Kırgızistan’dan Kırım’a sürgün edilen Türkistan’ın bağımsızlık savaşçısı Basmacılar

Güncel
_QHA Ankara
08 Ekim 2021, 12:11
_QHA Ankara
08 Ekim 2021, 12:11

Sabırbek Börübay
QHA Ankara

Sovyet hükumeti kurulduktan sonra Türkistan’da yeni sisteme karşı yerli halkın mücadelesi meydana geldi. Basmacı Hareketi olarak bilinen bu mücadele, Türkistan’ın bağımsızlığı için uğraş verdi ve Ruslara ağır kayıplar yaşattı. Basmacı Hareketi, Türkçü bir hareket olarak Kızıl Ordu ile çetin savaşlar verdi. 1923-1924 yıllarında Kızıl Ordu, Basmacıların üzerine gitti. 1924’ten itibaren sadece mahallî özellik taşıyan Basmacılar, 1934 yılına kadar varlıklarını sürdürdü. Bu Basmacıların bir kısmı Sovyet yönetimi tarafından çeşitli bölgelere sürülmüştü. Kırgızistanlı Mambet Moldokulov, Kırım’a sürülen yüzlerce Basmacı ve aydından sadece birisiydi.

“Baskın yapan, hücum eden” mânasına gelen Basmacı Hareketi, “Türkistan Türkistanlılarındır” gayesini güdüyordu ve Türkistan’ı Ruslardan kurtararak istiklâline kavuşturmak istiyordu. Basmacılar, Ruslarla mücadele sırasında Ceditçiler ve Türkistan milliyetçileri tarafından destek gördü. Hatta Enver Paşa’nın Türkistan’a gelerek Basmacı Hareketi’ne dâhil olması mücadeleyi bir üst noktaya taşıdı.

Rusya’da Bolşeviklerin yönetime gelmesinin ardından istedikleri sınıfsız sosyalist toplum yapısı nedeniyle Türkistan’da varlıklı insanlara baskılar uygulandı. Mülkiyetin ortadan kaldırılması yönünde hareketler yapıldı. Baskılar o derece artmıştı ki, Sovyet hükumeti siyasetine karşı bir kelime, söz ve işaret bile suç olarak görülüyordu. Bu dönemde, Kırgızistan’da doğan ve Basmacı hareketine katılan Mambet Moldukov, Sovyet karşıtı sözlerinden dolayı Kırım’a sürgüne gönderildi.

SOVYET KARŞITI SÖYLEMLERİ NEDENİYLE KIRIM’A SÜRGÜNE GÖNDERİLDİ VE KURŞUNA DİZİLDİ

Kırgızistanlı Mambet Moldokulov, 1899 yılında Kırgızistan’ın Alamedin bölgesinde doğdu. 1928 yılında 1928’de Sovyet iktidarının gözden düştüğü ve itibarının kalmadığı yönündeki ifadeleri nedeniyle tutuklandı. 1934 yılında Basmacıların yanında yer alması gerekçesiyle Kırım’a sürgün edildi. 1937 yılında “SSCB kıtlıkla mücadele veriyor. Yakın zamanda Almanya ile savaşa girecek” sözünden dolayı Ukrayna’nın Herson ili Skadov bölgesinde kurşuna dizilerek öldürüldü.

Mambet Moldokulov

1920’li ve 1930’lu yıllarda Basmacı hareketi mensupları ve Sovyetler Birliğine karşı mücadele eden Türkistanlılar, Sovyetlerin çeşitli coğrafyalarına sürüldü ve baskılara maruz kaldı. Bu dönemde, Kırım’ın Çalbaşı (Vinogradovo) kasabasında Kırgızistan’a yüzlerce Sovyetler Birliği karşıtı aydın sürgüne gönderildi. Sürgün edilen bu insanların çocuklarına yönelik, Kırım’ın Çalbaşı kasabasında bir yetimhane açılmıştı.

TÜRKİSTAN’DAN SÜRGÜNE GÖNDERİLEN YÜZLERCE KİŞİNİN BELGELERİ HERSON DEVLET ARŞİVLERİ’NDE

Ukrayna Herson Devlet Arşivleri’nde, bu dönemde Kırgızistan ve genel olarak Orta Asya’dan gelen yüzlerce kişinin belgeleri muhafaza ediliyor.

