QHA, deprem bölgesi Elazığ'da...

09 Şubat 2020, 15:20
Canan Kevsercanankevser@qha.com.tr

Yeni yıl adeta felaketlerle başladı. Dünyanın bir çok yerinde ardı ardına felaket haberleri gelirken Türkiye’de de kısa süre aralığında art arda depremler yaşandı.

Richter ölçeğine göre önce 12 Ocak’ta İstanbul-Silivri açıklarında 4.7, 22 Ocak’ta Manisa-Akhisar merkezli 5.4 ve 24 Ocak’ta Elazığ-Sivrice merkezli 6.8 büyüklüğünde depremler meydana geldi.

Elazığ’da iki haftadan uzun bir süredir artçı depremler devam ediyor. 24 Ocak tarihinden itibaren 2400’den fazla artçı sarsıntı yaşandı. Bunlardan 25 tanesi ise Richter ölçeğine göre 4’ten büyük. Yetkililer ilk günden itibaren, deprem sonrasında da çok dikkatli olmaları konusunda halkı uyarıyordu.

Elazığ’da 41 kişinin hayatını kaybettiği deprem sonrasında Kırım Haber Ajansı bölgeye gitti. Deprem sonrası şehirde yaşamı, depremzedelerin durumunun ve günlük hayatlarının nasıl geçtiğinin nabzını tuttu.

Türkiye Cumhuriyeti Acil Durum ve Afet Yönetim Başkanlığı (AFAD) depremin hemen sonrasında arama ve kurtarma faaliyeti için harekete geçti. Kurtarılanlar kadar, hasar gören evlerinde kalamayacak olan vatandaşların durumu da önemliydi. Türk devleti bir yandan enkaz altındaki vatandaşlarını kurtarmaya çalışırken, diğer yandan da soğukta kalan vatandaşlarına yardım elini uzattı. Devletin dışında birçok sivil toplum kuruluşunun da harekete geçtiğini belirtmek gerek.

ÇADIR KENTE DÖNÜŞEN PARKLAR

Depremzedeler için Elazığ kentinde AFAD ve Türk Kızılayı tarafından bir çok park alanına çadırlar kuruldu. Bunlardan biri de Elazığ’ın merkezindeki en büyük sosyal alan olan Kültür Park. Her birinde bir aile barınmak üzere 500 çadır kurulan bu parkta yaklaşık 2500 kişi kalıyor. Depremzedelerin ihtiyaçlarını giderebilmeleri için seyyar tuvalet ve banyoların yanı sıra çocuklar ve yetişkinler için ayrı Psikososyal Destek çadırları ve Yetişkin acil, Çocuk acil gibi çadırlar da bulunuyor.

ÇADIRDA YAŞAM: EN BÜYÜK SORUN SOĞUK HAVA

Kış şartlarının ağır olması nedeniyle, bu soğukta en önemli sorunların başında ısınma sorunu geliyor. Elazığ’da gece -10 dereceye kadar düşen hava sıcaklığına karşı AFAD ve Türk Kızılayı depremzede çadırlarının her birine tüplü ısıtıcı, katalitik soba ya da odun sobası sağlamakta.

Depremde evleri hasar gören ve çadırda ailesiyle birlikte kalan Hacer hanımla konuştuğumuzda, ısıtıcı olsa da çadırda soğukla baş etmenin güç olduğunu vurguluyor.

“Allah devletimizden razı olsun bize yardım ettiler, el uzattılar ve her şeyi karşıladılar. Ama işte bir imkan, bir yuva gözlüyoruz. Cumartesi gününe kadar dayanabilirim ama daha fazla dayanamayacağımı düşünüyorum. Çocuğum rahatsız, duramıyorum. Devletimiz bize her şeyi sağlamış, ama nihayetinde çadır hayatı… Çok soğuk oluyor.”

AFAD koordinatörlüğünde, çadırların bulunduğu parklarda karmaşayı önleyecek düzenlemeler yapılmış ve sağlanan yardımlar için ayrı alanlar oluşturulmuş. Isıtıcı, yakacak malzeme, battaniye, yiyecek, giyecek, bebek bezi, oyuncak ve daha birçok yardımın adil bir şekilde dağıtılması için AFAD ve Kızılay ekipleri aralıksız çalışmakta. Yardımlar çadırlarda kayıtlı olan ailelerin kişi sayısına ve ihtiyaçlarına göre bizzat ekipler tarafından dağıtılıyor. Dağıtılan yardımların ise kaydı tutuluyor. Alanda güvenlik önlemleri de alınmış durumda. Depremzede çadırları 7/24 polis gözetiminde. Odun veya herhangi yanıcı bir maddenin açık alanda yakılması ise kesinlikle yasak.

