Çin'in nüfusu, 60 yıl sonra ilk kez azaldı

Ekonomi
Ayyıldız Huri Kaptan
29 Nisan 2021, 13:29
Ayyıldız Huri Kaptan
29 Nisan 2021, 13:29

Koronavirüsün ilk çıkış noktası ve dünyanın en kalabalık nüfusa sahip ülkesi Çin’de 60 yıl sonra bir ilk yaşandı. Nüfus politikasına yönelik sert sınırlamalarla anılan ülkede ilk kez, ülke nüfusunda düşüş kaydedildi. Çinli yetkililerin, nüfus sayımının sonuçlarını duyurmayı ertelediği öğrenildi. Uzmanlar ise düşen doğum oranları ve yaşlanan nüfusun Çin’de çalışan nüfus üzerindeki yükü artırarak ülkede üretimi sekteye uğratabileceğini öngörüyor. Ayrıca, salgının ortaya çıktığı Çin’in düşük vaka sayıları bildirilmesine rağmen vaka ve vefat sayısının çok daha fazla olduğu ileri sürülüyor.

Koronavirüs salgının ilk olarak ortaya çıktığı ve dünyaya yayıldığı Çin’de yaklaşık 60 yıl sonra ülke nüfusunun azaldığı belirtildi. Böylelikle 1950’li yıllardaki Mao döneminden bu yana ilk kez nüfusta düşüş yaşandı. Mao’nun uyguladığı sert ekonomi politikaları nedeniyle on milyonlarca insan hayatını kaybettiği Çin’de resmi rakamlara göre 1959-1961 yılları arasında nüfus 13.5 milyon azaldı. Çin’in 1959-61 yıllarındaki kıtlıktan bu yana ilk kez nüfusunun azaldığını açıklamaya hazırlandığı bildirildi.

60 YIL SONRA ÇİN NÜFUSU İLK KEZ DÜŞTÜ

Çin Ulusal İstatistik Bürosu, 2020 yılı Aralık ayında tamamlanan nüfus sayımının sonuçlarını açıklamayı erteledi. Financial Times gazetesine açıklamalarda bulunan kaynaklara göre, nüfus sayımı sonuçları ile Çin nüfusunda son 60 yılda gerçekleşen ilk düşüşün kayıtlara geçileceği bildirildi. Böylece dünyanın en kalabalık ülkesinde 2019’da 1,4 milyar sınırını geçen nüfus son nüfus sayımına göre bu sınırın altında olacak. Diğer yandan kaynaklar, hassas bir bilgi olarak görülen rakamların, farklı hükumet birimleri veriler ve sonuçları üzerinde uzlaşma sağlayana dek açıklanmayacağını aktardı.

Çin’in nüfusu 800 milyon azalacak

İKİ ÇOCUK KURALI MI ETKİLİ OLDU?

Nüfusu kontrol altına alabilmek için 1970’li yıllardan bu yana tek çocuk politikası yürütülen Çin’de, ailelerin ikinci çocuk sahibi olmasına izin verilmezken, bu kural geçen yıllarda değiştirilmişti. 2015 yılında bir ailenin iki çocuk sahibi olmasına yönelik yeni düzenleme yapıldı. Uzmanlar tarafından ülke nüfusundaki düşüşün önüne geçilmek için bu düzenlemenin de kalkması gerektiğini savunuluyor.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA SOYKIRIMA VARAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ETKİLİ OLDU MU?

Çin’in Doğu Türkistan’da işlediği insan hakları ihlalleri, asimilasyon ve baskı politikaları halinde 2017’den bu yana her geçen gün katlanarak devam ediyor. Toplama kampları ve hapishanelerde milyonlara varan Doğu Türkistanlı sistematik baskı ve cezalara maruz bırakılıyor. Çin’in resmi rakamlarına göre milyonlarca Doğu Türkistanlı seviye seviye ceza kamplarına alınmış durumda.

MAYIS 2020 TARİHLİ RAPOR: DOĞU TÜRKİSTAN’IN NÜFUSU HER GEÇEN YIL DÜŞÜYOR

Mayıs 2020’de Avustralya’nın “Mercatornet” adlı araştırma sitesinde yer alan, William Huang’ın hazırladığı “Dünya Doğu Türkistan’daki Demografik Katliama Göz Yumuyor” adlı bir raporda, Uygur nüfusunun son üç yılda ciddi ölçüde azaldığı, ancak dünyanın Doğu Türkistan’ındaki demografik değişikliğe göz yumduğu ifade edildi. Rapor, Doğu Türkistan’ın 2017’den önce Çin’deki eyaletlerle karşılaştırıldığında en yüksek doğum oranına sahip bölge olduğunu, ancak 2017’den itibaren bir yıl içinde en düşük doğum oranına sahip bölge haline geldiğini ortaya koyuyor.

Nüfus değişiminin Doğu Türkistan’da kampların kurulmasıyla başladığını belirten raporda, 2017’de bölgede 1000 kişide yüzde 15.88 olan doğum oranın, 2018’de üçte birden daha fazla bir düşüşle yüzde 10.69’a gerilediği ve yıllık doğal nüfus artış oranının 1000 kişise yüzde 11.40’tan yüzde 6.13’e düştüğü aktarıldı.

Raporda 2017’de bölgede 330.000 ila 345.000 arasında bebek doğduğu ve 2019’da bu oranın 205.000’e düştüğü, nihayetinde 2019 yılına gelindiğinde doğum oranının yüzde 8,14 olarak Çin’deki eyaletlerle karşılaştırıldığında en düşük doğum oranı haline geldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, toplama kampları ve aile planlamasının Uygur nüfusunun keskin düşüş yaşamasında etkili olduğunun altını çizdi.

Uygurlarla ilgili çalışma yapan ABD’deki Komünizm Kurbanları Anıtı Derneği araştırmacılarından Adrian Zenz, bu hususun Doğu Türkistan’daki Uygurlar için çok anormal bir durum olduğunu söyleyerek toplama kampları ve aile planlaması faktörlerine dikkat çekti. Rapora göre, Hotan ve Kaşgar, Uygurların nüfus düşüşünün en belirgin olduğu bölgeler olarak nitelendirildi.

Doğu Türkistan'daki toplama kamplarını ve keyfi tutuklamaları kanıtlayan  "Karakaş listesi" ifşa edildi!

DİNİ, ETNİK VE SİYASİ BASKILARIN MERKEZİ: DOĞU TÜRKİSTAN

Çin hükumetinin sistematik baskı ve asimilasyonlar ile dini, etnik, kültürel ve siyasal anlamda “soykırıma” varan faaliyetleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor.ABD Dışişleri Bakanlığının açıkladığı verilere göre Doğu Türkistan’da yaklaşık 2 milyona yakın Uygur Türkü ve diğer azınlıklara mensup Müslümanlar, eğitim adı altında zorla toplama kamplarında tutulmakta.

Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Pekin idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında 1 milyondan fazla Uygur Türkünü zorla tutuyor. Farklı kaynaklarda cezaevleri ile gözaltı merkezlerinde tutulanlarla birlikte bu rakamın 3-4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Çin hükumeti, dünya kamuoyundan toplama kampındaki Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri gizlemektedir. Ancak, ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2 milyonu aşkın Doğu Türkistanlı toplama kamplarında zorla tutuluyor. Çin Komünist Partisinin sistematik baskı ve şiddet politikalarına maruz kalan Uygur Türkü ve azınlıklar, birçok hak ihlali ile karşı karşıya kalmaktadır.

Çin'in Doğu Türkistan'da Toplama Kamp Sistemi Uygulamasının Amacı – Uygur  Akademisi