BASMACI HAREKETİ

“Baskın yapan, hücum eden” mânasına gelen bu tabir, Çarlık döneminde Ruslar tarafından Türkmenistan, Başkırdistan ve Kırım’da faaliyet gösteren çeteciler için kullanılmıştır. Basmacılar halka dokunmazlar, sadece Rus memurları soyar, hazine mallarını yağmalar ve aldıkları ganimetleri fakirlere dağıtırlardı. 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Türkistan’da faaliyet gösteren silâhlı mukavemet kuvvetlerine Basmacı denilmesinin sebebi, bu kuruluşların başına geçenlerin bir kısmının ihtilâlden önceki yıllarda da Basmacılık yapmış olmalarıdır. 1917 ihtilâlinden önce ve sonra Ruslar’a karşı silâhlı mücadelede bulunan Türkistanlılar, kendilerini hiçbir zaman Ruslar’ın “haydut, çeteci” anlamında kullandıkları ve dünyaya böyle göstermek istedikleri tarzda Basmacı olarak tanıtmamışlar, İslâm askerleri, vatan müdafaacıları ve Türkistan âzatlığının askerleri olarak göstermişlerdir.

Basmacı hareketlerinin tek gayesi, “Türkistan Türkistanlılarındır” sloganında ifadesini bulan, Türkistan’ı Ruslar’dan kurtararak istiklâline kavuşturmaktı. Basmacı Hareketi 1918 yılında Korbaşı Ergaş’ın liderliğinde Hokand şehrinde başladı ve kısa zamanda diğer bölgelere de yayıldı. Hokand’da üç gün içinde Ruslar tarafından 10.000’den fazla Türkistanlı öldürüldü. 1918’de kırktan fazla korbaşının (Türkistanlı lider) önderliğinde yapılan mücadelelerde ayaklanmalar Fergana vadisine yayıldı. Bu bölgede Ruslar’la birlikte hareket eden Ermeniler 180 köyü ateşe verdiler ve yaklaşık 20.000 kişiyi öldürdüler. 18 Ağustos 1919’da Rus orduları Türkistan cephesi kumandanlığına getirilen Frunze’nin belirttiği gibi (bk. Hayit, Sovyetler Birliği’ndeki…, s. 148) Sovyetler’in amacı bütün Türkistan’ı işgal etmekti. Basmacılar ile Kızıl Ordu arasında çok kanlı savaşlar oldu. Fergana vadisinde Mehmed Emin Beg, Şîr Muhammed Beg, Nur Muhammed Beg, Hal Hoca ve Korbaşı Parpi gibi liderlerin emri altındaki mücahidler zaman zaman Sovyet ordusuna kayıplar verdirdiler ve mücadelelerini 1921’e kadar sürdürdüler; hatta bölgenin lideri Mehmed Emin Beg 1919’da geçici bir Fergana hükümeti kurduysa da 7 Mart 1920’de Sovyetler’e teslim olmak zorunda kaldı. Yerine geçen Şîr Muhammed Beg de Sovyetler’e boyun eğmedi, 3 Mayıs 1920’de geçici bir Türkistan hükümeti kurarak komşu devletlerle münasebet kurmaya çalıştı. Bu arada 31 Mayıs’ta kardeşi Nur Muhammed’i Afganistan’a elçi olarak gönderdiyse de Kızıl Ordu Hîve Hanlığı’nı ve Buhara Emirliği’ni işgal etti. Sovyet Rusya’nın buralarda merkeze bağlı halk cumhuriyetleri kurdurmasına rağmen halk millî mücadeleye devam etti.

