Doğu Türkistan'daki toplama kamplarının tanığı Uygurlar, Cenevre'deki BM ofisinin önünde toplandı

Güncel
qha muhabir
26 Nisan 2022, 17:09
qha muhabir
26 Nisan 2022, 17:09

Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Uygur Türkleri, Cenevre’deki Birleşmiş Milletler ofisinin önünde toplandı. BM yetkililerinin Doğu Türkistan’a düzenlenecek olan ziyaretine eşlik etmeyi talep eden Uygurlar, aylardır ertelenen Uygur İnsan Hakları Raporunun bir an önce yayımlanması çağrısında bulundu.

Çin’in Doğu Türkistan’daki toplama kamplarından kurtulan Uygur Türkleri, 24 Nisan 2022 tarihinde Cenevre’deki Birleşmiş Milletler binasının önünde bir hafta sürecek bir protestoya başladı. Toplama kamplarında uygulanan işkencelerin tanıkları olan Kalbinur Sıddık, Gülbahar Celilova, Gülbahar Hatiphacı ve Ömer Bekali, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi (OHCHR) Komiseri Michelle Bachelet ile görüşme talebinde bulundu.

“OHCHR KOMİSERİNİN DOĞU TÜRKİSTAN ZİYARETİNE EŞLİK ETMEK İSTİYORUZ”

Geçen ay Komiser Bachelet, Mayıs ayında Doğu Türkistan da dahil olmak üzere bir Çin ziyareti düzenlemek için Pekin ile anlaşmaya vardığını duyurmuştu. Kamp tanıkları, BM Komiseriin Doğu Türkistan ziyaretine eşlik etmek istediklerini vurguladı.

Ürümçi’de (Urumçi) bir toplama kampında 16 ay işkence gören Gülbahar Celilova, “Onları (OHCHR) Ürümçi’deki kamplara ve hapishanelere götürmekten memnuniyet duyarım” dedi ve “Onlara eşlik etmezsek, Çin gerçeği göstermemek için elinden geleni yapacaktır. Bu yüzden bu geziye katılmayı talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“BEŞ AYDIR ERTELENEN UYGUR RAPORU ARTIK YAYIMLANSIN”

Toplama kamp tanıkları ayrıca OHCHR tarafından hazırlanan ancak ilan edilmesi aylardır ertelenen Uygur İnsan Hakları Raporu’nun artık yayımlanması çağrısında bulunuyor.

OHCHR Sözcüsü Rupert Colville, 10 Aralık 2021 tarihinde, Doğu Türkistan’daki ciddi insan hakları ihlallerine ilişkin mevcut bilgiler ışığında hazırladıkları değerlendirmeyi içeren raporu, gelecek haftalarda kamuoyuna açıklayacaklarını duyurmuştu. Ancak aradan 5 ay geçmesine rağmen henüz yayımlanmadı. OHCHR, Doğu Türkistan konusunda Çin ile işbirliği yaptığı yönünde çok eleştirilere hedef olmasına rağmen Raporun ilan edilmesini ertelemeye devam ediyor.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR


Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.