BM, Doğu Türkistan raporu konusunda Çin ile iş birliği yapmakla suçlandı

Güncel
qha muhabir
07 Şubat 2022, 23:10
qha muhabir
07 Şubat 2022, 23:10

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleriyle ilgili raporunun yayımlanmasını Kış Olimpiyatları sonrasına ertelemesi nedeniyle, Çin ile iş birliği yapmakla suçlandı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin (OHCHR) Çin ile Doğu Türkistan ziyareti üzerindeki görüşmelerinde yıllardır hiç ilerleme kaydetmemesi de “karşılıklı elverişli bir açmaz” olarak değerlendirildi.

BM İnsan Hakları Konseyi, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri üzerinde üç yıldır çalışıyor. Tamamlanmış olduğu düşünülen ve daha önce yayımlanması beklenen rapor konusunda OHCHR Sözcüsü Throssell yayımlanması için “bir zaman çizelgesi olmadığını”, “Kış Olimpiyatları’na kadar yayımlanmayacağını” söyledi. South China Morning Post gazetesinin elde ettiği belgeler, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin teftişi konusundaki Çin ile müzakere sürecinin ‘karşılıklı elverişli bir açmaz’ olduğu nedeniyle yıllardır ilerleme kaydetmediğini gösteriyor. İnsan hakları üzeninde çalışan çeşitli sivil toplum kuruluşları, Çin’in Doğu Türkistan’da kitlesel kısırlaştırma programları, işkence ve zorla çalıştırma dahil olmak üzere ağır insan hakları ihlalleri işlediği için Çin’i kınamaya ve bu ihlallerini durdurması için çağrı yapmaya devam ediyor.

RAPORUN YAYIMLANMASI ERTELENİYOR

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Sözcüsü Rupert Colville 10 Aralık, Çin’in Uygur Özerk Bölgesi’ndeki ciddi insan hakları ihlallerine ilişkin mevcut bilgiler ışığında hazırladıkları değerlendirmeyi içeren raporu gelecek haftalarda kamuoyuna açıklayacaklarını duyurmuştu. Ancak aradan 7-8 hafta geçmesine rağmen henüz yayımlanmadı.

Daha önce Çin hükümetinin BM’den raporun yayımlanmasının 20 Şubat’ta sona erecek olan Kış Olimpiyatları sonrasına ertelenmesini istediği bildirilmişti.

Son zamanlar komiserliğin bir diğer sözcüsü Liz Throssell açıklamasında “Korkarım raporun yayınlanması için henüz güncellenmiş bir zaman çizelgemiz yok. Ancak, bu Kış Olimpiyatları başlamadan önce yayına hazır olmayacağını düşünüyorum” dedi.

South China Morning Post gazetesinde yayımlanan haberine göre OHCHR, Doğu Türkistan bölgesindeki iddia edilen insan hakları ihlalleri hakkındaki raporu 2022 Pekin Kış Olimpiyatları’ndan önce yayınlamayacağını doğruladıktan sonra Birleşmiş Milletler ve Çin, işbirliği yapmakla ve “karşılıklı elverişli bir açmaz” üretmekle suçlanıyorlar.

DOĞU TÜRKİSTAN’A MUHTEMELEN 2022’NİN İLK YARISINDA ZİYARET GERÇEKLEŞECEK

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü Throssell, komiserliğin Doğu Türkistan’a ziyaretinin “muhtemelen 2022’nin ilk yarısında” gerçekleştirilmesi için “devam eden görüşmeler var” dedi.

“Böyle bir ziyaretin, çok çeşitli sivil toplum bireylerine ve konumlarına yönlendirme olmaksızın erişimin sağlanmasının yanı sıra hükümet yetkilileriyle üst düzey görüşmeler yapılması yoluyla anlam kazanması çok önemlidir”, “Yüksek komiserin de dediği gibi, bölgeye anlamlı ve sınırsız erişim çok önemlidir” dedi.