Süleyman Tekir on Twitter: "7- Hacı Sami avantür bir adamdı. Enver Paşa'nın  ruhunu okşayıcı telkinlerle ona Basmacılar meselesini işledi. Halil  Paşa'nın tüm engellemeleri boşa çıkmıştı. Bir keresinde amcasına "Amca ben  çocukmuyum? Bu



Basmacı hareketleri Enver Paşa’nın 8 Kasım 1921’de Türkistan’a gelip başa geçmesiyle daha da şiddetlendi. Onun Türkistan’daki millî mücadelelerin başkumandanı olmasından sonra Ruslar önemli kayıplar verdiler ve 19 Nisan 1922’de barış istemek zorunda kaldılar. Fakat Enver Paşa, “Barış antlaşmasının ancak Türkistan topraklarındaki Sovyet askerlerinin çekilmesinden sonra söz konusu olabileceğini belirterek” bu teklifi reddetti. Bu sıralarda Semerkant şehrinde Türkistan Türk Müstakil İslâm Cumhuriyeti kurulmuştu. Yıllardır bütün Türkistan’ı ele geçirmek için savaşan ve Türkistan’dan çekilmek niyetinde olmayan Sovyetler daha şiddetli saldırılara başladılar. 1922’de Sovyetler’in genel bir saldırıya geçmesi üzerine Basmacı liderleri birbirlerinden ayrılmak zorunda kaldılar ve geçici Türkistan hükümeti dağıldı. Şîr Muhammed Beg Afganistan’a geçti, diğer liderlerden Muhyiddin Beg öldürüldü, Canı Beg de teslim oldu. 4 Ağustos 1922’de Belcuvan’a giren bir Sovyet birliğine karşı bizzat yakın muharebeye katılan Enver Paşa on bir Rus’u öldürdü, fakat karşı tarafın makineli tüfek ateşi altında kendisi de şehid oldu.

Enver Paşa’nın ölümüyle Basmacı hareketleri sona ermedi, fakat genellikle Ruslar’ın üstünlüğü ile devam etti. Kızıl Ordu Basmacılar’a karşı savaşını her yerde sürdürdü. Mücahidlere yardım eden Türkler hapishanelere atıldı. Böylece Basmacılığın birinci devri sona erdi. 1924’te başlayan Basmacılığın ikinci devresinde mücahidler silâh buldukça mücadeleye devam ettiler. Bu mücadeleler de 1935’e kadar sürdü ve bu tarihte Ruslar Basmacılık harekâtına kesin olarak son verdiler. Basmacı harekâtının başarıya ulaşamamasının başlıca sebepleri arasında korbaşı denen Türkistanlı liderlerin kendi aralarında düzenli bir birlik ve merkezî bir kumandanlık kuramamaları, savaşlarda tank, uçak, top ve zehirli gaz gibi silâhlar kullanan Ruslar’a karşı mücahidlerin makineli tüfeklerinin bile olmayışı ve nihayet dışarıdan yardım alamamaları zikredilebilir.

Ruslar Basmacılar’a karşı kazandıkları başarıları tarihlerinin kahramanlık sayfaları olarak kabul ederler. Dışarıya karşı haydutluk olarak tanıttıkları bu hareketlerin birçok Sovyet kumandanı ve aydını tarafından bir millî mücadele olduğu itiraf edilmiştir. Nitekim Sovyet ordularının Türkistan cephesi kumandanı olan Frunze Basmacılığın çetecilik olmadığını, eğer böyle olsaydı onların daha önceden ortadan kaldırılabileceğini ifade ederken Sovyet Rusya komiseri olarak savaşlara katılan Skalov, “Basmacılık Türkistan halkının yabancı hâkimiyeti aleyhindeki millî isyanıdır” demektedir. Türkistan’da Sovyet hâkimiyetini kuran Valeriy Kuybesev ise bu hareketi sadece bir haydutluk kabul etmenin yanlış olacağını, onun siyasî bir inkılâp olduğunu” söyler. Ginzburg ve Vasilevskiy adlı Sovyet komiserleri de, “Basmacılığın gayesi, Türkistan’ı Rusya’dan kurtarmak ve zulümsüz bir Türkistan kurmaktan ibarettir” derler. Sovyet edibi Boris Pilnyak ise, “Basmacılar isim ve şeref sahibidirler” demiştir.

Bununla birlikte Sovyetler Birliği’nde çıkan eserler bu konuda genellikle sübjektiftir. Nitekim Sovyetler Basmacılık meselesiyle ilgili arşiv belgelerinin yayımlanmasına henüz izin vermemiştir. Bu da Sovyet ideolojisinin bugün hâlâ Basmacılığın etkisinden kurtulamadığını gösterir (bk. Hayit, Sovyetler Birliği’ndeki…, s. 154-156).

(İslam Ansiklopedisi, “Basmacı Hareketi” bölümünden alınmıştır.)