YİYECEK YARDIMI

Depremzedelerin günlük yaşamlarını devam ettirmekte yaşadıkları bir diğer sorun da beslenme. Çadırlarda mutfak bulunmuyor, ancak bu konuda yine AFAD ve Türk Kızılayı ile bazı STK’lar yardım sağlıyor. Türk Kızılay’ı gönüllüsü bir vatandaş konuya ilişkin olarak, “Öncelikle çadırlarımızı gezip neler dağıttığımızı tespit edip, eksikleri elimizden geldiğince tamamlamaya çalışıyoruz. Devamında ise mobil mutfaklarda yemek dağıtımımız gerçekleşiyor.” diye konuştu.

Vatandaşların, devletin ve kurumların müdahalesinden genel olarak memnun olduğu gözlemlenebiliyor. Türk Kızılayı’nın yemek dağıttığı çadırda sırada bekleyen vatandaşlara sorduğumuzda hemen hemen hepsi kısa sürede bir düzen kurulduğunu belirtiyorlar. Bir depremzede durumu “İlk başlarda ne yapıldığı belli değildi ancak sonradan düzen oturdu. Şuan çok iyi durumda…” sözleriyle özetliyor.

EV KİRALARI ENDİŞELENDİRİYOR

Depremde birçok konutun hasar görmesinden dolayı vatandaşlarda gelecek endişesi yaşanıyor. Hasar tespit çalışmalarında ağır, orta ve az hasarlı olarak sınıflandırılmış çok sayıda ev bulunuyor. Ağır ve orta hasarlı evlerin sayılarının fazla olması Elazığ’da emlak arz-talep dengesini bozdu ve hem ev kiralarını hem de ev fiyatlarını neredeyse ikiye katladı. Çadırda kalan emekli bir depremzede, başlarını sokacakları bir ev bulamama endişesini bizimle şöyle paylaştı:

“Biz kiracıyız, bizim evimiz yok. Burada kiralar pahalandı. Normalde burada 500 TL’ye oturuyorduk, şimdi aynı bodrum katında bulunan evlere 1200 TL istiyorlar. Depremden dolayı kiralar pahalandı. Bu kiralara kimin gücü yetecek? Ancak iki kişi çalışacak ve iyi bir maaş alacak ki bu kiraları karşılasın. Benim gibi emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar için çok zor…”

AĞIR HASARLI BİNALAR DEVLET ELİYLE YIKILIYOR

Çadırlarda soğuk havaya rağmen yaşam mücadelesi sürerken, depremde yıkılan binaların ve ağır hasarlı bulunarak tehlike arz ettiği için devlet tarafından yıkılan binaların hafriyatlarının kaldırılması devam ediyor. Yıkım çalışmalarını yakından takip ederken, deprem anını bakkal dükkanında yaşayan esnaf ile konuşuyoruz. H.K., bulunduğu cadde üzerinde binalar deprem anında yıkılmamış olsa da, ağır hasar aldıkları için iki gün içerisinde devlet tarafından güvenlik maksadıyla bu binaların yıkıldığını söylüyor. Bu sırada bakkal dükkanın bulunduğu binanın hemen karşısındaki binanın yıkımı ve hafriyatının kaldırılması için hummalı bir çalışmayı birlikte izliyoruz. Esnaf H.K. o gece ve sonrasında yaşadıklarını şu ifadelerle anlatıyor:

“Deprem anında ben dükkandaydım. Sallandı. Dışarı çıktık. Diğer bina sallanıyordu. Bina aynı gün, emir geldi boşaltıldı. Eşyalarını bir kısmı alabildi, bir kısmının eşyaları yıkımda altta kaldı.”