资料照:联合国人权事务高级专员巴切莱特

ZİYARET İÇİN GÖRÜŞMELER 3 YILDIR DEVAM EDİYOR

BM’nin İnsan Hakları Yüksek Komiseri Bachelet, Eylül 2018’den bu yana Doğu Türkistan’a bir ziyaret için Pekin ile müzakere ediyor.

Çin’in Cenevre’deki BM ofisinin daimî temsilcisi Chen Xu, 31 Mayıs 2019 tarihli bir mektuba göre, Bayan Bachelet’i “Pekin ve Uygur özerk bölgesi de dahil olmak üzere Çin’i 15-22 Haziran 2019 tarihleri ​​arasında ziyaret etmeye” davet etmişti. Mektupta, “Bu ziyaretin Çin’in insan hakları alanındaki çabaları hakkında ilk elden bilgi sağlayacağına ve dolayısıyla aramızdaki karşılıklı anlayış ve iş birliğine fayda sağlayacağına inanıyorum” denildi. Ancak Pekin, bu ziyaretin doğası gereği “dostça” olması ve bir soruşturma olarak çerçevelenmemesi gerektiğini söyledi.

Çin, daha önce Avrupa Birliği de dahil olmak üzere birkaç kuruluşa Doğu Türkistan’ı ziyaret etmek için davetiyeler gönderdi, ancak delegasyonların belirli alanlara veya kişilere özgür ve sınırsız erişime izin vermeyi reddetti.

OHCHR’nin tüzüğüne göre, böyle bir ziyaret, Bachelet’in de aradığı gibi bir “gerçek bulma görevi”, ev sahibi ülkenin değil delegasyonun şartlarına göre yürütülmelidir. “Tüm cezaevlerine, gözaltı merkezlerine ve sorgu yerlerine erişim”, “tanıklar ve diğer özel kişilerle gizli ve denetimsiz temas” dahil olmak üzere “tüm ülkede hareket özgürlüğünü” ve sorgulama özgürlüğünü güvence altına almalıdır.

ÇİN İLE OHCHR ARASINDA “KARŞILIKLI ELVERİŞLİ BİR AÇMAZ”

Sızdırılan belgeler, müzakerelerde Çin’in temel konumunun 2019’dakiyle aynı kaldığı göz önüne alındığında, müzakere sürecinin verimliliğine dair soruları gündeme getiriyor.

Eski bir BM insan hakları görevlisi olan Emma Reilly, Çin’in 2019 ve 2022’deki davetlerinin “rehberli bir turdan başka bir şey olmadığını” söyledi. Reilly ayrıca BM ile Çin arasındaki bariz mesafenin “karşılıklı elverişli bir açmaz” olduğunu belirtti.

“Üç yıldır bu ‘sınırsız erişim’ konusunda herhangi bir ilerleme olmadan müzakereler yapıyorlarsa, bu vahşetlerin kurbanları açısından, istediğinizi alamayacağınızı kabul etmeleriniz ve raporu yayımlamanız daha iyi değil mi?” diye BM’ye seslenen Reilly, BM ile Çin arasındaki bariz zıtlığı “karşılıklı elverişli bir açmaz” olarak nitelendirdi ve yetkililerin Çin’in huzurunu kaçıracak bir siyasi isteklerinin olmadığını söyledi.

İNSAN HAKLARI YÜKSEK KOMİSERLİĞİ ÇİN’LE MUHALİFLERİN BİLGİLERİNİ PAYLAŞIYOR

Reilly, BM İnsan Hakları Ofisi’nin Çin hükümetiyle muhaliflerin isimlerini paylaştığına, Çin’in muhalefetleri izlemesine yardım ettiğine dair belgeleri yayınladıktan sonra Kasım ayında BM tarafından görevden alınmıştı. Reilly’in ortaya çıkardığı belgeler Çin’in BM’nin Doğu Türkistan ve Tibet’teki hak ihlalleri iddialarını kınamasını engelleme çabalarını da gösterdi.

Belgeler ayrıca Çinli yetkililerin BM İnsan Hakları Konseyi’nden Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Dolkun İsa dahil Uygur aktivistlerle görüşmemesini istediğini ve “[Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi] yetkililerinin de bu kişilerle görüşmediğini veya sağladıkları herhangi bir materyali kabul etmediğini” söylediğini gösterdi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Çin Halk Cumhuriyeti hükumetinin sistematik baskıları ve asimilasyon politikaları ile Doğu Türkistan’da topyekûn bir halk, asimilasyon ve soykırıma uğradı, uğruyor ve uğramaktadır. Milli, dini, siyasi ve kültürel olarak Doğu Türkistan’da Çinli olmayan tüm Türk kökenli milletler bu baskının kurbanı olmaktadır. Doğu Türkistan’da soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri, her geçen gün dünya kamuoyunun daha çok gündemine geliyor. Etnik ve kültürel ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine maruz kalan Doğu Türkistanlılar, ucuz iş gücü olarak Çinli şirketlerde çalıştırılıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletlerin resmi verilerine göre ise, Çin Komünist Partisi idaresinin kültürel soykırım uyguladığı Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında milyonlarca insanı yasa dışı bir şekilde alıkoyuyor. Çin hükumeti, toplama kamplarında ve ceza kamplarında insanlık dışı şartlarda tutulan Uygur Türklerinin durumuna dair tüm verileri dünya kamuoyundan gizliyor.

ÇİN’İN  DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ CEZA KAMPLARINDA NELER YAŞANIYOR?

Doğu Türkistan’da Uygur ve diğer Türk halklarından milyonlarca kişi suçsuz yere toplama kamplarına alınmaktadır. Halen bu baskı tüm şiddetiyle devam etmektedir. Tanıkların ifadelerine göre tutuklulara işkence ediliyor. Sağlıksız şartlarda ellerinde kelepçe, ayaklarında zincirle yaşıyor. Kampta tutulanlara ne olduğu belirsiz ilaçlar ve iğneler veriliyor. Tırnak çekme, kamçı, elektrik gibi işkencelere maruz kalıyor. Kadınlar toplu tecavüze uğruyorlar.

Milyonlarca genç Doğu Türkistan’daki çalışma kamplarında veya Çin’deki fabrikalarda zorunlu köle işçi olarak çalıştırılıyor. Birçoğu toplama ve çalışma kamplarına gönderildikten sonra geride kalanlar da siyasi propaganda ezberlemeye, kamu hizmeti adıyla ücretsiz çalışmaya zorlanıyorlar. Kadınlar kısırlaştırılıyor, hamilelere zorla kürtaj yaptırılıyor. Genç kadınlar Çinlilerle evliliğe mecbur ediliyor. Ailelerinden koparılan 1 milyona yakın çocuk, çocuk toplama kamplarında asimile ediliyor. Çince konuşmaya Çince yaşamaya, Çinliler gibi beslenmeye zorlanıyor.

Milli ve dini kültür mirasları yok ediliyor. Uygur tarihi ve kültürüyle ilgili kitaplar yakılıyor. Türk- İslam mimarileri ve tarihi şahsiyetlerin türbeleri, heykelleri yok ediliyor. İnanç özgürlüğü hiçe sayılıyor. Camiler yıkılıyor. Kur’anlar yakılıyor. Namaz kılmak, oruç tutmak kampa alınma nedeni olarak gösteriliyor. Türkiye başta olmak üzere yurtdışı ülkelerinde okumuş, seyahat etmiş olmak ya da sadece bunları yapan birinin akrabası olmak bile toplama kampına alınma veya hapse atılma nedeni olabiliyor.

“Kardeş aile” projesi adı altında her aileyle ilgilenecek Çinli memur atandı. Bu “kardeşler” aile mahremiyetini çiğneyerek Uygurların evlerinde konaklıyor, aile üyelerinin rejime bağlığını denetliyorlar.