İlişkiler” ve “Türk Tatar Dillerinde İlmi Terminoloji Meydana Getirme” konularında önemli tebliğler vermiştir. Sovyetler Birliği Yeni Alfabeler Merkez Komitesi, Azerbaycan Terminoloji Komitesi gibi komisyonlarda çalışıp Türk lehçelerinin alfabesi, imlası ve terminolojisi konularında pek çok çalışmalar yapmıştır. 

Almanca, Fransızca, Arapça, Macarca, Çekce ve Lehçe’yi çok iyi bilmekteydi. Türk şivelerinin hemen hepsiyle ilgili eserler vermiştir. Hemen hemen bütün Türk lehçeleri ve Türk dilbilimi hakkında 120’den fazla kitap ve makaleleri bulunan Çobanzade, 1932’de SSCB İlimler Akademisi Kafkas Şubesinin,1935’ten itibaren de Azerbaycan Şubesinin daimi üyesi olur. 1935’te Paris Lenguistik Cemiyetine üye olarak seçilir.

Ancak en önemlisi Kırım Tatarca olarak kaleme aldığı şiirlerdir. Çobanzade’nin şiirleri, Kırım Tatar edebiyatının şaheserleri arasında yer almaktadır ve bugün de halen hatırlanmaktadır.

SOVYET TERÖRÜNÜN KURBANI OLDU

1920’leri takiben başlayan Josef Stalin’in siyasi kıyımları Çobanzade’yi de etkiler ve başta Azerbaycan olmak üzere değişik Türk ülkelerinin üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışmak, bilimsel çalışmalar yapmak zorunda kalır. Ancak Çobanzade’yi vatanından uzaklaşmak ve siyasi çalışmalarına son vermek de kurtaramamıştır. Bütün Türk Dünyasında tanınan bu bilim adamı 13 Ekim 1937’de Azerbaycan’da kurşuna dizilmek suretiyle şehit edilmiştir.

ÇOBANZADE’DEN YADİGAR KALAN ESERLER

-“Rusya Tatarlarının Kültür Hayatının Gelişmesi Üzerinde Bir Deneme” (1915)

-“Türk Edebiyatında Yeni Akımlar” (1916)

-“Kırım Tatarcası’nın Grameri Hakkında İlmi Bir Deneme” (1924)

-“Kumukların Dili ve Sözlü Edebiyatı Üzerine Etüdler” (1926)

-“Nevai’nin Dili Üzerine” (1926)

-“Boran” (Şiir kitabı, 1927)

-“Türk Tatar Diyalektolojisi” (1927)

-“V. Tomsen” (1927)

-“Azerbeycan Türk Edebiyatı’nın Yeni Dönemi” (1930)

-“Azerbeycan Türk Dilinin İlmi Grameri” (1930)

-“Yabancı Dil Öğretiminin Temel Metodu Meseleleri” (1932)

-“Özbek Dilinin Öğretiminin Temel Metodu” (1932)

-“Karaçay Balkar Dili Üzerine Notlar” (1932)

-“İbni Mühenna’nın Türk Grameri” (1933)

-“Kitab-ı Dedem Korkut’un Edebi Lengüstik Tahlili” (1935)

ÇOBANZADE’NİN UNUTULMAYAN ŞİİRİ: TUVGAN TİL

Seni men Qırımda, Qazanda taptım,
Cüregim qaynağan, taşqanda taptım…
Cat elde muğayıp, açınıp cürgende,
Ümütim, hayalım şay tüşip cürgende,

Moynuña sarıldım, dertimni aytıp,
Bir güzel sözüñmen özüme qaytıp…
Cırlarıñ bolmasa, maneñ bolmasa,
”Curt” degen sözüñmen cürek tolmasa,

Ah, nasıl cürermen ğurbet yaqlarda,
Tanışsız, bilişsiz yat soqaqlarda?..
Bilmiymen – türükmi, tatarmı adıñ,
Bek yaman tatlısıñ, Tañrıdan tadıñ.

Türük de, tatar da seniñ sözleriñ,
Ekisi eki çift muñlu közleriñ…
Viyana ögünde, Qazaq içinde
Barabar cırladıq Hindlerde, Çinde…

Añlasın bir seni, duşman da süyer,
Bir canıq sözüñmen cüregi iyer…
İstiymen özüñni her yaqta körmek,
Her yerde inciñden destanlar örmek…

Quşlarğa, qaşqırğa üyretsem seni,
Sen bolsañ öksüzniñ köñülden süygeni.
Camige, mihrapqa, sarayğa kirseñ,
Deñizler, çöllerniñ çetine erseñ…

Seniñmen duşmanğa yarlıqlar yazsam,
Qaruvlı sözüñmen köñlüni qazsam…
Qabrimde melekler sorğu sorasa,
Azrail tilimni biñ kere torasa, –

”Öz tuvğan tilimde ayt mağa!” dermen,
Öz tuvğan tilimde cırlap ölermen…
Köñlümni qayğılar kemirip turğanda,
Halqımnı tınışsız yıldızı urğanda,

Tuvğan til, – başqası aqlıma kelmey,
Bir büyük sırımsıñ, duşmanlar bilmey..