Şehrin cadde ve sokaklarını gezerken, başka bir yıkım çalışmasına denk geliyoruz. Depremde ağır hasar gören Elazığ Ortaokulu ekipler tarafından yıkılarak, hafriyat kaldırma çalışmaları yapılıyor. Neredeyse tamamlanmak üzere. Çalışanlara, sonra ne yapacaklarını sorduğumuzda, bir başka yıkım kararı olan binaya geçeceklerini söylüyorlar. Okullarda derslerin başlaması da deprem sebebiyle ertelenmiş durumda. Kitap ve defterleri yıkıntıların arasında kalan öğrenciler eksiklerini tamamlamakta zorlanıyorlar. Türkiye’nin birçok şehrinden yardımseverler, öğrencilere de destek olmaya çalışıyor.

EVLERDEKİ EŞYALAR ÇIKARILIYOR

Hasarlı binaların çok olduğu bölgelerde gezerken, kapılara yapıştırılan notlar dikkatimizi çekiyor. Yine Türkiye’nin birçok bölgesinden gönüllü olarak gelen mühendisler, hasar tespit yaptıkları dairelerin kapısına, binanın durumuna ilişkin el yazısı ile yazılmış rapor bırakıyorlar. Ağır hasarlı binalara girişi yasaklayan şeritler çekilirken, orta hasarlı binalar için kapılara kesinlikle oturulmaz yazısı yapıştırılarak bina sakinlerinin mobilya hariç sadece kişisel eşyalarını alıp çıkmalarına izin veriliyor. Artçı depremler devam ettiği için gece bu evlerde uyunması ise kesinlikle yasak. Ana depremde zayıflayan binalar, artçı depremlerde yıkılma riskine sahip.

Bu binalardan birinin içine girerek, eşyalarını toplamakla meşgul olan ev sahipleriyle konuştuk. Depremden beridir yakınlarının evinde misafir olarak kaldıklarını öğreniyoruz. Deprem anını ve sonrasını anlatan M.F., “O an sadece ölümü düşündük. Nereden duvar gelecek, nasıl yıkılacak, nasıl altında kalacağız… Şu an psikolojimiz çok kötü. Geceleri uyuyamıyoruz. Allah’a çok şükür can kaybımız yok ama evimiz oturulacak gibi değil. Eşyalarımızdan sadece giyeceklerimizi alıyoruz, diğerleri kalacak.” diye anlattı.

Bundan sonra ne yapacaklarını sorduğumuzda, “Kiralık ev bulursak oraya taşınacağız mecburen. Şimdilik bulamadık. Sağlam bir yer bulalım istiyoruz ama oralar da çok pahalı. Bizim evimiz için orta hasar dediler. Gündüz girebilirsiniz ama gece yatmayın dediler. Büyük ihtimal bu binayı yıkacaklar.” diye konuştu.

AFET BÖLGESİ TEPKİSİ

Elazığ için devlet ve millet el ele vererek depremin yaralarını sararken, tepkiler de yok değil. Vatandaşlar arasında Elazığ’ın afet bölgesi ilan edilmemesine tepki gösteren bir kesim var. Tepkinin yüksek olmasının bir sebebi de yine depremden etkilenen komşu vilayet Malatya’nın deprem bölgesi ilan edildiği yönündeki yanlış bilgi. İsmini vermek istemeyen bir vatandaş tepkisini, “Elazığ afet bölgesi ilan edilmiyor. Sebebi ne? Depremin merkezi Elazığ. Malatya’nın 5 ilçesi afet bölgesi ilan ediliyor. Elazığ afet bölgesi diye geçmiyor. Neden, bunun sebebi ne? Sahipsiz mi bu memleket?” ifadeleriyle dile getiriyor.

Aslında devlet nezdinde “Afet Bölgesi” diye bir tanımlama bulunmuyor, ancak Afete Maruz olan Bölge diye bir tanım var ve bu ancak yaşamın sürdürülemeyeceği, vatandaşların bölgeden tahliye edilmesi gerektiği durumlarda kullanılan bir ifade. Elazığ’da yaşanan depremi kapsayan madde ise 7269 numaralı kanunda ifade edilen Genel Hayata Etkililik durumudur. Bu durum zaten Elazığ için daha ilk günden ilan edildi. Bir sonraki gün Malatya’nın 5 ilçesi de bu kapsama alındı. Kafa karışıklığı ve yanlış bilginin yayılmasının da buradan çıktığı anlaşılıyor. Elazığ’daki depremin hemen ardından, Genel Hayata Etkililik maddesini bilmeyen medya organları, ertesi gün Malatya’da 5 ilçenin bu kapsama alınmasını “Malatya afet bölgesi ilan edildi” diye haberleştirerek bilgi kirliliğine neden oldu.

