Gözde Kılıç Yaşın: Yunanistan, Arnavutluk'u kolay lokma olarak görüyor!

22 Ekim 2020, 11:21

Ege kıyılarında, deniz alanlarını sınırlandırma ve münhasır ekonomik bölge konularında Yunanistan ve Arnavutluk arasında kağıt üzerinde devam eden savaş, İyon Denizi’ndeki güvenliği tehdit ediyor. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkan ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, Kırım Haber Ajansının konuya ilişkin sorularını cevapladı.

Yunanistan, Ege, Akdeniz ve İyon denizinde neredeyse tüm komşularıyla deniz sınırlarını belirleme konusunda anlaşmazlıklar yaşıyor. Kısa süre önce Doğu Akdeniz‘de Türkiye ile kıta sahanlığı ve gaz araştırmaları konusunda savaşın eşiğine gelen ülke, Haziran ayında İtalya ile deniz yetki alanları anlaşması yapmış ardından da Ağustos ayında Mısır ile de deniz yetki alanlarıyla ilgili bir ön anlaşma imzalamıştı. Ancak Arnavutluk ile 2009 yılında İyon (Yanya) Denizi üzerinde yapılan Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması Sosyalist Edi Rama hükumetinin itirazı ile Arnavutluk Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince iki ülke deniz alanları sınırlandırılması için yeni bir anlaşmaya varamadılar. 1940 yılında İtalya’nın Arnavutluk toprakları üzerinden Yunanistan’a saldırmasından bu yana Yunanistan ve Arnavutluk, teorik olarak halen savaş durumunda.

YUNANİSTAN VE ARNAVUTLUK KARASULARI SORUNU LAHEY MAHKEMESİNDE ÇÖZÜLECEK

Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması için Tiran’ı ziyaret ederek Başbakan Edi Rama ile görüştü. Ancak iki ülke anlaşmazlıklarını çözümleyemeyerek, sorunu Hollanda’nın Lahey kentindeki uluslararası mahkemeye taşımaya karar verdi.

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Balkan ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı Gözde Kılıç Yaşın, Kırım Haber Ajansı’nın konuya ilişkin sorularını cevapladı.

“YUNANİSTAN, ARNAVUTLUK’U ADİL OLMAYAN BİR ANLAŞMAYA ZORLADI”

Yunanistan ve Arnavutluk hangi sorunlar nedeniyle Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması yapamadılar?

Yunanistan ve Arnavutluk 2009’da bir anlaşmaya varmış ancak Arnavutluk Anayasa Mahkemesi, uluslararası deniz hukuku sözleşmesine ve anayasaya aykırı bulduğu anlaşmayı iptal etmişti. Arnavutluk Anayasa Mahkemesine göre anlaşmanın içeriğinde usul ve maddi hatalar bulunmaktaydı. Konu Wikileaks belgelerine de dönemin Yunan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin Arnavutluk’ta yönetimde olan siyasiler üzerinde kurduğu AB ile ilişkilerini sabote etme tehdidini içeren yoğun baskıyla “Tiran’ın adil olmayan bir anlaşmayı kabule zorlandığı” şeklinde yansımıştı. Yunanistan, Mahkeme kararını tanımadığını söyleyerek Arnavutluk’u söz konusu anlaşmaya uymaya zorladı ve hatta AB’ye katılım şartı haline getirdi.

Yunanistan 2014’te sanki bu anlaşma yürürlükteymiş gibi bu anlaşmanın Yunanistan’a verdiği deniz alanlarını da kapsayan bir ihale haritası yayınladı. BP, Exon Mobil, Chevron, Stat Oil gibi uluslararası petrol şirketlerine ihaleye açılan 20 milyar euro kar beklenen petrol yataklarını gösteren haritadaki yirmi bölgeden ikisi, yani birinci ve dördüncü alanlar Arnavutluk’a ait deniz bölgeleriydi. Bu tarihten itibaren gerilim arttı ve sonunda 2018’de yeni bir anlaşma için görüşmeler başladı. Herhangi bir bölgede hak iddiaları çatışıyorsa devlet ihale açamaz, arama yapamaz, zaten şirketler de bölgeye gelmez.

Lahey uluslararası Adalet Divanı

YAŞIN: ARNAVUTLUK, ÇAREYİ LAHEY ADALET DİVANINA BAŞVURMAKTA BULDU

Yunanistan; tüm deniz komşuları ile Akdeniz, Ege ve İyon Denizinde genel bir Münhasır Ekonomik Bölge düzenlemesine mi gitmeye çalışıyor?

Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki gerilimden çıkış noktaları bulması gerekiyor. İtalya ile bir anlaşma imzaladı; anlaşmada Yunan halkına izah edemeyeceği koşulları kabul etti. En önemlisi tam deniz alanı olduğu iddia edilen Yunan adalarına hiç etki tanınmadı ve anakaralardan başlayan bir sınırlandırma yapıldı. Yunanistan Mısır’la da bir anlaşma imzaladı ve yıllarca masada süründürme sebebi olan Meis’i yine dikkate almadı, aldıramadı. Girit ve Rodos’a ise yarım etki tanındı. Bence Arnavutluk’u “kolay lokma” olarak görüyor. İptal edilen ve uluslararası hukuk kurallarıyla çelişen maddeler içeren 2009 Anlaşmasını, uygulaması için baskı yaptığı Arnavutluk, yeni bir anlaşma üretilemeyince çareyi Adalet Divanına başvurmada buldu. Arnavutluk, uluslararası hukukun uygulanmasını bekliyor. Muhtemelen Arnavutluk yetkilileri de farklı ülkelerin görüşlerinin burada görevlendirdikleri hakimler üzerinden Adalet Divanı’nda temsil edildiğini yani eninde sonunda adalet yerine siyasetin daha etkili olduğunu biliyordur. Ama Yunanistan’ın talepleri, uluslararası deniz hukuku hükümleriyle o kadar çelişiyor ki bunu göze almış olmalılar.

Yunanistan, İyon Denizinde karasularının hesaplanmasında adalar konusunu nasıl görüyor?

Şimdi Yunanistan’ın İtalya ve Mısır’la yaptığı anlaşmalarda kendi iddialarında ciddi tavizler verdiği ve uluslararası hukuk hükümlerine yaklaştığı iki örnek var. Anlaşmanın iptalinde dikkat çeken iki husus vardı, bunlardan biri deniz sınırının belirlenmesinde esas alınan noktalardı. İptal edilen 2009 Anlaşmasında orta hat ölçümü ya da karasuları, Arnavutluk için kıyı toprağından başlarken Yunanistan için Arnavutluk’a en yakın adasından başlıyordu. Bu Deniz Hukuku Sözleşmesinin hakkaniyet ilkesine aykırıdır. Ksamil Boğazı’ndaki Barketa (Barchetta) kayası taban çizgisinin belirlenmesinde kullanılmıştı. Hâlbuki 1982 UA Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne göre Barketa gelgitlerle sular altında kalan bir kaya olduğu için ada sayılamaz ve bu tür hesaplamalarda dikkate alınamaz. Yunanistan Barketa kayasının Korfu Adasıyla takımada oluşturduğu iddiasında bulunuyor ancak bu yine de hesaplamalarda dikkate alınamayacağı durumunu değiştirmiyor.

İyon Denizi

LAHEY HEM İYON DENİZİ HEM EGE DENİZİ İÇİN “BİTİŞİK ADALAR” KAVRAMINI NETLEŞTİRMELİ

Konu, Yunanistan’ın son dönemde işgal ettiği Türk adalarıyla da ilgili çünkü bunların diğer bazı adalarla takımada oluşturduğunu iddia ediyor. Belki Uluslararası Adalet Divanı, Arnavutluk-Yunanistan kararında bitişik ada kavramını biraz daha netleştirir. Anlaşmanın iptalinde öne çıkan ikinci önemli husus, iki ülke arasında deniz sınırının kara sınırıyla birlikte 27 Ocak 1925 Floransa Protokolü ile belirlenmiş olduğudur. Bugüne dek bu sınıra iki devlet de saygı göstermişti. Buna göre deniz sınırını Korfu yakınındaki Korfu Kanalı belirlemekteydi. Bence Arnavutluk Adalet Divanı önüne, deniz sınırını zaten belirlemiş olan Floransa Protokolü ile gidecektir. Dolayısıyla tartışılacak en önemli konu da Yunan ada, adacık ve kayalıklarına deniz yetki alanı tanınıp tanınmayacağı olacaktır.

YUNANİSTAN’DAKİ ARNAVUT AZINLIK VE ÇAMERYA ARNAVUTLARINA YAPILAN SOYKIRIM GÜNDEME BİLE GELMİYOR

Lahey’de Yunanistan – Arnavutluk karasuları sorununun nasıl bir kararla çıkacağını düşünüyorsunuz?

Mahkemeden Yunanistan’ın Mısır ve İtalya anlaşmalarını pekiştirecek bir yorum çıkma olasılığı çok yüksek. Tabi hukuk mantığı çerçevesinde bunu söylüyorum. Yoksa siyasal adaletin, hukuktan üstün tutulduğu bir sır değil. Yunanistan için kazanç Arnavutluk’la Adalet Divanı önüne sadece deniz sınırı meselesi ile sınırlandırılmış olarak gitmesidir. Yoksa iki ülke arasında çözülememiş Yunanistan’daki Arnavut azınlık, bu azınlığın din, dil ve kültürel hakları, Çamerya Arnavutlarına yönelik Yunan soykırımı gibi Yunanistan’ın hiç bahsetmek bile istemediği bir dizi sorun da var.

arnavutluk
Gözde Kılıç Yaşin
İyon Denizi
Yunanistan
Yunanistan Karasular Sorunu
Bunlara da bakın: