Kazak aktivist Kuat Ahmetov, Kazakistan'daki ana dil mücadelesini QHA'ya anlattı

Güncel
Ömer Kaya
27 Ekim 2021, 22:32
Ömer Kaya
27 Ekim 2021, 22:32

Kazakistan’da Kazak dilinin canlandırılması için mücadele eden Kuat Ahmetov’un Rusya’ya girmesi 50 yıl boyunca Rus makamları tarafından yasaklandı. Ukrayna’da yaşayan aktivist Ahmetov, Kazakistan’da Rus dilinin egemenliğine son vermek ve ana dili için mücadele veriyor. Kırım Haber Ajansı Kıyiv Ofisi, Kazak aktivist Ahmetov ile bir araya gelerek, Kazakistan’da Kazakça dil mücadelesi, ülkeye giriş yasağı ve yaşadıklarını anlattı.

Kazakistanlı aktivist Kuat Ahmetov, Kazakistan’da ana dili mücadelesi, Çin’in Doğu Türkistan’daki sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kalan Kazak Türkleri ve Rusya’nın bölgedeki emperyal politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kırım Haber Ajansı Kıyiv Ofisinin Kazak aktivist Kuat Ahmetov ile yaptığı röportaj:

Kuat Bey, Ukraynalı okuyuculara kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Kuat Ahmetov, 44 yaşındayım, Kazakistan’ın Kostanay kasabasında doğdum. Küçük bir işletmem var, maliye bölümünden mezunum. Ben bir blog yazarıyım, YouTube kanalı açtım. “Til Maydanı” , “Movniy Patrul” adlı çevrimiçi faaliyetleri yürütüyorum. Şimdi daha çok adli yardım organizasyonuyla ilgileniyorum. Çin’den göç edenlerin ve Kazakların kamu savunucusuyum. Bunlar Kazakça konuşuyorlar, Kazakistan’da yaşıyorlar ama anlamadıkları Rus dilinin hakimiyeti nedeniyle öz ülkelerinde kendilerini misafir işçi gibi hissediyorlar.

Bizim tek bir devlet dilimiz var. O da Kazakça’dır. Buradaki durum, Rusça konuşan nüfusun çok fazla olması, atalarımızdan kalan topraklara Rus insanlarının yerleştirilmesidir.  Ayrıca Sovyetler Birliği İçişleri Halk Komiserliği soyundan gelenlerin Karlag’a sahip olmalarıdır. Bunlar, Kazak diline tamamen karşıdırlar. Bunlar Kazakistan’daki Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) yuvaları… Ne tür birlikler olduklarını, neden askeri üniforma giydiklerini merak ederek Kazakları avlamaya başladık. Halkın baskısı altında, askeri üniformayla dolaşmanın yasak olduğuna ilişkin yasa çıkarıldı. Onlar için devlet dili olarak Kazak dilinde konuşmayı talep etmek ters geliyor.

Kazakistan'da milliyetçilik: Sovyetler sonrası uygulamalar
“Rusya, Kazakistan’a karşı daha önce Ukrayna’da denenen senaryoya göre hibrit savaş başlattı”

-Faaliyetleriniz nasıl başladı?

Bu faaliyet, Türkiye vatandaşı Oğuz Doğan tarafından başlatıldı. O Kazakistan’da yaşadı. Türkistan’da bir üniversitede Kazakça öğretmeniydi. Oğuz Doğan Astana’dayken Almatı’ya uçmak için ulusal Kazak havayolunun uçağına bindi. Uçuş görevlisine Kazakça hitap eder. “Rusça konuş, Kazakça konuşmak zorunda değilim” dedi. Bir skandal patlak verdi ve polisi aradı. Türk vatandaşı Doğan ise, Kazak ulusal havayolunun uçağında Kazakça konuştuğu için para cezasına çarptırıldı. Bu olay 2017’de oldu.

Bu saçma durumdan rahatsızdı. Bu davayı üstlenen bir avukat bulundu. Sosyal ağlarda bir grup oluşturduk. Havayoluna dava açtılar ve kazandılar. Mahkeme hostesin Kazakça dil kurslarına gitmesine karar verdi. Artık tüm pilotlar ve uçuş görevlileri Kazakça konuşuyor. Bir yıl sonra, tanınmış bir süpermarket zinciri tarafından sadece Rusça olarak görsel-işitsel bilgilerin kullanılması için başvurdum. Personele bir açıklama yaptım, on gün içinde Rusça’yı Kazakça’ya çevirmelerini istedim. Hiçbir şey değişmedi ve ben kamu davası açtım. Hakim önce kabul etmedi. Süreç yedi ay sürdü, altı mahkeme oturumu gerçekleşti… Davayı kazandık. O zamandan beri insanlar ülke genelinde Kazak dilini talep etmeye başladılar. Resmi bir kayıt olmamasına rağmen henüz vermediler. Bu arada  “Til Meydanı” organizasyonunu kurdum.