YARDIM GÖNÜLLÜLERİ

Deprem sonrası Elazığ’a maddi yardımlar gelirken, dikkat çeken önemli bir nokta da Türk Kızılayı’nda görev almak için kente gelen gönüllüler. İzmir’den geldiğini belirten bir Kızılay gönüllüsü ile sohbet ederken, “Depremin olduğunu duydum. O an gelmek istedim. Çantamı, çanağımı toplayıp Elazığ’a geldim. Burada insanlara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Elimizden geleni değil, elimizden geldiğinin fazlasını yapmaya çalışıyoruz.” dedi. İzmir ile Elazığ arasında karayolu mesafesi yaklaşık 1300 kilometre, Türk insanının yardımseverliğinin mesafe tanımadığını bir kez daha görüyoruz.

YARDIMLARIN ADİL DAĞITILMASI İÇİN KAYITLAR TUTULUYOR

Özellikle depremin ilk günlerinde çıkan haberlerde yardım konusunda haksızlıkların olduğu sıkça dile getiriliyor. Bazı kişilerin tekrar tekrar yardım alarak diğer depremzedelerin yardım almasına engel olduğu belirtiliyordu. Özellikle, depremzedelerden önce davranan Suriyelilerin çadırlara yerleştirildiği bilgisi tepkilere neden olmuştu. Bu tür ifadeler tam olarak gerçeği yansıtmasa bile Suriyeli depremzedelerin olduğu da bir gerçek ve onların da yardımlardan faydalanmaları doğal.

Adının Ertuğrul olduğunu öğrendiğimiz bir Kızılay gönüllüsü, mağdur insanlara adil ve eşit şekilde yardım etmeye çalıştıklarını ifade ederek, yardımları yerine ulaştırmaya çalıştıklarını söyledi. Kişi sayısının sürekli değiştiğini ifade eden Kızılay gönüllüsü, bulundukları Kültür Parkta 500 çadırda yaklaşık 2000 kişinin bulunduğunu ifade etti. Görevinin herkesin kaydını almak ve ne yardıma ihtiyacı olduğunu tespit etmek olduğunu belirterek, “İnsanlar oldukça mağdur. Herkesin birbirinden farklı ihtiyaçları var. Biz gönüllü arkadaşlarımızla birlikte olabildiğince hızlı bir şekilde insanlara ulaşıp, yardımları teslim etmeye çalışıyoruz.” dedi.

Kızılay gönüllüsü Feyza adlı genç ise yemek ve çocuklara oyuncak dağıttıklarını, bunun yanı sıra seyyar sağlık ünitelerinin bulunduğunu ve birlikte depremzedelerin yaralarını sardıklarını anlatıyor. Genç Kızılay gönüllüsüyle sohbet ederken, Türk Kızılay’ının mobil mutfağında kullanılmak üzere yeni gıda malzemeleri geliyor. Gönüllü gençler TIR’lar içindeki koli ve kasaları taşımak için görev yerlerine gidiyorlar.

VATANDAŞ ZORLUKLARA RAĞMEN GÜLERYÜZLÜ

Tüm zorluklara ve yaşadıkları travmaya rağmen halk, gerek gönüllü ekipleri gerekse basın mensuplarını her zaman güleryüzle karşılıyor En küçük yardıma dahi defalarca kez teşekkür ediyorlar. Bu durum deprem bölgesindeki en etkileyici kısım belki de… Çocuklar ise olayın bambaşka bir boyutu. Burada kalmak nasıl diye sorduğumuzda hepsi “güzel, çok güzel, eğleniyoruz, parka gidiyoruz, arkadaşlarımız var…” gibi ifadelerle yanıt veriyorlar.

Doğal afetler her zaman kapanmayan yaralara ve travmalara sebep olmuştur. Elbette halkın bu güleryüzünün arkasında bir hüzün ve en çok da gelecek için, çocuklar için bir endişe var. Zira hala cevaplanamamış pek çok soru var. Kırım Haber Ajansı olarak halkın acılarına ortak olmayı ve endişelerini kamuoyu ile paylaşmayı, Elazığ’a koşarak giden güzel yürekli gönüllüleri tanıtmayı hedefledik. Daha yakından hissetmeniz için videomuzu izlemenizi tavsiye ederiz.

AFAD
Elazığ depremi
Gönüllüler
Kızılay
Bunlara da bakın: