Dışişleri Bakanlığı: AB Zirvesi’nde kabul edilen kararlar beklenilen ve gereken adımları içermekten uzaktır

Güncel
Ozan Barış Erim
25 Haziran 2021, 15:53
Ozan Barış Erim
25 Haziran 2021, 15:53

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Brüksel’de gerçekleştirilen AB Devlet ve Hükumet Başkanları Zirvesi’nde alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklamada bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde ‘Türkiye’ başlığı altında kabul edilen kararlar, beklenilen ve gereken adımları içermekten uzaktır.” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Brüksel’de gerçekleştirilen AB Devlet ve Hükumet Başkanları Zirvesi’nde alınan kararlara ilişkin yazılı bir açıklamada bulundu. Türkiye’nin gerginliğin düşürülmesi, diyalog ve iş birliğinin başlatılması için üzerine düşeni fazlasıyla yerine getirdiği vurgulanan açıklamada, “AB’nin, gerginliğin düştüğünü teslim edip, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi dahil olumlu gündemi hayata geçirmeye yönelik somut kararlar almayı ertelemesi, bir oyalama taktiği, irade eksikliği ve bir iki üye ülkenin AB üyeliklerini kötüye kullanması olarak görülmektedir. Metinde adaylık statümüze atıfta bulunulmasından kaçınılması da bu görüşümüzü teyit eder niteliktedir. AB, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanlarında diyalog önermek yerine, katılım müzakerelerinin önünü açarak, 23. ve 24. fasıllarda ülkemizde daha hızlı gelişme kaydedilmesinin zeminini oluşturabilecektir.” ifadeleri kullanıldı.

“AB KENDİ HUZUR VE GÜVENLİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR”

Göç birliğinin sadece mali yardım boyutuna indirgenmesinin yanlış olduğu belirtilen açıklamada, “Önerilen yeni mali yardım paketi Türkiye’ye değil, Suriyeli sığınmacılara yönelik olup, esasen AB’nin kendi huzur ve güvenliğinin teminatı için atılacak bir adımdır. Göç iş birliğinin sadece mali boyuta indirgenmesi, büyük bir yanılgıdır. Bu alanda yakın iş birliği hedeflenmesi herkes için yararlı olacaktır.” diye bildirildi.

“AB, KIBRIS TÜRKLERİNİ YOK SAYIYOR”

Açıklamada, AB’nin Kıbrıs Türklerini yok saydığı ve eşit haklarını görmezden geldiğinin altı çizildi ve AB’nin bu tutumuna devam ettiği sürece Kıbrıs meselesine yapıcı bir katkıda bulunamayacağına belirtilerek, “Bu vesileyle AB’yi bir kez daha Ada’daki gerçekleri artık görmeye, Kıbrıs Türklerini ve müktesep eşit haklarını tanımaya ve 2004’te verdiği sözleri yerine getirmeye davet ediyoruz.” ifadeleri kullanıldı.