Kazaklar ana dilin haklarını ve statüsünü geri veriyor

– Kazakistan’da Dil Hareketi” nasıl çalışıyor?

 Bana dil mevzuatı ihlalleri hakkında bilgi veriyorlar. Ben ise avukatlarla görüşüp nasıl hareket edeceğime karar veriyorum. Şayet işler karmaşıksa, avukatlardan biri davayı devralır. Bu tamamen ücretsiz adli yardımdı. Bir ihlali keşfeden insanları önemsemek için bir eylem planı geliştirdik. Bir kişinin doldurup yanıt için gönderdiği bir form düzenledik. Tüketiciyi koruma yasalarına göre faaliyet gösteriyoruz.

– Kazakistan yönetimi hareketinize nasıl bakıyor?

– Hakkımda Kazakistan Cumhuriyeti Ceza Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca etnik nefreti kışkırtan bir ceza davası açıldı. Savcılık, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın şikayeti üzerine dosyayı İçişleri Bakanlığı’na teslim etti. Rusça konuşan nüfusa baskı uygulayan Kazak milliyetçilerine karşı harekete geçilmesini talep ettiler. Sözde liderliğimiz bir dava açtı. Ailem ve ben Almatı’nın merkezinde yürüyorduk, bir araba tam önümde durdu ve “Siz Ahmetov Kuat mısınız?” diye sordu. Kollarımı bükmeye başladılar, yanımdaki çocuklar küçüktü, eşim ve ben direnemedik. Beni arabaya getirerek “maymun evine” ittiler. Arkadaşım Margulan Boranbay, “kapitone ceket” kelimesinden dolayı 9 aydır tecrit koğuşundaydı ama şimdi bırakmak zorundalar. 174. maddeyi ondan kaldırdılar, aynı gün serbest bırakıldım. Kayıt dışı bir kuruluşta çalıştığı için 250 dolar para cezasına çarptırıldı. Ben her an Kazakistan’a dönmeye hazırım. Ancak avukat, Rusya’yı rahatsız etmemek için en azından Kasım ayına kadar gelmemi söylüyor.

Müfettişler bize Rusya Federasyonu konsolosluğundan çok sayıda şikayet olduğunu, Kazakistan vatandaşlarının, etnik Rusların konsolosluğa şikayet etmeye gittiğini söyledi. Müfettişlere soruyorum, “Neden tepki veriyorsunuz? Bunlar bizim vatandaşlarımız, ihlalleri savcılığa yazmaları gerekiyor…” Yetkililer, Rusya’ya gelince acizlik gösteriyorlar. Bizim yöneticilerimiz Moskova’da gezip tozuyorlar, çocukları Moskova üniversitelerinde okuyor, 9 Mayıs’ı kutluyorlar. Ruslar, Kazakistan’ın bir bölümünün ayrılması için kuzey şehirlerinde imza toplayarak bir tür “ulusal kurtuluş hareketi” başlattılar. Onları aradım ve Sovyetler Birliği için var olduklarını söyledim. Bana formları verdiler, dağıtın, “Kazakistan’ı tanımıyoruz, Sovyetler Birliği için varız” dediler. Ayrılıkçılıkla ilgili savcılığa ifade yazdım. Sessiz kaldılar ama ben YouTube’da konuştuktan sonra “neden özel hizmetlere ihtiyacımız var?” diye sordum. Başsavcılığa çağrılarak Milli Güvenlik Kurulu’na ifade vererek üç bölgedeki hücrelerini kapattılar.

Kazakistan'ın yeni Latin Alfabesi tanıtıldı
Kazakistan’ın yeni Latin Alfabesi tanıtıldı

– Yani, hem Rusya’yı hem de Kazakistan yetkililerini açıkça rahatsız mı ediyorsunuz?

– Biz çoğuz ve çok “can sıkıcıyız”… Kazaklara karşıyız, yeni menzillere karşıyız. Rusya orta menzilli füzeleri test etmek için iki yeni menzil daha istiyor. Onlara şimdiden 76 bin hektar arazi verildi. Orenburg bölgesinde sürekli roket fırlatıyorlar.

– Bu anlamda Kuzey bölgelerinin ayrılmasını destekleyenlere Orenburg’un Kazakların ülkesi olduğunu hatırlatıyorsunuz.

– Evet diyoruz ki Orenburg bizim, Saratov bizim, Tümen, Çelyabinsk bir milyon Kazak’ın yaşadığı topraklar… Tarihi isimler bile değişmedi. Kartal, Korgan, Akkol, Şobarkul… Bu kelimeleri anlamıyorlar, bunlar bizim yer adlarımız, Kazakça isimler… Çelyabinsk bölgesinde yerel tarih müzesine gittim, bir yazıt vardı, “Çelyabinsk bölgesi – Kazakların ve Başkurtların ülkesi” fotoğraflı bir poster vardı. Sonra yerli arkadaşlara gösterdim, çok şaşırdılar. Biz ülkemizde, kendi toprağımızda kurban rolünü oynamak istemiyoruz, ülkemizde dilimizi talep ediyoruz. Yasaya göre, Rusça hükümette kullanılabilir ama geri kalanı Kazakça’dır. Bizden şikayet ediyorlar ve bu yüzden Rusya Devlet Duması tarafından cezalandırıldık. Sonuç olarak benim ve Azerbaycan’ın eski Büyükelçisi İsfandiyar Vagabzade’nin 50 yıl boyunca Rusya’ya girmesi yasaklandı.

– Uygur Türkleri Çin’den (Doğu Türkistan’dan) sığınma talep etmek için Kazakistan’a mı geliyor?

Şimdi Kazaklar, Doğu Türkistan’dan kaçıyorlar. Başlangıçta, Kazak hükumeti onları Çin’e geri gönderdi. Oradaki insanlara ne olduğu bilinmiyor. Üç yıl önce Sayragül adında bir kadın geceleri dağlardan Kazakistan’a kaçtı. Kocası ve çocukları buradaydı. Çinlilerin şöyle bir politikası var: aileleri ayırırlar, çocuklu bir baba veya anne de ayrılabilir ve aileden biri, karı veya koca olsun, onlarla birlikte kalmalıdır. Sayragül “yeniden eğitim kampına”( Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kampları) gönderildi. Ama kaçmayı başardı. Kazak hükumeti onu sınır dışı etmeye karar verdi. Sosyal aktivistler, insan hakları aktivistleri ona destek vermek için konuşmalar yaptı. ABD müdahale etti ve Kazakistan, Çin’e geri gönderilmesine cesaret edemedi. Sayragül ve ailesi İsveç büyükelçiliğine sığındı. Sonra hepsi İsveç’e götürüldü. Oradan kaçan ve sığınan Kazaklar nedeniyle Kazakistan Çin ile bir çatışmaya gidemiyor.

Sayragul Sauytbay (Ele Kazakh Autonomous Prefecture) | Bureau of  Educational and Cultural Affairs
Toplama kampının canlı tanığı Sayragul Sauytbay’ın yaşadıkları kitaplaştırıldı

– Çin’in Kazakistan’daki etkisini nasıl değerlendirirsiniz?

– Çin son zamanlarda dişlerini göstermeye başladı. Özellikle son zamanlarda, “Hargos” gümrük noktası kapatıldı. Çünkü toplama kamplarına karşı çok fazla miting gerçekleşiyor. Yetkililerin harekete geçmesi talep ediliyor. Onlar buna kendi iç meselemiz diyorlar ama öyle değil. Yetkililer gözaltına alıyor, göstericiler hakkında idari tutuklamalar yapılıyor. Çin’de, ikamet yerlerinde Kazak liseleri, radyo ve televizyon vardı. Ama son iki yılda kapatıldılar. Uygurların zulmü başladığında, Kazaklar evde camilerde saklanmaya yardım etti. Kazaklar kitlesel olarak kamplara yerleştiriliyor. Bunu Çin’den Kazakistan’a taşınanlardan biliyorum.

– Kazaklar köklerine, ana dillerine dönüyorlar. Ülkede İslam’a karşı tutum nasıl?

 – İslam, Milli Güvenlik Kurulu’nun kontrolündedir. İmamlar her hafta bir raporla oraya gidiyorlar. Ülkemizde Müslümanlar bir şekilde radikalizme doğru itiliyor… Camiden çıktığımızda görevlilerin yanında duruyorum. Ve sakallı bir Müslüman gördüğünde “buraya gel” diye çağırırlar. Her sakal bırakan vatandaşlardan kimlik sorarlar. Müslümanlara söylüyorum: Korkmayın, onların hiçbir hakkı yok. KGB memurları, din görevlilerini gizlice kaydetmesi için bir arkadaşıma mikrofon verdi. Sınır dışı edilecekleri konusunda şantaj yaptılar, ama o Çin’den gelmişti. Ona mikrofonu veren KGB memurunu aramak zorunda kaldım. Daha sonra onu serbest bıraktılar. Türkiye’de medresede okuyan çok sayıda çocuğumuz var. Fakat Kazakistan’da onlara sahip çıkmazlar. Bizim camilerimizde Elbaşı Nursultan Nazarbayev’i adeta Peygamber’in yardımcısı olduğunu söylüyorlar. Din hocaları, anadili hakkımız için verdiğim mücadelede bizi destekliyorlar, çünkü Allah bizleri kavimleri ve kabileleri birbirimizi tanıyalım diye yarattı.